|
Toronto müzisyenleri ilk albümlerini çıkarıyorlar
LALE ESKİCİOĞLU
 |
|
Ozan
Boz
|
Torontolu genç
müzisyen arkadaşımız Ozan Boz üç yıldır sürdürmekte olduğu
yoğun çalışmalarının meyvesini müzikseverlere sunmaya hazır. Ekim
ayında piyasaya çıkması beklenen Second Nature isimli
ilk albümünün yapımcı ve yönetmen yapımcısı olan Ozan Boz,
albümdeki tüm parçaları kendisi düzenledi. Ozan'ın beste
ve düzenlemelerinin yanı sıra albümdeki elektronik gitar, elektronik
ritim ve ses programlamaları da kendi ürünü. Kendisiyle yaptığımız
söyleşide müzik eğilimi, Türk müzik kültürü, albüm yapma süreci
ve parça seçimi gibi pek çok konuya değindik.
- Ozan tebrik
ederim, uzun bir yolculuk ve yoğun bir çalışmadan sonra ilk müzik
ürününün dinleyicilere ulaşmasına az kaldı. Vokal sanatçısı Özgü
Özman ile beraber gerçekleştirdiğiniz bu çalışmanın yapımcısı ve
yönetmen yapımcısı sensin. Pek çok değerli Kanadalı ve Türk sanatçının
da katkıda bulunduğu bu yapıtın tanıtım amaçlı örneğini ben dinleme
olanağı buldum ve çok beğendim. Sizleri kutlayarak söyleşimize başlamak
istiyorum.
- Teşekkür ederim. Bu çalışmada emeği geçen diğer müzisyen arkadaşlarla
beraber biz de tüm dinleyicilerin senin gibi seveceklerini umuyoruz.
- Okuyucularımıza
müziğe olan ilginin nasıl başladığını anlatabilir misin?
- Müzik ilgisi küçük yaşlarda farklı müzik türlerini dinleyerek
başladı. Uygulamaya geçiş ilk defa lise yıllarında oldu. Gitar çalmayı
arzu ediyordum. Komşumuzun oğlu bana kullanmadığı eski bir gitarını
vermişti. O şekilde kendi kendime gitar çalmayı öğrendim.
Daha sonra Orta Doğu Teknik Üniversitesi'nde Makine
Mühendisliği bölümünde eğitim görürken, şimdi dünya çapında
bir müzisyen olan Ahmet Kanneci ile tanıştım. Kendisi de
o zaman ODTÜ'de müzik dışında bir eğitim görüyordu ve benim gibi
müziğe, gitara merakı olanları kanatları altına aldı. Bizlere müzik
ateşini takip etme içgüdüsünü verdi. O yıllarda çok şeyler öğrendim.
Önce klasik gitarla başlamıştım, daha sonra caz ve rock gruplarında
yer aldım.
- Bize albüm
çıkarma sürecinden biraz söz eder misin?
- Albüm çıkarmak bir kavram gerektiriyor. Bir albümün parçaları
aynı temayı, aynı duyguları, aynı havayı paylaşmalı ama bu aynılık
içerisinde yine de dinleyicinin ilgisini 60 - 90 dakika arası bir
sürede canlı tutabilecek kadar da değişiklik sunmalı. Ben Türk müziğini
yorumlamak, kendi müziğimi yapmak istedim ve böyle bir albüm kavramıyla
yola çıktım. Çocukluğumdan beri tanıdığım Türk müziği öğelerini,
sevdiğim diğer müzik türleriyle, rock ve hip hop elemanlarıyla çalmak
istedim. Hatta 1960'larda yaygınlaşan ve 'psychedelic' adı
verilen zengin ve renkli bilinçaltını tanımlayan müzik nüansları
da var. Bunların hepsi benim içimde olan müziksel temalar. Bir anlamda,
"bu Türk eserlerini ben günümüzde yaratsaydım nasıl yaratırdım"
gibi düşünmeye çalıştım.
Müzik albümü
olayı son yıllarda değişti, "albüm" anlayışı
netliğini kaybediyor. Günümüzde müzisyenler iki parça ile müzik
yaşamlarına başlayabiliyorlar. Eskiden Uzunçalar (UÇ) dediğimiz
albümler yerlerini çok daha kısa olan 'Extended Play / Uzatılmış
Çalar (EP) formatına bıraktılar. Üstelik internetten teker
teker parçaları indirmek mümkün. Fakat bütün bu yeniliklere ve dinleyicilerin
alışkanlıklarının değişmesine rağmen, albüm hâlâ var, hâlâ önemli
ve hâlâ kuvvetli. Bizde de bu albümün tümü bir bütün olarak, bir
paket olarak, bir kavram olarak oluştu ve dolayısıyla geleneksel
albüm biçimine sadık kaldık.
 |
| Özgü
Özman |
- Peki,
albüm çıkarma sürecinin teknik aşamaları nasıl oldu?
- En önemli konu parça seçimi. Türkiye'nin geniş müzik hazinesinden
başladığımız için işimiz zordu. Özgü Özman'ın şarkı seçiminde
rolü çok büyük. Albümümüz vokal bir albüm ve şarkıları Özgü seslendirdi.
Bu nedenle Özgü'nün ses rengine ve yorumuna uygun parçalar
seçtik. Yüzlerce şarkı ve türkü arasından 10-15 tanesini seçmek
kolay olmadı. Parçalara karar verdikten sonra ortak çalışma aşamasına
geçiliyor. Kanada'da çok iyi tanınan değerli müzik sanatçısı İsmail
Hakkı Fencioğlu ile bir prova yaptık. Sonra bir deneme kaydına
geçtik. Bundan sonra evimdeki stüdyomda kafamdakileri somutlaştırmaya
ve düzenlemeleri yapmaya başladım. Projemizi bir üst hıza geçirmemizi
sağlayan en büyük gelişme de Ontario Art Council'dan
ödenek (grant) kazanmamız oldu. Bununla çok gurur duyuyoruz.
 |
| İsmail
Hakkı Fencioğlu |
- Ortak
çalışma dedin. Bu albüme katkıda bulunan müzisyenleri okuyucularımıza
tanıtır mısın?
- Çok usta müzisyen arkadaşlarla beraber çalıştık, bu bakımdan çok
şanslıyız. İsmail Hakkı Fencioğlu ut, Didem Başar kanun,
Selim Sesler klarnet, Michael Occhipinti gitar, Chris
Gartner bas gitar, Debashis Sinha ritm sazlar ve Sidar
Demirer bağlama çalarak katıldı. Özgü vokalde ve ben
de gitar, ritm ve ses programında olmak üzere hep birlikte çok uyumlu
bir ekip oluşturduk. İkinci gitarda grubumuza eşlik eden Michael
çok uzun zamandan beri tanımış olduğum bir arkadaşımdır. Çok başarılı
bir müzik hayatı var. Bana danışmanlık yaptı. Bütün bu müzisyen
arkadaşların katkıları olmadan bu albümü gerçekleştirmek imkânsızdı.
Kendileriyle çalışmış olmaktan çok mutluyum. Birbirimizden çok şey
öğrendik.
 |
|
Selim
Sesler
|
- Albümdeki
parçalara bir hüzün hakim. Bu hüzün neyi yansıtıyor?
- Kasıtlı olarak hüzünlü şarkıları seçmedik. Elbette, hem Özgü'ye
hem bana hitap eden parçaları aradık ama mekanik veya bilinçli bir
eleme olmadı. Bazı parçalar vokal bölümlerde, Özgü'nün ses
ve yorumuna bağlı olarak ağır veya hüzünlü olarak yansıyor, ama
sonra enstrümantal bölümde hareketleniyor. Tüm şarkıların bir yolculuğu
var. Hiç biri baştan sona kadar aynı tempoda veya aynı havada değil.
- Çeşitli
festivallerde Kanada halkına parçalarınızı sundunuz, nasıl karşılandı?
- Çok olumlu tepkiler aldık, müziği çok beğeniyorlar, taze buluyorlar,
seviyorlar. Enstrümanlarımızın yalınlığı ve içtenliği onları çok
etkiliyor. Tanıdıkları öğeler var, ritm tutup eşlik edebiliyorlar.
Müziğimizde Türkiye artısı /getirisi var.
 |
|
Didem
Başar
|
- Türkiye
artısı/getirisi nedir, bunu biraz açıklayabilir misin?
- Coğrafi ve kültürel konum olarak bir Türkiye getirisi var. Bu
zengin, renkli ve bol çeşnili kültürde doğmuş, büyümüş olmak, tüm
sanatçılarımıza bu getiriyi sağlıyor. Örneğin müzikte, hem doğudan
hem batıdan haberdar olarak ve Türk müziğini de çok iyi tanıyarak
büyüyoruz. Çocukluğumuzda Anadolu'nun illerinde yöresel müziği bilerek
ama radyodan da yabancı müzik öğelerini duyarak yetiştik. Ben bütün
batı müziğini TRT'den dinlerdim. Hepimizin mahallesinde ya caz ya
rock'n roll uzmanı bir ağabey olurdu. Müzik açısından
çok şanslıyız. Türk müziğinin sahibi olup diğer dünya müziklerini
de bilerek, duyarak yetişiyoruz. Bu bizim Türkiye artımız ve getirimiz.
- Bu CD'yi
satın almak isteyen ve sizin bundan sonraki çalışmalarınızı izlemek
isteyen okuyucularımızı nereye yönlendirebilirsin?
- Benimle My Space sayfam üzerinden iletişim kurabilirler,
çok sevinirim. (http://www.myspace.com/ozanboz)
- Ozan,
son bir soru; genç müzisyenlere gönüllerini takip etmelerini ve
müzik çalışmalarını profesyonel bir seviyeye geçirmelerini önerir
misin? Bu konuda onlara neler söylemek istersin?
- Çok yoğun ve çok zevkli bir çalışma, her zaman bir sonraki projeyi
düşünüp heyecanlanarak, her adımda gelişerek yapılan bir yolculuk
bu. Evet, müzik eğilimlerini takip etmelerini, kalplerini dinlemelerini
öneririm. Bir türlü ilk adımı atamayanlara önerim şu: Go for
it! "Seni çekenin ardından git!" (B.A)
- Çok
teşekkür ederiz, Ozan. Sana ve müzisyen arkadaşlarına başarılar
diliyoruz.
Ağustos -
Eylül 2010
|