AnaSayfa/Accueil/Home » Gündem-Güncel » Siyasi liderliği Rizeliden alacaklar

Siyasi liderliği Rizeliden alacaklar

Siyasi liderliği Rizeliden alacaklar

Siyasi liderliği Rizeliden alacaklar

Siyasi liderliği Rizeliden alacaklar gibi. Benim gönlüm İmamoğlu’ndan yana.

 

 

 

 

 

 

Siyaset arenasında Rize-Trabzon Savaşı mı yaşanacak?

Çünkü sağ siyasetin efendileri Rizelinin yerine Trabzonluyu parlatmaya başladı. Adı Süleyman Soylu.

Kimyamız bozuldu!!.. Doğrusu, siyasetin kimyası bozuldu. Bu kimyayı bozan 2001 seçimidir. Devlet Bahçeli denen ırkçı kimliğin ivmelendirdiği ve süreç içinde hiçbir siyaset biliminin kabullenemeyeceği, hatta laboratuvarlarında bile inceleyemediği ucube bir siyasi erki yarattı. İnanın Mutlak monarşizm bile diyemediğimiz bir ideolojik yaratıkla karşı karşıya bırakıldık 2001 seçim sonrası… Her geçen gün hem kendini, hem ülkeyi yıpratır oldu.

Şimdi bazı siyasi uyanıklar, dahası siyasetin derin politikacıları bugünlerde; Rizeli yıprandı, Trabzonlu hazırlama zamanı diyerek Soylu’yu parlatmaya çalışıyorlar… AKP çıtırdar mı, çatırdar mı göreceğiz görmesine de, saray düzleminde iyi bir kafes kavgası başlıyor…

Neden Artvinli, Samsunlu v.d değil de, hep Rizeli ve Trabzonlu! Bunun yanıtını bana kim verecek?!.

Şunu yazmak zorundayım: [[Güzel ve akil arkadaşlarım; Soylu kirli çamaşırları dökmesinden korkuluyormuş. İyi de (Hadi kirlilerin efendisi M. Gök… bırak), Önceki İçişleri Ordulu bakan İdris Naim Şahin’den, Ahmet Davutoğlu’ndan, Beşir Sağlam vd’den böyle bir korku yaşamadı da Soylu’da mı yaşayacak?.. Zannetmiyorum. Soylu asla bir başka partiye gitmez, o yukarıya konsantre artık. Dahası konsantre edildi (sonuç alır mı, zor ???). Trabzon lobisi öyle sıradan bir lobi değil… Adamlar Demir Akın beyin dediği gibi katmerli Atatürk karşıtıdırlar. Siz Trabzon halkını sadece Türklerden mi oluştuğunu sanıyorsunuz… Düşünün; Rum göçlerinde 200 bin kişi yöreden çıkarıldı, Yunanistan’a giden 43 bin. Gerisi ne oldu? Deniz mi yuttu yoksa İslamiyet’e mi sığındılar?.. Bir film yapıldı geçtiğimiz 365 günlerde, filmin adı; “Yüreğine Sor”. Yapımcı Yusuf Kurçenli. Bu filmde Türk kızı ve gizli Hıristiyan Rum delikanlısı birbirine aşık fakat kavuşamıyorlar… Bu film her şeyi anlatıyor… Diyor ki birileri: “Karadeniz’de tahminen 1.5 milyon Rum yaşamaktadır (doğrudur). Bunlar Müslüman Türklerdir (Kısmen doğru, bir bölümünün evlerinin altında kilise olduğu da doğru). Yunanistan’a sempati ile bakmazlar ve bağımsızlık, isyan gibi idealler taşımazlar (Külliyen yalan diyemem, ama büyükçe bir oranın sempati ile baktıkları bir gerçek). Hıristiyan akrabaları mübadele ile Yunanistan’a gönderilmesine karşın Müslüman Rumlara dokunulmamıştır (bu da büyük oranda doğru değil, büyük kısmı gönderildi, bir kısmı kendisini sakladı..).” Şu bir gerçek; Karadeniz’de 4 bin yıllık geçmişi olan Lazlar ve Türkler ile Yunan Kolonileri döneminde gelen 1500 yıllık geçmişi olan Rumlar birlik beraberlikle yaşamışlardır. Evet; Karadeniz’de Laz-Rum-Türk unsurları barış içinde yaşamışlar. Bu özlenen bir gerçek. Aslında Müslüman Rum ve gizli Hıristiyan Rum barış içinde yaşamaktadırlar ve gizliden gizliye Trabzonluluğun vazgeçilmez savunucularıdır. Bunun Karadeniz geneli için de geçerli olduğunu düşünenleri abartılı olarak görmemek gerek. Doğru; Karadeniz’de Laz-Rum-Türk arasında birlik ve beraberlik vardır hâlâ. Rum kültüründen gelen Horon ve Kemençe, Lazlardan gelen Tulum, Türklerden gelen kolbastı, asıl sahiplerinin olmaktan çıkmış ve Karadeniz ortak kültürünün bir parçası haline gelmiştir. Demem o ki, Trabzon’da bastırılmış Rumluğu yadsıyamayız. Kurtuluş Savaşı öncesi Rum komiteleri ve çetelerini unutmayalım. Varlıkları günümüz gizemidir. Rize’de de durum farksız değildir. Onlar da en az Trabzon kadar Atatürk devrimlerine ve felsefesine karşıdırlar. Unutmayın şapka devrimindeki isyanları ve “Atma Hamidiye atma/şapka da giyecuuk/vergi da verecuuk” sözlerini. Bu nedenle Rizelilik, özellikle Trabzonluluk gizemli bir lobi gücüne sahiptir. Ve Türk siyasetinde belirleyicidirler. Ama bu belirleyecilikte Lazlar dışlanmışlardır. Cumhuriyet öncesi tamam, fakat Cumhuriyet sonrası iktidarlarda zar-zor Senatör ve Milletvekili seçildi ama, asla kabineye giren olmadı. AKP döneminde Yaşar Yakış ve İmdat Sütlüoğlu bakanlıkları ikinci gün iptal edilmiştir. Rum-Gürcü-Hemşinli ve Türk lobisi çok daha belirleyicidir kabineler bazında…]]

Arkadaşlarım, güzel dostlarım; Saray düzlemindeki Kafes kavgasından söz ediyorduk nerelere geldik. Soylu değerlendirmem ve vurgum, yeni lider doğuyor değil; geç de olsa Özalizme karşı Mesut Yılmaz’ın servis edilmesi sürecine benzer bir sürecin başladığını ve de ardından yaşanacak savaşlardan söz ediyorum. 20. yüzyıl kadim ideoloji ve rutin liderler dönemi yerini elbet 21. yüzyıl kendi ideolojisini ve lider profilini(lerini) çıkaracaktır… Dahasi siyasi virüsün, yani siyasetin antijenlerine karşı antikorlarını üretecektir. Sağ, özellikle AKP düzleminde çıkardığı Ali Babacan, Ah.Davutoğlu ve potansiyel A.Gül kimliklerinin yanına bir de Soylu’yu koyarak bu şansını yitirdi. 21. yüzyıl emek ve insan hakları, düşünce özgürlüğünü esas alan, ırkçı, dinci muhafazakârlığı reddeden düşünselliğin, yani evrensel solundur. 21. yüzyıl solundur -Ki profilim de bu içerikte “Demokrasi manifestom”‘dur…

 

 

evesbere@mynet.com

 

Tüm Yazıları»

 

 

Şevket ÇORBACIOĞLU / Bizim Anadolu / 14 Nisan 2020

 

Şu haber ve yazılar da ilginizi çekebilir:

 

 

Share with your friends / Partagez avec vos amiEs / Dostlarınızla paylaşın...
  • 1
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
    1
    Share

Leave a Reply