|
Ölülerin Enflasyonu ve Patlıcanlar 2
Kendi acılarını abartan ve kendileri dışındakileri değersiz gören
zihniyete eskiden şaşırıyor ve çürütülmüş iddiaların tekrar tekrar
ısıtılmasına anlam veremiyordum. Bu abartma ve acındırmanın kime
yararı var derken, insan olmanın zaafları, İkinci Dünya Savaşı'ndaki
gerçek bir soykırımı yıllardan beri kullananların modelliği, demokrasinin
zayıflıkları ve toplum psikolojisi kuramlarını hatırladık.
Abartma sanatını
acındırma ile birleştirip, yaşananlara tek taraflı bakmak ve başka
görüşler duyunca da şaşırıp, onların akıllarından şüphe etmek sağlıklı
bir davranış değil. Sorunun karşı tarafına baktığımızda, adeta kökleşmiş
ve bunca yıl yatırım yapılmış bir siyaseti ve toplumlarını bir arada
tutan tutkalı görüyoruz.
Yüzyıl önce
tuhaf ittifaklar vardı; büyük Ermenistan ve öteki istanlar kurulması
için hasta adamın mirası üleşiliyor, Osmanlı'nın kesesi ve kumaşından
elbiseler dikiliyordu. Yüzyıl sonra onun siyasi ve kültürel devamı
olan Türkiye üzerinden toprak kapma oyunları oynanıyor. Bir önceki,
Ermenistan Ottawa büyükelçisi, daha bir kaç hafta önceki U of T'deki
toplantıda, kendileri için Serv'in halen geçerli, haklarının baki
olduğunu söyleyecek kadar hayalperestti.
Ermenistan'ın
Sovyet öncesi ilk bağımsızlığındaki başbakanın manifestosu (1923),
aşırı milliyetçi ve hayalperest yapılanmanın (büro) kendi halkını
nasıl savaşlara, yokluklara ve kırıma yol açtığının bir itirafıdır.
Aynı büronun aktif ve yönlendirici olduğu devlet ve dünyaya yayılmış
halkın, Ermenistan'ın ikinci kez bağımsız olması (1991) sonrası
yaşadıkları, her seçimine hile karıştığı iddiaları, meclisinin basılması
ve silahlı cinayetler, Azerbaycan toprağı Karabağ'ın işgali, katliamlar
ve Azerilerin sürülüşü, daha sonra ve en son seçimlerde iktidara
getirilen Karabağ kökenli kadroları görünce, aşırıların gücünü ve
çıkmazını görürüz.
Birkaç ay önce
Readers Digest'te bir Ermeni yazar, içinde düzinelerce nefret geçen
bir yazı yazabilecek ve bilinen kişilerin görüşlerini daha sonra
haklılığının ve karşı tarafın genel görüşü gibi gösterecek kadar
kin doluydu. İşgal altında olan Karabağ'daki Ermeni yerleşmelerini
artırmak ve işgali kalıcı kılmak için cansiperane çalışan Bn. Abrahamyan,
kanımca nefreti körüklerken, diğer yandan da sanki ezilen kendileriymiş
gibi bir his yaratarak, hem mevcut sistemi meşrulaştırıp hem de
kendi egemen konumlarını doğallaştırmaya çalışıyordu.
Şubat 2008'de,
Fransa'da politikaya soyunan Sırma Oran, Ermenilerce engellenince
şöyle diyordu: "Diyasporanın bizden 70 yıllık avansı
var. Bu işi ekmek kapısı yapmışlar, kurban psikolojisiyle sempati
toplamışlar. Ayrıca, hem Türk tarafının sağır edici suskunluğu hem
de kendisine hiç limit koyulmayan edepsiz çocukların arsızlığıyla
gemi iyice azıya almışlar. Bu durumda amaçlarının ölülerine saygı
görevi olmadığını, bağcı dövmek, intikam almak olduğunu gözler önüne
sermek gerekiyor." (1).
Peki neden abartı
ve karalama siyaseti güdülüyor? Bir yoruma göre Ermeniler kendi
evlerinde suçların en ağırını işlemişlerdir. En kritik anda, Osmanlı'nın
varlığının masaya yatırıldığı dönemde devlete ihanet etmişler, ellerinde
silah, ona karşı ayaklanmışlar, açıktan düşman tarafına geçmişlerdir.
Bunların bir kısmı, işgalciler savaşı kaybedince onlarla beraber
göç etmişlerdir.
Bu kadar politize
olduktan sonra, yaşananlara artık kimsenin insanca, başkasının varlığına
ve bütünlüğüne saygıyla bakması zorlaşıyor. Böylece daha çözümsüz,
ancak radikal ve milliyetçilerin çıkarına, ebedi husumetler yaratmaktan
öteye geçmiyor ve herkesi yaralayan hale geliyor.
Yıllardan beri
süren karalama faaliyetlerine rağmen bugün yurtdışındaki Türkler
daha varsıl, daha eğitimli, uyum sağlamış ve birliktedir. Bizler
kendi tezlerimizi anlattıkça ve başkalarının maskelerini düşürdükçe
anlaşılacağız ve hakkımız teslim edilecek. Meselenin çok boyutlu
ve başka tarafları olduğu görüldükçe, meydanı boş bulmuşların zorlanması,
kızgınlıktan doğruyu araştırma yerine yine aşağılamaya geçmeleri
doğru yolda olduğumuzu gösteriyor.
Çok eskilerde
kabileler, büyük felaketlerden sonra bir ateşin etrafında oturur,
yaşananlar anlatılır, açılma, anlama, empati ve acıların sarılmasına
çalışılırmış. Batıya göç etmiş Ermeniler, o ateşin etrafında yalnızca
kendi acılarını anlatmışlar, içlerine yanlış bilgiler katarak acındırmışlar,
ezberletmişler ama, merhem bulmak yerine daha çok kin dolmuşlar.
Aynı olaylarda acı çekmiş bizler, o ateşin etrafında oturup, bizim
yaşadıklarımızı daha çok anlatmalıyız, folklor araştırmacısı sevgili
dostum Turgay Özdemir gibi (2). Bu, hem kendimize
olan saygı, hem de aynı acılarda taraf olmuş atalarımıza olan borcumuzdur.
Rahmetli Hrant'ın
dediği gibi sorunun da çözümünde tarafları, birbirinin ilacı, aynı
coğrafyada halen komşu ve dünya durdukça komşu olacak olan iki halktır.
O coğrafyada yaşayan hemen herkesin aynı savaşta acıları vardır.
Birine vatandaşlık bağıyla bağlı oldukları devletin hayatta kalma
savaşında düşmanla işbirliği yaptıkları için vatan haini, ötekine
kendisine başkaldıranları tehcire zorladığı için soykırımcı etiketi
yapıştırarak varılacak nokta, kin, öç alma ve daha çok acıdır. Herkesin
başkasının acısına saygı gösterdiği, olmazsa tahammül ettiği, toprağında
gözü olmadığı bir coğrafya için, aynı ateşin etrafında oturarak
yaşananları cesaretle konuşmak, araştırmak ve sonuçlarına katlanmak
için yapılan davet yanıt bekliyor.
M. A. Elik / Halifax
1. 24 Şubat 2008, Kaynak: Star gazetesi
2. Ömer'in ağıdı destanı, 2004, sayfa 187. Gürün kumaşı üreten atölyelerin
nasıl silah ve işkence depolarına dönüştürüldüklerini görgü tanıklarıyla
belgeliyor.
Nisan 2008
| OKUYUCUYA
ÇAĞRI!
Sevdiğiniz,
sevmediğiniz, kızdığınız, hoşunuza giden ya da gitmeyen olayları
bize yazınız.
Tartışmak istediğiniz konuları, tepki gösterdiğiniz olayları
diğer okurlarla paylaşınız. Köşemiz tüm tepki duyanlara açık.
İmzasız, adressiz ve telefonsuz yazılar yayınlanmaz. Yazınız
elektronik iletiyle de gönderilmiş olsa, lütfen sizinle iletişime
geçebileceğimiz telefon ve posta adresinizi yazınız. Yazılarınız
300 sözcüğü geçmemeli. Yazılar, yer durumuna göre, içeriği
korunarak kısaltılabilir. Yazınız için bizi aramanıza gerek
yok. Yazınız yayın izlencesine alınacak olursa, sizinle iletişime
geçilecektir.
Adres:
Bizim Anadolu, “Söz Sizde”, C.P. 1141, Succ. Desjardins,
Montréal (Québec) H5B 1C3 Faks: (514)593-8698 -
bizimanadolu@yahoo.com
|
|