AnaSayfa/Accueil/Home » Gündem-Güncel » Maskeleri İndirelim!..

Maskeleri İndirelim!..

Maskeleri İndirelim!..

Maskeleri İndirelim!..

Müyesser Yıldız başımızdaki belaları yazdı…

 

Müyesser Yıldız

Müyesser Yıldız

 

“Kürtlerin özgürlüğü” için savaşan PKK ne istemiş de verilmemiş… Hâlâ teröre devam etmenin ne gereği varmış… BDP, PKK’yı kınasa ve silah bırakmaya çağırsa ne güzel olurmuş…

Bu şarkıları çalan koro ya çok saf, ya “büyük oyunu” hiç anlamamış ya da taammüden yalan söylüyor!

Soner Yalçın’ın bugünkü yazısının başlığı “Maskeli Terör”… “Sanıyor musunuz ki; düşman PKK!.. Sanıyor musunuz ki; düşman IŞİD!..” diye soruyor.

 

Gelin o maskeleri biraz daha indirelim.

Ermeni terör örgütü ASALA ile PKK’nın bağlantıları malûm. Teröristbaşı İmralı’da kendisini sorgulayan Albay Hasan Atilla Uğur’a 1982’de Beyrut’ta ASALA’yla yaptığı görüşme hakkında şunları anlattı:

“Önce çok ilgilendiler, ama sonra detaylara girdiğimizde Kürdistan olarak belirtilen toprakların aslında Ermenilerin olduğunu, bu yüzden sıcak bakmayacaklarını söylediler. Ben şu aşamada şurası senin, burası benim tartışması yapmamızın sağlıklı olmadığını, öncelikle ortak düşmanımız olan Türkiye Cumhuriyeti’ne savaşımızı yaymamız gerektiğini söyledim…”

“Terör örgütü yöneticiliğinden” tutuklanan 26’ıncı Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ’un “Terör Örgütlerinin Sonu” isimli kitabında da şu bilgi yer alıyor:

“ASALA ile PKK arasındaki yakın ilişkinin ve işbirliğinin varlığı, 8 Nisan 1980’de Lübnan’da yapılan ortak toplantıdan sonra yayınlanan bildirilerde açıkça görülmüştür. Bildiride; ‘Savaşçılarımız çok yakın bir gelecekte Kürt savaşçıları ile yan yana geleceklerdir. Biz Türkiye dışındayken Türk Ermenistanı’nı kurtarmamız mümkün değildir’ deniyordu…”

90’lı yılların sonunda Ankara’ya gelen Ermenistan yönetiminin bir danışmanının Ankara Anafartalar’da altın bozdurmaya gittiği Mardinli kuyumcuya şunları söylediğini duymuş muydunuz?

“Kürtlerden toprak, Türklerden de kan alacağımız var. Siz Kürdistan’ı kursanız bile, alacağız. Çünkü orası Büyük Ermenistan.”

Ermenilerin katliam üssü Akdamar Kilisesi 2010’da törenle ibadete açıldıktan sonra Ermeni Patrik Vekili Aram Ateşyan’ın, “Yakında Türkler Müslüman zannettikleri komşularının Hıristiyan olduğunu öğrenince çok şaşıracak… Anadolu şenlenecek” dediğini hatırlıyor musunuz?

7 Haziran’da BDP milletvekili seçilen Osman Baydemir Diyarbakır Belediye Başkanıyken, “Kürt sorununu anlamak için 1915’e bakmalıyız” gibi bir laf etmişti.

Bu sözün ya da BDP eski Batman Milletvekili Ayla Akat Ata’nın, “Müslüman Kürtler Hıristiyan olsun” çağrısının anlamını düşündünüz mü hiç?

Şimdilerde Başbakan Davutoğlu’nun başdanışmanlığını yapan Etyen Mahçupyan’ın Zaman Gazetesi’nde yazarken, 1910’lardaki Taşnaklarla, PKK’nın “mücadelesi” arasında paralellik kurması da hiç dikkat çekmedi, değil mi?

Daha yakın zamana gelelim; BDP eşbaşkanı Selahattin Demirtaş’ın Ekim 2013’te “Suriye Kürdistanı”nı görüşmek üzere Washington’a yaptığı ziyarete ve burada Ermeni örgütü ANCA’yla buluşmasına… ANCA’nın başı Aram Hamparian‘la, “Ermeni-Kürt ortaklığını geliştirmeyi, Batı Ermenistan ve Kürdistan’ın demokratik hedeflerini” konuştular. Birlikte bir haritanın önünde poz verdiler. “Büyük Ermenistan” haritasıydı. Ne zaman ki araları bozuldu, AKP ve medyası, Demirtaş’ın bu ziyaretini ve o haritayı gündeme getirip “üst aklı” ortaya çıkardı!..

Ocak 2014; “Paralel devlet” KCK’nın eşbaşkanı Bese Hozat’ın, “Türkiye’de resmi devletin dışında bir de oluşan paralel devletler vardır. Mesela Fethullah Gülen cemaati paralel bir devlettir. İsrail lobisi, yine milliyetçi Ermeni ve Rum lobileri paralel birer devlettir. Paralel devletlerin birbiriyle ortaklaştığı ciddi bir çıkar ilişkisi vardır” şeklindeki açıklaması PKK, BDP, HDP’yi karıştırdı. Ermeni üyeler istifa noktasına geldi, düzeltme ve özür istendi. Teröristbaşının, Ermenilere hitaben yazdığı mektupta şu ifadeler vardı:

“Kürt halkının özgürlük mücadelesi ile Ermeni halkının acılarının sağaltılması, eşit haklara sahip yurttaşlar olarak bu topraklarda yaşama mücadelesi iç içe geçmiştir… Bizler, sadece Kürt halkının değil; bu kadim coğrafyanın bütün halklarının ve inançlarının özgürlüğü için mücadele ediyoruz…”

 

-Ermeni Yazarın “Kehâneti”-

Bu listeyi, ABD’de Ermeni diasporasının lideri sayılan Harut Sasunyan’ın Ağustos 2012’de Armenian Weekly gazetesindeki yazısıyla bitirelim. Sasunyan, “Batı Ermenistan” yani Doğu Anadolu’yla ilgili talepleri konusunda sorulu-cevaplı şunları yazdı:

Soru: Ermenilerin Batı Ermenistan’ı (Doğu Anadolu) geri alması gerçekçi bir ihtimal mi?

Cevap: Hiç kimse Türk liderlerin Ermenilere topraklarının tek bir parçasını bile gönüllü şekilde verecekleri ilüzyonuna kapılmamalı. Toprak genellikle güçle alınır. Ermenistan askeri anlamda Türkiye’den zayıf olduğu için Türkiye’de yaşanacak öngörülemeyen gelişmeleri beklemek zorunda. Mesela iç savaş, bölgesel çatışmalar, Kürt isyanı, doğal felaketler gibi güç boşluğu yaratacak ve dünyanın bu bölümünde sınırların değişmesine neden olacak gelişmeler…

Soru : Eğer bu topraklar geri alınırsa Ermeniler burada azınlıkta kalmayacak mı?

Cevap : Evet, eğer bugün Batı Ermenistan (Doğu Anadolu) Ermenilere verilirse bu doğru olur. Fakat daha önce de dediğim gibi bu gerçekleşmeden önce büyük olayların yaşanması lâzım ve bunların bölgedeki demografik sonuçları Kürtler, Türkler ve Ermenilerin kalan alanlardaki durumlarını değiştirebilir. Kimse demografik statükonun aynı kalacağını varsayamaz.

Soru : Eğer Batı Ermenistan geri alınırsa diaspora konforlu yaşamını bırakıp gelir mi?

Cevap : Burada mevzu Ermenilerin kendi tarihi evlerine yerleşme haklarıdır. Bu topraklar döndüğünde, nerede yaşayacaklarına Ermeniler karar verecek. Bu Türkiye’nin meselesi olmamalı. Tüm Yahudiler İsrail’de mi yaşıyor? Yakın Ortadoğu ülkelerinde yaşayanlar Batı Ermenistan’ı tercih edeceklerdir.

 

-Suriye ve Ermeniler-

Evet, Sasunyan’ın da belirttiği gibi, Suriye başta olmak üzere birçok Ortadoğu ülkesinde Ermeni var.

Suriye’de olaylar başladığında ilk buradaki Emreni kökenliler tahliye edildi. Nereye götürüldüler; Dağlık Karabağ’a… Halep ve Şam’da yaşayan 50 bin civarındaki Ermeninin “Türkiye kökenli” olduğunu ve bunları Türkiye’ye getirmek için dönemin Cumhurbaşkanı Gül’ün nasıl bir plan yaptığını da Danışmanı Ahmet Sever’in “Abdullah Gül ile 12 Yıl” adlı kitabından öğrendik.

Şuraya geleceğim;

İki gün önceki “İncirlik Sus Payı ve ‘Serok Barzani’ Operasyonu” başlıklı yazıda, PKK’nın Kandil’den çıkarılması çalışmalarını anlatırken, “Ağrı-Iğdır-Ardahan üçgenine yerleşim hazırlıklarına” dikkat çekmiştim.

Bunun üzerine arayan ve bölgeyi çok iyi bilen emekli bir general, tarihte Doğu Anadolu’nun hiç bir zaman güneyden “fetih veya işgâl” edilmediğini, sadece kuzeyden girilebildiğini vurgulayıp, Alparslan ve Malazgirt örneğini verdi, Rus-Ermeni işgâli sırasında yaşananları hatırlatıp, Osmanlı’nın buradaki kritik bölge ve Kağızman-Eleşkirt, Hamur-Tutak gibi boğazlar için hangi önlemleri aldığını anlattı. Şöyle devam etti:

“PKK buralara yükleniyor. Nahçıvan sınırının kullanılamaz hale gelmesi için Iğdır’ın düşmesi lâzım. Iğdır düşünce Ağrı zaten düşer. Buralar düşürülürse, aşağı inmek daha kolay olur. PKK, ‘Türkler bana saldırıyor’ deyip, dış dünyadan destek istediğinde ilk yardımı nereden gönderdiler; Ermenistan’dan…”

Emekli general, “Kobani ile dünyayı başlarına topladılar. Herkes biliyor ki, Kobani Ermeni yurdu” dedikten sonra da ortaya şu soruyu attı:

“Kobani’de tek bir cami, minare gördünüz mü? Niye yok?”

 

-Kuzey’de Büyük Ermenistan, Güneyde Büyük İsrail-

Türkiye’nin kuzeyine yönelik “Büyük Ermenistan” planlarından sonra kısaca güneyimizdeki tablonun da adını koyalım.

“Suriye Kürtlerinin liderinin” Barzani olacağı duyuruldu.

Başbakan Davutoğlu da daha iki gün önce Barzani’den ne kadar memnun olduklarını açıkladı.

AKP-Barzani ilişkisi, “Nakşi kardeşliğiyle” izah ediliyor.

Ama Barzani-İsrail ilişkileri ve İsrail’in “Kürdistan”a desteği cümle alemin malûmu.

AKP, “Düşmanımın düşmanı benim dostumdur” sözünü, “Düşmanımın dostu, benim dostumdur”a mı çevirdi, ne?

“Kürdistan” görünümlü “Büyük İsrail”in denize açılacağı D. Akdeniz’e, Kıbrıs’a geçelim; KKTC ve Rum kesimi arasındaki görüşmeler Türkiye’nin gündeminde yok. Oysa Türkiye’nin garantörlüğü ve Türk askerinin çekilmesi bile masada.

Suruç katliamının tam da Kıbrıs Barış Harekâtı’nın yıldönümünde ve Erdoğan KKTC’deyken gerçekleştiğini hatırlatıp, devam edelim:

Son 2 yıl içinde İsrail ve Rum kesimi enerji, savunma ve güvenlik konularında birçok anlaşma imzaladı. Rum Lider Anastasiads geçen ay İsrail’e gitti. Mart’ta seçilen Netanyahu da ilk yurtdışı gezisini dün Rum kesimine yaptı. Anastasiads, Netanyahu’nun Kıbrıs görüşmelerine destek verdiğini belirtirken, İsrail Başbakanı Doğu Akdeniz’deki doğalgaz kaynaklarını kast ederek, “Şükürler olsun ki, Tanrı bizi denizin altındaki enerji kaynaklarıyla kutsadı. Şimdi bu nimeti çıkarmak istiyoruz” dedi.

100 yılın kuşatmasını ve başımızdaki gerçek belâları bilmem anlatabildim mi?

 

Müyesser Yıldız / Bizim Anadolu / 29 Temmuz 2015

 

Share with your friends / Partagez avec vos amiEs / Dostlarınızla paylaşın...
  • 1
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
    1
    Share