AnaSayfa/Accueil/Home » Ekin/Yazın/Sanat » Kültüre adanmış bir yaşam ve Leyli Hakani

Kültüre adanmış bir yaşam ve Leyli Hakani

Kültüre adanmış bir yaşam ve Leyli Hakani

Kültüre adanmış bir yaşam ve Leyli Hakani

30 yıllık öğretmenlik görevinden sonra emekli olan Leyli Hakani, ailesinin yaşamakta olduğu Kanada’ya göç etmiş, şimdi etkinliklerini Montreal’de sürdürüyor.

 

Ömer Özen

Ömer Özen

Leyli Hakani (Khaghani) Tebriz’e 50 kilometre uzaklıkta Azerşehr adındaki bir küçük kentte doğmuş. Lise ve öğretmen okulunu Tebriz’de okuyan Hakani, önce 10 yıl ilkokul öğretmenliği yapmış. O dönemde görevine devam ederken bir yandan da üniversiteye devam etmiş, Fars edebiyatı eğitimi görerek lise öğretmeni olmuş.

Leyli Hakani 30 yıllık öğretmenlik görevinden sonra emekli olmuş ve ailesinin yaşamakta olduğu Kanada’ya göç kararı almış. Bu ülke değiştirmede küçük oğlu kendisine eşlik ederken, büyük oğul da yaşamakta olduğu Fransa’dan katılmış.

Leyli Hakani Montreal’de adından da anlaşıldığı gibi haftalık ve Farsça ağırlıklı yayınlanan Hafta Dergisi’nde Türkçe sayfaları hazırlıyor. Arap abecesiyle yayınlanan dergide, kendisine ayrılan bölümde toplum haberleri, kültür, sanat ve dil konusunda yayınlar yapıp özellikle İran Azerbaycan Türkleri’nin dillerini ve kültürlerini korumak için büyük çaba gösteriyor.

Leyli 7 yaşında, önde, sağdan ikinci.

Leyli 7 yaşında, önde, sağdan ikinci.

Ayrıca Leyli Hakani 2009’da kurmuş olduğu Savalan Kültür Topluluğu’yla çevresine gençleri toparlayıp onlarla yine kültürel etkinliklerde bulunuyor.

Bu çok yönlü kültür edebiyat işçisi Leyli Hakani’ye İran’ı sorduk. Özellikle İslam Devrimi öncesi ve yeni yönetimi karşılaştırmasını ve nelerin değiştiğini söylemesini istedik.

Daha önceleri Şah tarihinin öğretildiği İran’da İslam Devrimiyle birlikte dinler ve peygamberler tarihi öğretilmeye başlanmış, okullarda mescitler açılmış, ilkokullardan başlayarak toplu Kur’an okuma törenleri düzenlenmeye ve kuşkusuz kadınların, kızların başlarının kapanması zorunluluğu getirilmiş.

Bu keskin dönüşümlere karşı velilerin, ana-babaların, kısaca toplumun tepkisi olmamış mı?

Hayır, olmamış.

Leyli Hakani şunu söylüyor: “Bakın, İslam Devrimi olduktan bir süre sonra halkoylaması yapıldı ve halk bu rejime yüzde 98 evet oyu verdi. Yani halk kabul etmişti yeni rejimi.”

Peki, herhangi bir baskıyla mı bu kadar yüksek evet oyu vermişti halk?

“Hayır, hayır, asla” diyor Leyli Hakani: “Halk kendi isteğiyle evet oyu verdi.”

İran’daki Fars kültürüyle Türk kültürünü karşılaştırmasını istediğimiz Leyli Hakani, şunları söylüyor: “İran’da çok değişik toplumlar var. Sadece Türk kültürüne ait Kaşkaylar, Hallaçlar, Türkmenler, Şahsevenler var. Bir de Azerbaycanlılar var. Tüm bu toplumların içinde Azerbaycan Türkleri nüfus bakımından çoğunluğu oluşturuyor. Zengin bir kültürü olan Türkler, resmi olarak Fars kültürü baskın olduğu için, bu kültür içinde tanınmıyorlar.

Halbuki Türklerin çok önemli şairleri, yazarları, düşünürleri, müzik adamları, sanatçıları var. Ancak hiçbir biçimde genel Fars kültürü içinde sözü edilmezler, tanınmazlar.”

Leyli Hakani (soldan ikinci) öğretmen okulunda.

Leyli Hakani (soldan ikinci) öğretmen okulunda.

Bu nedenle yeni yetişen gençliğin de Fars kültürü içinde yitip gittiğini, kendi kültürünü tanımadığını belirten Leyli Hakani, bunun bir zulüm olduğunu söylüyor.

İran’da Türk toplumunun nüfusunun Fars toplumuyla neredeyse yarı yarıya olduğu biliniyor. Elbette ki resmi kültür Fars. “Ancak böylesine önemli çoğunlukta, hemen yanı başında kendisiyle yaşayan Türk kardeşlerinin kültürünü merak eden Fars arkadaşlarınız olmuyor mu” sorumuza şöyle yanıt veriyor Leyli Öğretmen:

“Genel rejim içinde bizim kültürümüzü tanıtmak için bir çaba olmayınca, halktan da böyle bir istek gelmiyor. Sadece Farslar değil, bizim yeni yetişen gençlerimiz, hatta yaşlılarımız bile bizim Nesimi’mizi, Fuzuli’mizi, yazarlarımızı ve şairlerimizi tanımıyorlar. Hepsi Hafız’ı, Mevlana’yı, Sadi’yi, Firdevs’i tanırlar. Çünkü çocukluktan itibaren okullarda olsun, gazete ve dergilerde olsun sadece bunlar verildiğinden sadece bunları tanıyorlar.”

Leyli Hakani’den öğreniyoruz ki, İran’da bu denli değişik toplumların yaşamakta olmasına karşın hiçbir topluma kendi dilinde eğitim olanağı tanınmamış. Dolayısıyla üniversitelerde de Türk diliyle ilgili herhangi bir bölüm bulunmuyor.

Değişik Türk topluluklarının olduğu İran’da en büyük çoğunluk olan Azerbaycan Türklerinden başka Kaşkaylar, Şahsevenler, Türkmenler, Hallaçlar da binlerce yıldan beri yaşam sürüyor. Bu Türk toplulukları aralarındaki kültürel bağlar hangi boyutta? Herhangi bir ilişki oluyor mu?

“Ne yazık ki hayır, olmuyor” diyor Leyli Hakani. “Şah zamanından beri büyük baskı altında oldukları için çoğu göçebe olarak kentlerden uzak dağlarda, ovalarda yaşıyorlar. Dolayısıyla herhangi bir gelişme de gösteremiyorlar.”

Leyli Hakani, yukarıda soldan dördüncü, İran İslam Devrimi öncesi dostlarıyla.

Leyli Hakani, yukarıda soldan dördüncü, İran İslam Devrimi öncesi dostlarıyla.

‘Türk Dili İran’da yetim kaldı’

Leyli Öğretmene Türkçe’nin İran’daki durumunu soruyoruz. Aldığımız yanıt şöyle: “İran’da Türkçe dededen, atadan öğrenilip aile içinde konuşulduğu için, onu geliştirecek sahibi, kurumları, koruyucuları yok. Türk dili İran’da yetim kalmıştır.”

Bilindiği gibi Türkler ve Farslar en az iki bin yıldır birlikte yaşıyorlar. Aynı şeylere ağlamış, aynı şeylere gülmüşler. Bir yazgı birliği etmişler. Bu süre içinde önemli ölçüde kültür alışverişinde bulunmuşlar. Dolayısıyla Türkçe ve Türk kültürü de İran’ın bir zenginliği değil midir? İran’ın bu kültürleri koruması, kollaması, geliştirmesi kendisini de yüceltmez mi?

Leyli Hakani bu sorumuza şu yanıtı veriyor: “Haklısınız. Bu söylediklerinizi ben Hafta Dergimizde de yazdım. Bu Türk, Kürt, Arap, Lor vb. kültürler İran’ın büyük bir zenginliğidir. İran bu kültürlere sahip çıkarak kendi zenginliğine sahip çıkmış olur. Bir tek gülün varlığı mı güzeldir, yoksa türlü renkteki ve kokudaki çiçeklerin varlığı mı daha güzel ve değerlidir? Bunu her zaman, her yerde söylerim; İran bu kültürlere zulüm etmekle, aslında kendi zenginliğini yok ediyor, kendine zulüm ediyor.”

“Peki sizce bu zulüm bir gün biter mi, İran bu kendi kültür zenginliğine sahip çıkar mı” sorumuzu şöyle yanıtlıyor Leyli Hakani:

“Bakın, zaman değişiyor. Teknoloji, internet, haber alıp verme… Bu sayede dünya küçülüyor ve dünyanın değişik yerlerindeki halklar birbirlerini tanımaya çalışıyorlar. Hemen yakın zamanda olacağını sanmıyorum ama, er-geç İran da bunu anlayacak ve bu hakları verecektir. Bunun başka çaresi yoktur.”

Leyli Hakani'nin kurmuş olduğu Savalan Topluluğu Montreal'de değişik etkinlikler düzenliyor.

Leyli Hakani’nin kurmuş olduğu Savalan Topluluğu Montreal’de değişik etkinlikler düzenliyor.

Leyli Hakani: “Yaktığımız küçük ışık çoğalacak, her yan aydınlık olacak”

Leyli Hakani’nin etkinliklerinden biri de Savalan Kültür Topluluğu. Bu konuda şunları söylüyor: “Savalan Kültür Topluluğunun amacı dil, din, ırk, bölge farkı gözetmeden ve insanlığı öne çıkararak birlikte bir şeyler paylaşmak ve üretmek. Bunu yaparken kuşkusuz kendi Azerbaycan Türk kültürümüzü önce bizim tanımamız, sonra da herkese tanıtmak en büyük amaçlarımızdan biridir. 2009 yılından beri yapmaya çalıştığımız da budur. Siyasetle işimiz olmadığı gibi, dinle de bir ilgimizi yoktur. Savalan, tamamen kendini kültüre adamış bir kuruluştur. Ayrıca Savalan topluluğuna birçok genç katılıp çok etkin olarak katkıda bulunuyorlar. Bu da beni çok sevindiriyor.”

Savalan Topluluğu olarak, kültürle ilgili birçok etkinlikte bulunduklarını söyleyen Leyli Hakani, sözlerini şöyle bağlıyor: “Önemli kültür adamları için anma günleri, dil dersleri, müzik ve halkoyunları dersleri, önemli gün ve bayramları kutlama gibi etkinliklerimiz var. Örneğin İran’da deprem olmuştu. Savalan Topluluğu olarak Montreal’de yardım kampanyası düzenledik. Toplanan yardımlar İran’da depremde yıkılmış olan bir okulun yeniden yapımı için harcandı. Yapılan okula ‘Savalan’ adı verildi ve bir plaket asıldı. Plakete ‘Bu Okul Montreal Halkının Bir Armağanıdır’ sözleri yazıldı.”

Son bir şey söyleyin dediğimizde, Leyli Hakani Öğretmen’in dudaklarından şu sözler dökülüyor: “Bizim yapmış olduğumuz bu etkinlikleri küçük bir ışık gibi görüyorum. Ancak bu ışık büyüyecek, karanlıkları yok edecek ve gelecek çok daha aydınlık olacak.”

Sağolun Leyli Hanım!..
Ömer Özen / Bizim Anadolu / Mayıs 2015

Share with your friends / Partagez avec vos amiEs / Dostlarınızla paylaşın...
  • 1
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
    1
    Share