Meziyet YÜCEL
SAĞLIKLI BESLENME


Et Yemeden Önce Bir Kez Daha Düşünelim


Değerli okuyucular geçen ayki sayımızda kümes hayvanlarından olan hindi ve tavuğun günlük diyetimize girene kadar geçen safhalarıyla ilgili aklımıza gelebilecek bazı soruları yanıtlamaya çalışmıştık. Bu ayki sayımızda ise et sevenlerle birlikte olup onların bilgi dağarcıklarına yeni hatırlatmalar getirerek daha sağlıklı bir diyet seçiminde yardımcı olmaya çalışacağım.

Son yıllarda kırmızı etlerin, yol açtığı sağlık sorunları yüzünden gerçekten ağız tadıyla et yiyebiliyor olduğumuz söylenemez. Et üreticileri, uyguladıkları sağlıksız büyükbaş hayvan yetiştirme metotlarıyla insan sağlığını dolaylı veya dolaysız yollarla tehdit ediyor olmalarına rağmen kolay ve tatmin edici kazançlar sağlamaktan oldukça memnun görünüyorlar.

Bu kötü hayvan yetiştirme usulü, vücudumuza gereksiz, aşırı oranda hormon, antibiyotik ve hastalık taşıyan bakterileri yüklediği gibi toprak ve sularlarda bu istenmeyen artıkları tekrar tekrar alıyor olmamızda ayrıca üzerinde önemle durulması gereken konu olarak ortaya çıkıyor. Bu böyle olunca sağlıkları konusunda daha bilinçli olan bir kesim insan, üzerlerinde "organic- free-range" veya "grass fed" olarak etiketlendirilmiş etlere fiyatlarının yüksek olmasına bakmaksızın sıcak bakmaya zorlanıyor..

Aklımıza acaba etiketlerin üzerinde "organic, free - range" veya "grass fed" yazılı bu ürünlerin gerçekten bu aradaki fiyat farkına değecek faydaları verecekleri doğru mu diye de soru gelmiyor değil.

Araştırmalara dayalı gerçeklere bulgulara göre: Çok fazla değil, 4 veya 5 sene öncesine kadar hayvan üreticileri, fevkalade şartlar da olmasa bile en azından çayır veya otlardan oluşan besinlerle hayvanlarını besliyorlardı. O zaman da büyüme hormonlarından bahsediliyordu (Kanada'da steroid kullanımı yasak olmasına rağmen yurt içine hormonlu et girmesini yasak değil). Ne antibiyotik kullanımı bu kadar fazla insan sağlığını tehdit edecek düzeyde idi, ne de etlerin çayırdan gelen sarıya yakın yağları şimdiki bembeyaz et yağları kadar daha sağlıksızdı.

Peki değişiklik nereden kaynaklandı? Bugünkü büyükbaş hayvan yetiştiricileri hayvanın doğumundan kesim zamanına kadar olan 5 senelik bir zamanı 3 seneye indirebilmek için hayvanlara çayır veya ot yerine ucuz tahıl ürünlerinden olan mısır (ayrıca mısır en alerjik olan tahıl ürünlerinden biridir) ile "animal by product" diye bilinen hayvan kesim artık karışımlarından oluşan yiyeceklerle besliyorlar. İnsanların sağlığına verdikleri zararları düşünmeksizin, kısa zamanda daha yağlı ve besili hayvanlar yetiştirme yöntemini uygulamayı sakıncalı bulmuyorlar.

Bu beslenme yöntemi neden insanlar için zararlı? Çünkü geviş getiren hayvanların biyolojik yapıları, yani sindirim sistemleri tahılları sindirmeye elverişli değil, yiyecekleri sindiremeyen hayvan kısa zamanda hastalanmakta ve bakteri üreten hastalık mikrobu taşıyan bir hayvan haline dönüşüyor. Bu nedenle hayvanlara daha doğar doğmaz hastalanmasınlar diye kesim zamanından kısa bir süre öncesine kadar antibiyotik verilerek hastalanmalarının önüne geçilmeye çalışılıyor. Hatta bazı yetiştiricilerin aşırı kullandıkları antibiyotik nedeniyle hayvanların bağışıklık kazanarak hastalıklara direnç gösteremedikleri, bu yüzden bazı hayvanların hastalık taşıdıkları halde kesime gönderildiği biliniyor.. Bu da bizlere gösteriyor ki hükümet kontrolleri sağlıklı yapılamıyor. Yasalara göre, kesimden bir müddet önce antibiyotik verilmesinin durdurulması ve hayvanın bu ilaçları vücuttan atmasının beklenmesi şart koşuluyorsa da, ilaç ve benzeri yabancı maddelerin bıraktığı toksinlerin vücuttan atılmasının hiç de kolay olmadığı artık çok iyi biliniyor. Hükümetteki denetçiler gibi olaya iyimser bakıp ilaçların hayvan vücudundan atılabiliyor olduğunu kabul etmiş olsak bile, dışkılarla toprağa ve suya karışarak tekrar bizlere sunulan bu zararlı maddelerin sağlığımızı nasıl riske attığı gerçeğini görmezlikten gelemeyiz..

O zaman bu dev endüstriye karşı bizlerin yapabileceği şeyler olmalı.. Yapabileceğimiz en akıllıca yaklaşım, kendimizi sağlığımızla ilgili konularda mümkün olduğunca bilgilendirebilmek. Aşağıda sık sık marketlerde rastladığımız "Natural, No hormon, No antibiotic" veya "Organic" yazılarının ne derece inandırıcı olduğuna değinelim.

"Natural" yazılı etiketlerin yanıltıcı yanlarının oluşundan tüketici olan bizlerin haberdar olması gerekir sanıyorum. Üretici burada yalan söylemiyor. Etin kendisi gerçekten "naturel"dir, tabiidir. Böyle bir şey yazdı diye kimse onu sorgulayamaz. Fakat "Natural" olarak yazılıp satılmasının neleri ifade ettiği bilinmiyor. Yani kesimden önce hayvanın nasıl yetiştirildiği hakkında hiçbir açıklık yok. Kaldı ki üzerinde "no antibiotic", "no hormone", "no animal by product" yazılarının da doğru olup olmadıklarını denetleyecek ne özel ne de hükümet tarafından görevlendirilmiş kurum veya merciler olduğu konusunda da bir açıklığın olmadığı görülüyor. Tüketici fazla para ödediği gıda maddesinin gerçek olup olmadığını soracağı veya gıda maddesi hakkında bilgi isteyeceği bir mercii kolaylıkla bulamaması, bu etiketlerle satılan ürünün doğruluğu konusunda da ikna olmuş görünmemesi olasıdır.

Yukarıda belirtildiği gibi hayvanın doğumundan kesimine kadar geçen süreçler göz önüne alındığında, kırmızı et sevenlerin, onun zengin bir protein, B12 vitamini, çinko ve demir mineral kaynağı olmasına bakmaksızın, günlük beslenmelerinde sağlık yönünden çok az miktarda, çok yağsız olmak şartıyla et tüketmelerini önemle vurgulamak isterim. En iyi seçim yine hayvansal gıdalara dayalı beslenme yerine onlara eş olabilecek vitamin ve minerallerle yüklü bitkilere dayalı yiyeceklere ağırlık verilmesi hem sağlığımıza, hem de içinde yaşadığımız doğaya olan sorumluluğumuz açısından en yerinde bir seçim olacak.

Gelecek sayımızda başka bir konuda tekrar beraber olmak umuduyla sağlıcakla kalın değerli okuyucularım.


Kaynak: University of California, The School of Public Health


Mart 2008

Yazarın Önceki Yazıları:
Kümes Hayvanlarıyla İlgili Bilmediklerimiz
Yeni Yıla Başlarken Sağlıklı Yaşam
Demir, Manganez, Krom ve Selenyum Mineralleri
Önemli Bir Mineral: Çinko (Zinc)
Çok Önemli Enzimlerin Bileşimini Oluşturan Bakır Minerali
Önemli Mineral: Kalsiyum
Minerallerin Önemi: Magnezyum
Daha çok Türklerde görülen hastalığın sebebi bilinmiyor
SU; Sağlıklı Yaşamın Altın Sıvısı
Detoks Nedir, Kimler İçin Gerekli ve Nasıl Uygulanabilir?
Tabağımızdaki Yiyecekler Birbirleriyle Uyumlu mu?
Vitaminlerle Olan İlişkilerimiz