GÖSTERİ-SANAT


Uluslararası sahnelerde bir kadın cazcı...
hem de Türk: Senem Diyici

EKİN BÖLÜMÜ - Kanada sahnelerinden bir Türk kadın cazcı geçti.

Kışın dondurucu soğuklarında Quebec'in kültürel yaşamının bütün canlılığıyla sürdüğü ünlü meyhanelerinden Montreal'in Le Va-et-Vient Bistro'sunda 15-16 Şubat günlerinde cazseverlere bir şölen çeken Senem Diyici Dörtlüsü, 19 Şubat'ta da Toronto'da Heliconian Hall'da bu şöleni yineledi.

Dörtlü'ye adını veren Senem Diyici, daha 1970'te İstanbul Devlet Konservatuarı öğrenciliği sürerken, öğretmenlerine karşın doldurmuş olduğu 'Nar Hanım' ile dikkatleri üzerine çekti.

Senem Diyici, okulu bırakarak bir süre sahnelerde profesyonel müzik yaparken, eksikliğini duyduğu içindeki müziği bulabilmek için kendini Anadolu'nun taşlı, topraklı yollarını, dağlarını tepmeye karar vermiş. Bu deneyim, benliğinde Kürt - Azeri - Ermeni kimliği taşıyan İstanbul doğumlu genç kızın dünyasına özgün bir Anadolu müziğinin akmasını sağlamış; dönüşünde 'Ham Meyva' adıyla ikinci bir albüm yapan Senem Diyici'yi bu da yeterince sarmayınca, Avrupalara kapağı atmaya karar vermiş.

Daha sonra kendine Almanya'da yer edinen Senem Diyici, yerel özelliklerini başka bir müzik harmanında savurma tadını alınca, klasik, geleneksel, halk müziği derken, cazla tanışmış ve Anadolu müziği ile batı müziğini başka bir evrensel tatla birleştirmeye başlamış.

Bir süre sonra Fransa'yı yer olarak seçen Senem Diyici, değişik müzikçilerle, değişik tınıları da yakalayarak, önce aralarında Okay Temiz'in de bulunduğu bir Altılı kurmuş ve o topluluktan, 'Takalar' albümü ortaya çıkmış.

1991'de kurulan ve Alain Blesing, Philippe Botta, Ravy Magnifique ve kendisinin de yer aldığı Senem Diyici Dörtlüsü şenliklerden şenliklere koşmuş, bu arada 1993'te 'Geste / Jest', 1995'te 'Divân', 1998'de de 'Tell Me Trabizon / Söyle Bana Trabzon' albümlerini çıkarmış.

Yakalamış olduğu tınıda Osmanlı ve Anadolu'nun ayrı ayrı tüm renklerini barındıran ve bu tınısal renkliliği cazla birleştiren Senem Diyici Dörtlüsü, Montreal ve Toronto'da verdiği konserler dizisiyle, müzikseverlerin karlı kış akşamlarına bir kardelen çiçeği gibi yaşam veren büyük ve yeniden doğuşu simgeleyen bir gönül köprüsü oldu.

MART 2003