|
Devlet Orunlarındaki Türkçe
Geçen sayımızda Ottava Büyükelçiliğindeki konsolosluk işlemlerine
ilişkin bir haber yapmış, bu çerçevede gerçekleştirdiğimiz bir söyleşiye
yer vermiştik.
İçeriğiyle ilgili
değil de, söyleşiyi yapmış olduğumuz kişinin görevine ilişkin bazı
tepkiler geldi:
'Muavin Konsolos'...
Tepkilerden
biri, 'biz muavini şoförün yardımcısı olarak biliyoruz' yönündeydi...
Gazetemizin
Türkçe duyarlılığı bilindiği için anlaşılan okurlarımız ters uygulama
gibi algılanan bu tür bir tanıma doğal olarak tepki göstermişlerdi.
Bu sayfamızda
dil sorunlarından söz ettiğimizden, konuyu buraya taşımakta yarar
gördüm.
Doğrudur, yazılarımızda
Türkçe'nin sağlıklı kullanılmasına ilişkin büyük bir duyarlılığımız
var. Kuşkusuz bize gelen yazılarda da uygulanan olabildiğince Bizim
Anadolu'nun bu duyarlılığına koşut davranmak...
Ancak bazı kamusal
tanımlamalarda ikircikli kalabiliyoruz.
Devlet orunlarında
ve yazışmalarında eskiye oranla yeni yetişen kuşakla birlikte önemli
ölçüde daha anlaşılır bir Türkçe kullanılmasına karşın, hâlâ eski
deyimlerden kendini arındıramamış yanlar olabiliyor.
'Muavin'
sözcüğü de bunlardan biri.
Sanırım 'Konsolos
Yardımcısı' daha uygun olur bu tanımlamaya...
Sırası gelmişken
devlet orunlarında kullanılan diğer tanımlamalara ya da söyleniş
biçimlerine bir göz atalım.
Örneğin 1930'larda
Türkiye Büyük Millet Meclisi için ya da kısaca Meclis için
'Kamutay' sözcüğü benimsenmiş uzun yıllar da kullanılmıştı...
Milletvekili
için 'Saylav' deyimi uygun bulunmuş, 'Vali' için
de 'İlbay' çok güzel kullanılıyordu....
Ama şimdilerde
görüyoruz, hâlâ bir çok yerde milletvekili yerine
'mebus' sözcüğü kullanılıyor.
Dernek
sözcüğü yerine 'cemiyet' sözcüğü kullanılıyor..
Bunlar acaba
bazı orunların başına gelen yetkililerin dil duyarlılığı ve anlayışıyla
mı ilgili?
Bir zamanlar
devlet orunlarından birinde çalışan bir arkadaştan dinlemiştim;
bazı belgelerin ağır Osmanlıca sözcükleriyle dolu olduğu ve bunların
anlaşılamadıkları, dolayısıyla yeni kuşak çalışanların belgeyi günümüz
Türkçesiyle yazıp ilgili yetkiliye götürdüklerinde yetkilinin duyarlılığına
göre işlem gördüğünü ve; ya belgenin o biçimiyle imzalandığını ya
da yeniden kaleme alınması zorunluluğunun doğduğunu...
Örneğin hâlâ
Büyükelçiye 'Sefir', Büyükelçiliğe 'Sefaret', Büyükelçilik
Konutu'na 'rezidans' demekten bir türlü kopamıyoruz.
Öte yandan 'Danışman'
hâlâ 'Müsteşar', 'Yazman' hâlâ 'Kâtip' vb..
Eski söyleniş
biçimi 'Kâtip' olan 'Yazman'ın frenkçe kullanımı da
yaygın bilindiği gibi: 'Sekreter'.
Bir de son dönemde,
özellikle Amerikan İngilizce'sinin etkisiyle bazı görev ve orunların
tanımlanmasında zorluk çekiliyor.
Örneğin 'Executive
Director' bunlardan biri. Frenkçeden dilimize geçen biçimiyle
'Genel Sekreter' olan bu deyim, çok rahatlıkla 'Genel
Yazman' olarak tanımlanmalı.
Ayrıca yine
İngilizce'de kullanılan 'treasure'in karşılığı 'hazine',
'sandık', 'treasurer' karşılığı da 'veznedar' ya da daha
eski deyimini söyleyelim: 'Sandık Emini'....
Para ve hesap
işleriyle, dolayısıyla muhasebeyle ilgili olduğu için buna 'Sayman'
diyebiliriz....
Dilimizi Türkçe'yle
tatlandıralım...
Ekim 2008
Önceki Yazılar:
Beynimizin Çapı, Dilimizin Çapı
Dil Devrimi'nin 80 Yılı, İngilizce'nin Sayrılığı
Yazarken Yaptığımız Yanlışlar
Boynumuzun Borcu
Eşanlamlı Sözcükleri Kullanmak
Dilin Varsıllığı mı?
Hoş Geldin Türkçe!
Dilde Yanlış Kullanım Örnekleri
Türkçesi varken
Ulusaldan Evrensele
Dog-Shop...
'Dilini Değiştirmelisin'
Dilin Varsıllaşması Kullanmakla Olur
Bırakmak, Dökmek
70. Dil Bayramı Buruk
İnternetin Dilimize Ettikleri
Türkçe Düşünebilmek
Dil Bir İletişim Aracı
|