|
Toronto'da
Genç Bir Opera Yıldızımız Beste Kalender
 |
| Beste Kalender'in
Toronto'daki ilk başrol deneyiminde toplum kendisini yalnız
bırakmadı. |
CELAL UÇAR
Summer
Opera Lyric Theatre'ın 2009 Yaz opera programında bir genç
Türk opera sanatçısı, Gioachino Rossini'nin 2 perdelik 'Tancredi
Operası'nda Tancredi rolüyle başrolde mezzo soprano olarak
4 ve 8 Ağustos günlerinde seyircilerin karşısına çıktı.
Beste Kalender'i
izlemeye Ottava ve Toronto'dan opera aşığı Türk izleyiciler gelmişti.
Beste Kalender'i izlemek üzere bir yakını olan Sema Ocakçıoğlu
ise Türkiye'den gelmişti. Bu izleyici desteği henüz 10 aydır Kanada'da
yaşayan Beste Kalender'e moral oldu.
Beste Kalender
tüm diğer rol arkadaşlarını, işini hatasız yapmasıyla, çalışma
disipliniyle ve sanatçı duyarlılığıyla kendisine hayran bırakmayı
başarmıştı. Yaz Operasının Genel Sanat Yönetmeni
Guillermo Silva Marin, perde arasında yanıma gelerek, 'çok
profesyonel ve çok mükemmel bir sanatçı. Uzun yıllar birlikte olacağımızı
umuyorum' diye konuştu.
 |
| Beste Kalender
Rossini'nin 'Tancredi' operasının provasında (sağda). |
Leyla Gencer'den
sonra yeni Opera sanatçısı yıldızımız doğuyor Toronto'da.
Rossini'nin
Tancredi Operasında Başrol oynayan genç sanatçı Beste
Kalender ile arkadaşımız Celal Uçar bir söyleşi yaptı.
Beste Kalender arkadışımızn sorularına şöyle yanıt verdi:
- Sevgili
Beste okuyucularımıza sizi tanıtmak isteriz. Ne zaman başladınız?
Türkiye ve burada, varsa diğer ülkelerde opera geçmişinizi, bu arada
kaç yıldır sahneye çıkmakta olduğunuzu bizlere anlatır mısınız?
- Müziğe aşık bir aileden geliyorum. Babacığım ben daha bebekken
bir yandan bankada çalışıp bir yandan da kendi orkestrasıyla akşam
programlar yaparmış. Daha üç yaşından beri en zevk aldığım şeylerden
biridir, babam gitar çalarken ona eşlik etmek, onunla şarkılar söylemek.
Operayla aşka düşmem ise 5-6 yaşlarında oldu. Annemle babam Hikmet
Şimşek'in TRT1'de yayınlanan o meşhur Pazar Konseri programını
zaman zaman takip ederlerdi. Bir Pazar ekranda kırmızı, kocaman
etekli bir elbise giymiş, beş altı yaşlardaki bir kızın gözünde
prensese benzeyen bir kadın vardı. Küçük kızın o zamana kadar duyduğu
en güzel sesleri çıkarıyordu. Küçük kız önce annesine ve babasına
şöyle bir baktı ve ekranı işaret etti: "Ben bu olucam!!!"
İşte Beste böyle aşka düştü operayla.
Operayla etkin
uğraşım Ankara'da, ilkokul yıllarında başladı. 9 yaşında Kültür
Bakanlığı'nın açtığı sınavı kazanıp Prof. Dr. Saadettin Ünal
ve eşi Sevim Ünal'ın (Saadettin Bey o dönemde aynı
zamanda Gazi Üniversitesi Müzik Bölümü Başkanıydı)
şefliğini yaptığı çok sesli çocuk korosunda solist olarak söylemeye
başladım. Bir yandan da piyano derslerim devam ediyordu. Derken
babam sektör değiştirip bankacılıktan otel yöneticiliğine yöneldi
ve Antalya'ya taşındık. Ortaokul yıllarında Ankara Devlet
Operası sanatçılarından Huriye Yakar ile şan çalışmalarına
başladım. Liseye geçtiğim yıl Antalya Devlet Opera ve Balesi'nin
açtığı sınavı kazanarak Yetişkinler Korosu'nda solist olarak görev
almaya hak kazandım. Lise sonda İstanbul Devlet Konservatuvarı'nın
sınavlarını kazandım ve yarımgün olarak opera bölümüne başladım.
Dersler için bulduğum her boşlukta Antalya'dan İstanbul'a gidiyordum.
Bir sene kadar Çiçek Kurra Kanter ile şan çalışmalarımı sürdürdüm.
Üniversite sınavlarında Boğaziçi Üniversitesi'nden kabul alınca
o zamanki şan hocam Ayşe Sezerman Ünel (İstanbul Operası
solist sanatçısı ve kendisi de bir Boğaziçi Üniversitesi mezunu)
konservatuvarı ve üniversiteyi bir arada yürütmemi önerdi. Kendisi
üniversite eğitiminin bana düşünsel anlamda çok faydası olacağını
söyledi. Ben de öyle yaptım. Beş senelik üniversite eğitimim boyunca
hem iyi bir öğrenci olup psikoloji bölümünü birincilikle bitirdim,
hem de gerek yurtdışında, gerek yurt içinde bir çok resitaller verip
çeşitli operalarda görev alarak sesimi geliştirmeye, deneyimlerimi
artırmaya çalıştım. Ayşe Hanım bu beş yıl içinde bana inanılmaz
destek oldu. İki yıl önce Sir Duluth Summer Opera Festival'e
kabul edilip Minnesota'da Bizet'in Carmen'i ve Donizetti'nin Lucia
di Lamermoor'u olmak üzere, iki operada sahneye çıktım. Bunun dışında
Bologna'da gerçekleştirilen uluslararası koro festivalinde de solistlerinden
biri olduğum Boğaziçi Üniversitesi Klasik Müzik Korosu'yla yer aldım.
Hem üniversitedeki başarım hem de sanat çalışmalarım sayesinde 2008
yılı Boğaziçi Üniversitesi Rektörlük Ödülünü almaya hak kazandım.
- Şu anda
neler yapıyorsunuz? Kaç yıldır Kanada'da yaşıyorsunuz?
- Yaklaşık 10 ay önce Toronto Üniversitesi'nden yüksek lisans'a
kabul edilerek Kanada'ya geldim. Geldiğimin ertesi günü hızlı bir
web taraması ile meşhur Ermeni-Kanadalı İsabel Bayrakdarian'ın ve
bir çok Metropolitan operası sanatçısının şan hocalığını yapmış
olan Dr. Jean MacPhail'i buldum ve öğretim görevliliğini
halen sürdürdüğünü Toronto Üniversitesi Müzik Fakültesi'ne giderek
kendisine durumumu ve operaya duyduğum aşkı bizzat anlattım. Beni
dinlemeyi kabul etti. Yaklaşık dokuz aydır çalışmalarımı burada
kendisiyle sürdürüyorum. Toronto Üniversitesi Psikoloji bölümünde
ise Dr. Sandra Trehub ile Müzik Gelişimi üzerine çalışıyoruz.
- Neden
psikoloji eğitimi alıyorsunuz?
- Psikoloji eğitiminin hangi meslek grubundan olursa olsun herkese
faydası olduğunu düşünüyorum açıkçası. Bahsettiğim kocaman psikoloji
kitaplarını açıp okumaktan ziyade, bu sosyal bilimin esası olan
bilmek, isteme ve merak etme yetisini kazanmak. İnsanlara daha derin
bakabilmek, yargılamaktan çok empati kurabilmek. Psikolojiyi seviyorum;
hele bir de çalışmalar insanların müzikle ilgili etkileşimi üzerine
olursa. Ben hem genç bir sanatçı, hem de içinde bulunduğu sanatın
insanla iletişimini irdeleyen bir araştırmacı olmaktan çok keyif
alıyorum açıkçası…
- Kanada'daki
geleceğe ilişkin tasarılarınız var mı?
- Önümüzdeki dönem Guillermo Silva-Marin'in genel yönetmenliğini
yaptığı Opera in Concert ve Toronto Operetta Theater'da söylemeye
başlayacağım. Bunun dışında Eylül ayında üniversitede doktora programıma
başlıyorum.
Uzun dönem projelerimde
tabii ki Canadian Opera Company'de rol almak var.
Deneyimlerimi çoğalttıktan sonra ise şansımı New York'ta denemeyi
arzu ediyorum
- Türkiye
ile projeleriniz var mı?
- Küçüklüğümden beri en çok arzu ettiğim şey opera alanında Atatürk'ün
Türkiye'sini yurtdışında temsil etmek. Aynen Zeynep Oral'ın
Leyla Gencer'i tanımladığı gibi olmak istiyorum ben. Operayla
uçurumun kenarında, ama başı hep dik ve korkusuz. Umarım gelecekte
Türkiye'de güzel bir konser düzenlemesiyle sahneye çıkma imkânım
olur.
- Okuyucularımıza
iletmek istedikleriniz?
- Bana Kanada'daki ilk başrol deneyimimde gerek gelip beni izleyerek,
gerek e-posta yoluyla iyi dileklerini belirterek destek veren herkese
teşekkür ederim. Bir sanatçı istediği kadar iyi olsun, bir şarkıcı
istediği kadar güzel sesler çıkartsın, destek olmadığı zaman, paylaşacak
insanı olmadığı zaman hiç bir şeyin bir manası kalmıyor. Sanat sanatçısıyla
olduğu kadar, dinleyeni ve izleyeniyle de değerleniyor. Yarınımız
aydın ve sanat dolu olsun efendim.
- Size gazetemizin okuyucuları adına başarılar diliyorum.
Ağustos 2009
|