SİNEMA


Uluslararası Toronto Film Şenliği 2002'nin Ardından

David Cronenberg'den bir yaratı görkemi 'Spider'


ENGİN AŞKIN / TORONTO

Uluslararası Toronto Film Şenliği 'nin başlamasından önce ve sonrasında medyayı sayfalarca kaplayan ödül alabileceği savlanan filmler arasında adına bir kez bile rastlanmayan bir Yeni Zelanda fılmi "Wha1e Rider", şenliğin en önemli ödülü sayılan "Halk Ödülü"ne layık görüldü. Şenliği parasal ve örgütsel kapsamda destekleyen 5 resmi ve özel kurumdan 'AGF Yatırım Firması'nın derlediği bu ödül, dünyanın belki de en ciddi sinema tutkunu olan Torontoluların oylarını değerlendiren jüri tarafından saptanıyordu.

Şenliğe katılan 344 yapım içinde, kimsenin ayırdında bile olmadığı Yeni Zelanda yapımı, "öyküsünün özgünlüğü" ile beğeni toplanıış ve jüri üyeleri, "Whale Rider" adlı filmin "doğayla iç-içe olan mitolojik söylemine hayranlık duymuşlardı". Yeni Zelandalı kadın yönetmen Niki Caro'nun filmi, yerli halkın söylencelere bağlamlı yazgısını ve onu simgeleyen bir genç kızı öykülüyor.

Şenliğe evsahipliği yapan lüks bir oteldeki medya yemeği sonrası, şenlik direktörü Piers Handling'in açıkladığı listede, "Halk Ödülü"nün adları "anılmaya değer" diğer adayları, Amerikalı belgeselci Michael Moore'un ABD'deki silah ve saldırganlık kültürüne mercek tutan "Bowling For Columbine", mizahsal yapıtıyla, Hindistanlı yönetmen Gurinder Chadha'nın, "Bend It Like Beckham" adlı filmiydi. Gurinder Chadha, futbol tutkusu yüzünden, hem sevgilisini yitirmeye zorlanan hem de futbol karşıtı ailesiyle çatışan bir Hintli kızın çağcıllık savaşımını anlatmıştı.

Beckett'le Buluşan Cronenberg

Bilincin en gizemli kuytularından ürkünç temalar damıtan Kanadalı yönetmen David Cronenberg, "Spider" adlı filmiyle kent belediyesinin, "City TV" adlı yerel TV istasyonuyla birlikte sunduğu "Toronto-City Ödülü"nü aldı. Kanımızca, David Cronenberg'in yaratı görkeminin, en belirgin örneği olan "Spider", iç kurgusu büyük Samuel Beckett'i örtüşen bir doruk yapım düzeyindeydi. İngiliz sahne ve sinemasının duayen oyuncuları olan Ralph Fiennes'le, Miranda Richardson'un Gabriel Byrne ile başrolleri paylaştığı film, anılarla, ruhsal travmayla örgülenen bir uzak geçmişin iletisini gizliyor. Psikolojik bir yıkılışın, kronolojik öyküsü olan "Spider", yönetmen Cronenberg'in yadsınmaz bir ustalık aşamasına ulaştığını kanıtlıyor. Bu ödülün parasal değeri 25 bin dolardı.

Diğer Ödüller

Şenliği izleyen 750 yabancı medya üyesinin oylarıyla saptanan ve "Volkswagen" oto firmasının desteğindeki "Volkswagen Discovery Ödülü", İngiliz yönetmen Peter Mullan'ın "The Magdalena Sisters" adlı filmine verildi. İrlanda katolik kilisesinin, aile bireyleriyle akıl hastanesine haksızca kapattığı iki kızkardeşin, gerçekte yaşanmış trajik öyküsüydü film. "Kanada Yapımları" dizisinde, 10 bin dolarlık En İyi Kısa Film ödülünü yönetmen Ann Marie Fleming'in "Blue Skies" adlı filmine veren jüri, aynı dalda yarışan ve yönetmen Charles Officer'in yapımı olan "Short Hymn Silent War" adlı filmi, "anılmaya değer" tanımıyla nitelemişti. Yerel kent televizyonu City TV'nin "Best First Canadian Feature Film" dalında, 15 bin dolarlık ödülü, Kanadalı yönetmen Wiebke von Carolsfeld'in "Marion Bridge" adlı yapımına verilirken, son iki ödülün sahiplerini şu filmler oluşturdu: l-"Independent Film Channel Ödülü", Rus usta Alexandr Sokurov'un "Russian Ark" adlı filmi. 2- Uluslararası Film Eleştirmenleri Federasyonu (FIPRESCI Ödülü) Fransız yönetmen Gael Morel'in "Les Chemins de l'Oued" adlı yapımı.

İzlenimler

Şenlikten çok önce bir mega olaya dönüşen "Ararat", soyadı Ermeni kökenli ünlü bir eleştirmenle, Atom Egoyan'ın üniversite yıllarından arkadaşı olan Kanadalı bir yazar dışında, eleştirmenler genelinde, "bir betimleme karmaşası" diye eleştirildi. Kurgusu denetim dışı kalan, çok boyutlu öyküsü darmadağın bir filmdi bu. Bir "epik" olarak vurgulanan "Ararat", Osmanlının sorumlu olduğu savlanan günahları, özellikle şiddet sahnelerinde tiksindirici biçimlerle sergilerken kesin bir çıkmaza girmişti. Atom Egoyan'dan beklenmeyen bir savurukluk vardı karşımızda.

Şenliğin ortalarında, çok ilginç ama oldukça şaşırtıcı bir bağırtı olayının içinde bulunduk. Medya gösterimlerinin sunulduğu bir sinema kuyruğuna, yarım saat önce girerek içerde yeri iyi bir koltuğu garantilemek isteyen gazeteciler, son dakikada gelen 200 kiloluk Amerikalı çok ünlü TV ve gazete film eleştirmeni Roger Ebert'in, bağırtısına tanık olacaklardı. Değerlendirdiği filmleri, televizyonlarda Roma barbarlığının simgesi olan "sağ başparmak"la tanımlayan milyoner eleştirmenin George Buş'laşarak, kendisine ayrıcalık istemesi, herkesin tepesini attırırken, Toronto Star gazetesinin emekter yazarı Martin Knelman'ın öfkeli sesini duyduk: "Hey Roger, neden Amerika'ya defolup, kendi şenliğini açmıyorsun?" Bu bağırtı olayı, hâlâ yankısını sürdürüyor.

Bu yılki şenlikte de, eskisi gibi Toronto'ya yıldız yağdı. Resmi konuk listesinde, Hollywood dahil dünyanın dört yöresinden çağrılı 400 oyuncu, yönetmen ve yapımcının adını izledik. Fotoğrafını çekmek için otel lobisinde yanına yaklaştığım ünlü Hollywood aktörü Willem Dafoe, henüz döndüğü İstanbul'u ve Türkleri övüyordu bana.

Ekim 2002