AnaSayfa/Accueil/Home » Gündem-Güncel » Kadına şiddet…

Kadına şiddet…

Kadına şiddet…

Kadınlara ve yaşama dair

Yol TeVe’nin ‘Kadınlara ve yaşama dair’ izlencesinde kadına şiddet masaya yatırıldı.

 
 
 

 
 
 
Sunuculuğunu Yağmur Derin’in yaptığı ‘Kadınlara ve Yaşama Dair’ izlencesine katılan Kadıköy Ataşehir Belediyesi Sosyal Destek Hizmetleri Müdürü Toplumbilimci Duygu Adıgüzel ve Montreal Türk toplumunun yakından tanıdığı Psikolog İlkay Gedik kadına yönelik şiddet ve çözümleri konusunda önemli irdelemelerde bulundu.

İlkay Gedik, Duygu Adıgüzel ve Yağmur Derin izlencede birlikte.

İlkay Gedik, Duygu Adıgüzel ve Yağmur Derin izlencede birlikte.

 

 

6284 sayılı koruma yasasının kadını korumada önemli ve olumlu bir yasa olduğunun altını çizen konuşmacılar, ancak uygulamadan gelen sıkıntılar nedeniyle amacına ulaşamadığını bildirdiler.

Konuya ilişkin Kadıköy Belediyesi’nin Türkiye’de bir öncü görevini üstlendiğine değinen Toplumbilimci Duygu Adıgüzel, belediyenin bilimsel, çağdaş uygulamalarıyla ilklere imza attığını söyledi.

 

Toplumbilimci Duygu Adıgüzel.

Toplumbilimci Duygu Adıgüzel.

 

Duygu Adıgüzel şöyle konuştu: “Kadıköy Belediyesi birçok konuda öncü belediyelerden biri. Bu anlamda 2002 yılında ilk kadın sığınma evlerini açan ilk belediyelerden biri olması özelliğini de taşıyor. Yasada bulunan gereklilikler çerçevesinde kadın ve çocukların topluma yeniden kazandırılmasında ve korunmasında uygulamalarda bulunuluyor. Gereksinimi olan kadınlara yönelik ev ve ortamlarında psikolojik, mesleksel destek ve hobi kurslarıyla tüm kadınlara hizmet sunuyor.

Örneğin geçtiğimiz 21 Aralık’ta Kadın Forumu düzenlendi ve orada kadınlar sorunları, eksiklikleri dile getirdiler. Forum sonrası yapılan hizmetleri gözden geçirdik; nerede ne tür eksiğimiz var, sorgulamasını yaptık ve önümüzdeki dönemin planlarını oluşturduk.

Bazı sorunları maddeler olarak sıralamaya çalıştık. Örneğin ‘Toplumsal eşitlilik biriminin kurulması talebi’, örneğin, ‘Belediye çalışanlarına yönelik kadını anlama ve hizmet konusunda kurum içi eğitim talebi’, örneğin, ‘Kadın danışma ve dayanışma merkezi kurulma talebi’ bunlardan sadece birkaçıydı.

Bu arada Kadıköy Belediyesi’nın yönetimde de öncü belediye örneği verdiğini söylemem gerekiyor; hem Meclis üyelerinin hem de yönetici kadronun yarısından çoğu kadınlardan oluşuyor.”

 

Kadına şiddet...

Kadına şiddet…

 

Yerel yönetimlerde farklı politikalar izlenmekte olduğuna değinen Duygu Adıgüzel, Kadıköy Belediyesi’nin yaklaşımının daha bilimsel ve çağdaş, aynı zamanda kişinin yüksek yararını gözetme amacını gütmekte olduğunu söyledi.

Adıgüzel sözlerine şöyle devam etti: “Yardım isteyen kadınlara, yaşamış olduğu hikâyesiyle ilgilenmeden, sadece ihtiyacı üzerinden bir yaklaşım geliştiriyoruz. Örneğin kadının evlilik dışı bir çocuğunun olması ya da ‘sadece psikolojik şiddet görüyor, neden fiziksel bir şiddet görmüyor’ sorgulayan bir tarzımız yok. Kadın bizden destek istiyorsa, biz o desteği en bilimsel, onun yüksek yararını gözeterek vermeye çalışıyoruz. Ekibimizde 24 meslek elemanı çalışıyor; Klinik Psikolog, Psikolog, Sosyal Hizmet Uzmanı ve Sosyolog görev alıyor. Karşılaştırdığımızda, Türkiye’de bir ilçe belediyesinde olabilecek bu denli yoğun ve bilimsel çalışan kalabalık bir kadro göremiyorsunuz. Amacımız ve uygulamamız Kadını yargılamadan, geçmişini, yaşantısını, herhangi bir görüşünü söz konusu etmeden, yardıma ihtiyacı varsa bu yardımı kendisine sunmak.”

 

Montreal Türk toplumunun yakından tanıdığı Uzman Psikolog İlkay Gedik.

Montreal Türk toplumunun yakından tanıdığı Uzman Psikolog İlkay Gedik.

 

 

Montreal’in yakından tanıdığı bir Uzman Psikolog

İlkay Gedik: ‘Sahada çalışanlar yetkin değil’

Kadıköy’de Kadın Sığınma Evleri konusunda ve kuruluşlarında çalışan eğitimini Concordia Üniversitesi’nde tamamlayan, Montreal Türk toplumunun yakından tanıdığı Uzman Psikolog İlkay Gedik ise bu sığınma evlerinde çalışan elemanların çoğunun yeterli meslek bilgisine sahip olmadığını söyledi.

“Sahada bu tür yaklaşımları gözlemledik” diyen İlkay Gedik, sözlerinin devamında şunlara dikkat çekti: “Biz meslek elamanı olarak karşımıza gelen kadını hiçbir şekilde yargılamadan, onun yaşamına saygı duyarak, sadece ihtiyacı neyse onu vermeye çalışıyoruz. Kadın Sığınma Evlerinde yöneticilik yaptığım dönemlerde şu tür sorunlarla karşılaştık; Bu sığınma evlerinde çalışanların büyük bir kısmı meslek elemanı değil. Sığınma evlerinde çalışacak yeterliliğe sahip olmadıkları için (bazı meslek elemanlarında da gördük gerçi) kadınlar arasında ayrımcılık yaptıklarına rastladık. Örneğin evlilik dışı çocuğu olan bir kadını sığınma evine kabul etmek istemiyorlardı. Ya da bir şekilde sığınma evine gelmişse çıkışını veriyorlardı. Kadının dışarıdaki çalışma hayatına müdahale etmeye çalışıyorlardı. Bu tür vakalara rastladık; kadını yargılayarak yardım etmeye çalışılması ya da bunun bir lütuf olarak görülmesi…; ‘biz seni alıyoruz, burada bakıyoruz çocuklarınla beraber, sen gidip şu şekilde yaşıyorsun’ gibi oldukça rahatsız edici yaklaşımlar…”

 

Kadına şiddet, susturma...

Kadına şiddet, susturma…

 

Hayatını kontrol etme, hayatı üzerinde hak iddia etme…

“Aslında kadın şiddet uygulayarak hayatını kontrol edenlerden kaçıp sığınma ararken, gelmiş olduğu sığınma evinde de hayatını kontrol etmek isteyenlerle karşılaşıyor” diyen Uzman Psikolog İlkay Gedik, ‘Sığınma evlerinin gündemde olan bir konu olduğunu, ancak bunun tam bir çözüm olmadığını düşündüğünü’ belirtti:

“Özellikle şiddete çözüm olarak sığınma evi sunuluyor. Hatta sanırım bakanlardan biriydi, Aile Bakanı Fatma Şahin’di yanılmıyorsam; ‘şu kadar sığınma evi açtık’ diye bir demeç vermişti. Sığınma evi açmak bir maharet değil aslında. Sığınma evlerinin açılması şiddetin devam ettiğini ve çoğaldığını gösteriyor. Artı, bence sığınma evi bir çözüm değil. Evet, hayati tehlikesi olan, can güvenliği tehlike altında bulunan kadınların bir korunak altına alınması gerekiyor elbette. Ancak aynı zamanda kadını sığınma evine kapatırken onu hayattan da koparıyoruz. Yaşadığı yerden, yaşam alanından çekip onu bir sığınağa koyuyoruz ve onu orada kapalı tutuyoruz. Böyle yaparak mağduru daha mağdur hale getiriyoruz. Aslında şiddet uygulayan kişiyi evden uzaklaştırmak gerekiyor. Gerçi kanunda bu var ama, çok fazla uygulanmıyor. Öte yandan Polis kendine bir şekilde başvuran kadını hemen sığınağa yönlendiriyor. Yasayı uygulamakta sorun var.”

 

Kadına yaşam, özgürlük...

Kadına yaşam, özgürlük…

 

Devletin kurumları hazır değil

Devletin diğer kurumlarının bazı şeyleri uygulamak için hazır olmadığına değinen konuşmacılar, yasanın güzel olduğunu ancak sadece meslek içi eğitim de değil, toplumsal bilincin geliştirilmesi gerektiğini bildirdiler.

Toplumbilimci Duygu Adıgüzel şöyle konuştu: “Yasa güzel, buna ilişkin yönetmelik de var, ancak uygulamaya gelindiğinde (sorun yaşanıyor).; Örneğin Güneydoğu’dan gelmiş bir anneyi korumaya almışız, anne ve çocuğunun korunma kararları var; ancak eğitimin sürmesi için Milli Eğitim Bakanlığı’nda bu durumu gizleyecek bir sistem yok. Kadını koruma altına alıyorsun ancak koruyamıyorsun. Mağdur kişinin adresinin gizlenmesi gereken bir olay var. Örneğin misafir öğrenci diyerek bir yere yerleştiriyorlar, ancak onu müdür, müdür yardımcısı sistemden görebiliyor.”

 

'Erkeklere neden eğitim verilmiyor?'

‘Erkeklere neden eğitim verilmiyor?’

 

Peki uygulamada bu nasıl bir işleve sahip olacak?

Sadece Aile ve Sosyal Yardım Bakanlığı’nın değil, diğer ilgili bakanlıkların birlikte çalışma yapması gerektiğini söyleyen Adıgüzel, konuşmasını şöyle sürdürü: “Aile ve Sosyal Yardım Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı gibi tüm ilgili bakanlıklar oturup birlikte bir sistem geliştirmeleri gerekiyor. Örneğin yeni doğum yapmış ve koruma altında olan bir kadının yerini hemşire olan görümcesi tespit edebiliyor. Sağlık Bakanlığı çalışanı olduğu için sisteme giriş yapabiliyor. Peki nasıl koruyacaksınız korunması gereken kişiyi?”

 

Toplumsal bilinç

Gelen sorulardan birinin ise düzenlenen eğitimlerin ‘Neden erkeklere verilmediği’ yolunda olduğuna değinen Adıgüzel, “Ceza evet, ancak şiddeti önlemek için faillere yönelik eğitim de gerekli. Pişmanlık, özür dilemelerden sonra kadın yine şiddete uğruyor. Artı kadınlar ev içi şiddete de uğruyorlar. Boşanan bir kadının eve dönüşünde kendi ailesince infaz edildiğine tanık olduk. O nedenle, eşlere, çocuklara eğitim gerekli.”

 

Duygu Adıgüzel.

Duygu Adıgüzel.

 

Kadını sığınağa koymak çözüm mü?

Duygu Adıgüzel şunları söylüyor: “Kadını yerinden koparıp korumaya çalışmak yerine kendi ortamında, evinde, çocuğuyla, komşusuyla yaşam alanını terk ettirmeden korumaya çalışmak daha sağlıklı bence.”

Öte yandan Kadıköy Belediyesi’nin yine öncü bir tasarıya imza atmak üzere olduğuna değinen Duygu Adıgüzel, sığınma evlerinin altı aylık olduğunu, çok özel durumlarda bir yıla çıkarılabildiğini, ancak kadının kendi ayakları üzerinde durabilmesi için daha çok süreye gereksinimi olduğunu bildirdi. Bunu da bir ara çözüm olarak ‘Kadın Yaşamevleri’ kurulması olarak gördüklerini söyleyen Adıgüzel, Kadıköy Belediyesi sığınma evlerinden çıkmak durumunda kalan kadınlara daha çok yardım etmek amacıyla bu tasarıyı uygulamaya başlayacağını açıkladı.

 

Gizliliğin Korunması

Koruma altında olan kadının adresinin gizliliğinin de korunması gerektiğini bildiren İlkay Gedik, bu konuyla ilgili özellikle toplumsal bilincin geliştirilmesi üzerine yoğunlaşılmalı diye konuştu.

 

“Bir Belediye Kalem Müdürü ellerine sığınma evlerinin adreslerini, altlarına da resmi araç vererek korunması gereken kadını bulması için onu arayan kişilere yardım etti.”

 

İlkay Gedik.

İlkay Gedik.

 

Minübüs şoförleri: “Sığınma’da inecek var mı?”

İlkay Gedik şunları söyledi: “Yasada koruma amaçlı gizlilik konusu var, gizliliğin ihlali durumunda ceza yaptırımı da var, ancak uygulanmıyor. Örneğin, koruma altında olan bir kadını bulmak için belediyeye başvuran bir aileye belediyenin bir kalem müdürü kentteki tüm sığınma evlerinin adresini veriyor, altlarına bir de resmi araç sunarak aileyi kadını bulmak için sığınma evlerine gönderebiliyor. Toplumsal bilincin gelişmesi gerekiyor derken bundan söz ediyoruz. Minibüs şoförleri, mahalle esnafları, bakkallar biliyorlar zaten sığınma evlerinin nerede olduklarını; yapılırken, kurulurken bir biçimde haberleri oluyor. Bu durumda onlarla birlikte çalışmak ve onlara bu bilgilerin gizli kalması gerektiği bilincini aşılamak gerekiyor…”

 

Ne yapmak gerek?

‘Çocuk anne karnındayken sevginin, saygının anlatılması, öğretilmesi gerek‘ diyen Duygu Adıgüzel sözlerine şöyle devam etti: “Düşünebiliyor musunuz, bir öğretmen kız çocuklarının pantolon giymesinden, tayt giymesinden şehvet duyduğunu açıklayabildi. Akıl alacak bir şey değil. Tamamen bir sapıklık, sapkınlık. Bu geçiştirilebilecek bir durum da değil, bu söylem bile bir suçtur, içinde ‘pedofili’ var, ceza görmesi gerekiyor.

Öte yandan siyasi kişiler herkes tarafından izlenir, bu kişilerin söylediklerine dikkat etmeleri gerekir. Bir defasında bir restoranda garson bana servis yapmak istemedi, ‘abdestim bozulur’ dedi… Şaşkına döndüm. Evet, kendi inanç, ahlak değerlerimiz var, ancak toplumsal bilincin gelişmesi gerek.”

 

İzlenceyi şuradan izleyebilirsiniz:

 

Bizim Anadolu / 31 Ocak 2016

 

Paylaşın, dostlarınızın da haberi olsun….

 

 

 

Share with your friends / Partagez avec vos amiEs / Dostlarınızla paylaşın...
  • 1
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
    1
    Share