|
Orhan
Pamuk Üstüne
"Orhan
Pamuk" konusu yazarın Nobel ödülünü almasıyla oldukça güncelleşince
ben de yazarın iki farklı yanı üstüne yazmak istedim bu kez.
Sanırım Orhan
Pamuk'un edebi değeri siyasal eleştiriler bombardımanında gözardı
ediliyor ve kendisine haksızlık yapılıyor. Onun dilimizi yetkin
kullanamadığı özelinde yapılan eleştirileri bizzat bendeniz de ara
sıra romanlarında sezinlemiş olsam da, bunun beni onun yazımından
itme noktasına getirmediğini söylemeliyim öncelikle. Genelde bizim
Osmanlı mirasımız üstüne gelişmiş olan Türk kişiliğimizi, tarih
üstüne eğilmiş olduğunu sandığım yazarın romanlarında güzel yansıttığını
anımsıyorum geçmişte okuduğum romanlarında. Onun bütün kitapları
bende, özellikle gurbette yaşayan biri olarak hep hoş ve güzel tat
bırakmıştır. Bu anlamda insanların, onun kitaplarını yalnızca kitaplık
süslemek için almalarını ya da alıp da neden bitirmekte zorlandıklarını
anlayabilmiş değilim. Yazarın çoğu romanını okumuş olmakla, iddia
edildiği gibi bir "Atatürk karşıtlığı" izlenimi de edinmiş
değilim.. Yalnızca "Kar" romanındaki İslamcılara yaklaşım
biçimi bende bazı soru işaretleri uyandırsa da bunu, onun edebi
niteliğini eleştirmeye bir neden olarak görmüyorum.
Orhan Pamuk'un
siyasal niteliğine ya da tartışıldığı üzere "aydın olup olmadığı"na
gelelim şimdi de.. Bana göre aydın, hangi yüzyılda yaşamış olursa
olsun zamanın başat ideolojisine ve yönetim tarzına halkın çoğunluğunun
yararına karşı tez oluşturmuş ve devrimci bir kişilik sergilemiş
olan kişidir. Öncelikle şunu söylemeliyim ki, aşırı ulusalcıların
yazarın "1.5 milyon Ermeni'yi ve 30 bin Kürdü katlettik, bunu
benden başkası çıkıp açıkça söyleyemiyor" demesi üstüne kendisini
linç etme konumuna getirmelerini kesinlikle onaylamıyorum. Ancak
diğer yandan bunları söylemiş olması, bazılarının sandığı gibi onu
aydın kılmaya yetmiyor. Çünkü o söylem uluslar arasındaki bir çatışmayı
ortaya koymaktan öte, olayın tarihsel ve sınıfsal yanını göz ardı
ediyor. O. Pamuk Osmanlı'da Ermeni sorunu tarihselliğini bir kenara
bırakırcasına, bir ifadede "boynunu giyotine uzatma aydınlığını"
gösterirken, o günün sistemi ya da bugünkü başat sistemle uzlaşamadığına
ilişkin hiçbir şey söylemiyor. Bu bağlamda kendi-sini bir aydın
olarak görmek pek olası görünmüyor.
Nobel kurumu,
uluslararası sermayenin desteklediği, "kapitalizmin çarkına
çomak sokmayacak" bilim ve edebiyat adamlarını tanıyan bir
kuruluştur. Sevdiğim ve saygı duyduğum Jean Paul Sartre kendisine
verilen 1964 Nobel edebiyat ödülünü şunları söyleyerek ret etmiştir:
"Jean-Paul
Sartre olarak ya da Nobel Ödüllü Jean-Paul Sartre olarak imzalamam
aynı şey değil. Bir yazar, çok onurlu bir biçimde olsa bile, bir
kuruma dönüşmesini ret etmek zorundadır!"
Bu tavrı Orhan
Pamuk'tan beklemiyorduk ama, ben yine de kendisini bu siyasal yargılardan
sıyrılmış olarak okumayı herkese öneriyorum.
Sami Encol
/ Barrie, Ont.
OCAK 2007
| OKUYUCUYA
ÇAĞRI!
Sevdiğiniz,
sevmediğiniz, kızdığınız, hoşunuza giden ya da gitmeyen olayları
bize yazınız.
Tartışmak istediğiniz konuları, tepki gösterdiğiniz olayları
diğer okurlarla paylaşınız. Köşemiz tüm tepki duyanlara açık.
İmzasız, adressiz ve telefonsuz yazılar yayınlanmaz. Yazınız
elektronik iletiyle de gönderilmiş olsa, lütfen sizinle iletişime
geçebileceğimiz telefon ve posta adresinizi yazınız. Yazılarınız
300 sözcüğü geçmemeli. Yazılar, yer durumuna göre, içeriği
korunarak kısaltılabilir. Yazınız için bizi aramanıza gerek
yok. Yazınız yayın izlencesine alınacak olursa, sizinle iletişime
geçilecektir.
Adres:
Bizim Anadolu, “Söz Sizde”, C.P. 1372, Succ. Desjardins,
Montréal (Québec) H5B 1H3 Faks: (514)593-8698 -
bizimanadolu@yahoo.com
|
|