|
Beynimizin Çapı, Dilimizin Çapı
Dil bir düşünüş dizgesidir.
Aynı zamanda
yazar, ozan ve dil uzmanı olan değerli bir eğitimcimiz, "Beyninizin
çapı, dilinizin çapı kadardır!" demişti.
Ben buna bağlı
olarak özgürlüğü şöyle tanımlamak istiyorum: "Düşünebildiğiniz
oranda özgürsünüz!.."
Görüldüğü gibi
dil, düşünce ve dolayısıyla toplum-birey özgürlüğü birbiriyle bağlantılıdır.
Özgür olarak
düşünebilmek için dilde kendinizi uçsuz bucaksız evrende anlatabilmeniz,
olayları ayrıştırabilme yetisi edinebilmeniz gerekmektedir. Günü
kurtarmak için herhangi bir kavram genişlemesine olanak tanımayan
gözde ödünç sözcükleri sık kullanmak ve / ya da başka bir dilin
terkisine binmek ve kendi anadilinden uzaklaşmak, bir düşünsel çevren
(ufuk) daralmasına neden olur.
Burada sözünü
ettiğim 'gözde ödünç' sözcükler genelde kendi dilimizde olmasına
karşın, onun yerine yine başka bir dilden apartılan ve bilinçsizce
kullanılan sözcüklerdir.
Bu bağlamda
ülkemizdeki dil kargaşasını daha çok bu sözcükleri kullanmaya çalışan,
bilgili görünmeye çalışırken, karşısındaki kişiye derdini anlatamayanlarda
görüyoruz.
Sürekli yinelediğim
gibi, kitle iletişim araçlarının büyük sorumluluğu vardır ülkenin
böylesine bir dil ve düşünüş kargaşası yaşamasında.
Türkçe'de yazı
diliyle konuşma dili arasında yönümüzü döndüğümüz Batı dillerindeki
gibi ayrım yoktur.
Dilimiz gelişmeye,
türetmeye en açık dillerin başında gelir.
Önemli olan
tembellikten uzak ve dili gerektiği gibi kullanıp çevrenimizi olabildiğince
genişletmektir.
Örneğin bir
yazı içinde, özellikle aynı tümcede bir sözcük kullanıldığında onun
anlamdaşı ödünç bir sözcüğü kullanmayı bazı kesimler varsıllık sayıyorlar.
Bu bazı alışkanlıklardan
kurtulamamaktır.
Bir çok yazımda
söz ettiğim gibi, aynı sorunlar sürdüğünden bunları yeniden gündeme
getirip Kanada yaşamına yönelik anımsatmalarda bulunmak istiyorum.
Örneğin bir
'downtown' sözcüğü dilimize pelesenk olmuştur.
Özellikle İngilizce
konuşanlarımızın bildiği gibi, bu deyimin 'aşağı kent, kasaba,
semt' gibi bir anlamı var. Türkçe'de kullanılan böyle bir
kavram olmadığı gibi, Avrupa dillerinde de yoktur.
Bu deyim doğrudan
doğruya Kuzey Amerika ekinsel gelişimi içinde kullanılagelmiştir.
İlk yerleşimciler
alışveriş yaptıkları yerleri daha çok deniz ve ırmak kıyılarına
ve yerleşim birimlerini ise daha yüksek yerlere kurduklarından,
buraları herkesin buluşabildiği bir merkez olmuştur. Bunun için
de, konumu dolayısıyla 'aşağı kent', 'aşağı kasaba' gibi
anlamlara gelen 'downtown' deyimini uygun görmüşlerdir.
Yukarıda dediğim
gibi Türkçe'de böyle bir kavram yoktur. Türkçe'de 'çarşıya
inilir', 'çarşıya gidilir'.
Ancak ille de
kullanacaksak, bunu tanımlayabilecek bir deyim olarak 'kent
merkezi' daha uygun düşer. O da görecedir ya, en azından
anlağımızda bir kavram oluşturmaktadır.
Çünkü neresidir
tam olarak kentin merkezi, nereye göredir bu? Pek bilinmez…
Bazan yabancı
haber ajanslarında, örneğin İstanbul'daki bir olaydan söz ettiklerinde,
'downtown' diye Taksim, Beyoğlu'nu verirler.
Halbuki Taksim,
Beyoğlu denizden oldukça yukarıdadır.
Bu kuşkusuz,
bu ajanslarda çalışan çevirmenlerin ya da haberleri yazan çalışanın
yetersiz çevirisidir.
Eğer bir
'aşağı kent'ten söz etmek gerekirse, bu daha çok Sirkeci,
Karaköy gibi semtler olmalıdır.
Anımsatmalarımızı
sürdürelim:
Metro, otobüs,
tren, bisiklet, uçak vb alınmaz....
Metro, otobüs,
tren, bisiklet, uçağa binilir...
Kahve, çay,
içki alınmaz...
Kahve, çay,
içki içilir....
Türkçe konuşurken
daha duyarlı olmalı ve çocuklarımıza da bu şiirsel dilimizi sağlıklı
aktarmalıyız...
Ne demişti eğitimci
yazar ve ozanımız?:
'Beyninizin
çapı dilinizin çapı kadardır!'
Bu çapı genişletelim
mi?
Eylül 2008
Önceki Yazılar:
Dil Devrimi'nin 80 Yılı, İngilizce'nin Sayrılığı
Yazarken Yaptığımız Yanlışlar
Boynumuzun Borcu
Eşanlamlı Sözcükleri Kullanmak
Dilin Varsıllığı mı?
Hoş Geldin Türkçe!
Dilde Yanlış Kullanım Örnekleri
Türkçesi varken
Ulusaldan Evrensele
Dog-Shop...
'Dilini Değiştirmelisin'
Dilin Varsıllaşması Kullanmakla Olur
Bırakmak, Dökmek
70. Dil Bayramı Buruk
İnternetin Dilimize Ettikleri
Türkçe Düşünebilmek
Dil Bir İletişim Aracı
|