AnaSayfa/Accueil/Home » Tüm Haberler » Zamanı da Osmanlılaştırdılar

Zamanı da Osmanlılaştırdılar

Zamanı da Osmanlılaştırdılar

Zamanları da Osmanlılaştırdılar

Yaz saatini de sabitleyerek arz-ı halife ile evrensel zamanı da İslamlaştırdık.

 
 
 

 
 
 
Haber; “Kış saati uygulamasına son verilerek yaz saati kalıcı hale getirildi… Artık; Ekim ayının sonunda saatlerimizi 1 saat erkene almayacağız…”..

Evet; gündemlerin efendisi yeni bir gündemle karşımızda…

Gerekçesi; gün ışığından daha fazla yararlanarak, daha az elektrik harcamak… Ve de, psikolojik uyum sorununu çözmek…

Ciddi olamazsın, samimi hiç değilsin; “Sen, ülkemin evrensel saati ile oynayarak, elektrik tasarruf edeceğine, Türkiye’mizdeki; yıllık zararı milyar doları aşan doğal gaz kaçaklarının ve toplam enerjinin % 35’ine ulaşmış kaçak elektrik kullanımının önüne geç…”… Psikolojik uyum sorununu değil çözmek, insanların kimyasını bozdun be!!

Yoo, yoo, senin ‘biraz sonra değineceğim’ buradaki amacın belli!!

Pek çok insanımızın bilmediği gibi;Osmanlı devrinde bütün Müslümanlar saatlerini, Ayasofya Caminin kubbesinden geçen ve Arz-ı Halife veya Arz-ı İstanbul denilen meridyene göre ayar ederlerdi. Bu uygulama 1925’te 697 sayılı; “Günün Yirmi Dört Saate Taksimine Dair Kanun” ile birlikte, saat diliminde de uluslararası bir standart haline gelmiş olan, “Greenwich mean time-GMT (Greenwich ortalama zamanı)” sistemi kabul edilmiştir.

Böylelikle dünya’da; saatlerin standartlaşması gerçekleşti. Bu modernizmin kaçınılmaz zorunluluğu idi. İdi, çünkü; Modern öncesi zamanlar boyunca saat büyük bir iktidar alanıydı. Kilise çanları veya bizdeki,vakti tespit edenlerin çeşitli aletlerle namaz vaktini belirlediği, gözlem yaparak zamanı tespit ettikleri mekân, iktidarların dışa vuran göstergeleriydi. Bu nedenle; modern öncesinin ideolojik zamanları evrensel zamana dönüştürüldü.
Bu bir; dünyanın uzlaşı, dayanışma ve paylaşım boyutundaki evrensel sosyal anlaşma idi. Gerçi; bu evrensel paylaşım ve de dayanışma saati kapitalistler tarafından, emek boyutunda bozuldu bozulmasına da, günümüzde ‘İlle de ülkemde’ dinlerin kutuplaşması sınırına taşınmaya başlanmıştır…

Önce, İslami siyasi projeler doğrultusunda; İslam’da olmayan türban, sonrasında İslami saat dilimi…

Evet; İslami saat dilimi: Kimsenin üzerinde durmadığı bir olay 11 Ocak 2015’te yaşanmıştı: Bugün bütün dünya ile birlikte biz de saatlerimizi sıfır meridyeninin geçtiğine inanılan İngiltere’deki Greenwich’e göre ayarlıyoruz. Ama henüz 130 yıl öncesine kadar sıfır meridyeni İstanbul’dan geçiyor ve hem zamanın hem de dünyanın merkezi İstanbul sayılıyordu. Bu gerçeği Osmanlı arşivlerinden çıkardığı haritalarla ispatlayan astronom Yakup Emre, “Arşivlerimizdeki belgeler tarihi yeniden yazdırır” diyor.

Başlangıç meridyeninin İstanbul olarak belirlenmesinin anlamı,Osmanlı için halifeliğin bir nişanı olmasıdır. Bu yüzden Osmanlı’nın hâkim olduğu toprakları gösteren haritalarda baş meridyen olan Ayasofya Camii’nin kubbesinden geçen meridyene “Arz-ı Halife” veya “Arz-ı İstanbul” deniliyordu. Çünkü Halife-i Mü’minin İstanbul’dadır. Hâlen İstanbul’u esas alarak namazlarını kılan ülkeler mevcut. Mesela Afganistan’da bayram namazı vaktini İstanbul esas alarak kılıyorlar. Sebeb ise Halife-i Mü’minin ile aynı anda bayram namazını eda edelim düşüncesidir. Fakat; şöyle bir durumdan da söz edilir; İstanbul ve Mekke yarışması olarak; “Mekke yönetimi yaptıkları saat kulesiyle Mekke merkezli bir zaman uygulaması başlatmak istiyorlar. Nedeni; İstanbul’un bir de zamanda sıfırı vardı, bunu da engellemeleri lazım. Mekke’deki saat kulesi bu yüzden ortaya çıkıyor.”

Greeenwich esas alındıktan sonra artık bütün hesaplar oraya göre yapılıyor. Dünya’nın düzenini saatini programını İngilizler ayarlıyor. Borsaların açılıp kapanması uçakların kalkış saatleri hep Greenwich’e göre ayarlanıyor.

Meridyen diğer adıyla tûl zaman hesaplarının, konum tespitinin yapılabilmesi için dünya üzerine çizdiğimiz hayali çizgilerdir. Çeşitli uygarlıklar bu hayali çizgileri farklı coğrafyalarda başlatmışlardır. Örneğin; Timur Devleti’nin Hükümdarı Semerkant rasathanesinin kurucusu Uluğ Bey, Kamçatka’nın doğusundan geçen meridyeni başlangıç olarak esas almış. Milattan sonra 2. yüzyılda yaşamış astronominin temel taşlarından İskenderiyeli Yunan astronom ve coğrafyacı Batlamyus El Macesti kitabında Kanarya Adalarını esas almıştır. Sonrasında; Osmanlı Devleti İstanbul’u, İngiltereliler Greenwich’i, Fransalılar Paris’i esas almıştır. Yani biraz siyasallaştırmışlardır ve önemli değildir. Biliyoruz ki bu çizgiler toplamda 360 adettir. Doğu Batı diye ayrılabilmesi için bir (0) meridyen icap etmektedir. Bu (0) meridyen Dünya’nın herhangi bir yerinden geçirilebilir.

Roma İmparatoru I. Konstantin tarafından bugünkü Sultanahmet Meydanı’na 4. yüzyılda yerleştirildiği düşünülen –ki bugün hala orada duran- Milyon Taşı, İstanbul’u dünyanın merkezi olarak konumlandırmıştı. Bizans ve Osmanlı dönemlerinde de şehir bu merkeziliğini korumuştur. Milyon Taşı (sıfır taşı) dünyayı Doğu ve Batı diye ikiye ayırırken, Coğrafya biliminde kullanılan boylamların ilki olan Sıfır Boylam da Ayasofya’nın hilalinden geçiyor diye kabul edilmişti. Zaman da buna göre belirlenmiş ve uzun yıllar pek çok ülke saatlerini İstanbul’a göre ayarlamışlardı. Ta ki 1884 yılına kadar.

Sonunda;1884 yılında Washington’da Uluslararası Meridyen Kongresi adıyla bir toplantı düzenlenir. Yirmi dört ülkeden temsilcilerin katıldığı toplantıda Osmanlı’yı Ahmet Rüstem Efendi temsil eder. Osmanlı’nın ‘şerhli evet’iyle başlangıç meridyeni Greenwich’e taşınır. İngilizler 1886’da Yerebatan Sarnıcı’nın girişi kapısı kısmındaki Milyon Taşı’nın yarısını kesip Greenwich’e götürdüler…

Doğrudur da, şu gerçeği de es geçemeyiz; batı emperyalizmi, salt Osmanlı’nın topraklarını değil, Osmanlı’nın zamanını da çalmış. Şimdi yapılmak istenen; Yeni Osmanlılık bütününde bu değerleri eline geçirmek. Amaç bu ise varım, fakat bu duruşla karanlık zaman getirilmek isteniyorsa yokum…
Arap’la aynı anda namaz kılma amaçlı geliyor bana bu zaman ayarlaması. Yıllardır batı’yla olan saat farkı kapansın diyen bizlere dayatılan zamansızlığa bak. Gerçekten düşündürücü; Edirne’de yaşa; 15 dakikalık Yunanistan’a git ve 1 saat geri kal, olacak iş mi?! Bu nedenle; amacın yavaş – yavaş Osmanlılaşma olduğunu göz ardı edemeyiz;… İstanbul’daki Osmanlı yapılarının restorasyonu, Osmanlı padişahlarına özentili camiler ve saraylar inşası, Osmanlı meydan muharebelerle örtüştürülmeye çalışılan sınır ötesi harekatlar, modern ve bayındır yapılara Osmanlı padişahlarının adının verilmesi, tesettür ve şimdi İslam dünyasının saatine dönüş… Bakalım nereye kadar taşıyacaklar? Galiba; Cumartesi ve Pazar dinlencelerinin Perşembe ve Cuma günlerine taşınmasına kadar…

Çocukluk tekerlemesidir; “Burası yaz köşesi burası kış köşesi, ortada su şişesi”. Evrildi bu tekerleme artık; “Burası yaz köşesi burası kış köşesi, ortada modernizme savaş açmışın karanlıktaki sesi.”

Zamanın Başlangıç Noktası / Sıfır Meridyeni; Greenwich’i ve karanlığa yol alışımızı tanıyalım:

Başlangıç meridyeni nedir? Boylam olarak da isimlendirilen meridyenler, dünyanın orta bölümünden geçtiği “var sayılan” Ekvator Çizgisi’ne dik açı yapacak şekilde geçtiği kabul edilen “varsayımsal” coğrafi çizgilerdir. Dünya üzerinde yer belirleme ve yön bulmaya yarayan meridyenler, Kuzey ve Güney Yarımküresi toplamda 360 “eşit” parçaya böler… 1675 yılında Londra’nın Güneydoğusu’nda kurulan Greenwich Gözlemevi, meridyenlerin derecelendirilmesi sisteminde başlangıç yani 0 meridyeninin geçtiği yer olarak tanımlandı… “Greenwich mean time-GMT(Greenwich ortalama zamanı)”, dünya çapında zaman dilimlerini hesaplamak için temel olarak kullanılan Greenwich’te saat (İngiltere). Dahası; GMT (Greenwich Mean Time), adını başlangıç meridyeninin geçtiği Londra’nın güney doğu banliyösü Greenwich’ten alan bir zaman dilimidir.

Notumdur, biraz dur: “Greenwich meridyeni sadece İngiltere’den geçmiyor. “0 boylamı” Fransa, İspanya, Cezayir, Burkina Faso ve Gana gibi ülkelerden de geçerek, dünyanın doğu ile batı yarım küresini ayırıyor…” İspanya’da geçtiği noktayı Ağustos’da ‘dileklerde bulunarak’ geçtik… Tek dileğimiz, ülkemizin karanlıktan kurtulması oldu…

Bu “0 meridyen”den doğuya doğru gidildikçe ileri, batıya doğru gidildikçe geri gidilmiş olur. Her derece arası 4 dakika olduğundan 15 derecelik her dilim bir saat olarak kabul edilmiştir. Böylece 12 saat doğuda, 12 saat batıda olmak üzere, yeryüzü 24 saat dilimine bölünmüştür. Dünyadaki saat ayarlaması, işte bu Greenwich’ten geçen meridyene göre yapılır.

Yaz saati kalıcı hale gelince; ne olacak? Ne olacak; karanlıkta işimize gidecek, karanlıkta evimize döneceğiz. Anlayacağın, ülkemin karanlığı kurumsallaşıyor!!

Çünkü; ‘Greenwich Mean Time (GMT)’imiz değişti. Artık; Greenwich’te O saat 0’ken Türkiye’de 2 olan saat 3 olacak. Yani Türkiye’miz Batı’dan 1 saat uzaklaşacak ve doğuya, İslam ülkelerine göre saatini ayarlamış oldu.

Dahası; Londra; Greenwich’te GMT hep sıfır. Londra’dan doğuya doğru gittikçe saat dilimleri, artan şekilde GMT +1, +2 diye gidiyor, Batıya doğru gittikçe de GMT, artan şekilde -1, -2 diye gidiyor.

Örneğin;

Türkiye’de saat 14.00’ken Londra’da saat 12.00, yani bizden 2 saat geri; New York ise, bizden 7 saat geri…

Dünyamız, bildiğiniz gibi pek mükemmel olmasa da küre şeklinde. Ve 3 boyutlu. Biz onu daire şeklinde, yani 2 boyutlu olarak hesaplarımıza esas alıyoruz… Yine bilmediğimiz gibi, dünyamız, kendi ekseni etrafında attığı bir tam tura ‘gün’ diyoruz. Ve de bunu 1 tam turu zaman birimi olarak kullanıyoruz. Ne zaman bulguladığımız belli olmayan; 1 günü 24 tane birbirine eşit ‘saat’ten oluşturmuşuz. Saatleri 60 dakika, 1 dakikayı da 60 saniye yapmışız.

Dünyaya tepeden bakınca, bir daire olarak 2 boyutlu olarak karşınıza çıkıyor. Bir daire, 360 açı derecesidir. Bir gün, 24 saat, yani 1440 dakikadır… 360 derecelik bir çemberde 0 dereceden bir tam tur atıp yeniden aynı noktaya gelmek 1440 dakika sürdüğüne göre, 360 derecenin her biri 4 dakikadır. Yani, dünyanın kendi ekseni etrafında bir derecelik dönüşü 4 dakikada gerçekleşir. Dahası; dünya her dört dakika geçişinde kendi ekseni etrafında 1/360 kadar dönmüş demektir. İşte, yine bilmediğimiz gibi; bu bilgiler sayesinde denizlerde ve gökyüzünde yolumuzu bulabiliriz, haritada nerede olduğumuzu biliriz…

Fakat, 2002’den sonra; Karada, havada ve denizde yönümüzü kaybettik ve bindik bir alamete gidiyoruz kıyamete…

 

evesbere@gmail.com

 

Şevket Çorbacıoğlu / Bizim Anadolu

 

Paylaşın, dostlarınızın da haberi olsun…

 

 

 

Share with your friends / Partagez avec vos amiEs / Dostlarınızla paylaşın...
  • 1
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
    1
    Share