Press "Enter" to skip to content

NATO’dan Ayrılmak İçin En İyi 10 Gerekçe

Ukrayna savaşı… ABD-Rusya-Çin gerilimleri…

Yarım asırdan fazla bir süredir, belki de 1962’deki Küba-nükleer başlık krizinden beri, nükleer güçler arasında olası bir küresel çatışmaya hiç bu kadar yakın olmamıştık. Kovid-19 salgını gündemden düşmeye başladığı anda gerilimler ardı ardına patlak verdi. İlk olarak, ABD ve AB’nin siyasal kontrolü altındaki Ukrayna ile Putin yönetimindeki Rusya Federasyonu arasında tırmanan/tırmandırılan gerilimde Putin, Rus ordusuna Ukrayna’yı işgal emri vererek uluslararası kamuoyunda kabul edilmesi çok zor olan bir hamle yaptı. ABD ve AB ise bu hamleye NATO aracılığıyla Ukrayna’daki çatışmalara doğrudan taraf olarak, neo-nazi grupları da dahil olmak üzere Rus ordusuna karşı savaşan tüm unsurlara eğitim, personel ve silah desteği yollayarak karşılık verdi. ABD ve NATO’nun küresel çatışmalarda amaçlarına hizmet eden canavar oluşumlardan yararlanması yeni bir şey değil: Sovyetlerin Afganistan işgali sırasında Talibanı, Suriye ve Libya’da El Kaide ve IŞİD gibi örgütleri kullandıkları gibi Ukrayna’da da Neo-Nazi çetelerini kullanıyorlar. Ancak üzerinde düşünülmesi gereken, bu canavar oluşumların çatışmalar bittikten sonra bile, her seferinde insanlığın başına büyük dertler açıyor oluşu. Öyle görülüyor ki, ne daha önce 11 Eylül saldırılarını yaşayan ABD, ne de binlerce sivil insanını kanlı cihatçı saldırılara kurban veren AB yakın tarihten ders almak istiyor; ileride tüm Avrupa’ya yayılabilecek yeni bir Neo-Nazi terör oluşumunu kendi elleriyle silahlandırıp eğitmekten çekinmiyorlar.

Ukrayna krizi devam ederken, ABD Temsilciler Meclisi Başkanı Nancy Pelosi uluslararası diplomasi kurallarını çiğneyerek Çin Halk Cumhuriyeti toprağı olarak tanınan Tayvan’a resmi bir ziyaret düzenledi. Pekin bu izinsiz ziyarete fiili olarak engel olmasa da, yoğun bir diplomasi atağı başlatarak Tayvan’ın Çin Halk Cumhuriyeti’ne bağlanmasını yeniden gündeme getirdi.

Her iki gerilimde de ortak nokta, ABD, AB veya NATO’nun yaptığı hamleler sonucunda sözde müttefikleri olan Ukrayna ve Tayvan halklarının büyük zarar görmeleridir.

Batı basını, Ukrayna kriziyle ilgili olarak Rusya’nın sorumluluğunu yeterince, hatta fazlasıyla dile getiriyor. Ancak bu gerilimlerde Batı emperyalizminin askeri kanadının, yani NATO’nun etkisini gözardı ediyor. Oysa ki gerilimlerin birincil kaynağı NATO ve üye devletlerin emperyalist eylemleri.

Mouvement Québécois pour la Paix / Barış İçin Kebek Hareketi‘ni oluşturan sivil toplum örgütlerinin temsilcileri, tam da bu konuya dikkat çekmek için bir eylem süreci başlattı. Şubat ayından beri NATO ve savaş karşıtı protestolar düzenleyen hareket, NATO’dan ayrılmak için 10 iyi neden başlıklı bir bildiri hazırladı.

Türkiye’de yaşayan ya da yaşamış olan aydınlar için NATO’nun ne kadar bağımsızlık ilkesine aykırı, halka karşı, işçi sınıfına düşman ve emperyalizmin hizmetinde bir oluşum olduğu zaten yerel deneyimlerle sabittir. Ancak Kebekli dostlarımızın bildirisi, tüm üye ülke halklarının NATO’dan ayrılma gerekliliğini, evrensel bir bakış açısıyla açıkladığı için dikkate değer:

Savaş, patronlara ve tüccarlara devasa karlar sunarken, ölümcül emperyalist çatışmaları körükleyen silah satışları rekor seviyelere ulaşırken, biz Quebec emekçileri sosyal, ekonomik ve sıhhi sorunlarla karşı karşıyayız. Sosyal hizmetlerimiz azalıyor, kiralarımız durmadan yükseliyor. Ücretlerimiz ise, şahlanan enflasyonun çok gerisinde kalıyor.

Dünya, Kanada da dahil olmak üzere NATO üyesi ülkelerin artan saldırganlığı nedeniyle, nükleer olasılığı da içeren büyük ölçekli küresel çatışma tehlikeleri yaşıyor. Kanada’nın 1949’dan beri sadece savaş çığırtkanlığı yapan bu terör örgütünden derhal ayrılması için seferber olmamız elzemdir. Kanada’nın bizim adımıza emperyalizmin çıkarlarını desteklemesine izin veremeyiz.

NATO’dan ayrılmak için 10 iyi neden:

1) Barış için: Kuruluşundan bu yana yalnızca savaşa hizmet eden NATO dünyada barışın önündeki en büyük engellerden biridir. Yugoslavya’dan Suriye’ye, Irak ve Libya’ya kadar NATO bombaları yüzünden milyonlarca insan öldü. Bu örgüt hiçbir zaman bir savunma ittifakı olmamış, Batı emperyalizminin çıkarlarına hizmet eden bir saldırı ittifakı olmuştur. Ayrıca, NATO Tüzüğü bu konuda nettir: “ilk saldırı” ilkesini onaylar, bu ilke herhangi bir üye ülkeye kendisini “tehdit altında” hissettiği anda savaş başlatma yetkisi verir. ABD, 11 Eylül 2001’den sonra Afganistan’a bu ilkeyi bahane ederek saldırmıştır.

2) Nükleer silahsız bir dünya için: NATO’nun temel unsuru ABD dünya üzerinde insanlara karşı nükleer silah kullanmış olan tek devlettir. Şu anda dahi nükleer santral ve silah depolarının bulunduğu Ukrayna’da kontrol edilemeyecek neo-nazi grupları silahlandırmakta, olası bir nükleer felaket riskini arttırarak ateşe körükle gitmektedir.

3) Uluslararası işbirliği için: Üye bir ülkenin NATO’dan ayrılması, o ülkenin küresel sermaye çıkarlarına dayalı politikalardan kopması yolunda ilk adımı olacak, egemenlik ve özgürlüğe dayalı bir dış politikaya giden yolu açacaktır. Bu da barış, dayanışma ve sürdürülebilir kalkınma için gerçek bir uluslararası işbirliğinin önünü açacaktır.

4) Demokrasi ve toplumsal adalet için: NATO’nun karıştırdığı her yerde, oligarklar, savaş ağaları ve Batı emperyalizminin diğer yardımcıları, genel yolsuzluk koşullarında düzenlenen hileli seçimler yoluyla zafere ulaşırlar. Yugoslavya’dan Libya’ya kadar bu kukla yöneticilerin ilk iş olarak ekonomiyi özelleştirip yabancı yatırımcılara açmaları, sonra da yerel halka biraz olsun nefes aldıran sosyal hizmetleri yok etmeleri rastlantı değildir. Kuzey Atlantik Antlaşması’nın (NATO’nun “Anayasası”) 2. maddesi, üye ülkelerin “uluslararası ekonomi politikalarındaki çelişkileri ortadan kaldırmaya çalışacaklarını” koşul olarak öne sürer. Satır aralarını okuyarak, üye ülkelerin kapitalist kalmaya ve Batı emperyalizminin ekonomik çıkarlarını savunmaya koşullandırıldıklarını anlayabiliriz.

5) Halkın egemenliği için: Ulusal egemenlik hakkı, uluslararası antlaşmaların ve BM sözleşmesinin temelidir. NATO, uluslararası bir karar olmaksızın tek taraflı bir şekilde egemen devletlere saldırarak uluslararası hukuku çiğnemektedir.

6) Çevre için: Silah sanayisi, askeri üsler, nükleer test merkezleri ve elbette çatışmalar en çok karbon yayılımına neden olan etkenlerdendir ve bu nedenle çevre için önemli bir risk oluştururlar. Bunun yanı sıra, üye ülkelere çevre koruma politikalarını hiçe sayan sermayeci iktidarların dayatılması, dolaylı olarak da çevresel yıkıma yol açar.

7) Irkçılığa ve yabancı düşmanlığına karşı: Kamuoyunu kirli emperyalist savaşlara hazırlamak ve alıştırmak için, NATO üyesi ülkelerdeki basın saldırıya uğrayacak ülkeyi şeytanlaştırır, hatta bunun için sinsice ırkçılığı kullanır. Örneğin, ülkelerinin özgürlüğü için savaşan Filistinliler terörist olarak yansıtılır; veya 19. yüzyılda yaşamış bir Rus bestecisinin konserleri gülünç bir şekilde iptal edilir.

8) Çılgınca askeri harcamalara karşı: Dünya çapındaki askeri harcamaların % 56’sı yalnızca NATO üyesi ülkelerde yapılıyor. Örneğin Kanada şu an yılda 20 milyar dolardan fazla askeri bütçe harcaması yapıyor, ve 2027’de bu rakamın 36 milyar dolara ulaşması öngörülüyor.

9) Yabancı askeri üslere ve asker konuşlandırmalarına karşı: ABD’nin çeşitli ülkelerde 900 yabancı askeri üssü var ve birçoğu Rusya ve Çin’i çevreliyor. Fransa ve Birleşik Krallık, sömürgelerinde konuşlanmış binlerce askere sahip. NATO güçleri herhangi bir hassas bölgeden bir taş atımı uzaklıkta gizilgüç (potansiyel) olarak konumlanmıştır. Yabancı üsleri bulunmayan Kanada bile yurtdışına asker yerleştiriyor ve şu anda Letonya’da olduğu gibi, emperyalist NATO görevlerinde liderlik yapabiliyor. Yabancı üsler hem ülkelerin ulusal egemenliğini zedeliyor, hem de halklara büyük ekonomik yük oluyorlar.

10) Çünkü kolayca ayrılma hakkımız saklı: Kuzey Atlantik Antlaşması’nın 13. maddesi, bu antlaşma 20 yıl boyunca yürürlükte kaldıktan sonra herhangi bir ülkenin tek taraflı olarak NATO’dan çekilebileceğini açıkça belirtmektedir. Bunun için gereken tek şey siyasi iradedir

Mouvement Québécois pour la Paix / Barış İçin Kebek Hareketi, küresel barış ve nükleer silahsızlanma istekleriyle, Ukrayna’daki savaşa, Rusya ve Çin ile ABD arasında tırmandırılan gerilime ve NATO’ya karşı 24 Eylül Cumartesi günü saat 14.00’te Place du Canada/Kanada Meydanı’nda bir protesto etkinliği düzenliyor ve tüm halka, birey ve kuruluşlara katılım çağrısında bulunuyor. (Etkinlik gününden önce sosyal medya aracılığıyla buluşma yeri ve saatinin doğrulanması öneriliyor.)

Mehmet Yayla / Görüşler / Bizim Anadolu / 17 Ağustos 2022

Share with your friends / Partagez avec vos amiEs / Dostlarınızla paylaşın...

Be First to Comment

    Leave a Reply