|
Balkan Tehciri ve Muhacirlerimiz
Dağlar dağlar
Viran dağlar
Yüzüm güler
Kalbim ağlar
Türkiye'nin
çeşitli illerinde yaşayan Balkan muhaciri yurttaşlarımızın olduğu,
sayılarının da milyonları bulduğu biliniyor. Ancak onların dramatik
göç hikâyeleri ve uğradıkları tehcir konusunda tarih bilgimiz oldukça
zayıf. Mübadele veya tehcir konusunda en çok bilinenler, Anadolu'dan
Yunanistan'a, Arabistan'a ve Kafkasya'ya sürülen eski yurttaşlarımız
Rumlar ve Ermeniler hakkında yazılanlardır.
Tersi durum
bugüne kadar nedense pek işlenmemiştir.
1912-1914 Balkan
Savaşı sonrası tehcire uğrayan ve 1 milyondan fazla Müslüman-Türk
nüfusun göçüyle sonuçlanan o büyük trajedinin başlangıcı 1877-1878
Osmanlı-Rus Savaşı'dır. Osmanlı yenilmiş, Bulgar halkı bağımsızlığını
ilan etmiştir.
Balkanlarda
yeşeren bağımsızlık mücadeleleri sonucu Osmanlı tebaasından çıkan
milyonlarca Müslüman, doğdukları ve yüzyıllardır yaşadıkları yurtlarında
bir anda "yabancı" konumuna düştüler. Bu trajik durum
onların Anadolu'ya tehcir yoluyla sürülmesinin psikolojik ve sosyolojik
alt yapısını oluşturdu. 1912 Balkan Harbi, Müslümanlara yönelik
etnik temizlik projelerini hızlandıran en önemli unsur oldu. Milyonlarca
Müslüman Türk ya yer değiştirmek zorunda kaldı veya Trakya ve Anadolu'ya
sürüldü. Türkiye'ye gelebilen milyonlar, uzun yıllar yeni yurtlarında
yerleşik bir düzen alabilmek için zorlu bir mücadele vermek zorunda
kaldılar.
Mehmet Balkan
Muhaciri adlı roman bu konuda bir ilk kitap.
Halk arasında
93 Harbi olarak bilinen Osmanlı-Rus Savaşı sonrası Balkanlardaki
Türk-Müslüman nüfusa bilmedikleri akıllarına bile getirmedikleri
bir yol görülmüştü. Bu yolculuğa romanıyla tanıklık eden, kendisi
de bir Tuna çocuğu ve Silistreli Balkan göçmeni olan Ziya YAMAÇ,
1890-1900 yılları arası trajediyi ve muhacirlerin Trakya'ya yerleştirilmesi
macerasını çok özgün bir Balkan Türkçesiyle romana çeviriyor.
ZİYA YAMAÇ
1914 Bulgaristan,
Silistre doğumlu. İlk ve ortaokulu Bükreş'te bitirdi. Ailesiyle
birlikte Türkiye'ye yerleşerek ortaöğretimini İstanbul Erkek Öğretmen
Okulu'nda tamamladı. 1936-1942 yılları arasında ilkokul öğretmenliği
yapar. Daha sonraları çevirmenlik ve gazetecilik yaptı.
1949 Eylül'ünde,
Türkiye'de sosyalistler üzerindeki yoğun baskı üzerine Ziya Yamaç,
Fahri Erdinç, Tuğrul Deliorman gizlice Bulgaristan'a geçerler.
Yamaç, Erdinç
ve Deliorman, üçü de aynı kuşaktan. Üçü de Balıkesir İlköğretmen
Okulu'ndan arkadaş. Erdinç Akhisarlı, Yamaç Silistre, Deliorman
ise Razgrad göçmeni. Ve üçü de çok partili hayata geçiş sancıları
içindeki Türkiye'den 1949 yılının 8 Eylül gecesi Edirne'nin Suakacağı
Köyü yakınlarında Tunca Irmağı'nı geçerek Bulgaristan'a varırlar.
Bulgaristan'da
Yamaç ve arkadaşlarına politik göçmen olarak sığınma hakkı verilir
(1949 Ekim). Böylece, yurtdışında ölümüne kadar sürecek olan göçmenlik
dönemi başlar.
Ziya Yamaç,
trajik bir şekilde sürülen atalarının yurdu Bulgaristan'da 23 Mayıs
1986'da vefat eder.
Eserleri ve
çevirileri:
Stefan Zweig,
Acı Duygular, çev.: Ziya Yamaç, Hafize Topuzoğlu, Yaba Yayınları,1997
Adams, James Truslow, Amerika Tarihi: Başlangıcından Bugüne Kadar,
çev.: Ziya Yamaç, Kanaat Kitabevi, 1943, İstanbul
Liviu Rebreanu, Asılmışlar Ormanı, çev.: Ziya Yamaç, İnsel Kitabevi,
1942, İstanbul
Panait İstrati, Dünyaya ve İnsanlara Dair, çev.: Ziya Yamaç, Yokuş
Kitabevi, 1945, İstanbul
Panait İstrati, Keşiş Sofronie, çev.: Ziya Yamaç, Yankı Yayınları,
1967, İstanbul
Ziya Yamaç, Nâzım Hikmet Aramızda, Şekibe Yamaç, Hasat Yayınları,
1992, İstanbul
Stefan Zweig, Perişan Hisler, çev.: Ziya Yamaç, İnsel Kitabevi,
1945, İstanbul
Riza Mollof, Türk Hikâyeleri, Ziya Yamaç, Narodno Prosveta, 1956,
Sofya
Ziya Yamaç, Mehmet, Habora Kitabevi, 1979, İstanbul
Ağustos 2007
|