Halkım ‘ayağa kalktım’ demek için Anayasa’ya katkı veriyor, lütfen kabul buyurun!
“Halkla birlikte düşünen yönetimler, ülkesini çağın özgün, gelişim ve değişimine entegre etme şansı yakalar ve de varsıllaştırır.”
Bu sade bir vatandaşı önerisidir ve halkın da düşünebildiğinin göstergesidir. Hep birileri düşünecek, halk peşinden koşacak değil ya!! İşte halkın da düşünebildiğinin kanıtı önerilerim:
Birinci önerim: 1961 Anayasa’sının ilk 9 maddesi tekrar yürürlüğe girmelidir: “Madde 1- Türkiye Devleti bir Cumhuriyettir. Madde 2- Türkiye Cumhuriyeti, insan haklarına ve başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, millî, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk devletidir. Madde 3- Türkiye Devleti, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür. Resmî dil Türkçedir. Başkent Ankara’dır. Madde 4- Egemenlik kayıtsız şartsız Türk Milletinindir. Millet, egemenliğini, Anayasanın koyduğu esaslara göre, yetkili organlar eliyle kullanır. Egemenliğin kullanılması, hiçbir suretle belli bir kişiye, zümreye veya sınıfa bırakılamaz. Hiçbir kimse veya organ, kaynağını Anayasadan almayan bir devlet yetkisi kullanamaz. Madde 5- Yasama yetkisi Türkiye Büyük Millet Meclisi’nindir. Bu yetki devredilemez. Madde 6- Yürütme görevi, kanunlar çerçevesinde, Cumhurbaşkanı ve Bakanlar Kurulu tarafından yerine getirilir. Madde 7- Yargı yetkisi, Türk Milleti adına bağımsız mahkemelerce kullanılır. Madde 8- Kanunlar Anayasaya aykırı olamaz. Anayasa hükümleri, yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını ve kişileri bağlayan temel hukuk kurallarıdır. Madde 9- Devlet şeklinin Cumhuriyet olduğu hakkındaki Anayasa hükmü değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif edilemez.
İkinci önerim: Siyasi ve ekonomik rant adına; İnanç ve Irk asla partilerin tüzüğünde yer almamalı. Hiç kimse çıkıp; “Ben dindarım, sen değilsin – Ben milliyetçiyim, sen değilsin!!” diyerek halkı ayrıştırmamalı, odağına insanı alan evrensel barıştan yana olmalıdır.
Üçüncü önerim: D.İ.K (Devlet İhale Kanunu) Dik durmalıdır, ikide bir bükülmemelidir yandaş sermaye yaratma adına.
Dördüncü önerim: Devlet ihaleleri asla birinci ve ikinci dereceli akrabalara verilmemeli. Bir şirkete Devlet ihalesi en çok 3 kez verilmeli. İhaleler yetkin ve yeterli şirketler arasında ayrıcalıksız olarak ilanlı olarak dağıtılmalıdır. Tıpkı İMO Genel Sekreteri iken bilirkişilikleri yeterli mühendis arkadaşlara ayrım yapmaksızın dağıttığım gibi. İhale keşif bedeli ile asla oynanmamalıdır, zorunlu haller dışında.
Beşinci önerim: İktidarların değişmez evrensel kuralı “Doğaya ve doğana” saygılı olmalı. Ekolojik ve demografik yapının bozulmaması için, HES ve fizibil (yapılabilir) olmayan su tutucu barajlar ve yayla yollarıyla halkın derelerine, ağaçlarına, vadilerine dokunmamalı. Altın bahanesiyle halkın toprakları altının üstüne getirilerek yeraltı sular zehirlenmemeli.
Altıncı önerim: Halkın vergileriyle yapılan yol köprü asla halka paralı olmamalı. Geçişlerde halka dokunmayacak miktarda Türkiye İnşa Fonu için para alınmalı. İhalelerde de ihale bedeli üzerinden ‘aynı fon için’ binde 10 miktarda kesinti yapılmalıdır.
Yedinci önerim: Üniversiteler, STÖ’ler, Partiler ve Meslek odaları (TMMOB, Tabipler, Baro ve Türmob) devlet karar alma süreçlerinde yer almalıdır.
Sekizinci önerim: Yazılı ve görsel ve de sosyal medya yanlı olmaktan çıkarılmalı ve özgür kılınmalı; ille de TRT.
Dokuzuncu önerim: Devlette görevli dost ve akrabalara liyakat esası bütününde davranılmalı, asla hak edilmeyen ayrıcalıklar uygulanmamalıdır.
Onuncu önerim: Parti içi demokrasiyi bozan lider tapınıcılığına asla meydan vermemelidir. Unutulmamalıdır ki lider monarşizmi iktidar sürecinde mutlak monarşizmi besler ve tek adam diktasına zemin hazırlar. Bu nedenle bir kişi en çok 3 kez parti genel başkanı olabilmelidir. Bu yaptırım milletvekillikleri için de geçerli kılınmalıdır.
Onbirinci önerim. Bakanların görev süreci iki buçuk yılı geçmemelidir.
Onikinci önerim: Ülke kalkınmasını esas alan yatırımlara yönelmeli, Kanal İstanbul gibi doğaya ve doğana zarar verecek projelerden kaçınmalıdır. Benzer projelerle uluslararası tekellere sömürü zemini oluşturulmamalıdır.
Onüçüncü önerim: Parti finansmanı için yandaş şirketler oluşturmamalıdır.
Ondördüncü önerim: Anayasa maddeleri kutsal kitap ayetleri değil elbet, fakat ayetleri bozan hadisler benzeri, K.H.K’ler ile bozulmamalıdır.
Ve;
Onbeşinci önerim: Cumhurbaşkanı partili veya partisiz seçilebilmeli, süresi 7 yıl olmalı ve bir daha aday yapılmamalıdır. Eğer partili ise görev süreci içinde partisiyle olan organik bağlantı kesinlikle kesilmelidir. Görev sonrası; partisi ile olan ilişkilerini sürdürebilmeli, fakat partinin Genel Başkanı olarak değil, onursal başkanı olarak ödüllendirilmelidir.
Şevket ÇORBACIOĞLU / Bizim Anadolu / 18 Ocak 2023