AnaSayfa/Accueil/Home » Tüm Haberler » Dink’in cinayetinde cemaatçi

Dink’in cinayetinde cemaatçi

Dink’in cinayetinde cemaatçi

Hrant Dink’in öldürülmesinde FETÖ parmak izi

OdaTv’de yayınlanan bir yazıda Fetöcü polislerin Agos gazetesi genel yayın yönetmeni Hrant Dink cinayetindeki rolleri irdelendi.

 
 
 

 
 
 

OdaTv’de şu savlara yer verildi:

Cemaatçi Müdür Hrant Dink öldürüldüğü gün 15:46’da kimi aradı

Sabah Gazetesi Özel İstihbarat Müdürü Abdurrahman Şimşek, Polis Müdürü Cemaatçi Ali Fuat Yılmazer’in kendisi hakkındaki iddialarına yanıt verdi.

Sabah Gazetesi Özel İstihbarat Müdürü Abdurrahman Şimşek, Hrant Dink davasının cezaevindeki tutuklu sanığı İstihbaratçı Polis Müdürü Cemaatçi Ali Fuat Yılmazer’in Odatv’de yayınlanan kendisi hakkındaki iddialarına yanıt verdi.

Abdurrahman Şimşek, Odatv’ye gönderdiği yazılı açıklamasında, “En can alıcı soruyu şimdi ben sorayım ve bitireyim. AGOS Gazetesi Sahibi Hrant Dink öldürüldüğü gün 19 Ocak 2007’de saat: 15:46’da İstanbul Jandarmayı niçin aradınız?” diye yazdı.

Cemaatçi Polis Müdürü Ali Fuat Yılmazer, “Hrant Dink suikastında kamu görevlilerinin rolünün” yargılanacağı davanın, soruşturma aşamasında yaşananlarına ilişkin Odatv’nin yayınladığı “İstihbaratçılar Dink savcısını mı takip ediyor” başlıklı habere açıklama göndermişti.

 

“GÜLEN ÖRGÜTÜ’NÜN TOPLUCA KULLANDIĞI…”

Açıklamasında, Sabah Gazetesi Özel İstihbarat Müdürü Abdurrahman Şimşek’i hedef alan Yılmazer, “Abdurrahman Şimşek ne AKP’ye ne de Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yakındır. Onun sır olmayan tarafı MİT’e olan angajmanlığıdır. Yazısını Sabah Gazetesinde yayınlanmamış olmasının da bu bağlamda dikkate alınması lazım” demişti.

Yılmazer’in bu sözlerine Abdurrahman Şimşek “Ali Fuat Yılmazer’in, benim nereye yakın olduğumla ilgili manipülasyonları kendi kişisel görüşü değil, Gülen Örgütü’nün topluca kullandığı dezenformasyonlardır” diyerek yanıt verdi.

Dink cinayetinde Fetullahçı Yılmazer’ın rolü

Cemaatçi Polis Müdürü Ali Fuat Yılmazer’in kendisine ilişkin Odatv’nin haberinde yer alan iddialarına yanıt veren Şimşek, Dink cinayetinde Yılmazer’in rolüne de dikkat çekti.

İşte Abdurrahman Şimşek’in yazılı açıklamasını tam metni:

Ali Fuat Yılmazer’e cevap…

Ali Fuat Yılmazer, Hrant Dink iddianamesinde “Silahlı Terör Örgütü Kurma veya Yönetme”, “Tasarlayarak Öldürme”, “Resmi Belgeyi Bozma, Yok Etme veya Gizleme”, ve “Görevi Kötüye Kullanmak” suçlamalarından Silivri Ceza İnfaz Kurumunda halen tutuklu. Konuyu çok uzatmadan sadede gelmek istiyorum. Yılmazer’in; ODA TV’ye cezaevinden gönderdiği cevaptaki birçok hususun istihbaratçı mantığıyla var olan gerçekleri sulandırarak maskeleme amacı taşıdığını belirtmek isterim.

Yılmazer; Savcı Gökalp Kökçü’ye ithafen, “Dink cinayetindeki asli kusurluların kayırılıp korunduğunu, Ergenekoncuların bağlantılarının göz ardı edildiğini, kendisine yapılmış en büyük haksızlık ve hukuksuzluğun Dink soruşturmasından tutuklanması olduğunu” belirtmiş. Yılmazer, daha sonra tarafım için, “Fakat asıl algı çalışması, Abdurrrahman Şimşek üzerinden yapılıyor. Şöyle ki; Yazının hemen öncesinde, OdaTV’nin takdim sadedinde kullandığı şu cümle, başlı başına bir aldatmaca;

“Sabah Gazetesinin ve Şimşek’in genelde AKP’ye ve özelde Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yakınlıkları sır değil.”

Cümledeki Sabah Gazetesini dikkate almayın çünkü konumuz o değil, zaten A. Şimşek açıklamalarını gazeteden değil, sosyal medya hesabı üzerinden yapmış.

Hayır! Abdurrahman Şimşek ne AKP’ye ne de Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yakındır. Onun sır olmayan tarafı MİT’e olan angajmanlığıdır. Yazısını Sabah Gazetesinde yayınlanmamış olmasının da bu bağlamda dikkate alınması lazım” demiş.

Ali Fuat Yılmazer’in, benim nereye yakın olduğumla ilgili manipülasyonları kendi kişisel görüşü değil, Gülen Örgütü’nün topluca kullandığı dezenformasyonlardır. Benim AK Parti’ye , Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a veya başka bir yere yakın olmam konu dışıdır. Ve tuzaklamadan ibarettir. Bu tür tuzaklama soruları gitsin istihbarata yeni girecek kendi elemanlarına sorsun!

ODATV, paralelci emniyet müdürü veya Fetullah Gülen’e yakınlığı ile bilinen emniyet müdürü gibi ifadeleri yoğun olarak kullanıyor. Ben de şu açıklamayı yapsam; “Hayır! Ali Fuat Yılmazer, ne paralelcidir ne de Fetullah’a Gülen’e yakındır! Yılmazer’in Ergenekon, ODA TV Davası, Radikal Tahşiye, Balyoz ve Zirve Soruşturmalarını FETÖ adına yapmadı. Yapamaz! ODA TV, Yılmazer’le ilgili neden maskeleme yapıyor? Aslında, Ali Fuat Yılmazer’in İsrail Gizli Servisi Mossad veya CIA Ankara istasyon şefi David Janhson ile ilişkisi sır değil desem ne olur!

Sabah Gazetesini dikkate almayın demiş. Tabi ben SABAH Gazetesinde çalışmıyorum ya! Sayın Yılmazer, sanırım beni çok sevdikleri ülke olan Güney’in en meşhur gazetesi Haarretz’te çalışıyor biliyor. Ya da Tweeter’da boş gezenin boş kalfası sanıyor.

 

O ZAMAN NEDEN DEŞİFRE ETMEDİNİZ!

Yılmazer devamla; “OdaTV’nin herkesin bildiği bu sırdan habersizmiş gibi davranarak, Şimşek’in bu yönünü kamufle etmek istercesine, konuyu AKP ve Erdoğan’a yakınlık düzleminde takdim etmeye çalışması da, dikkatlerden kaçmaması gereken ikinci önemli husus.” Diyor!

ODATV, benim Başbakanlık Milli İstihbarat Teşkilatı Müsteşarlığı ile sır ilişkimi sanki perdeliyormuş! Ve benim İstihbarat Teşkilatına çalıştığımı biliyor, ama bu müthiş sırrı kamuoyundan gizliyormuşmuş! Şimdi soruyorum; Benim MİT Müsteşarlığında, mensup, baş ajan, ya da kayıtlı eleman düzeyinde çalıştığımı veyahut da kod adımı biliyorsanız ODA TV’nin perdelediği bu büyük sırrı buyurun siz açıklayın! Sayın Yılmazer, ODA TV’nin kamuoyunu ve okurlarını yanılttığını iddia ediyorsanız buyurun siz aydınlatın. Devletin bütün imkân ve kabiliyetleri zamanında elinizdeyken, MİT Müsteşarlığı içindeki çok güçlü paralel uzantılarız sayesinde, MİT’e uluslararası kumpas kurmak için Paris’teki PKK’lı kadın cinayetleri ve Ömer Güney’i teşkilata bağlamaya siz çalışan siz değil miydiniz? Hakan Fidan’a 7 Şubat KCK komplosunu sizler yapmadınız mı? Şu anda firari olan MİT KCK soruşturma Savcısı Sadrettin Sarıkaya’yı sizler manipüle etmediniz mi? 7 Şubat 2012 öncesi İstanbul Beşiktaş Adliyesinde sizlerin telkiniyle savcılar bana ‘MİT lehinde haber yapma, MİT’i yok edeceğiz’ demedi mi! Yakın bir zamana kadar kumpas gücünüz varken, gazeteci kimliği altında çalışan benim asıl mesleğim olan sözde istihbaratçılığımı neden deşifre etmediniz!

Ali Fuat Yılmazer “Engin Dinç’i köşeye sıkıştıracak hiçbir bilgiye sahip olmadığım gibi, böyle bir girişimim de asla söz konusu olmamıştır” diyerek sözlerine şöyle devam ediyor:

“Hrant Dink soruşturmasında tutuklanmamın yegane sebebi Engin Dinç’tir. Aleyhime hiçbir delil olmayan dosyaya, Engin Dinç’in başkanı olduğu İstihbarat Dairesince gönderilen bir değerlendirme yazısı (ki tamamen yalan isnatlar içermektedir) gerekçe gösterilerek tutuklanmam sağlandı. Şimşek’in iddia ettiği gibi bir pozisyonum olsaydı, tam anlamıyla bir kumpas olan aleyhimdeki o yazıyı E. Dinç savcılığa gönderebilir miydi? İkincisi; haksız, hukuksuz ve dayanaksız bir şekilde hakkımda gündeme getirilen tüm iftiralara rağmen, bu güne kadar bir tek kişi bile kendisine yönelik şantaj yaptığım iddiasında bulunmamıştır. Oysa OdaTV’nin ‘AKP’ye ve Cumhurbaşkanına yakın’ bir kişi olarak takdim ettiği A. Şimşek bile, bu Hükümetin 3 yıldır İstihbarat Daire Başkanlığı görevinde tuttuğu Engin Dinç’in şantajcı bir istihbaratçı olduğunu kendisi itiraf ediyor; Savcı Gökalp Kökçü’ye baskılama yapıldığını, E. Dinç’e bağlı istihbaratçılar tarafından takip edildiğini iddia ediyor.

Bu şantaj işi, Türkiye’deki malum bazı istihbaratçıların (ki A. Şimşek onları yakinen tanır) çok bilindir bir taktiğidir. Şimşek tam da bugünlerde böyle bir iddiayı gündeme taşıdığına göre; belli ki birileri Engin Dinç’e yönelik şantaj hazırlığı yapıyor ve belki de yarın-öbür gün bir şeyler servis edecekler. Kendilerini kamufle edebilmek için de benim ismimi öne sürerek hedef saptırmaya çalışıyorlar.” Demiş!

Ali Fuat Yılmazer’in iddialarını yukarıda okudunuz. Şimdi şu soruları ODA TV aracılığıyla kendisine sormak istiyorum. Sayın Yılmazer, Siz Emniyet İstihbarat Daire Başkanı Engin Dinç’in avukatı mısınız! Dinç’in resmi avukatı bile medya da bu denli bir dolaylı savunma yapamaz. Sayın Yılmazer, siz cezaevinden avukatınız vasıtasıyla Dink soruşturmasını halen yürüten İstanbul Cumhuriyet Savcısı Gökalp Kökçü’ye dilekçe vermediniz mi? Dilekçede, İstihbarat Daire Başkanı Engin Dinç’in Dink suikastında ifadesini bile alamazsınız! dediniz mi demediniz mi? Engin Dinç’in üst düzey siyasi kişiler tarafından bu çerçevede korunduğunu belirtmediniz mi? Peki Savcı Gökalp Kökçü, üst düzey siyasiler tarafından korunduğunu düşündüğünüz Engin Dinç’i neden 4 numaralı şüpheli yaptı. Dinç’in “ifadesini bile aldırmazlar” dediğiniz şahıslar kim? Şimdi açıklamalarınızda Engin Dinç’i hem koruyor hem de üstü örtülü tehdit etmiyor musunuz? Ayrıca Soruşturma Savcısı Gökalp Kökçü’ye, “Teşekkürü hak ettin” diyerek istihbarat terminolojisinde tehdit mesajı yollamış olmuyor musunuz?

Cezaevindeki Yılmazer, yine Dink iddianamesi sanıklarından olan eski İstanbul İstihbarat Şube Müdürü Ahmet İlhan Güler’in korunduğunu ise şu iddialarla dile getiriyor:

“Asıl korunan Ahmet İlhan Güler’dir!…

Engin Dinç ismi öne çıkartılarak –DOST DÜŞMAN HERKESİN ÜZERİNDE CİDDİ CİDDİ DÜŞÜNMESİ GEREKEN- sürecin çözümlenmesinde en kritik pozisyonda olan Ahmet ilhan Güler ismi perdelenmeye çalışılıyor!”

 

“TELEFONLA ARADIM UYARDIM AMA…”

Sabah’tan Abdurrahman Şimşek’in kendisiyle ilgili “Dink, polis bölgesinde Samast tarafından öldürüldüğü gün, Ali Fuat Yılmazer, cinayetten sonra İstanbul Jandarma İstihbarat Şubesi’ni arıyor” şeklindeki iddiasına dair ise Yılmazer şöyle diyor:

“Böyle bir iddia bugüne kadar daha önce hiç dile getirilmemişti. Savcılık iddianamesinde de yok; bana böyle bir şey sorulmadı. İki yıldan fazla bir süredir telefonumla ilgili her türlü çalışma yapıldı (dinleme, ilişki ve sinyal analizi-HTS), dört soruşturma konusundan tutukluyum. Ne Hrant Dink konusunda ne de diğer soruşturmalarda, ne bu konuda ne de başka bir şekilde telefon görüşmesi ya da irtibatı üzerinden bir suç isnadında bulunulmadı. Yani; ben Hrant Dink cinayetinin işlendiği günlerde (ne öncesinde ne de sonrasında) asla İstanbul Jandarma İstihbarat Şubesi ile görüşmedim.”

Ali Fuat Yılmazer, ODATV’ye yukarıda belirttiği üzere haberde asıl korunan kritik kişinin Eski İstanbul İstihbarat Şube Müdürü Ahmet İlhan Güler olduğunu belirtmiş. Şimdi Engin Dinç ne diyor. Ben cinayet öncesi Ahmet İlhan Güler’i telefonla aradım uyardım. Uyarıda ne var. Ogün Samast, İstanbul’a geliyor AGOS Gazetesi Sahibi Hrant Dink’i öldürecek haberin olsun Ahmet Ağabey mi demiş! Böyle saçma sapan bir telefon olabilir mi! Velev ki bu telefon araması doğru olsa bile böyle lakayıt bir istihbaratçılık olabilir mi. Hedef kim? Kamuoyunda her duruşmada adliye önünde bağıra bağıra ölümle tehdit edilen bir gazetenin sahibi. Ama ne hikmetse çok da önemli değil, bir telefonla bu işi çözümleriz demiş Engin Dinç!

Şimdi cinayetin istihbari kurgulanışı 2005 yılında başlıyor. Tetikçi Trabzonlu, silah Trabzon’dan, azmettirici Trabzon’dan, haber elemanı yeni adıyla Yardımcı İstihbarat Elemanı (YİE) Trabzon’dan. Cinayeti her safhasında örtmek isteyen Ramazan Akyürek Trabzon emniyet müdürü, ama ne hikmetse Trabzon’daki tüm bu unsurlar göz ardı edilecek, tek suçlu dönemin İstanbul İstihbarat Şube Müdürü Ahmet İlhan Güler gösteriliyor!

Bu arada Cinayet öncesi Ahmet İlhan Güler’i Ankara’ya İstihbarat Daire Başkanlığında görevli Recep Güven’in evine sizler çağırmadınız mı?

Hrant Dink’i öldürülmesi konusunda ne konuştunuz? Neden o halde istihbarat şube müdürlüğünden derhal istifa et dediniz! Ahmet İlhan Güler bu komplonun içinde olsaydı kimler ona dilekçe ver ayrıl derdi! Engin Dinç, tek hedef göstererek telefonla aradım uyardım ama Ahmet İlhan Güler, olayı savsakladı diyor! Ahmet İlhan Güler de ısrarla bu konuda telefonla aranmadım diyor. Güler, Savcıya “Efendim Dinç’in bu iddiası TİB kayıtlarından mutlaka çıkar diyor. Peki yukarıda Ahmet İlhan Güler’i kim hedef gösteriyor. Ali Fuat Yılmazer! Yılmazer, açıklamalarında tek hedef kimi gösteriyor Ahmet İlhan Güler’i. Amaç cinayet safhası İstanbul’da kalıp tıkansın.

Bütün bunlar “Dink Suikastında Organize İşler” adlı bir yazının konusu olur. Ayrıca en can alıcı soruyu şimdi ben sorayım ve bitireyim. AGOS Gazetesi Sahibi Hrant Dink öldürüldüğü gün 19 Ocak 2007’de saat: 15:46’da İstanbul Jandarmayı niçin aradınız?

 

Saygılarımla.

 

Abdurrahman Şimşek

SABAH Gazetesi Özel İstihbarat Müdürü

 

Bizim Anadolu / 20 Ocak 2016

 

Paylaşın, dostlarınızın da haberi olsun…

 

 

Share with your friends / Partagez avec vos amiEs / Dostlarınızla paylaşın...
  • 1
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
    1
    Share