|
Kendi Kültürümüzü Yaşatalım
Kanada'ya
2002 Eylül'ünde geldim. Yeni bir toplum, yeni bir çevre edinmek
zorunluluğunu hissediyordum.
Anadolu'nun
sıcak iklimli bölgesi Akdeniz'den geliyorum. İklimi olduğu kadar,
insanları da sıcaktır. ADD (Atatürkçü Düşünce Derneği) ve Pir Sultan
Abdal Kültür Derneği Mersin şubeleri gibi demokratik kitle örgütlerinde
uzun süre görev aldım, çalışmalar yaptım.
Bu
doğrultudan yola çıkarak, 'Türkiyelilerin bir derneği vardır, oraya
gider, kendime çevre edinir, fikir alışverişinde bulunurum' diye
düşündüm.
Denizlili
Hüseyin Abinin kahvesini tanıdım. Türkiye'deki kahve kültürünün
aynısını buraya taşımayı başarmışlar. Yalnız bir fark var; Türkiye'de
alkollü içki yasaktır, burada serbest.
Hüseyin
Abinin kahvesine hâlâ zamanım oldukça gidiyorum; TV'de haber izlemek
ve Hürriyet gazetesine bakmak için. Bir de Bizim Anadolu var. Fakat
Bizim Anadolu'nun yeri ayrı. Hürriyet'e bakma sırası çabuk geliyor.
Çünkü gazeteyi eline alan, bir tek spor sayfasına göz atıyor, hemen
bırakıyor. Ve ben hemen kapıyorum, en ince ayrıntısına kadar iyice
okuyorum.
Gelelim
asıl konumuza. Böylesine bir arayış içindeyken, Bizim Anadolu ile
tanıştım; en küçük ayrıntısına kadar iyice okudum. Oradan Turquebec
Derneği'nin varlığını öğrendim. Hemen ilk haftasonu (10 kasım idi)
telefon açtım, derneğin adresini aldım ve metroya atladığım gibi
derneğe gittim.
Dr.
Aydın Bey'in konuşmasının yarısını dinledim. Ondan sonra bir bayan
İngilizce bir metin okudu. Okuması bittikten sonra bir arkadaş,
'Neden İngilizce okudun abla' diye sordu. Tatmin edici bir cevap
alamadı herhalde benim gibi, 'Abla bari Fransızca okusaydın' dedi.
Böylece Turquebec Atatürk'ü Anma Toplantısı bitti. Türkiye'de yeni
bir ortama girip tek başına kalınca, 'Fransız kaldım' derdik. Ben
de Turquebec'te Türk kaldım! Bu olayı Dr. Aydın Bey anlamış olmalı
ki yanıma geldi, 'hoş geldin' dedi, bana bir çay ısmarladı. Kısaca
sohbet ettik, kartını verdi, 'beni her zaman arayabilirsin' dedi.
Ben de derneğin tüzüğünü, programını istedim. Başkanla görüş dediler.
Başkanı aradım; 'şu an yok' dediler.
İkinci
hafta yine gittim; erkekler maç izliyordu, bayanlar geyik muhabbeti
yapıyorlardı. Selam verdim, ben de erkeklerin içine oturdum. Herkes
çay içip pastasını yedi; ben yine İngilizlerin içinde Türk kaldım.
Üçüncü hafta yine aynı oldu, bir ikinci kişiyle tanışamadım.
Şunu
anladım: Önemli olan, her haftasonu toplanıp maç izlemek, saç modelini,
tırnak boya renklerini tartışmak, 10 Kasım gibi önemli günlerde
Türkiye Devrimi'nin öncüsü Mustafa Kemal Atatürk'ün sarı saçlarını,
mavi gözlerini, ince uzun bacaklarını arada bir konuşmak ve o günü
kurtarmak.
Arkadaşlar
beklerdim ki, içinize yeni giren birine 'hoş geldin', 'nereden geldin?',
Türkiye'den geldiysen, anlat, ne var ne yok? diye sorasınız. İçimden
çok şey anlatmak geçiyordu.
Kısa
sürede çok şey öğrendim. Bir çok aile var ki, aile düzenleri bozuk.
Diyelim, biri beş - 10 yıl önce gelmiş. Sonra Türkiye'ye izine gitmiş,
orada evlenip eşini de beraberinde getirmiş. Ancak kadın nasıl umutlarla
gelmiş olmalı ki, yüzünde burukluk var; gülmeyi unutmuş. Çünkü kocası
sabah işe gidiyor, akşam kahveye uğruyor; birkaç oyun oynuyor ve
ancak gece yarısı eve gidiyor. Kadın ise dil bilmiyor, çevre yok;
genç yaşta kendini sanki bir cezaevinde buluyor.
Bunları
anlatmamın sebebi; bir dernekte amaç bu insanları topluma kazandırmak
olmalı.
İyi
bir hukukçu, iyi bir tıp adamı, iyi bir öğretmen, iyi bir öğrenci
olabilirsiniz. Ama iyi bir örgütçü olamazsınız. Bu dernekte Türk
ailelerinin sorunu tartışmalı, Mustafa Kemal'in devrimleri anlatılmalı.
Dernek başkanı veya yönetici olmak marifet değil. İyi görev yapmak,
üretken olmak marifettir.
Değerli
dernek başkanı ve yönetici arkadaşlarım! Yanlışı görüp söylememek
de bir yanlıştır. Bu yazımda size yaptığım bir eleştiridir. Eleştiriler
doğruyu bulmak içindir. Yoksa amacım kimseyi kırmak değildir.
Çalışmaya
başladığım için derneğe gelemiyorum. Yoksa bir küçük köpek alıp
derneğe gelmeyi düşünüyordum. Köpeğimi sevme bahanesiyle belki benimle
tanışırdınız.
Saygılar...
Şazi
Ercan / Montreal
OCAK
2003
| OKUYUCUYA
ÇAĞRI!
Sevdiğiniz,
sevmediğiniz, kızdığınız, hoşunuza giden ya da gitmeyen olayları
bize yazınız.
Tartışmak istediğiniz konuları, tepki gösterdiğiniz olayları
diğer okurlarla paylaşınız. Köşemiz tüm tepki duyanlara açık.
İmzasız, adressiz ve telefonsuz yazılar yayınlanmaz. Yazınız
elektronik iletiyle de gönderilmiş olsa, lütfen sizinle iletişime
geçebileceğimiz telefon ve posta adresinizi yazınız. Yazılarınız
300 sözcüğü geçmemeli. Yazılar, yer durumuna göre, içeriği
korunarak kısaltılabilir. Yazınız için bizi aramanıza gerek
yok. Yazınız yayın izlencesine alınacak olursa, sizinle iletişime
geçilecektir.
Adres:
Bizim Anadolu, “Söz Sizde”, C.P. 1372, Succ. Desjardins,
Montréal (Québec) H5B 1H3 Faks: (514)593-8698 bizimanadolu@yahoo.com
|
|