Nereden Nereye?

Nereden Nereye?

Nereden Nereye?

Dünya’nın bir ucunda, yüksekçe bir yerden, oturduğum şehre bakıyorum yudumladığım bir kahve aralığında.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Şu kokular ne tuhaf şeyler geçmişi alıp sana getiren. Üstelik hiç aklında bile yokken.

Ah şu akşam serinliğinde buram buram kokan ağaç…

 

 

Çocukluğum…

Henüz okuma ve yazmayı yeni çözmüş, kırmızı kurdelemi de yakamda gururla kaç ay taşımıştım, hatırlamıyorum ama…

Nihayet birinci sınıftan, ikinci sınıfa Türkçe okuyan ve yazan bir çocuk olarak geçmiştim.

Beklenen yaz da nihayet gelmiş ve ben tatili fazlasıyla hakketmiştim.

Tipik öğrenci kafasıyla zannetmiştim ki; bu yaz tatili boyunca elim kitap, kalem ve silgiye dokunmayacak, ama çok sevdiğim el işi ve resim istediğim kadar yapabilecektim.

Bismillaaahhh!

Daha ilk haftasonu babam “müsvette kâğıt” dediğimiz saman kâğıtları koçanını önüme koyup “hadi” demesin mi!

Donmuş kalmış olmalıyım ki, dürtmeli bir ısrar ile kendime geliş…

“Hadi kızım, deden için mektup yaz da, birlikte postaya verelim! Acele etme, yavaş yavaş, okunaklı yaz!”

Almıştı beni bir stres.

Kendisiyle sınırlı görüşüp, bir araya geldiğim, hafızama sert mizacı, az ama öz konuşan yapısı yerleşen dedeme ne yazacaktım ki!?

Atılmamış, aynı zarfa saklanmış ve aklımın az biraz daha erdiği yıllarda dedemin,

“bak, bu bana gönderdiğin ilk mektup” diye, gülümseyerek okuduğu satırlarımda, klasik hal hatır sorma merasimi, hava raporu, arkadaşlarım, evdeki kedi benek, annemin yemekleri mektuba konu olmuş, kısa cümlelerle durum bildirimi şeklinde devam etmiş, gayet de okunaklı yazmaya, belli ki özenmişim de, oradan içeriğin boşluğunu kendimce kotarmışım.

Gönderdiğim mektuba bir süre sonra da karşı cevap gelmiş…

Zarfın, sol üst köşesinde dedemin adresi, sağ üst köşede damgalı mühürlü Atatürk pulu ve ortaya denk gelen yerde de benim adım…

Heyecanla tuttuğum zarfı açıyorum.

Son derece sade, benim satırlara yakın satırlarla devam eden mektuba, gazeteden kesilmiş ve hiçbir açıklama yapılmadan haber kupürleri iliştirilmiş…

Aldığım ilk gazete haber kupürü.

Yaşım yedi.

Bunlar hep kadındı.

Beria Önger

Semiha Es

Leyla Gencer

Sabiha Gökçen

Yıldız Moran

 

*

 

Burada elbette dedem bana bir mesaj vermeye çalışıyordu; ve bunu kendi çabalarımla bulmamı istiyordu.

 

*

 

Onun çizgilerinde bir kadın oldum mu bundan pek emin değilim ama…

Gelelim benim mesajıma…

 

*

 

Günlerdir konuşulan…

Müge Anlı’nın yarışma programında hayvan yavrusu isimlerini bilemeyen gençliğin…

Bir günde rekor satış yapan Şeyma Subaşı’nın kitabının bu gençlerle buluşması gerçeği…

Nereden nereye derseniz,

Yokluk, kibarlık, nezaket, ahlak, saygı ve bilgelikten…

Bolluk, sığlık, basitlik, kalitesizlik, saygısızlık, ahlaksızlık ve zır cahilliğe…

 

 

Sevgiyle kalın,

 

 

 

İçTen

 

ictenicten@hotmail.com

 

Tüm Yazıları»

 

İçten Külünk / Bizim Anadolu / 29 Temmuz 2019

 

 

 

 

 

 

 

Share with your friends / Partagez avec vos amiEs / Dostlarınızla paylaşın...
  • 1
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
    1
    Share

Leave a Reply