|
Bir
Avrupa Kupası böyle geçti...
Heyecan,
Mutluluk, Gurur!…

Milli Takımımızın
2008 Avrupa Şampiyonası'nı üç kelimeyle özetlemek mümkün olsaydı
sanırım bu başlık çok yerinde olurdu; ancak onlar bize bundan bile
fazlasını verdiler. Şampiyona'ya gelmeden önce bizim bile gruptan
çıkar-çıkamaz tartışmasını yaptığımız, kadro seçiminin haklı haksız
eleştirilmesine kadar yerden yere vurduğumuz bu takım, Avrupa'nın
ilk dördüne girerek muhteşem bir başarıya imza attı.
Grup
maçlarına çok iyi oynamadığımız ve belki de tutukluğumuzu atamadığımız
bir oyunla başlayınca Portekiz yenilgisi kaçınılmaz oldu. Şu anda
dünyanın en iyi oyuncusu sayılan Christian Ronaldo'yu durdurmamıza
rağmen, geri kalan 10 kişiyi unuttuğumuz için Portekiz karşısında
fazla bir direnç gösteremedik. Bu sonuçla biraz karamsarlığa kapılsak
da inancımızı kaybetmek bizi gruptan çıkartmaya yetecekti! İkinci
maçımızda hiç kimsenin hafızalarından silinmeyen ve aynı zamanda
ev sahiplerinden biri olan İsviçre vardı ve destan bu maçla başlamış
oldu! 32. dakikada yenik düştüğümüz maçı 57. dakikada eşitleyip
90 + 2'de alınca "Comeback kings of the tournament", yani
geri dönüşlerin kralı lakabını almamızın başlangıcı da böylece başlamış
oldu.
Gruptan
çıkmamız için küçük bir final anlamı olan Çek maçında bir kez daha
herkes tarafından elenecek taraf olarak gösterilsek de son düdük
çalana kadar maçın bitmediğini bir kez daha gösterdik. Son 15 dakikaya
girerken attığımız gol takımı ateşlerken aynı zamanda savaşçı ruhumuzu
gösteriyordu. Dünyanın en iyi kalecilerinden biri olarak gösterilen
Petre Cech'in hatasından bulduğumuz ikinci golle birlikte artık
bizi durdurmakta zordu. Nitekim penaltılara geçilecek denirken,
sadece 2 dakika sonra attığımız golle galibiyete ramak kalmıştı.
Volkan'ın kırmızı kart görüp Tuncay'ın kaleye geçmesi tüm Türkiye'nin
yüreğini ağzına getirdi; yine geriden gelip maçı çevirmiştik.

Bu
sonuçla gruptan çıkarken artık tüm gözler üzerimizdeydi. Hırvatların
Almanya'yı yenerek gruptan lider çıkmaları sürpriz sayıldı. Bu çeyrek
final mücadelesinde bir kez daha favori Hırvatistan olarak gözüküyordu.
Diğer maçlarda olduğu gibi büyük bir bölümü vasat geçen maçta gol
olmayınca uzatmalara geçildi. Uzatmaların 29. dakikasında Rüştü'nün
yanlış bir çıkışıyla 1-0 yenik duruma düşen Türkiye, tam bu sefer
kaybetti derken sahneye Semih çıktı ve o muhteşem golüyle bize bir
kez daha hayat verdi, maçı seri penaltı atışlarına taşıdı. Son saniye
golüyle moral olarak çöken Hırvatlar iki penaltı kaçırırken Rüştü
hatasını penaltı kurtarıp telafi etti ve bizi yarı finale taşıdı.
Hırvatistan Milli Takımı Teknik Direktörü Slaven Biliç maç sonunda
yaptığı açıklamada "Karşılaşma öncesinde aklıma gelen başıma
geldi. Türkler karşısında son saniyede gol atmak bile yetmeyebiliyor,
son kurbanları da biz olduk. Ben hayatımda böyle bir inat görmedim,
acaba gol atmak için yemeyi mi bekliyorlar?" diyerek şaşkınlığını
dile getirdi.

Yarı
finaldeki rakibimiz ise turnuvanın favorilerinden Almanya'ydı. Artık
roller değişmiş Türkiye'ye kaybedecek değil de, finali oynayabilecek
bir takım gözüyle bakılıyordu. Sakatlıklar ve kart cezalarından
yedek kulübesinde kaleci hariç 2 oyuncusu olan Milliler, maça beklenenin
aksine defans değil pres yaparak başlayınca Almanlar adeta şaşkına
döndür ve daha maçın başlarında direkten gelen şutumuzla biz de
varız dediler. Turnuva boyunca sadece 9 dakika öndeydik, 22. dakikada
Kâzım'ın şutunun tekrar üst direkte patlayıp dönen pozisyonu Uğur
Boral'ın tamamlaması bizi 1-0 öne geçirirken, finale de bir adım
yaklaşıyorduk. Almanlar 26. dakikada skoru 1-1'e getirdiler. Oyunun
kontrolünü büyük ölçüde elinde bulunduran Millilerimiz, güçlü rakibini
ancak 79. dakikaya kadar tutabildi ve bu dakikada yediğimiz golle
sarsıldık, ama oyunu hiçbir zaman bırakmayan kahramanlarımız, bu
sefer Semih'in golüyle eşitliği sağladı. Tam maç uzatmalara gidiyor
derken 90. dakikada bu sefer Almanya defansımızın bir anlık zaafından
yararlanarak durumu 3-2 yapınca akıllara gene bir son dakika, son
saniye dirilişi gelse de, panzerler skoru koruyup finale adını yazdıran
taraf oldu.
Finale çıkamamasına
rağmen turnuvaya renk katan ve tüm dünyanın ilgisini çekip takdirini
kazanan Türkiye tam anlamıyla 2008 Avrupa Şampiyonası'na damgasını
vurdu. Spor otoritelerinin kahramanlar payesini vererek geri dönüşlerin
kralı olarak gösterdikleri Milli Takımımız bu gücüyle daha çok uzun
zaman akılda kalacak ve dünya futbolunda bizim de var olduğumuz
herkese hatırlatacaklar. Bize verdikleri heyecan, mutluluk ve gururu
ise hiçbir zaman unutmayacağız…
Haziran 2008
Yazarın önceki
yazıları:
İçimizdeki Chelsea'liler !!!
|