AnaSayfa/Accueil/Home » Tüm Haberler » Soykırım Yalanı Çağı Bitti

Soykırım Yalanı Çağı Bitti

Soykırım Yalanı Çağı Bitti

Soykırım Yalanı Çağı Bitti

Bugün (dün), 8 Ocak 2016, yüz yıllık yalan olan ‘Ermeni Soykırımı’ yalanı, hukuksal ve bilimsel olarak sonlandırılmış oldu.

 

 

 

 

 

Fransız Anayasa Konseyi, ‘Ermeni Soykırımı’, ‘Soykırım’ olarak nitelendirilemez dedi.

 

Bu, özünde, bir ‘yalan çağı’nın sonu demektir.

 

Ne acıdır ki, gerek hukukçularımız, gerek politikacılarımız ve gerekse ‘medya mensupları’mız bunun ayırdında değiller.

 

Sıradan bir karar olarak görmekteler.

 

Kim kazandı?

 

Eğer bir kazanç ya da kayıptan söz edilecekse; önce ‘hukuk’un kazandığı söylenmelidir.

 

Sonra, Türkiye kazandı denilebilir ve o arada Fransa kazandı; giderek ‘insanlık’ kazandı.

 

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin kararından sonra, ‘Anayasal’ olarak Ermeni kırımın ‘Soykırım’ olarak nitelendirilemeyeceğine son nokta konulmuş oldu.

 

Kuşkusuz AİHM’nin kararı da ‘önemli’ idi. Ancak Fransa Anayasa Konseyi, AİHM kararına da gönderme yaparak, bir kırımın soykırım olarak nitelendirilebilmesi için ‘uluslararası bir mahkeme’nin kararının hem ‘gerekli’ ve hem de ‘yeterli’ olduğunun altını çizdi.

 

Artık, dünyanın hiçbir ülkesinde, hiçbir parlamento ‘Ermeni Soykırımı’ olmuştur biçiminde, ‘anısal’ (mémorielle) da olsa bir karar çıkaramayacaktır.
Peki ama Fransa’nın 2001 tarihli “‘Fransa Ermeni soykırımını tanır’ kararı ne olacak” denilecek olursa; o yasa değil ama karar olup, eğer Anayasa Konseyi önüne getirilecek olursa, o da ‘yok hükmünde’ addedilecektir.

 

‘Yasa’ değil ama ‘Parlamento kararı’ diyoruz, çünkü herhangi bir ‘yaptırım’ı bulunmamaktadır; adı üzerinde ‘anısal’ bir karardır.

 

Ve bu karar alınırken, Fransız Anayasası’nın yasaların düzenlenmesi hakkındaki 34ncü maddesine uyularak çıkarılmamış; bir anlamda ‘Anayasal denetim’den geçmemiştir.

 

Yani, herhangi bir gün, bu ‘karar’ için Anayasa Konseyi’ne başvurulacak olursa, üzerinde tartışılmadan ‘Anayasaya aykırı’ olarak değerlendirilecektir.

 

‘Büyük Yalan’ ve Sonrası

 

2005 yılı idi, Ulusal Kanal ‘Büyük Yalan’ projesini başlattı.

 

Ardından kişisel olarak Doğu Perinçek ve Talat Paşa Komitesi Avrupa’ya ‘yalanları çiğneme’ harekâtı başlattı.

 

Lozan’da tutuklamaya gelen polislere Perinçek, “Herkes konuşabilir ama Doğu Perinçek konuşamaz diye bir karar olamaz, bir yasa olamaz, bu kararı yere atıp çiğniyorum” demişti.

 

O gün başlayan ‘yalanları çiğneyiş’ bugün Anayasa Konseyi tarafından taçlandırılmış olmaktadır.

 

Anayasa Konseyi, 8 Ocak 2016 tarihinde, 1789 ‘Büyük Fransız Devrimi’nin insanlığa kazandırdığı “yasa herkes içindir; korur da cezalandırır da” “La loi doit être la même pour tous soit qu’elle protège soit qu’elle punisse” ilkesine gönderme yapıyordu.

 

Değil mi ki, Fransa Anayasası’nın ‘Başlangıç İlkeleri’ 1789 ‘İnsan ve Yurttaş Hakları Bildirgesi’dir; Anayasa Konseyi her şeyden önce bu ‘bildirge’ye başvuruyordu.

 

O arada, Talat Paşa Komitesi’nin Fransa’daki tüm eylemlerinde, “Fransa kendine gel”, “Değerlerine sahip çık’ döviz ve sloganları kullanılmıştı.
Sonunda Fransa, ‘kendi değerlerine’ sahip çıkmış oldu.

 

Aymaz politikacıların ‘oy avcılığı’ güdüsüyle parlamentoya getirdikleri tüm ‘Ermeni Soykırımı’ yasası önerileri ‘Anayasaya aykırılık’ gerekçesiyle reddedilmişti.

 

Şerden doğan hayır

 

“Her şerde bir hayır vardır” sözünü kanıtlarcasına, Vincent Reynouard adlı bir neo-nazinin şerri bugünkü ‘hayır’ın gerekçesi oldu.

 

Yineleyecek olursak;

“Vincent Reynouard, 46 yaşında bir matematik öğretmeni ve tüm dünyada neo-nazi olarak tanınıyor.
2007 yılında, yine ‘Yahudi Soykırımı’ yapanları protesto ettiği için, 1 yıl hapis ve 10 000 Avro para cezasına çarptırılıyor ve Belçika’da sığınmacı olarak bulunduğu sırada, sınırdışı edilmesi üzerine gelip cezasını çekiyor.

 

2014 yılı başında Normandiya Çıkarması’nın 70inci yılı dolayısıyla aşırı-sağcı bir sitede, bir video yayınlaması nedeniyle Coutances (Manche) Uyuşmazlık Mahkemesi tarafından 2 yıl hapse mahkum ediliyor.

 

Ancak aynı mahkemenin savcısı, Renaud Gaudel, mahkemenin kararına itiraz edip bir üst mahkemeye (Cours d’Appel) başvuruyor. Savcı’ya göre, bu kararın yasal dayanağı yok. Çünkü inkâra ceza yasasında bir yıldan fazla hapis öngörülmemiştir. Orada öngörülen « bir yıl hapis 35 000 Avro para cezası »dır.

 

Üst mahkeme « İki yıl hapis ve 5000 Avro para cezası »nda diretince, Reynouard, Temyiz’e gidiyor ve Temyiz Mahkemesi (Cours de Cassation) de Anayasa’nın Basınla ilgili 24bis maddesinin « yasa ve adalet bakımından bir eşitsizlik yaratmaya açık » olduğu sonucuna varıyor ve bunun ancak Anayasa Mahkemesi’nce bir karara bağlanabileceğine hükmediyor’du.

 

Ermeni Lobisi Fırsat Bildi

 

Dünyanın en güçlü lobisi olarak bilinen ‘Fransa Ermeni Lobisi’, 37 derneğiyle, “madem yasalar herkes içindir” o halde, Yahudi Soykırımına ceza öngören ve Gayssot Yasası diye adlandırılan yasa da Anayasa’ya aykırıdır, çünkü ‘Ermeni Soykırımı’ için uygulanmamaktadır, diyerek neo-nazi Reynouard’ın safına katıldı.

 

Anayasa Konseyi, 1789 İnsan ve Yurttaş Hakları Bildirgesi’nden başlayarak, ‘düşünce özgürlüğü’yle ilgili 1881, 1990 ve 2014 tarihli ‘değişikler’in tümünü; ‘soykırım’la ilgili olarak da, Londra’da, ABD, İngiltere ve Kuzey İrlanda, geçici Fransa Hükumeti ve SSCB’nin aldıkları kararla kurulacak olan Askerî Mahkeme’nin kararlarını da göz önünde bulundurup, tek tümceyle;

 

“29 Temmuz 1881 yasasının 24 bis maddesi 13 Ekim 2014’te eklenen ‘terörizme karşı savaş’ biçimiyle Anayasa’ya uygundur” kararını verdi.
Bu tek tümcelik ‘karar’, 25 sayfalık ‘gerekçe’yle desteklenmekte olup; AİHM’in ‘Perinçek Davası’yla ilgili olarak 2nci daire ve ‘büyük daire’ kararlarına da gönderme yapmaktadır.

 

AİHM ‘büyük dairesi’nin onayladığı 2nci daire kararı, açıkça ‘Yahudi Soykırımı’ ile ‘Ermeni Soykırımı’ bir tutulamaz, birincisi ‘soykırım’dır ikincisi değil, diyordu.

 

Ancak AİHM kararının ‘yaptırım’ gücü olmayıp bir bakıma ‘içtihat’ oluşturmakta idi.

 

Oysa Fransa Anayasa Konsey’inin kararı, bundan böyle ‘Ermeni Soykırımı’ndan söz edilemeyeceği, bu konuda ‘yasa önerisi’ verilemeyeceği, verilse bile ‘Anayasa Konsey’ince reddedileceği anlamına gelmektedir.

 

Bu Bir ‘Çağ Değişimi’dir

 

Anayasa Konseyi’nin aldığı karar, sözcüğün tam anlamıyla, bir ‘Çağ’ değişimidir.

 

Yüz yıllık ‘Ermeni Soykırımı Yalanı’ tarihe gömülüşüdür.

 

Ve ‘kesinlikle’ (définitivement) bir daha ‘yasal’ olarak gündeme gelemeyecektir.

 

Kaldı ki, sadece Fransa için değil, ama tüm Avrupa, giderek tüm dünya ülkeleri parlamentoları için bir ‘norm’ oluşturmaktadır.

 

Hukukçular, politikacılar, yazar ve çizerlerin ‘Ermeni Soykırımı’ savı ise, kimseyi bağlamayan ‘boş’ bir sav olmanın ötesine geçemeyecektir.

 

Nokta.

 

O zaman gönül rahatlığıyla; ‘Bravo hukuk doktoru Doğu Perinçek’ denilebilir.

 

Bravo, bu uğurda mücadele eden yürekler!

 

Hem Türkiye Cumhuriyeti Devletine çalınmak istenen karayı temizlediniz ve hem de Fransa’nın ‘değerlerine sahip çıkması’na yol açtınız.

 

Yaşasın, ‘Özgürlük, Eşitlik ve Adalet’.

 

Yaşasın kardeşlik!

 

 

Habip Hamza Erdem / Fransa

 

 

Bizim Anadolu / 09 Ocak 2016

 

Paylaşın, dostlarınızın da haberi olsun…

 

 

Share with your friends / Partagez avec vos amiEs / Dostlarınızla paylaşın...
  • 1
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
    1
    Share