|
Bu Vancouver'den
Latif Geçti!

BAHAR ÇINARLI
Yazımın başlığını
bir zamanlar okuyup çok beğendiğim "Bu Dünyadan Nazım
Geçti" kitabından esinlenerek koydum. Evet, bu
Vancouver'den de bir Latif Bolat geçti. Umarım yine de geçer.
Latif Bolat
Kuzey Amerika'da Amerikalılar ve Kanadalılar tarafından en iyi
bilinen ve en değerli Türk müzik adamlarından. Türkler ise onu daha
az tanıyor. Latif Bolat Mersin doğumlu. Ankara Devlet Konservatuarı
Ses bölümü ve sonra Gazi Eğitim Enstitüsü müzik bölümü mezunu. Yıllarca
Anadolu köylerinde müzik öğretmenliği yaptıktan sonra Ankara'da
Siyasal Bilgiler Fakültesi'ni bitirmiş. Daha sonra da Amerika'ya
taşınmış. Yıllardır çıktığı Kuzey Amerika ve dünyanın başka birçok
ülkesindeki turnelerinde Türk kültür ve mistik felsefesini, Anadolu'yu
bilmeyen yabancılara tanıtmayı bir ödev bilmiş; bu kültür öğelerimizin
hakkettiği ilgiyi görmesi gereğini de ödevinin çok önemli bir parçası
yapmış.
Ben Latif
Bolat'ı ilk kez 2004'teki turnesinde yine Vancouver'de dinlemiştim.
Seattle'a kadar geldikten sonra turnesini Vancouver ve çevresindeki
adalara uzatmıştı. Türk halk ve Sufi mistik müziği ve onların arkasındaki
kültürel yapıtaşlarını çok akıcı, çok zevkle dinlenir bir biçimde
izleyiciye sunmuştu. Kendi derlediği Türkiye'nin kültür öğelerini
gösteren saydam gösterisine de piyanoyla enfes bir müzikle eşlik
etmişti. Böyle muhteşem bir kültür elçimizin olması beni çok olumlu
etkilemişti. O konserden beri her Vancouver konserine gider oldum.
Latif Bolat'ın izleyicisi genellikle Türk olmayan bir kitleden
oluşuyor. İngilizce ve Türkçe sunduğu repertuarında Yunus'tan,
Niyazi Mısrî'ye değerli birçok Türk gizemcisinin müziklerinden,
Anadolu'nun Bektaşi nefeslerine, halk deyişlerine kadar geniş bir
çeşitlilik güzel bir uyum içinde, anlamlı bir bileşimde yer alıyor.
Kadifemsi sesine genellikle yine büyük bir yetenekle çaldığı bağlama
veya lavta ile eşlik ediyor. Konserlerine her gittiği yerde onu
ve müziğini tanıyan ve çoğunlukla Türk olmayan bazı müzisyenler
kanun, keman, ut, bendir, kudüm, ney yahut flüt ile eşlik edebiliyor.
Latif Bolat
geçtiğimiz 2 Mayıs'taki en son Vancouver konserinde de yine izleyiciyi
büyüledi. Türk halk müziği ve Sufi mistik müziği örneklerini aralara
serpiştirdiği Türk kültürünü açıklayan ve sevdiren söyleşilerle
bütünledi. Ben bir günde çalınan 5 ezan'ın aslında her birinin ayrı
makamlardan söylenmesi gerektiğini bu konserde onun söyleşisinden
öğrendim. İlk ezan Saba makamında ve son ezan Rast makamında olmalıymış;
geleneklere uysaymışız. Yani her konserinde yeni bilgiler ve hikâyeler
var. Onun kadife sesini ve emsalsiz söyleşilerini dinlemek için
hayranları -ben "müritleri" diyorum- her geldiğinde
konserlerine gitmekten bıkmıyor. Latif Bolat son iki yıldır
Türkiye'ye kesin dönüş yaptı, ama yine de kışları dünyanın bin bir
köşesine turneye çıkmaya devam ediyor. Türkiye'de son iki yıldır
yaşamış olmasının etkisini değişen saydam gösterisinde buldum. Eski
usul saydam makinesini ve çok eski saydamlarını değiştirmiş. Yeni
saydamları artık sayısal ortamda gösteriyor. Alınan zevk yine aynı;
piyano ile "Efem" şarkısını kalplere dokunarak
çalıyor saydamlar izlenirken. Son derece sade sahnesinde birkaç
mum ve bağlamasıyla loş ışıklarda dinleyiciyi bambaşka mistik bir
aleme sürüklüyor. Konserlerinde alkışlanmamasını rica ediyor, gizemli
ortam bozulmasın diye.
İlginç olarak
Nazım Hikmet'in yazdığı, Zülfü Livaneli'nin bestelediği
Hiroşima şarkısını da bu mistik Sufi repertuarına ekliyor. İddiasına
göre konusu mistik felsefeden çok da uzak değil; ve espri yapıyor,
dinleyiciye, "Nazım Hikmet hiç bir zaman bir Sufi müzik
konserinde seslendirileceğini hayal etmezdi" diye..
Latif Bolat
emsalsiz bir kültür elçimiz, hatta kültür hazinemiz..
Minnettarız..
Fotoğraf:
Bahar Çınarlı
Mayıs
2008
|