EKİN / YAZIN / SANAT

 

Mercan Dede'li, Sopranolu,
Semalı, Aşklı bir "Nefes" ...


FÜSUN UZUN

Mevlana'nın 800. doğum yılı kutlama etkinlikleri çerçevesinde sufizme gönül vermiş Kanadalı sanatçılar "Breath" adlı özel bir konser için bir araya geldiler. Konser hazırlıkları boyunca da yaşamlarının nasıl sufizmle kesiştiğini anlattılar. Sanatçılar gönül kapılarını açınca da sufizmin duası müzik ve semayla kalplere en kısa yoldan ulaşılan bir belgesel ortaya çıktı.

Bütün macera, 4 yıl önce Turkuaz TV'de Ceyda adlı Kanadalı bir Türk'ün staj yapmasıyla başladı. 16 yaşındaki Ceyda'nın sırrı sema yapmasıydı. Türkçesi bile çok düzgün olmayan genç bir kızın Toronto'da semayla ilgilenmesi Turkuaz TV'nin yapımcısı Cüneyt Birol'u hem şaşırttı hem de çok etkiledi. Ceyda'yla tanışma Cüneyt'in Kanada'da uzun yıllardır etkin bir biçimde sufizme gönül vermiş, sadece Türk değil Kanadalıların da varlığının ayrımına varmasını sağladı. Üç yıl sonra ortağı Berk Kadakgil ile bir belgesel yapma düşünceleri ciddiye döndüğünde Ceyda'nın öyküsü onlar için aradıkları başlangıç noktası oldu. OMNI TV de destek olmayı kabul edince, belgesel çalışmalarına başlandı.

Artık Ceyda eylemsel olarak sema yapmıyordu ama, Ceyda'nın ailesi Cüneyt Birol'u sufizme gönül vermiş iki özel insanla tanıştırdı: Janis Oreinstein ve Aydın Şencan. Sesi henüz altı yaşındayken keşfedilen ve o zamandan itibaren profesyonel eğitim almaya başlayan Janis, Toronto, New York ve Avrupa'nın birçok kentinde sahneye çıkmış başarılı bir soprano; Aydın ise 70'lerin ünlü rock gruplarından Hardal üyesi ve Erkin Koray'ın gitaristiydi. Onların kalplerini birleştiren çok neden var ama, asıl ortak muhabbetleri müzik. Eskilerin deli dolu rock'çısından ve eşsiz yetenek bir sopranodan çıkan müzik ise hipnotize edici, sizi yerinize mıhlayacak güçte. Onları Picton'daki doğaya sığınmış evlerinde dinledikten sonra belgeselde sufizmin müzikle anlatılmasına karar vermek kaçınılmazdı.

Kanada'da başka kimler var derken, Vancouver'e Brian Burke ve kızı Mira ile tanışmaya gidildi.
Mimar Brian Burke, "Open Secret" adlı okulunda yıllardır sema dersleri veriyor. Konya'da sema yapan ilk Kanadalı semazen. Kızı Mira ise babasının da etkisiyle liseden beri semayla ilgileniyor. Balerin edasıyla kalp atışları eşliğinde süzülürken, sıradışı tarzıyla da dünyanın dört bir yanında semayı başka bir boyuta taşıyor. Ayrıca Mercan Dede grubunun en başından beri vazgeçilmez üyesi. Tabii Kanada'da sufizm denince akla gelen ilk isim - Mercan Dede - neyzen Arkın Ilıcalı'nın belgesele katılması ise tasarının en başından beri hep istenen, ama acaba olur mu denen kısmıydı. Programında boşluk bulmakta zorlanan bir dünya starı için çok sınırlı bir bütçe vardı. Arkın bir Haziran günü Montreal'de belgesel ekibine çay sunarken tasarıyı da severek kabul etti. Böylece her şey yerli yerine oturmaya başladı. Artık tüm köprüler kurulmuştu. Arkın ve Aydın'ın eskilerden gelen dostluğu, Mercan Dede ile Mira'nın beraber sayısız kez sahneyi paylaşmaları tasarının gerçekleşmesini de kolaylaştırdı.

Bir yandan Toronto'da Trinity St. Paul Kilisesi'nde "Breath" için hazırlıklar yapılırken, bir yandan da belgeselin senaryosu biçimlendi. Murat Erdem, Mercan Dede ekibini, çocuk denecek yaşta ama yetenekleri dünya çapında çingene kökenli çocukları İstanbul'dan Toronto'ya getirdi. Yapım Yardımcıları Ali Erülgen ve Serra Erdem bir dakika bile yerlerinde durmayarak tüm tasarı boyunca herkesin rahatının yerinde olmasını sağladı. Bora Tekoğul konserin posterini yaptı. Dilek Aday lezzetli yemekleriyle herkesi doyurdu. Berk Kadakgil konserin tüm ses donanımını tek başına üstlenirken o günün en çok ter döken ve en stresli adamıydı. Vitaminleri aldı ve konser başladı.

Janis ve Aydın sahneye neyzen Agâh Ecevit, kanun sanatçısı Ergun Gürbay ve bendir ustası Ben Grosmman ile çıktı. Janis'in soprano sesiyle söylediği ilahiler herkesi başka yerlere götürdü. Konserin ikinci bölümünde ise Mercan Dede, Gemini ödüllü elektronik keman ustası Hugh Marsh, genç usta üç çingene sanatçı ve neyiyle herkesi coşturdu. Konser boyunca çok çeşitli müzikler sentez halinde sunuldu; ancak kaynağı tekti, "aşk". Mira ve babası Ragıp Brian'ın seması ise gecenin en büyüleyici gösterisiydi. Babayla kızın, kadınla erkeğin ve iki mükemmel dostun uyumu fazla söze gerek kalmadan insanların gönül kapılarının en azından bir geceliğine aralanmasını sağladı. Konser sonunda bütün kilise ayakta alkışlıyordu. Belgesel ekibi tasarının en önemli kısmını büyük başarıyla tamamlamıştı.

Konserden sonra Janis Oreinstein'la Türkiye'ye gidildi. Sahaflar'da bir kitapla başlayan Sufizmi keşfediş hikâyesi tekrar canlandırıldı. Murat Erdem ve Hasan Erdem'in destekleriyle 10 yıl önce Fatih'teki ilk kez gittiği Cerrahi'lerin dergâhına tekrar gidildi. Janis sadece müziğiyle değil, Sufizm konusunda sonsuz bilgisiyle de belgesele danışmanlık yaptı.

Görüntü Yönetmeni Matthew Phillips belgeseli festivallere layık bir biçimde çekti. Berk Kadakgil sadece konserin değil, bütün belgeselin de ses düzeninden sorumlu oldu. Ayşegül Birol ekranda beliren o güzel kaligrafik yazıları hazırladı. Tüm ayrıntılara gösterilen özenle, Art Square Production Kanada'daki ilk belgeselini başarıyla tamamladı.

En başından beri ekip Sufizmin bugüne kadar anlatıldığı yoldan gitmeyi tercih etmedi. Sufizmin derinliği içinde kaybolup temel öğelerden uzaklaşmak istemedi. "Kim olursan ol gel"i, farklılıklardan nasıl bir uyum çıktığını, felsefenin özündeki aşkı müziğin ardından giderek "Breath" ile aktarmayı tercih etti. Çünkü nefes hayatın temeli, her şeyin en önemlisi. Bazan sözle bazan da sesle kendini gösteriyor. O ses de aynı zamanda içimizden duyduğumuz ses, içimizden gelen aşk. Belgeselin ilk gösterimi ve galası Toronto'da Disitllery District'teki Young Centre'da yapıldı. İzleyenlerinin kalpleri biraz kıpırdamışsa, belgeselde anlatılanlar yerine ulaşmış demektir. Şu anda gösterim hakları OMNI TV'de olan "Breath", sonbaharda televizyondan daha büyük kitlelere ulaşıp tüm izleyenlere nefes verebilecek.


Haziran 2008