|
Joan Baez Sirkte Sunuculuk Yapıyor
ENGİN AŞKIN
Anımsama
yeter mi /
Bilirsin sen /
Kalan kaldı aramızda /
Bir defa geçilen yollar gibi /
Unuttuğum günler /
Nerde şimdi /
Nerdesin sen
 |
| t |
1960'larda başlayan
müziksel bir başkaldırının en saygın seslerinden biriydi Joan Baez.
Amerikan halkının bağrından kopan halk müziğinin en görkemli başlangıcı
olan Weavers topluluğundan az sonra duymuştuk onu. Evrensel adaletin,
paylaşımcılığın ve barışın türküsünü çağıran bu ünlü grubun ve onu
izleyen diğer grupların esin kaynağı, Woody Gutrie adlı devrimci
ozandı. Woody Gutrie, Amerika'da sınıf savaşımının iyice kutuplaştığı
dönemlerde, gitarın alt bölümündeki "Bu makina Faşisti Yok
Eder" sözcükleriyle ünlendi. Amerikan folk müziğinin ödün vermez
başka bir sesi olan Peter Seeger'i, Kingston Üçlüsü'nü coşkuyla
kucakladığımız yıllar, ilk kez "1959 Newport Folk Şenliği"nde
tanıdık Joan Baez'i. Sahneye çıktığı gün 17 yaşına basmıştı. Daha
sonra, siyasal ve toplumsal savaşımın en öfkeli iletilerine imza
atanların arasına katılan Ramblers, Peter, Paul, Mary Üçlüsü'nü
Bob Dylan izleyecekti. 1960'ların soylu birlikteliğinde yer alan
düzinelerce başka yetenekleri de tanıdık.
Amerikan ordusunun
Vietnam'da sergilediği vahşet gösterisi, folk müziğinin ünlü bir
sloganı, odak ileti seçmesine neden oldu. "Barış, Hemen Şimdi"
sözcüklerinden oluşan bu ileti, giderek 'pop' ve 'rock' türlerinin
de haykırdığı ortak sese dönüştü. O direniş dönemindeki en saygın
adlardan biri de Joan Baez'di. Şimdi 62 yaşında olan Baez, emperyalizmin
sahnelediği yepyeni bir gerilim çağına adım attığımız bu sıralar,
yine 'Barış' diye haykırmaya devam ediyor.
2003 Ağustos'unda
yeni derlediği bir albümün tanıtımı için Londra'da konser veren
Baez, 40 yıl önce Alabama'daki özgürlük yürüyüşünde, Martin Luther
King'le yaptığı söyleşiyi anımsattı dinleyicilerine. "Kuşatılmışlığı,
koşullanmayı ve suskunluğu aşmalıyız" öğüdünü veriyordu. "Dark
Cords On A Big Guitar" adlı yeni albümünde, küreselleşmecilerin
yarattığı güncel umursamazlığı ve bencillik tutkusunu konu seçen
şarkıcı, "her şeye karşın iyimser olduğunu" da vurguluyor.
Bob Dylan'ın
klasik parçası olan ünlü barış şarkısı "Blowin'in The Wind"
gibi şarkıların artık neden yazılmadığı sorusuna şöyle yanıt veriyor:
"Tüm Amerika ve bağımlıları, Bush /Cheney ikilisinin oluşturduğu
bir iletişim ve yanılgı boşluğuna itildi. Tecimselleşen tüm iletişimle,
Amerika'yı bir uyur-gezerler diyarı yapan Cumhuriyetçi iktidar,
uluslararası hukuku hiçe sayan yepyeni bir korku çağına sürükledi
dünyayı".
Joan Baez, son
konserlerinde genç dinleyicilerindeki umursamazlığı bir trajedi
olarak tanımlıyor. Benmerkezciliği ve parayı değer birimi seçen
yeni kuşaklara, savaşım günlerinden söz ettiği zaman, hiç tepki
sezmediğinden yakınıyor. Tutukevlerine atıldığı günleri, polis coplarını,
köpeklerle saldıran Amerikan Milli Muhafızlarını, McCarthy engizisyonunu
dile getirdiği yığınların, kendisine bomboş gözlerle baktığını belirtiyor.
1941 yılında
New York'ta doğmuştu Joan Baez. Savaşa karşıtlığı ve paylaşımcılığı
ana töre sayan Hıristiyan mezhebi Quaker'e bağlı bir ailenin kızı
olan Baez,'in babası Meksikalı, annesi ise İskoç kökenliydi. 1961'de
New York'ta Greenwich Village adlı bohem semtine ayak basan Bob
Dylan ile yakın ilişki kurduysa da, yolları daha sonra ayrılmış
ve Baez, 1968'de çok ünlü bir eylemci olan David Harris'le evlenmişti.
2 yıllık bir evlilik sonrası ayrıldılar.
Müziksel beğeni,
siyasal iklim ve değer birimi açısından, evrenin kapsamlı bir depreme
itildiğine inanan Baez, özbildirisini tüm evrene haykırmaya devam
ediyor. Türkiye'de yazar Zeynep Oral'la yakın arkadaşlığı olana
şarkıcı, hoşgörüsüzlüğün ve baskının kıpırdandığı her evren köşesine
ulaşmayı ödev sayıyor. Güney Amerika, Afrika, Doğu Avrupa ve zaman
zaman Türkiye uğradığı yerler arasında. Şimdi 90'lık annesiyle California'da
yaşamakta olan Baez, yeni serüvene girişip bir sirke katıldı.
Sirkte ev sahipliği
yapan Baez, her gösteriyi sunarken büyük alkış topluyor. Sirkte
kendisine 'Madame Zinzani' adı takıldığı için, bu adla sunu yaptığı
sırada tüm sirki kahkaha fırtınası kucaklıyor.
Vietnam Savaşı
yıllarında protesto gösterilerinde sık sık tutuklanıp hapse atıldığı
günleri anımsarken şunları söylüyor Baez: "Tutukevi gerçekten
yaşanması gerekli bir deneyim. Özellikle siyasete atılmak isteyenler
için yaşamsal bir zorunluluk. Her politikacının en az bir hafta
'içeride yatması' gerektiği inancındayım". Sözü G. W. Bush'a
getirip bir yandan kahkaha atarak şu öneriyi yapıyor Baez: "Bu
Teksaslının hakkettiği ceza 'müebbet hapis' olmalı".
KASIM 2003
|