Eskiden ‘harp esirlerinin hatıratı’ denirdi.
Savaşta tutsak olmak nedir?
Güllük gülistan bir ortamda yaşamak mıdır?
Tutsak olmanın bir bedeli var, ödenecek.
Açlık, ağır çalışma koşulları, sayrılık, ilaçsızlık, bile bile, göz göre göre sakat kalmak…
Birinci Dünya Savaşı’nda Çarlık Rusyasının orduları Doğu Anadolu’muzu Erzincan batısına değin işgal etti.
Sarıkamış’ta kırıldı, dondu kaldı Türk ordusu. Tek kurşun atamadan tutsak düştü binlerce zabitan, erat…

Ruslar, hayvan taşınan vagonlarla, günlerce süren meşakkatli yolculukla, Türk tutsakları Vetluga Irmağı koyağında Kostroma Kampı’na koydular.
Tutsak insanın ruh dünyası… Hiç kimse bir diğerine benzemiyor. Davranışlar çok değişik. Felaketi fırsata çevirmek…
Kostroma ve diğer yerlerde Rus ordularına karşı savaşırken tutsak düşmüş Alman, Avusturyalı, Çek, Slovak subaylar var. Galiçya savaşlarındaki tutsakları alıp Rusya’nın değişik yerlerindeki kamplara yerleştirmişler.
Yalnız subaylar değil, erler de var tutsaklar arasında.
Organize olmak nedir; zaman nasıl değerlendirilir? Bunu tutsakların anılarından öğreniyoruz. Ah ile vah ile dövünmek gereksiz. Başa gelmiş bir felaket, çekilecek. Yaşamak için direnmek gerek.
Daha ilk günlerde bir planlama yapılıyor. Prusya otoritesi, Germanik inat, sebat, Doyçe kararlılığı, Alman zekâsı, tekniğe yatkınlık, fen bilimlerine bağlılık, felsefi düşüncenin sağlamlığı…
Prusya disipliniyle yetişmiş Danzigli General iyi Rusça biliyor. Subaylardan, erlerden oluşan sınıfa ders verecek.
Dortmundlu Albay mühendis, hesap hendese biliyor, dakik, son derece planlı ders işleyecek.
Stutgartlı Yarbay tarih doktoralı; Dünya tarihi, Napolyon’un Rusya’yı işgali ve sonuçları… Bismarck…
Kölnlü Binbaşı coğrafyacı idi sivil yaşamda. Dünya coğrafyasını ondan iyi kim anlatabilir?
Frankfurtlu Üsteğmen savaş öncesinde mineralog idi. Kostroma çevresinin maden ocaklarını inceliyor. Rusça ve Almanca kitaplar okuyor. Ders veriyor.
Bonnlu Yüzbaşı hukukçu… Sivil yaşamında savcı idi. Hak, hukuk… Tutsaklar da insan…
Giessenli Binbaşı veteriner… Kostroma çevresi hangi hayvanların yaşamasına uygun, cins atlar, sığır ve davar verimliliği… Araştırıyor, yazıyor. Ders de veriyor.
Mannheimli Üsteğmen mimar… Yapı konusunda uzman. Erata, zabitana mimarlığın temel ilkelerini anlatıyor.
Teğmen yerbilimci… Yaşadıkları yerin jeolojisi… Giderek Avrasya’nın…
Salzburglu Yüzbaşı meteorolog, hava olaylarını kaydedip yorumluyor; haftalık tahminleri tutuyor. Ders de veriyor.
Çek tutsaklar Almanca öğreniyor…
Avusturyalı tutsaklar Çek dilini, Slovak dilini öğreniyor.
Praglı Albay felsefe alanında bilim uzmanı… Eski Grek filozofisi, Gazali, İbn Rüşt… Ömer Hayyam…
Bratislavalı Yüzbaşı spor eğitmeni… Bırakmak yok, bu tutsaklık bitecek bir gün. Her sabah o koyağın ünlü soğuğunda jimnastik hareketleriyle sağlıklı tutuyor insanları.
Slovak yüzbaşı psikiyatr… Kamptakilerin ruh sağlığını korumak için muayene ediyor, hem de ders veriyor.
Pilsenli Çek teğmen savaş öncesinde teoloji doçenti. Kendisi Katolik olsa da, Martin Lüter Protestanlığında Rus Ortodoksluğunu incelemek için tutsaklık günleri bulunmaz bir fırsat. Bu arada dinler tarihi dersi veriyor öğrencilere. Haber alan kent aydınlarından gelenler de oluyor. Almancası, Rusçası zayıf olsa da, anlattıkları tebessümle karşılanıyor ve anlaşılıyor.
Berlinli Binbaşı hekim… Sayrı düşenleri muayene ediyor. Zor da olsa, kendi kendine ilaç yapıyor, sağlığına kavuşturuyor askerleri. Kentin bir eczacısı ile gizlice çalışarak ilaç üretiyor.
Viyanalı yarbay bir sosyal antropolog… Kostroma çevresinde etnik yapı özellikleri üzerinde duruyor. Notlarını ülkesine dönünce kitaplaştıracak. Dersleri ilgi görüyor. Kentin lisesinden gelen eğitmenler de dinliyor bu dersleri.
Berlinli Yarbay, sivil yaşamında resim yapmayı severdi. Dersler veriyor. Kostroma kenti çevresinin pitoresk görünümleri pek uygun resim için. Suluboya, yağlı boya, kurşun kalem desenler yapıyor. Tutsak kampının komutanı aracı oluyor, kentin en büyük sergi salonunda eserlerini sunuyor, takdir topluyor.
Lengüistik uzmanı dilbilimciler var; yaşadıkları beldede incelemelere başlıyorlar. Rus dilinin inceliklerini öğreniyorlar. İlk günlerden, ilk aylardan sonra giderek daha gevşek bir düzen yaşanıyor. Eski sıkı güvenlik önlemleri kaldırılınca kentin pek varsıl kütüphanesi keşfediliyor. Rus, Alman, Fransız yazarların kitapları… Orijinal… Bu bir hazine… Küme küme gidip bazı dersleri orada yapıyor eğitimci subaylar.
Dresdenli Yüzbaşı bir kompozitör, piyanist… Çaykovski’yi yorumluyor. Müzik salonunda konser veriyor.
Münihli Binbaşı ressam…Ayvazovski’yi inceliyor. Rus dilinde konferans veriyor, takdir ediliyor.
Her bilgi kayıt altında. Günü gününe işleniyor defterlere… Güzel yazısı olan erler bu işle görevlendirilmiş. Yıl yıl… Sınavlar yapılıyor. Kimse kuşkulanmıyor değerlendirmelerden. Kuyumcu terazisi gibi titiz… Başarısız olanlar bütünlemeye (ikmal imtihanı) kalıyor, çalışıp geçiyor sınıfını. Notlar işleniyor çizelgelere…
Tutsak kampına ortaokul mezunu olarak gelenler 3 yıl sonra binbir değişik yollardan memleketlerine dönünce lise mezunu olarak, kaldıkları yerden mesleklerini icra ediyorlar. Kimileri üniversitelere gidiyor, bilimsel çalışmalara katılıyorlar.
Hiçbir kurum bu belgeleri reddetmiyor. Olduğu gibi kabul ediyorlar. Asla şaibe yok.
Kostroma Tutsak Kampı… Açlık, yokluk, sayrılık…
Felaketi kader olarak kabul etmeyip, özünü yetiştirenler kurtuluyor…
1917 sonrası Rusya yeni bir döneme giriyor… Tutsaklar özgür kalıyor…
Her bir tutsağın yaşamı bir roman…
Bu yazıyı bize Dr Ali Nejad Ölçen’in yayına hazırladığı ve İngilizceye de çevrilen VETLUGA IRMAĞI adlı kitabı esin verdi, yazdırdı. Mühendis ve ekonomist Dr Ölçen, Sarıkamış’ta tutsak düşen babası Mehmet Arif Bey’in anılarını Osmanlı elifbasından Latin-Türk alfabesine aktarmış ve tutsak yazınının en dikkate değer eserlerinden birini bize sunmuştur.
Sarıkamış’ta, Galiçya’da, Filistin’de, Basra-Bağdat’ta tutsak düşen askerlerimizin aziz hatıralarına derin saygı ile…
——————————–
9 Nisan 2026. Acıbadem
Prof. Dr. Emrullah Güney / Dünden Bugüne / Bizim Anadolu / 20 Temmuz 2026










