|
Genç oyuncumuz
Eda Çiçekçi Kanada'da yeni bir gelecek arıyor:
Oyunculuk,
çok önemli bir meslek..
İZZET EGE
Eda Çiçekçi,
Türkiye'de Üzgünüm Leyla, Seni Yaşatacağım, Tatlı Hayat ve en son
Çiçek Taksi dizilerinde rol aldı. Mesleksel yaşamında sürekli ilerleyen
Çiçek, Kardelen dizisinde ana karakterlerden birini canlandırmıştı.
Şimdilerde Toronto'da seyahat danışmanı olarak çalışsa da, bir yandan
oyunculuğunu da sürdürüyor.
-
Melsek yaşamınızda ilerlerken neden Kanada'ya geldiniz?
- Ben 2003 yılının sonlarında Toronto'ya geldim. O tarihlerde dizi
furyası başlamamıştı. Televizyon dizileri ve büyük film projeleri
çok fazla değildi. Evlendikten sonra Kanada'da eşimle birlikte yaşamaya
ve mesleğimde burada ilerlemeye karar verdim.
- Oyunculuk
çok uzun ve zorlu bir süreç.
- Haklısınız. Ben 1990'lı yılların ortalarında oyunculuğa başladım.
Küçük rollerde, reklam filmlerinde oynadım. Kanada'ya gelmeden bir
ay önce çok önemli bir projede rol almam için teklifte bulundular.
Zamanla kendinizi ispatlıyorsunuz ve hak ettiğiniz yere geliyorsunuz.
-
Eğitim aldınız mı?
- Tabii ki. Güzel Sanatlar mezunu değilim ama, Müjdat Gezen Sanat
Merkezi'nin Aktör bölümünden 2001 yılında mezun oldum. Kanada'ya
geldikten sonra The Second City'de oyunculuk eğitimi aldım. Eğitim
benim için çok önemlidir. Her ne kadar işimde başarılı da olsam,
daha iyisini yapabilmek için eğitim alırım.
-
Kanada'da yeniden, hatta sıfırdan başlamak... zorlandığınız, sıkıntıya
düştüğünüz zamanlar oldu mu?
- (Gülümsüyor) Olmaz mı!... Hemen herkesin yaşadığı zorlukları ben
de çektim. Kendinizi yeni bir yerde ispatlamaya çalışıyorsunuz,
kolay değil. Seslendirmelerle başladım. Küçük roller aldım. Geçen
sene Curtis Cooknell'in yönettiği 'Strange' adlı kısa filmde oynadım.
Amanda isimli bir genç kızın rüyalarının gerçek olmasıyla ilgili
ilginç bir film. 2008 Toronto Film Festivali de dahil olmak üzere
pek çok festivalde gösterime girmesi planlanıyor. Bu filmde başrol
oynuyorum. Zor diye bir şey vardır, ama imkânsız diye bir şey yoktur.
İnsanlar o zoru isterse başarabilir.
-
Türkiye'deki başarınızın şans veya tesadüf olmadığını ispatlıyorsunuz
bir anlamda.
- Her şeyin başında işimi seviyorum. Daha iyisini yapabilmek adına
çok çalışmam gerektiğini ve eğitimimle yeteneğimi birleştirerek
mesleğimde ilerleyeceğimi biliyorum. Ben kendime güveniyorum ve
Türkiye'de oynadığımdan daha büyük yapımlarda görev alacağıma inanıyorum.
-
Bu kadar sevdiğiniz oyunculuk size ne ifade ediyor?
- Oyunculuk çoğu insanın düşündüğünden daha ciddi bir iştir. Bir
insan oyuncu olduğu zaman her şey olabilir. Benim hayal dünyamı
geliştiriyor, onları gerçeğe dönüştürmeme aracı oluyor.
Filmimi Steven Spielberg yönetmeli
-
Kiminle başrolü paylaşmak isterdiniz?
- (Gözlerinin içi gülüyor) Haluk Bilginer ile çalışma fırsatım oldu.
Türk oyuncu olarak onunla bir filmde oynamak çok isterdim. Yabancı
olarak Anthony Hopkins ve Keanu Reeves'i çok beğeniyorum. Filmi
de Steven Spielberg yönetmeli.
-
Kendinize uyan roller hangileri?
- Şizofren, ruh dengesi bozuk bir kişiyi canlandırmak isterdim.
Hayal ürünü veya korku filmi şeklinde değil. Gerçek hayatta olan,
drama tarzı bir filmde olmalı bu rol. Bir melek olup, yaşlı ve güçsüzlere
yardım etmeyi de isterdim.
-
Meslek yaşamındaki hayalleriniz sizi nereye götürüyor?
- Akademi Ödülleri'ne. En büyük hayalim bir Türk olarak o ödülü
almak.
-
Gençlere, kendilerini bu sektörde görmek isteyenlere ne önerirsiniz?
- Öncelikle, eğer bir ajans ile çalışacaklarsa, o ajansı çok iyi
araştırsınlar. Ben Türkiye'de Tümay Özokur Casting ile çalışıyordum.
Pek çok yetenek yanlış ajanslarda, okumadan imza attıkları sözleşmelerle
meslek yaşamlarını zora sokuyorlar. Rolüm küçük demesinler; okullarındaki
amatörlerin projelerindeki oyunculuk rolleriyle başlasınlar. Yetenekleri
varsa ve ilerlemek istiyorlarsa, mutlaka ama mutlaka eğitim alsınlar.
Herkesle arkadaş olmasını bilsinler. Bunlar çok önemli.
-
Verdiğiniz bilgilere çok teşekkürler. Sanat yaşamınızda başarılar.
- Bu güzel röportaj için teşekkür ederim.
Fotoğraflar:
İzzet Ege
Nisan 2007
izzetege@yahoo.com
|