|
Anatolia
Tile Türk çinilerini
Kuzey Amerika'ya pazarlıyor

VEYSEL KAYBAKİ
Gazetemizde
başlattığımız, ticari kuruluşlarımızla ilgili yazı dizisi için Anatolia
Tile firması sahipleriyle görüşmeye gitmeden önce, yarım sayfalık
bir tanıtım yazısı planlamıştım. Ama görüşme tamamlandıktan sonra,
yarım sayfalık bir tanıtım yazısının çok yetersiz kalacağını gördüm.
Çünkü ortada hâlâ tamamlanmamış, sürmekte olan olağanüstü bir ticari
girişimciliğin öyküsü vardı. Başarılı bir örnek olması açısından
ve bu öyküye temel olan girişimcilik ruhuna haksızlık yapmadan,
ana hatlarıyla anlatmaya karar verdim.
ELMAAĞAÇLI
AİLESİNİN TİCARİ GEÇMİŞİ
Hikâyemiz 1933
yılında, büyükbaba Bekir Elmaağaçlı'nın, memleketi Kayseri'den
hızlı bir kentsel değişim yaşayan yeni cumhuriyetin başkenti Ankara'ya
inşaatçılık yapmak üzere gelmeye karar vermesiyle başlar. Her tarafında
binaların, yolların, köprülerin, devlet dairelerinin yapıldığı Ankara,
hızlı bir büyüme temposuyla inşaatlar kenti olmuştur.
Dört elle işlerine
sarılan aile, inşaat işlerinde güzel para kazanıp kendilerine sağlam
bir yer edindikten sonra, inşaat girdilerindeki malzemeleri de bizzat
kendileri alıp satmaya karar verirler. Bu doğrultuda ilk olarak
Ankara Rüzgârlı sok. numara 14'te ilk dükkânlarını açarlar. Kayserili
olmanın ve ticaretin adeta genlerinde bulunmasının da etkisiyle,
işleri hızla büyümeye başlar. Zamanla, var olan yerlerinin dar gelmesi
üzerine, bu kez yine aynı sokakta, SSK hastanesinin yanındaki mağazalarına
taşınırlar.
Burada, genel
inşaat malzemeleri satışı yanında, özellikle o dönem yeni ortaya
çıkan ve hızla metal ve çimento borularının yerini almaya başlayan
plastik su ve atık su borusu üreten firmanın Ankara ve çevresi baş
bayiliğini alırlar. 1980'lere doğru inşaat sektöründeki değişme
ve gelişmelere koşut olarak, çini işinin giderek ağırlık kazanmasıyla,
çiniye özel bir önem vermeye karar verirler.
Çanakkale,
Vitra, Bozüyük Seramik gibi temel çini üreticilerinden bazılarının
bayisi, bazılarının da baş bayisi olarak, inşaat piyasasında ağırlıklarını
koymaya başlarlar.
Yeni kurulan
Hitit Seramik firmasına kurucu ortak olurlar. Satış alanlarını
genişleterek Ankara çevresine ve İç Anadolu'ya da yayılmaya başlarlar.
Artık inşaat piyasasında fiyatları belirleyen, başka bir deyişle,
masadaki büyük oyunculardan biri de artık Elmaağaçlı firmasıdır.
Ben, 1980'li
yıllarla 90'lı yılların başlarında Koç Holding Grubu içindeki
bir dağıtım firmasında satış şefi olarak çalışmaktaydım. İnşaat
piyasasıyla dolaylı ilişkim, çalıştığım firmanın General Electric
ampul ve floresanlarını satması dolayısıyla Rüzgârlı sokak ve çevresindeki
elektrik toptancılarına satış yaparken olmuştu. Müşterilerimden,
Elmaağaçlı ismini zaman zaman duyardım. O zamandan, Elmaağaçlı
firmasıyla ilgili olarak aklımda kalan tek şey, firmanın hiç
bir zaman borç para, vadeli mal veya banka kredisi kullanmadan,
tamamen nakit parayla iş yaparak, üreticilere kendi fiyatını kabul
ettirdiği ve böylece de, hiçbir rakibinde olmayan bu üstünlüğü dolaysıyla,
fiyatlarını herkesten düşük tutarak piyasayı belirlediği şeklindeydi.
Bu yazıyı hazırlarken yaptığım görüşmede de bu felsefenin tüm canlılığıyla
sürdüğüne şahit oldum.
KANADA'YA
GÖÇ
Yıllar, 1990'lara
yaklaşırken, Galip ve Orhan Elmaağaçlı kardeşler işlerini
iyice büyütmüş, piyasanın ciddi oyuncuları olarak çalışırken, Galip
Elmaağaçlı'nın çocukları Bekir, Cengiz ve Berrin, TED Ankara
Kolejinde okumaktadırlar.
İşte tam bu
dönemde, Galip Elmaağaçlı, işlerinin ve çocuklarının geleceğiyle
ilgili olarak son derece radikal bir karar alır. Dinlerken beni
çok şaşırtan ve muhafazakâr ticari değerleriyle tanınan Kayserili
tüccar karakterine hiç uymayan bu adım, inanılmaz bir uzak görüşlülük
örneğidir.
Karar, çocuklarının
kapitalist dünyanın tüm kurallarıyla işlediği Kuzey Amerika'ya (daha
güvenli olması dolaysıyla da Kanada'ya) götürülerek, eğitimlerini
burada almalarını sağlamak, böylelikle de ailenin ticari geleneğinin
yeni dünyanın görüş açısıyla yoğrulmasını gerçekleştirmektir.
İlkokul çağlarındaki
Bekir, Cengiz ve Berrin ile birlikte tüm aile 1987 yılında
Kanada'ya taşınıp Toronto'ya yerleşirler.
Artık, Ankara'daki
işletmelerinin başında amca Orhan Elmaağaçlı vardır ve baba
Galip Elmaağaçlı da zaman zaman Türkiye'ye gidip gelmekle
beraber, zamanının çoğunu Kanada'da geçirmektedir.
Hayatlarında
ilk defa tüm aile bireyleri, benliklerinin en önemli parçası olan
ticaretin ve dükkânın olmadığı, sadece okulun ve gündelik hayatın
bulunduğu bir yaşama başlarlar.
Çok uzun sürmeyecek
olan bu dönem, belki de hayatlarında ticaretin olmadığı tek dönem
olarak kalacaktır.
Baba Galip
Elmaağaçlı, daha çocukları liseyi bitirmeden, onları toplayıp
bundan sonra ne yapacaklarına dair karar vererek kaderlerini çizmelerini
ister.
Başka bir deyimle,
top, ikinci kuşağın önüne atılmıştır.
YENİ KUŞAK
SAHNEDE
Hepsi lise öğrencisi
olan üç kardeş oturup kaderlerini çizecek en önemli konuşmalarını
yaparlar.
Karar, birlik
ve beraberlik içinde, aile olarak ticaretin Kanada'da sürdürülmesi
olur.
Bu karardan
sonra, yine üç kardeş önlerine bir yol haritası çıkarır. Buna göre,
önlerindeki en önemli sorun, askerlik meselesinin çözülmesi ve eşzamanlı
olarak da ticaretin içine olabildiğince etkin olarak girilerek,
bilgi ve deneyimlerinin güncelleştirilmesidir.
Aslında üç kardeş,
adeta ticaretin içine doğmuşlardır. İlkokula başladıkları ilk günlerden
itibaren değil yaz tatillerini, hafta sonlarını bile ticarethanede
geçirmektedirler.
İşletmede, dükkânın
ve deponun süpürülmesinden tutun, malların istiflenmesine, müşterilerin
siparişlerinin ayarlanmasına, faturaların kesilmesine, banka ilişkilerinin
yürütülmesine, rekabetin araştırılmasına kadar her türlü konuda
yoğun bir bilgilenme ve deneyim kazanma süreci yaşamaktadırlar.
Başka bir deyişle, asıl okulları TED Koleji'nden çok, işletmedeki
eğitim süreci olmaktadır.
Bu dönemde Bekir
18, Cengiz 16 ve Berrin 14 yaşındadır. Lise son
sınıfta okuyan Bekir'in, askerlik zamanını biraz uzatması
için Toronto Üniversitesi'ne kaydolmasına karar verilir ve Bekir,
Makine Mühendisliği bölümüne kaydını yaptırır. Cengiz ise,
ticarete tümüyle girmek üzere, okulu bırakıp Türkiye'deki işin başına
geçmek üzere 16 yaşında Ankara'ya döner.
Artık hemen
hemen dükkândaki tüm sorumluluk 16 yaşındaki Cengiz'in üzerindedir.
Sabah çarşıda dükkânı ilk açan kişi de, son kapatan kişi de Cengiz
olup tam anlamıyla, ticari hayatın ortasındadır. Bu dönem, iş yaptıkları
piyasayla ilgili erken ustalaşma süresidir.
Bekir'in
askerlik dönemi gelince yer değişirler. Kısa dönemli askerliğin
ardından Bekir Ankara'daki işlerinin başına geçince, Cengiz
Kanada'ya dönerek, bir süre yeniden liseyi bitirmek üzere okula
başlar.
Her ne kadar
liseye başladıysa da, geçirdiği son yıldaki ticari hayatın etkisiyle
de, artık okul onun için formalitelerin yerine getirilmesinin bir
aracı olmaktan öte bir anlam taşımamaktadır. Gözü tümüyle bir an
önce Kanada'da ticaretin başlatılmasındadır. Bu vesileyle, Ankara'daki
kardeşi Bekir'e telefon açarak, deneme amaçlı bir iki konteynır
çini göndermesini ister.
Kardeşi Bekir
ve o sırada Ankara'da olan babası, bu isteğe karşı olağanüstü bir
yanıtla karşılık verirler. Deneme içerikli bir-iki konteynır mal
isteğine karşılık Cengiz'e tam 35 konteynır mal gönderilir.
Böylelikle, iki temel değere vurgu yapılır. Cengiz'e olan
tam güvenleri ve artık işe cepheden girilmesi gerekliliği.
Cengiz, ilk iş olarak Markham'da 4300 sf'lik bir depo kiralar.
Peşinden, malları indirmek üzere kullanmasını bile bilmediği bir
kaldırmaç (forklift) satın alır. Deponun kapısına dayanan kamyonlar
üzerindeki malları indirmek için, kamyon şoförlerinin de yardımıyla
kaldırmaçı kullanmasını öğrenerek, tek başına tüm malları depoya
istif eder.
Artık her gün
sabah saat 5'te deponun kapısını açmakta, saat 8.15'teki okul zamanına
kadar depoda çalışmakta, okul sonrası ise, elinde örnekleriyle kapı
kapı çini satıcılarını dolaşarak sipariş almaktadır. Aldığı siparişleri
kiraladığı kamyona tek başına yükleyerek bunları okul sonrası dağıtmaya
başlar. Tek başına yaptığı sadece bu değildir; tüm muhasebe, banka,
gümrük işleri Cengiz tarafından halledilmektedir. Durum tam
anlamıyla 'One Man Show'dur. Tek Kişilik Gösteri…

KANADA PAZARIYLA
TANIŞMA VE PAZARI ÖĞRENME SÜRECİ
Çok yoğun bir
biçimde Kanada'daki çini pazarıyla ilgili bilgilenme dönemi başlar;
pazar konuşmakta, Cengiz de dikkatlice dinlemektedir. İlk
fark ettiği şey, Türkiye ile Kanada pazarının çok farklı olduğu
olgusudur.
Türkiye'de satılan
toplam çininin % 60'ını duvar çinileri oluştururken, Kanada'da bunun
oranı % 10'lar civarındadır. Türkiye'de, parlak ve beyaz çini tercih
edilirken, burada pastel renkler kabul görmektedir.
Piyasaya çini
gönderen ülkelerin başında % 60-65 ile İtalya gelirken, ucuz çiniler
Brezilya'dan akmakta, Türk çinisi ise hiç tanınmamaktadır.
Rekabeti oluşturan
büyük firmalar için Cengiz, belki bir süre sonra yok olacaktır;
satış, muhasebe, pazarlama bölümleri olmayan tek kişilik bir girişim
olarak düşünüldüğü için, ciddiye bile alınmaz.
Ama yıl sonunda,
tüm zorluklar ve rekabete rağmen, değil 35 konteynır, 60 konteynırlık
mal satma başarısı gösterilmiştir. Bir firma ve girişimci olarak
Cengiz rüştünü ispatlamıştır.
Artan satışlarla
birlikte 1997 yılında Brampton'da ilk arsalarını alıp, 30.000 sf'lik
depo inşaatına başlarlar.
Bekir
de bu dönemde Ankara'daki işletmelerinde - deyim yerindeyse - ticari
mastırını yapıp Kanada'ya dönmüştür. Artık üç kardeş tüm enerjilerini
işe koyarak çalışmaya başlarlar.
30.000 sf'lik
ilk depoları artan satışları karşılayamayınca, 2001 yılında yeni
bir arsa alınıp 80.000 sf'lik yeni depoya geçilir. Bu depo da yetersiz
kalınca, 2004'te bugünkü yerlerindeki arsalarını alıp 275.000 sf'lik
yeni depolarına taşınırlar. Şu anda kiraladıkları ek 50.000 sf'lik
depo ile toplam 325.000 sf'lik bir depolama kapasitesiyle çalışmaktadırlar.
Depo hacmindeki
bu baş döndürücü artış, satışların ve kapasitenin vardığı noktayı
tanımlayan en güzel göstergedir.
ŞİRKETİN
TİCARİ POLİTİKASI
Her ne kadar
yer, ülke, satılan malın çeşitleri, sosyal yapı değişse de, Elmaağaçlı
ailesinde değişmeyen ve kuşaklar boyu aktarılan bazı ticari gelenekler
vardır ki, bunlar başarılarının temelindeki en önemli öğelerdir.
Bunlardan birincisi,
hiç kredi kullanmadan, peşin parayla çalışmak. Böylece, temel olarak
şu can alıcı sorunlar çözülmüş olmaktadır:
1- Mal alımlarında,
pazarlık gücünü elinde tutma ve alış fiyatını belirleme imkânı,
2- Düşük alış maliyeti dolayısıyla, rakiplerinin altında mal satma
fırsatı.
3- Gerek müşterilerine, gerekse üreticilere kredi açma imkânı.
Bir diğer önemli
aile geleneği ise, en büyük satışları, en düşük genel giderler oranıyla
yürütmektir.

Tam burada,
bir konuya değinmeden geçemeyeceğim.
Anatolia
Tile, 2008 yılında Kanada'nın en iyi yönetilen 50 firmasından
biri seçildi. Bu konuyla ilgi bilgi verirken Cengiz Elmaağaçlı
gülümseyerek, "Kanada'nın en iyi yönetilen 50 firmasından
biri seçildiğimizde, tek bir profesyonel yöneticimiz bile yoktu"
demekteydi.
12 Şubat 2008
tarihli National Post gazetesinde Anatolia Tile
ile yapılan röportajda, gazeteci Mary Teresa firmayı
"İthalatçıların İthalatçısı" diye tanımlıyor
ve şu açıklamayı yapıyordu, "…..ithalatçılar, Anatolia
Tile'dan satın aldıklarında, ilk el olan üreticiden alabilecekleri
fiyatların da altında satın alabilmektedirler…" Yazının
devamında firmanın kullanmakta olduğu yöntemle ilgili olarak, "..Bu
yöntem başarısını kanıtlamıştır. Anatolia Tile rakiplerinden
daha çok mal alıp daha hızlı ödeyip ve genel giderler payını en
az düzeyde tutarak diğerlerinden ayrılmaktadır. Ortalama bir ithalatçının
genel gider payı % 20 civarındayken, Anatolia Tile firmasında
bu oran % 3,5'tir".
Cengiz Elmaağaçlı,
"..bizim rakiplerimiz yerel çini satıcıları değildir. Biz daha
çok, buradaki alıcılara mal satmaya çalışan, diğer kıtalardaki üreticilerle
yarışıyoruz" diyor ve ekliyordu, "..Biz
gerek işletme yönetimi, gerekse fiziki mal hareketi açısından o
kadar verimli ve düşük masrafla çalışıyoruz ki, bu durum bizim çok
büyük mal alımları yapmamızı ve bu malı en uygun fiyatla ithalatçılara
satmamıza imkân veriyor; işimizdeki başarının sırrı işte buradadır."
"Firma
şu anda satışlarının % 70'ini ABD'ye yapmakta ve gelecekte ABD'deki
pazar payını genişletmeyi kendine hedef almaktadır. Bunun dışında
başta Avrupa ülkeleri olmak üzere, tüm dünyada satış yapmayı hedeflemektedir."
Anatolia
Tile mal politikası olarak, her türlü malı satmak yerine, piyasanın
en çok talep ettiği sınırlı sayıdaki çeşit üzerine yoğunlaşmak istemektedir.
Firmanın müşteri
hedefi sadece toptancılar olup bunlarla ilişkisi adeta hem üretici
fabrika hem de dağıtıcı toptancı konumundadır.
Anatolia Tile, yoğun olarak piyasa araştırması yapıp özellikle Kuzey
Amerika'da kabul görecek tasarımlar geliştirmekte ve bunları üreticilerine
yaptırmaktadır.
Bekir Elmaağaçlı
konuşmasında, '..Bizim işimiz satacağımız ürünleri sıfırdan
geliştirip bunların Kuzey Amerika'da dağıtımını yapmaktır. Kendi
yarattığımız ürünleri, çalıştığımız fabrikalar bizim için ayrıcalıklı
olarak üretmekte ve bu fabrikaların üretimlerinin büyük bir kısmını
biz almaktayız" diyor ve ekliyor, " ..pazarlama
çalışmalarımızı bütün karmaşıklığına rağmen mümkün olduğunca basit,
herkesin anlayacağı kadar kolay bir organizasyon ve programla yürütmeyi
amaçlıyoruz."
Anatolia
Tile son hızla, dünyadaki küreselleşmeye uygun olarak, bir dünya
firması olmak için kendini ve altyapısını yeni hedeflere uygun olarak
geliştirmektedir.
Bekir Elmaağaçlı,
bu konuda General Motors, Home Depot gibi büyük firmaların
kullandığı bir ticari yazılım üzerinde çalışmakta olduklarını ve
bunu hemen hemen sonuçlandırdıklarını anlattı.
Bu konuyla ilgili
olarak Kanada basınında, Anatolia Tile firmasının tanınmış
yazılım firması olan Lawson Software ile anlaşma yaptıkları
haberi yayınlandı.
Söz konusu yazılımın
sonuçlandırılmasıyla birlikte müşteriler, oldukları yerden Anatolia
Tile firmasının depolarındaki mevcut stok miktarlarını görebilecek,
kendi bürolarından siparişlerini verebilecek, ödemelerini yapacak
ve malı ne zaman alacaklarına kendileri karar verebilecek.
Ayrıca yeni
yazılım aracılığıyla, Anatolia Tile firması yöneticilerinin
dünya ölçeğindeki mal hareketlerini kolaylıkla izleyerek, daha iyi
planlama yapabilecek, malların müşterilerine zamanında varmasını
garanti altına alabilecek düzenlemeleri rahatlıkla uygulayabilecekler.
SON SÖZ
Hiç kuşkusuz
inanıyorum ki, Anatolia Tile firması, geleceğin dünya ölçeğinde
firmalarından birisi olmaya adaydır.
Bu yazı, böylesi
bir firmanın doğuşunu haber veren kısa bir tanıtımdan başka bir
şey değildir.
Hikâyenin devamı,
sessiz ve derinden yazılmaya devam etmektedir.
Temmuz 2008
|