AnaSayfa/Accueil/Home » Gündem-Güncel » Yanlış Yapan Yöneticiler

Yanlış Yapan Yöneticiler

Yanlış Yapan Yöneticiler

Yanlış yapan yöneticileri halka şikâyet etmeli mi?

Kanada’da yanlışı ortaya çıkaran yurttaşlar korunuyor mu? / Özdemir Ergin yazdı.

 

 

 

 

Yanlış yapan üst düzey yöneticileri şikâyet edebilmenin sebebi ve koşulları:

Üst düzey memurları ve seçilmiş yöneticileri halka şikâyet etmek akıllı bir eylem midir? Evet ise hangi koşullarda? Charbonneau Komisyonu’na yol açan kamu ihaleleri ve siyasi partilerin finansmanı etrafındaki yolsuzluklar hakkında anket yapan Kebekli gazetecilerin ve onların kaynak kişilerinin Kebek iktidarı tarafından gizlice izlenme skandalı, yöneticileri halka şikâyet edebilme hakkı ile ilgili yasaları ve tartışmaları yeniden canlandırdı.

 

Yanlış yapan üst düzey yöneticileri şikâyet etmenin sebebi ve amacı nedir?

Amaç toplumun rızası olmadan resmi görevin gizlice yanlış yerlere yönlendirilmesini önlemek için ve yöneticilerin yükümlülüklerinden kaçışlarını engellemek için yanlış yapan üst düzey yöneticileri yapıcı şekilde şikâyet edilebilmesidir. Çünkü yöneticilere verilen görevlerin kontrolü sağlamca yapılmaz ise ve onlara karşı körü körüne güven sergilersek krizlerin doğmasına yardım etmiş oluruz. Üst düzey yöneticilerin usulsüzlükleri zamanında halka bildirilmez ise ve anormallikler bir birine eklenirse toplumun güvenliği, sağlığı, çevre güvenliği ve kamu finansı gibi mühim konularda düzensizlikler belirip ülke yönetimi derin krizlere doğru yol alır. Sonuçta şikâyet etme mekanizması yönetimin kamu ahlakına uygun şekilde icra edilmesini kontrol etmeye yarayan gerekli bir imkândır.

Yanlış yapan üst düzey yöneticileri «halka şikâyet edebilme sistemi» sosyal bilimler alanında araştırıldığı gibi ve Kanada’nın C-11’inci ve Kebek eyaletinin 87’nci kanunlarının ele almaya çalıştıkları gibi üç boyutlu mekanizmadan oluşur. Birinci boyut kabul edilmeyen eylem ve davranışları belirtir (görev ihmali, ihale usulsüzlükleri, yolsuzluklar, çevreye zarar verme, toplumun sağlığını ve güvenliğini ciddi anlamda tehlikeye sokmak gibi). Böylece bu alanlarda sorunlar çıkınca yöneticiler biz yapmadık, yapanları görmedik, önleyemedik, yeterli tepkiyi veremedik diyerek yükümlülüklerinden kaçamayacaklar, çünkü görevde bu riskleri öngörmemek ve oluşan problemlere zamanında müdahale etmemek kabul edilmeyen davranışlar listesine girecek. Halka şikâyet etme sisteminin ikinci boyutu ise yapılan şikâyetlerin yönetimin kamu ahlakına uygun şekilde icra edilmesini kontrol eden bağımsız ve yetkin kurumlar (Sayıştay, Seçim Kurumu, etik kurumları…) tarafından sonuna kadar etkin şekilde takip edilmesine tekabül eder. Şikâyet mekanizmasının üçüncü boyutu özellikle şikâyetçiyi gerçekten korumaya ve savunmaya yarayan kararları, kurumları ve kaynakçaları içerir. Bilindiği gibi üst düzeyde yapılan yanlışları şikâyet eden kişiler korunmadıkları takdirde hayatları cehennem olur, psikolojik baskılara, sosyal ve mesleki dışlamalara maruz kalırlar, kimi zaman öldürülürler. Şikâyet işini bireysel kahramanlığa ve sonuçları trajik olan tesadüflere bırakamayız; kurumsal şekilde şikâyetçileri korumak gerekiyor.

 

Hukuk sistemimiz bu problemlere karşı koyabilecek düzeyde mi?

Kanada Federasyonu’nun C-11’inci kanunu ve Kebek eyaletinin 87’nci kanun projesi yanlış yapan yöneticilerin şikâyet edilebilmelerini kolaylaştırmayı amaçlamalarına rağmen en önemli noktalardan birinde çok yetersizdirler. Yani acil durumlarda şikâyetçilere şikâyetlerini bulundukları kurumlara değil direkt halka, kamuoyuna iletebilme imkânı sağlanması konusu oldukça yetersiz kalıyor. Şikâyetler devletin klasik kurumlarında kalınca örtbas edilebiliyorlar ama şikâyetler kamuoyuna bildirilince durumun ciddiyetini ve aciliyetini örtbas etmek zorlaşıyor; özellikle aşağıda ifade edileceği gibi klasik kurumların üstünde olan bağımsız yetkin kontrol kurumları devreye girince ve de şikâyetçiler sağlamca korundukları zaman yanlışları örtbas etmek zorlaşıyor. Aksi takdirde şikâyetler takip edilmiyor, yaptırım olmuyor ve şikâyetçilerin hayatı tehlikeye giriyor. Okuma yapıldığında C-11’inci kanun dışarıya giden şikâyetçilerin korunma altına alınmayacaklarını ilan ediyor ve 87’nci kanun projesi dışarıya giden şikâyetçiye kısıtlamalar getirerek şikâyet yolunu tıkıyor. Bu yetersizliklerin giderilmesi kaçınılmaz. Bunun için gerekli koşulları incelemeliyiz ve uygulamalıyız.

 

Hangi koşullarda üst düzey yöneticilerin yanlışlarını sağlıklı şekilde kamu oyuna şikâyet edebiliriz?

Dışarıya şikâyet mekanizması üst düzey yöneticileri ürkütüyor ama vatandaşlar bunun sağlıklı şekilde yapılmasının koşullarını tartışıp ortaya koyuyor. Şikâyetlerin kamuoyuna makul bir şekilde gidebilmesi için gerekli koşullardan bazıları şunlar olabilir:

Birinci koşul olarak şikâyetler üst düzey yöneticilerin kurumsal görev alanındaki yetersizlikleri üzerine odaklanmalıdır. Kurumsal yaklaşımda kamu görevlilerine körü körüne güven duyulmaz, onlardan sadece mesleki kabiliyetlerini hatasız icra etmelerini ve görev yükümlülüğünü yanlışsız yerine getirmelerini bekler; aksi takdirde idari ve hatta hukuki yaptırımlar devreye girer. Kamusal ahlak alanı meslek ahlakı, mesleki kabiliyet, risk öngörüsü, risk yönetimi, görev sorumluluğunu icra edebilme gibi kavramlar teşkil eder. Kişisel ilişkilerde güven kazanımı veya kaybı kişilerin huy yapısına ve kendi kendilerini kontrol edebilme yapısına göre ele alınır. Özellikle bireyler ihanet karşısında ya şiddetle öç alma hissi ile veya çok cömertçe affetme hissi ile hareket ederler. Bireysel ahlak alanı kendi kendine hakim olamak, irade kontrolü yapmak, iyi huylu olmak gibi kavramlardan oluşur. Kamu yönetimindeki ve hizmetindeki problemler bireysel ahlaka indirgenirse, problemler iyiler ve kötüler senaryosu içinde işlenmeye başlar, böylece şikâyetçiler harcanan kahramanlar rolünü oynarlar, yanlış yapan yöneticiler ise kötü huylu kokuşmuş çürük elma gibi ele alınırlar; bir kaç tanesi sepetten atılır ama yanlış düzen devam eder, kamu görevi kontrolü yapılmaz, bağımsız denetleme mekanizmaları oluşmaz.

İkinci koşulda şikâyetlerin dışarıya kamuoyuna yapılmasını istiyorsak şikâyet mekanizması sadece üst düzey görevlileri (yüksek rütbeli memurları ve seçilmiş adayları) hedef almalıdır. Böylece kamu ortamında çalışan memurların çoğunluğu bu mekanizmanın baskısını hissetmeyeceklerdir ve iş ortamları dengeli olabilecektir.

Üçüncü koşul ise bağımsız denetleme kurumlarının etkin bir şekilde işletilmesidir. Bu koşul ile tepeden inme dikey otoritercilik, tek adamlık otoritercilik tehlikeleri giderilebiliyor, ayriyeten yatay şekilde kurumların yetkilerinin telef edilmesini ve etkisiz şekilde dağılmasını önleyebiliyor.
Dördüncü koşulda şikâyet mekanizmasını kullanmadan önce üst düzey yöneticileri uygun şekilde yetiştirmektir onlara meslek ahlakı vermektir, kamu ahlakı vermektir. 21’inci yüzyılın kaderi kamusal ve kurumsal ahlakın etkin şekilde işlemesine bağlı.

 

Analizlerim üniversite çalışmalarıma ve Dennis Thompson’un çalışmalarına dayalıdır.

 

 

 

 

Özdemir Ergin / Bizim Anadolu / 28 Kasım 2016

 

Paylaşın, dostlarınızın da haberi olsun…

 

 

 

 

 

Share with your friends / Partagez avec vos amiEs / Dostlarınızla paylaşın...
  • 1
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
    1
    Share