|
20 Devletin Parlamentosu Tanıdı
Sayın Dr. Aydın
Yurtçu'nun gazetenizin 15 Mart sayısının 2. sayfasında "Yine
24 Nisan Yaklaşıyor" başlığı altında yazmış olduğu yazıya karşı
verilecek çok cevap var. Yalnız işitmeye ve doğruları kabul etmeye
kulak ve vicdan lazım.
Türkçe'de bir
çok ilham alınacak sözler vardır. (Şayet yoksa nağmeyi takdir edecek
kulak, Sarfı nefes eyleme tebdili mekân eyle.) Bilgili adam diplomalı
olan değildir, her şeyi başkalarının hakkını çiğnemeden elde edip
beşeriyete ve insanlığa faydası olan kimselerdir (Tahsil cehaleti
giderir, vicdan ve görgü sınırsızdır).
Dünyada 20 devletin
parlamentosu, Amerika'da 38 eyaletin parlamentosu ve en mühimi,
kendisinin de yazdığı gibi 7 Haziran 2005'te Florida'da (The İnternational
Association of Genocide Scholars)'ın dünyanın muhtelif devletlerinden
müteşekkil 126 profesörün yaptığı konferansta (Armenian Genocide)
kabul edilmiş ve bir mektup halinde Sayın Başbakan R. T. Erdoğan'a
da gönderilmiştir. Peki, soruyorum Sayın Aydın Yurtçu beyefendiye;
kendisi yukarıda bahsettiğim devletlerden, 38 eyaletin parlamentosundan
ve 126 uluslararası profesörden kendisini daha mı bilgili hissediyor?
Yani onların hepsi yalan da sadece kendisi mi doğrusunu söylüyor?
(Hukukta siyaset
yapmak insanlığa suikasttır.) (Justice not business) Hakikatler
acıdır acı olduğu kadar da hakikattir. Hakikatleri bütün çıplaklıkları
ile kabul etmek milletlerin gururu, istikbalin ışığıdır. Kendisine
gayet basit bir sual sormama lütfen müsaade buyurun.
1- Türkiye'de
bir Ermeni'nin sıfatı nedir? 2- Vatandaş mıdır? 3- Vatandaşsa ne
şekilde bir vatandaştır?
Eğer bu gayet
basit suallerime bir cevap vermekten kaçınırsa onun yazdığı yazıların
nerede yazarsa yazsın, gazetelerde, mecmualarda, hiçbir hükmü yoktur,
geçersizdir. Bununla beraber kendisine namütanayi hürmetim vardır
ve bu basit suallere cevap vermekten de aciz bir şahsiyette değildir.
Sayın Aydın
Yurtçu; 5 Ekim 2005'te Sayın Başbakan R. T. Erdoğan'ın Amerika'da
konuşmasından bahse-diyor. Ben şahsen uydudan dinledim. Irak meselesi,
terörist meseleleri konuşulduktan sonra, onlar politik meselelerdir
bizi enterese etmez, sıra 1915 hakkında ne düşünüyorsunuz diye sordular.
Aynen şunları söyledi: "Bizim Türkiye'deki Ermeni vatandaşlarımızla
hiçbir problemimiz yoktur, kardeş gibi geçinip gidiyoruz."
Çok doğru söyledi. Sayın Başbakan Erdoğan vatandaş kelimesinin manasını
muhakkak ki hepimizden daha iyi bilir. Hangi vatandaşlık? Ermenilerle
dalga mı geçiyor yoksa?
O da doğru.
Problem kalmış mı ki, Problem olsun? Hangi problem? Soykırımı bir
tarafa bırakalım, Cumhuriyet kurulduğundan bu yana Ermenilerin başlarına
öyle bir vurulma vurulmuş ki, sersem tavuk gibi olmuş, bir tarafa
sindirilmişlerdir. Bir parça başını kaldırıp da hakkını aramaya
kalkarsan, üç kurşunla kaldırım üstüne yatırıyorlar. İşte Hrant
Dink ortada. Devlet yetkililerinin haberi olduğu halde bir netice
alınmadı. Sadece bir netice alındı; o da, oğlunu mahkûm ettiler.
O daha dünkü mesele. Ya ondan evvelkiler ne olacak? Yok efendim,
komünistsin, yok efendim Türklüğe hakaret ettin ve saire..
Lozan'da verilen
hakların hiçbiri verilmediği gibi, ellerinde olanlar da alındı.
Daha bugüne kadar gayrımüslüm vakıfların taşınmaz malları hakkında
müzakereler devam edip duruyor. Daha geçenlerde Meclis'te yapılan
müzakerelerde alınan kararlara CHP milletvekilleri ortalığı birbirine
geçirdi, alınan kararlara karşı çıktılar. Bunların hepsi güzel ama,
Almanya'da 178.000 Türk ailesi ev bark almıştır, bahçeleri ile birlikte
beraber hesap edildiğinde Lüksemburg devletinin toprağı kadar oluyor.
Kaldı ki, Almanya'ya
giden Türkler o memlekete atmaca kuşları gibi gidip o memleketin
nimetlerinden istifade etmek için gitmişlerdir. Sizlere gelince
her şey mubah da, Ermenilere gelince her şey günah mı? Bununla beraber
Ermeniler Türkiye'ye havadan atmaca kuşları gibi gidip o memleketin
nimetlerinden istifade etmek için gitmemişlerdir ki; asırlardan
beri o memleketin evlatlarıdırlar. Osmanlı İmparatorluğu ile 600
sene gibi, o memlekette beraber çalışmış ve o memleketin her köşesine
medeniyet abideleri dikmişlerdir. Rica ederim, bunların hepsini
görmezlikten gelip nalıncı keseri gibi sadece kendi tarafınıza yontmayın.
İttihat ve Terakki
Parti diyor ki, Ermeniler bizi arkamızdan vurdular. Ermenilerin
ordusu mu vardı da koskoca Osmanlı Ordusunu mağlup etti? Osmanlı
İmparatorluğu'nu Ermeniler değil, İttihat ve Terakki Partisi tam
tepesinden vurdu. 1912'de Balkan harbini inceleyelim; milliyeti,
cibilliyeti, Ermeniymiş, Türkmüş, Kürtmüş, Arnavutmuş bir tarafa
bırakalım; bir insan olarak vicdanımızın sesini dinleyerek, koskoca
600 senelik Osmanlı İmparatorluğu'nun askerleri bir dilim ekmeğe
muhtaç, ayaklarında ayakkabı yok, çırılçıplak, ne acı şey değil
mi? Zaten Osmanlı İmparatorluğu'nun beyaz perdesi orada aşağı inmişti.
Osmanlı İmparatorluğu imparatorluk olduğu müddetçe böyle bir hezimete
uğramamıştı. O da yetmiyormuş gibi, daha ordu nefes almadan Aralık
1914'te bir Sarıkamış rüyasına kapılarak üç hafta zarfında 90.000
masum Anadolu çocuğunu soğuktan, açlıktan, bitten Allahuekber dağlarında
karlara gömdü ve kaçtı. Eğer İttihat ve Terakki Partisi bu haltı
işlemeseydi ne Balkan harbi, ne Sarıkamış olurdu, ne Ermeni Soykırımı
olurdu, ne Sevr ne Lozan olurdu, ne Kurtuluş, ne Çanakkale, ne de
Gelibolu olurdu ve Türkiye'nin bugünkü vaziyetinden çok daha iyi
olurdu.
Son verelim
iftiraya yalana / Kardeşane yaşayalım yan yana / El birlikte çalışalım
vatana / Fabrikalar okullar kuralım anlayana // Kur'ana bak, İncil'e
bak / Mukaddes kitapların hepsi hak / Hakir görüp ırk ayırmak /
İnsanlığın yüz karası
Nişan Şişmanoğlu / Willowdale ON
Mayıs 2008
| OKUYUCUYA
ÇAĞRI!
Sevdiğiniz,
sevmediğiniz, kızdığınız, hoşunuza giden ya da gitmeyen olayları
bize yazınız.
Tartışmak istediğiniz konuları, tepki gösterdiğiniz olayları
diğer okurlarla paylaşınız. Köşemiz tüm tepki duyanlara açık.
İmzasız, adressiz ve telefonsuz yazılar yayınlanmaz. Yazınız
elektronik iletiyle de gönderilmiş olsa, lütfen sizinle iletişime
geçebileceğimiz telefon ve posta adresinizi yazınız. Yazılarınız
300 sözcüğü geçmemeli. Yazılar, yer durumuna göre, içeriği
korunarak kısaltılabilir. Yazınız için bizi aramanıza gerek
yok. Yazınız yayın izlencesine alınacak olursa, sizinle iletişime
geçilecektir.
Adres:
Bizim Anadolu, “Söz Sizde”, C.P. 1141, Succ. Desjardins,
Montréal (Québec) H5B 1C3 Faks: (514)593-8698 -
bizimanadolu@yahoo.com
|
|