AnaSayfa/Accueil/Home » Gündem-Güncel » Nuriye Gülmen sonunda…

Nuriye Gülmen sonunda…

Nuriye Gülmen sonunda…

Nuriye Gülmen sonunda serbest

İşten atılan Öğretmen Nuriye Gülmen serbest bırakıldı.

 

 

 

 

 

 

KHK ile atılmış olduğu işine geri dönebilmek amacıyla açlık grevine başladığının 268 gününde Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’nın yargılanmakta olduğu davanın 6. duruşmasında mahkeme, Gülmen’e “silahlı terör örgütüne üye olduğu” gerekçesiyle 6 yıl 3 ay ceza verdi. Mahkeme Nuriye Gülmen‘e yurtdışına çıkış yasağı koyarak, tahliyesine karar verdi. Öte yandan mahkeme, Semih Özakça ve Acun Karadağ’ın da tüm suçlamalardan beraatine ve adli denetim koşulunun kaldırılmasını karara bağladı.

Nuriye Gülmen

 

Tedavi altında bulunduğu Numune Hastanesi’nden taburcu edilen Gülmen, cankurtaranla Altındağ ilçesindeki bir arkadaşının evine götürüldü. Gözyaşları ve alkışlarla karşılanan Gülmen, cankurtarandan inerken zafer işareti yaptı.

Ankara’da görülen davanın 6’ncı duruşmasına Nuriye Gülmen getirilmedi.

 

Nuriye Gülmen bırakıldıktan sonra arkadaşının evinde.

 

 

Nuriye Gülmen duruşma için verdiği ifadede şunları söyledi:

“Kuvvetli suç şüphesi diye sihirli bir sözcüğünüz var, onu söyleyince her şey bitti, tamam oluyor. Bunu doğuran şey de bir tanığın söyledikleri. Konsere gitmiş biri beni örgütle Nuriye tanıştırdı diyor. Bir konsere gidip kendini örgüt üyesi sanıyorsa ben ne yapayım? Yaprak’ın Fatih hakkında söylediklerine katılıyorum. Madde bağımlısı olduğu çok açıktı. Önünüzdeki pespaye dosya içinde ne vardı? Hiçbir şey. İlk iki duruşmada bu tanık beyanları da yoktu. Yine de bırakmadınız bizi. Sonra çürütülen tanık beyanlarına dayanıyorsunuz. Benim hakkımda zaten bir hüküm kurulmuş durumda. Öyle davranıyorsunuz çünkü. Artık bugün mahkemenin çok acelesi olduğu için o hükmü açıklayacak. Ama kendi hükümleri değil tabi ki bu. Bu zamana kadar kendileri hiçbir şey yapmadıkları için hüküm de onların olmayacak. Hakkımızda kitapçıklar mı çıkartılmadı, açıklamalar mı yapılmadı? Heyet bir kere de ‘ne yapıyorsunuz, yargılamamıza müdahale ediyorsunuz’ demedi. Ben artık heyete konuşmuyorum. Onlara olan tüm inancımı geçen celseden sonra özellikle yitirdim. Benim ne söylediğimin bir önemi yok çünkü onlar için. Ben tek bir sözümün çok kıymetli olduğu halkımız için konuşacağım. Dünyanın bir ucundan küçük bir çocuk bana mektup göndermişti, ‘öğretmenim size bir şey olsun istemiyorum’ diye. Ben o çocuk için konuşacağım.

Geçen celse kendimi tehdit altında hissettiğim için konuşmamıştım. Çünkü savunma vermememe rağmen bana ‘bu söylediklerin savunman sayılabilir geri kalanlar hakkında susma hakkını kullanmış kabul edilebilirsin’ demiştiniz. Ama şimdi umurumda değil; savunma mı sayacaksınız, sayın ya da saymayın; kendimi anlatmıştım yine kendimi anlatacağım. Biz direnerek kendimize hatırlatıyorduk öncelikle haksız yere işten atıldığımızı. Kimseye anlatamasak bile kendimize hatırlatıyorduk. Haksız yere işimizden atılmayı kanıksamadık çünkü. Bunun için kendimle de arkadaşlarımla da gurur duyuyorum. Bizim direnişimizi besleyen şey haklılıktı.

Daha açlık grevi gündemimizde değilken bir alman televizyonu belgesel çekmek istediğini söyledi. İki gün bizimle birlikte vakit geçireceklerdi. Sonunda peki ne olacak diye sordular; valla canımı sokakta bulmadım, açlık grevine başlarım demiştim.

O zamanlar daha ihraç bile edilmemiştim, sadece açığa alınmıştım. Açlık grevi o kadar güçlü bir eylem ki, açlık grevine başlarsam hemen sonuç alacağımı düşünüyordum. Ben açığa alınmış halimle eylem yapıp işime dönmeyi beklerken, beni dalga geçer gibi ihraç ettiler.

Sonra açlık grevi gerçekten gündemimize geldi. Tamamen bir keyfilik içerisinde bize her gün saldırmaları öfkemizi büyütüyordu. Ama biz yılmadan her gün Yüksel’e çıkmaya devam ettik. Kemik acısı deyip direnişimize devam ediyorduk.

Açlık grevi fikri bu saldırılardan sonra, insanlarla, milletvekilleriyle, dostlarımızla konuştuktan sonra iyice olgunlaştı. Nihayet Meclis’te basın açıklamasıyla açlık grevine başlayacağımızı duyurduk.

O gün Meclis çıkışında bizi gözaltına aldılar. 5 gün gözaltında kaldık ve açlık grevine böyle başlamış olduk. Biz gözaltında iken meydan boş kalmamıştı. İnsanlar gelip pankartlarımızı yapıp, anıtı her günkü haline dönüştürmüşlerdi. Açlık grevi insanlarda büyük bir patlama yaşattı. Her zamankinden çok daha kalabalık oluyordu meydan.

O en kalabalık olduğu bir günün fotoğrafı var; işte o fotoğrafın alındığı günden çok kısa bir süre sonra gözaltına alındık zaten. Anıtta açlık grevi yaparken canlı yayın yapıyorduk bazen. 38. günde yanlışlıkla bugün açlık grevinin 58. günü dedim. Sonra Allah korusun ne 58’i diye düzelttim. 58 gün o kadar uzaktı ki, oraya varmaz bizim işimizi geri vermeleri diye düşünüyordum çünkü.

268 gün Semih’in de benim de düşündüğümüz bir şey değildi ama buna siz sebep oldunuz. Ne kadar çok saldırı olursa biz o kadar direnişe tutunuyoruz. Biz direnişe tutundukça bizi yenebilecek hiçbir şey yok çünkü. Hakkımızda vereceğiniz ara karar ya da hüküm asıl sizin hakkınızda olacaktır. Çünkü halk bizim hakkımızdaki kararını çoktan verdi. Bizim gönlümüz rahat o yüzden. Tavsiye ediyorum heyete, siz de direnin. Talimat mı geliyor size, direnin. AKP iktidarının halka karşı saldırgan tutumuna set olmak açısından hem çorbada tuzunuz olur hem de asıl olarak alnınız ak olur.

Sevgili direniş dostları, bu son sözüm değil ama şimdilik şunu söyleyeceğim: Burası tam kavganın ortası… ”

Nuriye Gülmen’in konuşması alkışlar eşliğinde sona erdi.

Nuriye Gülmen, Semih Özakça

 

Semih Özakça: “Ben talimatı vicdan örgütünden aldım”

Daha önceki duruşmalarda serbest bırakılan Semih Özakça ifadesinde şunları söyledi:

“Ben talimatı vicdan örgütünden aldım. Vicdanım evde oturmaya el vermedi. Bu haksızlığa karşı çıkmak istedim. Ben talimatı öğrencilerimden aldım. Onlar gözyaşı dökerken, onlara söz verdim geri geleceğim diye. Bu eylemim, talebim terör örgütlerine nasıl yardım edebilir? Nasıl onların işine yarar? Onlara yardım etmez, onların işine yaramaz. İşime dönersem bu durum öğrencilerime yarar. İhraç edilmiş bekleyen binlerce emekçiye umut olur, ona yarar. Ben açlık grevinde işime dönebilme umudumu gördüm. Diğer tarafta beklemekte bir umut göremedim. Dava dediler, mahkemeler bakmadı. Komisyon dediler ortada tek bir karar dahi yok.”

 

 

 

Bizim Anadolu / 03 Aralık 2017

 

Paylaşın, dostlarınızın da haberi olsun…