|
Kırım
- Kongo Kanamalı Ateşli Hastalığı
Koruyucu Sağlık Hizmetlerinin Çöküşünün İfadesidir
Türkiye'de
bugüne kadar 38 kişi bu hastalık yüzünden hayatını kaybetti. - Çorum,
Tokat, Sıvas, Yozgat, Kastamonu, Erzurum ve Gümüşhane'de yaşanan
kene paniği İstanbul'a da sıçradı. - Bakanlığın yaptığı çalışmalar
sonucunda Ağustos 2003'te hastalığın adı konuldu.
Ülkemizi son
4 yıldır meşgul eden ve bugüne dek 38 yurttaşımızın ölümüne sebep
olan Kırım, Kongo Kanamalı Ateşi hastalığı, özellikle 24 Ocak 1980
ekonomik istikrar kararlarının alınması ve 1983'ten sonra bunların
tam anlamıyla uygulamaya geçirilmesiyle başlayan, koruyucu sağlık
tedbirlerini ihmal eden anlayış ve sürecin bir sonucudur.
Tarih
boyunca; insanların göçebelikten, yerleşik düzene geçiş süreçlerinde,
hayvanların evcilleştirilmesinin önemi büyüktür. Bu süreçte hayvanların
eti, sütü, derisi, yünü gibi ürünleriyle güçlerinden daha çok verim
almanın yolları aranmış, üretimin kârlılığı ve sürekliliği yanında
sağlık sorunları da hep ön planda olmuştur. Çok büyük ekonomik ve
manevi kayıplara neden olduğu için insan ve hayvan sağlığı konusu,
çözüm bulunması gereken sorunların en başında gelmiştir.
Bu konuda, çözüm
için seçilen yöntemler her toplumun kendi sosyo-ekonomik yapısıyla
örtüşen bir temele oturmadığı taktirde, kalkınma çabaları başarısız
olacaktır. Uygulamadaki yöntemler; yapısal bozuklukların giderilmesi,
kaynak kayıplarının en aza indirilmesiyle etkili olabilir.
İnsan
ve hayvan sağlığı ile doğrudan ilgili olan Gıda ve Tarım Örgütü
(FAO), Uluslararası Hayvan Hastalıkları Ofisi (OIE) ve Dünya Sağlık
Örgütü (WHO) gibi uluslararası kuruluşlar veteriner halk sağlığı
çalışmalarında sürekli işbirliği içerisindedir. Veteriner halk sağlığı;
zoonozların* kontrolü, gıda hijyeni, hayvansal endüstri kaynaklı
bulaşma ve kirlenmenin önlenmesi, karşılaştırmalı hekimlik, laboratuar
hayvanları hekimliği ve afetlerde acil veteriner hekimliği hizmetleri
gibi konuları kapsamaktadır.
Halk sağlığı
uygulamaları insan yaşamını hasta ve sağlıklı dönemler olarak ayırmadan,
bir bütün olarak ele alır. Esas anlayış, hastaları iyileştirmeden
önce hekimlik hizmetlerinin başta gelen görevi olan koruyucu hizmetler;
yani kişileri hastalıklara karşı korumaktır. Günümüz koşullarında,
bu koruyucu hizmetlerin, yalnız hekimlerce yürütülmesi olanağı kalmamıştır.
Veteriner hekimleri sağlık ekibinin en önemli üyelerinden yapan
3 husus vardır: beslenme, besin hijyeni ve zoonozlar. Halk sağlığı
hizmetleri, ancak veteriner hekimlerin desteğiyle yürütülebilir.
Her ülkede gıda kontrolünü ve zoonozların denetimini yapmak, halk
sağlığı örgütünün diğer organlarıyla iletişimi sağlamak amacıyla
etkin olarak çalışacak veteriner halk sağlığı birimleri kurulmalıdır.
Salgın hastalıkların
coğrafi dağılımı, uluslararası hayvan ticareti ve sağlık ilkelerine
uygun çalışma yöntemleri konularında ilk önemli adım olarak Cenevre
Anlaşması; 20 Şubat 1935 tarihinde Avusturya, Belçika, Bulgaristan,
İspanya, Fransa, Yunanistan, İtalya, Hollanda, Romanya, İsviçre,
Çekoslovakya, Rusya ve Türkiye temsilcilerinin katılımıyla gerçekleştirilmiştir.
Atatürk'ün de imzası bulunan bu anlaşmayla, aslında Türkiye'de önce
de var olan veteriner teşkilatı daha etkin hale getirilmiş ve hayvanların
bulaşıcı hastalıklarına karşı yapılacak mücadelenin ancak ilgili
devletlerin ortak etkinlikleriyle mümkün olabileceğinin altı çizilmiştir.
Kırım Kongo
Kanamalı Ateşi hastalığının hayvanlardan insanlara keneler vasıtasıyla
taşındığı bilinmektedir. Ancak, tek suçlu olarak gösterilen kenelerin
yanında, asıl suç Türkiye'de 100 yıllık geçmişiyle doğrudan Bakanlığa
bağlı etkin biçimde çalışan veteriner örgütünü 1984 yılında 212
sayılı Kanun Hükmündeki Kararname ile dağıtan, Sağlık Bakanlığı'nı
Tedavi Bakanlığı haline getiren zihniyette ve bu yanlışı devam ettiren
20 yılın bütün iktidarlarındadır. Koruyucu sağlık hizmetlerini bu
duruma getirenlerin, bu hastalıktan korunmak için "kenelerden
uzak durun" veya "paçalarınızı çorapların içine sokun"
demekten başka verecek nasihatleri veya yapmaları gereken önemli
işleri yok mu?
Keneleri yok
etmeye çalışmak boşunadır, çünkü bu mümkün değildir. Sadece tonlarca
zirai mücadele ilacını çevreye püskürtmek, hem meyve ve sebzelerde
hem de hayvansal ürünlerde zirai ilaç kalıntısına neden olur. Kalıntı
bulunma olasılığı yüksek ürünleri yiyen insanlarda bu sefer de uzun
vadede tedavisi mümkün olmayan hastalıklar baş gösterir. Yanlış
yanlışla düzeltilemez. Yapılması gerekenler;
Tarım ve Köyişleri
Bakanlığı yeniden yapılandırılarak, veteriner işleri genel müdürlüğü
merkez ve taşra teşkilatıyla birlikte kurularak, hayvanlar genel
bir sağlık taramasından geçirilmelidir.
Kırsal alanda
yaşayan halka Koruyucu Sağlık Hizmetlerinin beşeri ve veteriner
hekim, hemşire ve diğer sağlık personeliyle birlikte aynı zamanda
ve kesintisiz olarak sağlanması, bunun için Sağlık Bakanlığı Temel
Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü bünyesinde Veteriner Halk Sağlığı
Dairesinin kurulması gerekmektedir.
Tarla açmak
için ormanlar tahrip edilmemeli, yaban hayatın bulunduğu sulak alanlarda
tarımsal üretim yapılmamalıdır. Buralarda yerleşim yapılmamalıdır.
İlköğretim okullarında
insanla hayvan ilişkisini ve zoonozlardan korunma yollarını anlatan
dersler konularak, bu konuda eğitime küçük yaşta başlanmalıdır.
Her şeyden öte;
görevdeki hükümet tarafından kadrolu imamlara aylık 200 YTL zam
verilirken, kuş gribi ve bilumum hastalıklarla 24 saat kesintisiz
mücadele eden sağlık personeline verilen 17 YTL zam ayıbının düzeltilmesi
lazımdır.
*Zoonoz:
Hayvansal kaynaklı hastalıklar.
AĞUSTOS 2006
|