AnaSayfa/Accueil/Home » Gündem-Güncel » Son Pişmanlık Para Etmez

Son Pişmanlık Para Etmez

Son Pişmanlık Para Etmez

Son Pişmanlık Para Etmez

12 Eylül karabasanından sonra geniş özgürlük ve hukuksal bir düzenleme getiren 1961 Anayasası’nın bol geldiğini savlayan generaller yeni bir Anayasa ile Türkiye’yi kıskaca almak için büyük çaba gösterdiler.

 

 

 

 

Saydam zarflar içinde (bugünkü gibi) atılacak hayır oyları mavi, evet oyları ise beyaz renkte seçilmişti ve o dönemde ‘tartışmaya açılan’ Anayasa değişikliği sürecinde mavi renk sansürlenmişti. Çizgilerde bile mavi kullanılamıyordu. Gülgeç’in mavili çizgisi dolayısıyla Cumhuriyet gazetesi 10 gün kapatılmıştı.

Anayasa oylamasıyla Evren de Cumhurbaşkanı seçilecekti.

Yasaklarla getirilen Anayasa oylaması % 92 gibi bir çoğunlukla geçti. Evren de Cumhurbaşkanı seçildi.

Darbenin paşaları bu güvenle ‘demokrasiye dönüş’ izlencesi sürecinde yasaklamış oldukları partiler dışında partiler kurdurup kimin bu partilere katılabileceğine de karar veriyorlardı.

Dönemin ‘beşibiryerdesiydiler’…

Her şeye onlar karar veriyorlardı. Kendilerine yakın parti de kurdular ve paşaların en birincisi seçimlerden bir gün önce ulusu bu partiye oy vermeye çağırdı.

Öylesine emindiler ki, sözde terörü durdurmuşlardı, yüz binlerce genci işkenceden geçirip yeni bir düzen kurmuşlardı ve kurmuş oldukları bu rejimin devamı için ulustan yeniden oy istiyorlardı.

Kendilerine % 92 olur veren ulus, bu kez sırtını dönmüş, başka bir partiye oy vermişti.

Özal ezici bir çoğunlukla iktidara geldi. Onun da bir proje olduğu sonradan ortaya çıkacaktı ya…

Neyse…

Koalisyonlar döneminin sonunda Bahçeli’nin de içinde olduğu bir projeyle yine bir koalisyon olan Ecevit iktidarına son verdirilip başka bir projeyi iktidara getirdiler.

İstikrar olacak, komşularla sıfır sorunlu siyaset izlenecekti.

Ermeni sorunu, Kürt sorunu, Rum sorunu, Kıbrıs sorunu bitecekti; Ortadoğu’ya, Asya’ya ağabeylik edecektik. Önümüz açıktı.

Kendilerine sosyal demokrat diyen, bir kuşağın ilahları ‘yetmez ama evet’lerle destek üstüne destek veriyorlardı. Örnek: Hasan Abi’ler, Altan’lar, Aydın Engin’ler, Belge’ler vb, vb…

Anayasa değişikliğiyle güç verdikleri ortakları kendilerine karşı olunca ‘aldatıldık’ dediler…

Göz yumdukları terör odaklarının irili ufaklı kentlerde tüneller, barikatlar, siperler kazıp cephanelikler kurdukları ortaya çıkınca, ‘kandırıldık’ dediler…

Genelgelerle dış ülkelerde ilişki kurun, okullarını, oluşumlarını destekleyin dedikleri ortakları 17-23 Aralık 2013 ve 15 Temmuz 2016 sürecinde her şey ortaya çıktığında yine ‘ne istediniz de vermedik’ dediklerine karşı ‘aldatıldık’ dediler…

Basit bir işte bile görev vermiş olduğunuz bir çalışanınız küçük bir yanlış yaptığında ‘yok, senden adam olmaz, hadi sen git işine de, herkes kendi işine’ derken, 14 yıldır ülkenin başında olan ve sürekli aldatılanlara bu ulusun bir ‘dur’ deme zamanı gelmedi mi?

12 Eylül döneminde getirilen Anayasa için oylamada psikolojik baskı için mavi renk seçilmişti; bu kez turuncu mu, kahverengi mi bir renk seçilmiş, ‘Hayırlı Cuma’lar bile yasaklanmışken bu ulus yine bir oyuna gelir mi?

O dönemde uzakta olan bir aile büyüğümüz ‘gençler ne düşünüyor, nasıl oy verelim’ diye anneme haber gönderecek olmuştu.

İş işten geçtikten sonra, “ah, ellerimiz kırılaydı da ‘evet’ oyu vermeseydik” dememek, bu hukuksuzluğa alet olmamak için ‘hayır’ demesini salık vermiştik evin gençleri olarak…

Daha sonra ‘gençler doğru düşünüyor’ diye haber gelmişti…

Diyeceğim; 16 Nisan’ı iyi değerlendirin, geleceğinize sahip çıkın…

Dönüşü olmayan bir yola girmek üzeresiniz…

‘Son pişmanlık para etmez’ diye büyüklerimiz ne güzel demişlerdir…

Bizim insanımızın sağduyusu son anda ortaya çıkacaktır, ben buna inanırım…

Çünkü durum siyasi görüş, parti, kamp sorunu değil, toptan batmak ya da çıkmak sorunudur…

Bunu da en iyi ulus değerlendirecektir…

 

16 Nisan yeni başlangıçların açkısı olsun…

 

 

Ömer F. Özen / Bizim Anadolu / Mart 2017

 

Paylaşın, dostlarınızın da haberi olsun…