|
Bir Uzun Ara...
Sevgili okurlarım
ve dostlarım,
Fark ettiğiniz
üzere, sizlerden bir süre ayrı kaldım, çeşitli nedenlerde dolayı.
Bu nedenlerden biri de, binlerce kilometre uzaklıktaki bir başka
diyarda bulunmamdı. Lakin, elimizde bulunan gelişmiş teknolojilerden
birini kullanarak sizlere ulaşabilirdim ama, açıkçasını isterseniz
yılların yorgunluğunu atabilmek için biraz da tembellik ettim.
Affınıza sığınarak,
merakla beklediğinizi umduğum yazılarımıza dönelim.
Yalnız size
bir sürprizim var. Sizi o uzak diyarlara götüreceğim bir an bile
olsa.
Avustralya'ya.
Hem de en güneyi
sayılacak Melbourne'a. (Tasmanya hariç)
Melbourne ve
civarı genel olarak Akdeniz iklimini andırsa bile, havası Melbourne'luların
deyimiyle biraz "kaprisli". Üstelik, hiç hesapta olmaksızın
çok faza yağışlar bile bulunabiliyor. Brisbane'da son zamanlardaki
sel felaketini herhalde herkes her gün izlemiştir, haberlerde.
Ayrıca, arada
sırada Antarktika'dan gelen rüzgârlar etrafı öyle soğutuyor ki,
insan kazak, ceket giymek zorunda kalıyor. Yani, pek de o kadar
Akdeniz iklimine benzemiyor, yaz olmasına rağmen.
Toprak genellikle
oldukça yüzeysel. Bir karış altından yekpare katman tabakalar çıkıyor.
Birazcık derinlere inilebilen yerler güney Ontario'yu aratmayacak
kalınlıkta kil tabakalarıyla kaplı. Ayrıca, toprak örtüsü sığ olduğundan
tarla ve bahçe tarımı oldukça sınırlı. Fakat, hayvancılık pek yaygın,
kırsal alanlar geniş meralarla dolu.

Her yerde istemediğiniz
kadar ve çeşitte okaliptüs ağaçları bulunuyor. Çamlar az da olsa
var. En ilginç çam, Polinezya çamı ("Norfolk Pine"). Bu
çam türünü, çiçek bakıcılarında ve yetiştiricilerinde bulabilirsiniz.
Ev bitkisi olarak kullanılır.
Ama, bahçeler
her türlü meyve ağaçlarıyla ve rengârenk çiçeklerle kaplı. Hayatımda
hiç görmediğim, ancak duyduğum ve bazılarını kataloglardan öğrendiğim
bir çok çiçekleri, çalıları, ağaçları bizzat yakından tanımak zevkine
vardım.
Hemen hemen
her evde o kadar çok zengin ve envai çeşitte güller var ki, kendimi
Hamilton'daki Royal Botanical Gardens'ta geziniyorum sandım.

Meyve ağaçları
da bol. Tabii mevsimine göre. Evinde, kayısı, elma, portakal, mandalina,
nar ve hatta limon ağacı olmayan pek ender.
Bu güzellikler dünyasını çok sınırlı da olsa sizlerle paylaşmayı
isterim. Ekte, iki ilginç çiçek bulacaksınız. Birisi - mavi olanı
- bir çeşit iris, diğeri, Avustralya'da çok rağbet edilen ama ana
vatanı Güney Afrika olan egzotik bir çiçek.
Umarın hoşunuza
gider. Renkli olarak "Bizim Anadolu" web sitesinde www.bizimanadolu.com
görebilirsiniz.
Sizlere daha
çok şeyler anlatmayı arzulardım. Örneğin, doğal güzellikler, kent
düzeni, insanlar, Avustralya'ya has yerel hayvanlar, yakın çevre,
vs. Ama bu konular "Yeşil Dünya" sütunlarının kapsamının
dışına çıktığı için onları isteksiz de olsa atlamak zorundayım.
Sizlerle tekrar
en kısa zamanda buluşmak üzere ...
Önümüzdeki ayın
konusu: En İyisi Ev Çiçekleri...
Her türlü sorularınızı
ve yorumlarınızı "yesildunya.bizimanadolu@yahoo.com"
e-posta adresine ulaştırabilirsiniz.
Şubat 2011
Yazarın önceki yazıları:
Gösterişli Yaz Çiçekleri: Gladyöl, Dalya,
Kana
Çimene Nasıl Bakalım?
Güller Budamayla Güzelleşir
Yeni Bahçe Mevsimine Hazırlık
Tohumdan Yetiştirme: Sabır ve Sevinç
"Organik" de Olsun
Orkideler: Zevk mi, Dert mi?
Yılbaşı Renkleri
Evdeki Bahçeniz
Karakışa ve İlkbahara Hazırlık
Yaz Bitti Ama...
Domates, Biber, Patlıcan
Balkon da Bir Bahçe Olabilir
Sebze Dikmeyi Unutmayalım
Ah O Budama İşi
Yeşil Dünya
|