AKP’nin çıkarlarıyla halkın-ulusun çıkarları çatışma içinde. Bu nedenle AKP, çıkarlarını koruyacak bir muhalefet düzenliyor yeni Osmanlılık düşleriyle. Sen de Sayın Kılıçdaroğlu, bu otoriter anlayışa siyaset taşıyorsun…
Düşünselliği genç olmayan, proje ve program üretemeyen, yeni söylemler geliştiremeyen, yani; kendini rahatsız edemeyecek yaşlı lider profillerini Kayyum atamalarla muhalefet partilerinin başına getirmek istiyor. Elindeki Kayyum potansiyeline sahip liderleri öne çıkarıyor. İlkin Devlet Bahçeli’yi çıkardı ve kullanıyor. Sıra Abdullah Öcalan ve Kemal Kılıçdaroğlu’nda. Bu nedenle Özgür Özel’den, Ekrem İmamoğlu’ndan, Erkan Baş’tan, Selahattin Demirtaş’tan, Fatih Erbakan’dan, Müsavat Devrişoğlu’ndan, Ümit Özdağ’dan, Hüseyin Baş’tan korkuyor; onları silmek İstiyor, bitirmek istiyor. Oluşan muhalif toplumdan hiç haz etmiyor; ve onları ürküterek muhalefetten koparmak amacında. Ve sen sayın Kılıçdaroğlu, tüm bunlar karşısında suskunları oynuyorsun…
Ne Güzel Adamdın, Ne de Umuttun Sayın Kılıçdaroğlu!
Aynı gazete ve dergilerde yazılar yazarken tanıdım sizi ve bu adamda lider duruşu ve çok sıcak, cana yakın, kolayca kendine bağlayabilen, kendini çok çabuk sevdirebilen yapısıyla siyaset tüyü var dedim. Her şeyden önce dürüst, hoşgörülü, yoksuldan geçinmez, yoksulla geçinir kimliğiyle yazılarında kararlığı gördüm. Sen ‘Vatandaşın Vergisini Koruma Derneği’nin Genel Başkanı, ben ise Türk Mühendisler Birliği Başkanı idim. Sen aldın başını siyasete yürüdün, ben ise savruldum, dahası kendimi savurdum…
Milletvekili oldun 2002 seçimlerinde, hak etti dedik…
Uğur Dündar seni Melih Gökçek karşısında parlatırken gözümüzü kamaştırdın, Ecevit’in Umudu geliyor dedik, düşlerimizi tazeledin…
Deniz Baykal, kasıtlı kaset provokasyonu ile 2010’da istifa edince, Grup Başkan Vekili olan sen, CHP’ye Genel Başkan oldun, umudumuzun katsayısı arttı, mutlandık…
Kaset Kılıçdaroğlu’nun çekmecesindeydi dendi, kulak asmadık.
Ankara’dan İstanbul’a Adalet Yürüyüşü yaptık, umutlandık.
Öylesine etkiledin ki beni, Gandhi Kemal dedirttin kendine.
Oğlunu birileri gibi çürük çıkarmadın, askere gönderdin gururlandık.
Süleyman Demirel ve Turgut Özal’ın gözdesi dediler, kulak asmadık.
Cumhurbaşkanlığına siyasal İslamcı Ekmeleddin İhsanoğlu’nu gösterdin, bir bildiği var dedik.
MHP’nin desteklediği çatı adayı Ekmeleddin İhsanoğlu’nun 2014 Cumhurbaşkanlığı Seçimlerini kaybetmesinden sonra parti içinde sana karşı yöneltilen eleştiriler arttı, önemsemedik.
Seçilir seçilmez partiden ayrılan sağ kimlikleri milletvekili yaptın, gizdeki amaç acaba CHP’yi merkez sağa mı oturtuyor kuşkusuna kapılmamıza karşın ses çıkarmadık.
2014, 2016, 2018 ve ve 2020’de yapılan kurultaylarda da yeniden genel başkan seçildin ve CHP’yi büyük çadır koalisyonu Millet İttifakı çatısı altına soktun, sabrettik.
Ekrem İmamoğlu ile İstanbul dukalığını sonlandırdın alkışladık.
Ekrem İmamoğlu rüzgârı iktidara doğru esince, Cumhurbaşkanı Adayı olması için önerenlere, erken diyerek karşı çıktık.
Israrcı olduğun ve bizlerin de suskun kaldığı Cumhurbaşkanlığı Adaylığın gerçekleşti, fakat 14 Mayıs 2023’teki bu seçimi de kaybedince ve de…
Millet İttifakındaki Partilere TBMM’de grup kurdurtan sayıda milletvekili verince sabrımızı tükettik; çünkü, CHP’ye hükümet kurdurtacak milletvekil çıkaramayınca bizler de seni umut odamızdan çıkardık ve sorgular olduk.
Yani; hiçbir seçimi kazanamayan bir lider profili çizince dur dedik, bu denli başarısızlığınız ve bizlerin abartılı suskunluğumuz bardağı taşıran damla olunca yeter dedik.
Ve Genel Başkanlığını 38. CHP olağan kurultayında Özgür Özel’e devretmek zorunda kaldın.
Dile kolay, 2010-2013. Tam 13 yıl CHP Genel Başkanlığında, hiçbir seçimi kazanamamak ve CHP’ye hiçbir seçimi kazandıramamak.
Ve, “27 Haziran 2019-6 Mayıs 2019 arası iki kere” İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığını kazanan Ekrem İmamoğlu başarısını dahi sana bağlamıştık siyaset terbiyemiz gereği. Ama ne zaman ki Ekrem İmamoğlu rüzgârını alarak Cumhurbaşkanı olmak istedin, oy verdik, fakat gönül vermedik.
Kılıçdaroğlu nelere suskun kaldı?
Ne zaman ki İmamoğlu yine CHP’nin adayı olarak girdiği 2024 yerel seçimlerini de yüzde 51,1 oy oranıyla kazandı, ardından Türkiye Belediyeler Birliği Başkanı seçildi. Süreç içinde de; 23 Mart 2025’te CHP’nin düzenlediği Cumhurbaşkanlığı ön seçimine tek aday olarak girmesi ve 15,5 milyon oyla ön seçimi kazanması ve CHP’nin gelecekte Cumhurbaşkanlığı Adayı olarak onaylanmasıyla AKP İmamoğlu ve CHP’ye saldırı başlattı.
Ve sen sayın Kılıçdaroğlu;
30 Ekim 2024’te İstanbul’da gözaltına alınan ve 4 Kasım’da tutuklanan CHP Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer hakkındaki iddianamenin kabul edilmesine suskun kaldın…
Sırasıyla; Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat’ın ve diğer ilçe belediye başkanlarının görevden alınmasına suskun kaldın…
4-5 Kasım 2023’te yapılan CHP’nin 38. Olağan Kurultayı’nda Genel Başkanlık yarışını Özgür Özel karşısında kaybettin. Ardından Eski Hatay Büyükşehir Belediye Başkanı Lütfü Savaş ile bazı delegelerin, bu kurultayın iptali ve yetkili kurulların görevden uzaklaştırılması talebiyle davalar açmalarına suskun kaldın…
Bu nedenle 6 Nisan 2025’te yapılan 21. Olağanüstü Kurultayda Özgür Özel yeniden Genel Başkan seçildi.
Lütfü Savaş ve bazı delegelerin açtığı davalar, Ankara 42. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde birleştirildi.
Bu dava ile “mutlak butlan (hukuken kesin hükümsüzlük)” ihtimali gündeme taşındı.
Senin Genel Başkanlığını kaybetmen, AKP’den eski Antakya Belediye Başkanı (2009 yerel seçiminde) olmasına karşın 2014 yerel seçiminde CHP’den Hatay Belediye Başkanı seçtirdiğin Lütfü Savaş’ın CHP’den aday gösterilmemesi sonrasında, bu mahkeme süreçlerinin başlaması bir rastlantı olmasa gerek…
“Amaç CHP’nin başına geçmek” diyenlere hak vermek gerek. Her ne kadar hukukçuların; “Mahkeme heyetinin ne eski ne de yeni yönetimdekileri kayyum olarak belirleyemeyeceği” demesine karşın…
Ömer Faruk Eminağaoğlu bakın bu konuda neler diyor: “Eski yönetimdekiler olamaz, çünkü gelip görev üstlenebilmeleri için zaten kararın kesinleşmesi gerekiyor. Siz onlara kayyum adı altında görev verirseniz bu, istinaf ve temyiz sürecini bypass etmek olur. Aynı şekilde butlan kararı verdiğiniz bir durumda yeni yönetimi kayyum adı altında orada tutmak da yine hukukun arkasından dolanmak olur. Yaşanan süreci genel olarak, bunlar siyasi davalar, hukuk davasının da ceza davasının da meşru bir zemini, hukuki bir zemini yok.”
Suskunluğunun gizemini artırmak için; CHP Büyükşehir Belediye Başkanlarının görevden alınmasına suskun kaldınız…
İşin enteresan yanı; senin topuklu Efe Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu’nun AKP’ye geçmesine ve de tutuklanan CHP Beykoz Belediye Başkanı Alaattin Köseler’in yerine seçilen Belediye Başkan Vekili seçilen Özlem Vural Gürzel’in, CHP’den istifa etmesine ve AKP’ye geçmeye hazırlanmasına suskun kaldın…
İmamoğlu’nun İstanbul Üniversitesi’nden aldığı 31 yıllık lisans diploması 18 Mart 2025’te tartışmalı bir kararla iptal edilmesi karşısında suskun kaldın…
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Kurultayda usulsüzlük yapıldığı iddialarıyla ilgili bir soruşturma başlattı ve hazırlanan iddianame 3 Haziran’da kabul edildi.
İncelenen iddianamede, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin (İBB) yolsuzluk suçlamasıyla görevden uzaklaştırılan başkanı Ekrem İmamoğlu dahil 12 şüpheli hakkında “oylamaya hile karıştırma” suçundan bir yıldan üçer yıla kadar hapis cezası istenmesine bile suskun kaldın…
Bitmedi;
İmamoğlu’nun 19 Mart 2025’te ”terör ve örgütlü suçlar” kapsamında gözaltına alınması karşısında da suskun kaldın..
Gözaltı kararının ardından ülke genelinde hükûmet karşıtı protestolar başlamasında “sözde Adalet Yürüyüşü yapan sen” sessizliğini korudun…
İmamoğlu’nun 23 Mart 2025 tarihinde tutuklanarak cezaevine gönderilmesi karşısında, aynı günde de İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevinden geçici tedbir olarak uzaklaştırılması karşısında ve de 8 Mayıs 2025’te İmamoğlu’nun X hesabına erişim engeli getirilmesinde de suskunluğunu sürdürdün…
28 Temmuz 2025’te İmamoğlu’nun yüksek lisans diploması, “koşullarda eksiklik” bahanesiyle iptal edilmesi, ayrıca İmamoğlu’nun mezuniyet tezinin Yükseköğretim Kurulu’nun Ulusal Tez Merkezi’nden kaldırılmasına da suskun kaldın…
Böylesi bir saldırı bütünündeki hukuksuzluklar işletilirken, sizin süreci Gürsel Tekin ile ivmelendirdiğiniz izlenimini alıyorum, çünkü inadına suskunsunuz…
Ve son olarak;
YSK’nin yetkisini adeta Asliye Hukuk Mahkemesi’ne devrederek İstanbul CHP İl Başkanlığına Gürsel Tekin’ın atanmasına suskun kaldınız…
Evet; CHP’ye genel merkez bazında kayyum atanmasıyla ilgili resmi bir karar yokken, 9 farklı mahkeme, partinin 38. Olağan Kurultayı’nın iptali talebini reddetmesine karşın ve dolayısıyla parti yönetimine kayyum atanması hukuken mümkün olmamışken, aranarak bulunan 10. Mahkemece Gürsel Tekin’i kayyum atanmasına nasıl suskun kalırsınız!!!??
Ve bu adamın 5 bin polis eşliğinde, panzer ve biber gazlarıyla partilileri ve milletvekillerini perişan ederek Gürsel Tekin ve yanındaki 2 soytarıya İl binasını el geçirmeye nasıl, nasıl, nasıl suskun kalırsınız? Siz CHP’yi yıkmaya, parçalamaya çalışan ajan provokatör müsünüz!!??
Eski CHP Genel Başkanı Hikmet Çetin, kurultay davasının sonucuna göre Kemal Kılıçdaroğlu’nun yeniden dönüş niyetinde olduğunu dile getirirken, “Sonu çok kötü olur, sokağa çıkamaz” ifadelerine de suskun kaldınız…
Bölücü saldırısına uğrayınca;
Ve inek hırsızı Osman saldırınca üzülmüştük…
Bu suskunlukların bizleri üzme yanında kahrediyor…
Eğer şunu düşünüyorsanız; “Beni bu AKP, CHP’nin başına getirsin, ben hiç çekinmeden en sert muhalefeti yaparım, gerekirse halkı sokağa döker muhalefeti arkama alır AKP’yi bitiririm” diyorsan, zor bitirirsin. Sen kendini bitirirsin, CHP’yi ise hiç bitiremezsiiiin!!!!
Kemal bey, son bir şansın var; “İşleyen süreç tehlikeli. Yanlış süreç, barış zamanı, suskunluğumu bozuyorum, düne dek savaştığım AKP’nin katalizörü olamam. Gürsel Tekin’e bu süreci birileri işletti, benim üzerimden Gürsel Tekin siyasi rant peşinde. Özlem Çerçioğlu ve Özlem Gürzel yoludur onun yolu, ben buradayım ve ağabeyleriyim. CHP bölündü diyenlere söylüyorum; Gürsel Tekin ve onun yanındaki biçimsizler CHP demek değildir. Birileri, özellikle Hüsnü Mahalli gibi felaket tellallığı yaparak CHP bölündü diyemez, bu 3 AKP neferi ve paralı askerleri üzerinden…”
… demek gibi…
Teknopolitikalar
Şevket ÇORBACIOĞLU / Bizim Anadolu / 15 Eylül 2025










