|
Ne
mutlu Atatürk'ü olanlara ve Atatürkçü olanlara!
YEKTA
GÜNGÖR ÖZDEN
Oy
avcılarının, siyaset-ticaret-tarikat üçgenindeki inanç sömürücü
ve oyuncularının madrabazlığını Atatürk inancı, Atatürk yüreği,
Atatürk kafası, Atatürk direnişi ve Atatürk coşkusuyla, Atatürk
bilinciyle, Atatürk yurtseverliğiyle etkisiz kılacağız.
Geçici
varlığı sonsuza göçen Atatürk'ü bir kişi olarak algılamak yanlıştır.
O, yok edilmek istenen bir ulusun yaşama dönüşünün onurudur. Ölüm
fetvalarma, idam fermanlarına aldırmadan, yoksunluklara, olumsuz
koşullara, elverişsiz ortama ve tüm güçlüklere karşın yasal sanlarını
bırakarak halkının başına geçip vatanı kurtaran eşsiz bir kahramandır.
Günümüzdeki çarpıklıkların, çelişki ve aykırılıkların çokluğu ve
yoğunluğu, Atatürk'ü unutmaktan ve unutturmaktan ileri gelmektedir.
O'nu gereğiyle anlamadığımız, anlatamadığımız, simgesi olduğu değerleri
koruyup savunamadığımız için kusurluyuz. Bir özeleştiri, kendini
sorgulama ve yargılama, O'na yaraşır olma çabalarını değerlendirme
günü olması gereken 10 Kasım'larda aynı salonlarda, aynı kişiler,
aynı şeyleri söyleyerek O'nu donduruyor, kalıplaştırıyor. Oysa Türkiye'mizin
her yöresinde O'nu tanıtmak, ilkelerini benimseterek özlediği sonucu
sağlamak için her katta, her alanda çabalarımızı sürdürmek zorundayız.
Atatürkçülüğü, Türkiye'mizin yaşam felsefesi bilip de Atatürk'ü
tabulaştıran kimse olmadığı gibi tabutlann peşinden giden kimse
de gerçek Atatürkçüler arasında yoktur. Öleceğini bilen Atatürk'ün,
öldüğünü bilmeyen de yoktur. Ancak, Atatürk bir kişi, bir beden
olmaktan ötede, günümüzdeki soyut ve somut tüm değerlerimizin özeti,
ulusal varlığımızın en seçkin ve saygın simgesidir. Türkiye' mizle
özdeşleşerek kurumlaşan ilkeler anıtıdır. Türkiye aydınlanmasının
kaynağıdır.
1919
yürüyüşüne karşı çıkanlar, dış destekli değişik nedenli ve değişik
görünümlü isyanlarla bağımsızlığı engellemeye çalışanların benzerleri
günümüzdeki kimi yapay sorunları çarpıtıp abartarak siyasal ve ulusal
birliği parçalamak için Atatürk'e ve Atatürkçülüğe saldırmaktadır.
Medyanın bir kesiminin kışkırtıp özendirdiği karşıtlık, devleti,
ülkeyi ve ulusu bölmeyi amaçlamaktadır. Yalanlarla, iftiralarla,
karalamalarla, çirkin oyunlarla giderek azgınlaşan Türkiye düşmanlığı,
Atatürk'e yönelik saldırılarını çekinme duymadan sürdürmekte, tırmandırmaktadır.
Siyasal nedenle verilen ödünler, toplumsal barışı, ulusal dayanışmayı
olumsuz biçimde etkileyecek düzeye gelmiştir. Bunu görmemek aymazlıktır.
Ülkesini ve ulusunu sevenlerin içtenlikli çabaları, gelmekte olan
karanlığa, sürüklenmekte olunan bataklığa karşı uyarmak, barış ve
insanlık çağrılarıyla aydınlığı önermektir. Nankörlüğün ve ihanetin
ağırlığından utanmayanlar için söylenecek söz yoktur. Atatürk olmasaydı
biz olur muyduk ya da nasıl olurduk iyi düşünmek gerekir. İşte uzak
yakın çevremiz: İşgal altında ya da bağımsızlık uğraşı veren toplumlar,
sömürülen yoksul uluslar, ülkeler... İşte bilimin ve usun yadsınmasının
acısını yaşayanlar... Atatürk'ün, istese padişah ve halife olabilecekken,
ulusal egemenliği benimseyerek halkına büyük değer verip TBMM'yi
açışı en anlamlı, örnek davranışlarından biridir. 'Demokrasi'nin
temeli olan 'Cumhuriyet'i kuruşu... Saltanatı ve hilâfeti kaldırıp
bir dizi devrimlerle Türkiye'yi yüceltişi... Karşı-devrimciler,
1919 düşmanları, etnik, dinsel ve başka ayrımlarla oyunlar geliştirseler
de umduklarmı asla bulamayacaklardır.
Din
öğesine dayanmadan, ancak dini dışlamadan ve dine karşı olmadan,
ümmetten yurttaşlık bağıyla oluşturduğu çağdaş bir toplumu ulusal
birliğin mutluluğunda insanlık ailesinin onurlu bir üyesi yapmıştır.
Böyle birisine "Türk değil" diyenlere ne denir? Atatürk'ten
önde gelen başka bir Türk milliyetçisi yoktur. Milliyetçilik tutuculuk,
tutuculuk da milliyetçilik değildir. Türkiye Cumhuriyeti'ni kuran
halkı "Türk ulusu" tanımıyla birleştiren Atatürk'te birleşemezsek
yolumuz karanlıktır. Atılımlarının tümünün düşünsel dayanakları
çağdaştır. Geleceğe uzanan bir gerçekçilik ve uygunluk vardır. Din
hakkındaki güzel sözlerini, 16 Ocak 1923 İzmit Basın Toplantısı'nı,
7 Şubat 1923 Balıkesir Paşa Camii Hutbesi'ni unutanlar, din düşmanlığı,
dinsizlik gibi suçlamalarla temiz inançlı halkımıza Atatürk'ü kötü
tanıtmak çabasındadırlar. Bunların hiçbirisinin gerçekle ilgisi
yoktur. Dinini kin, kinini din yapanlar... Politikaya dini, dine
politikayı sokanlar... Tertemiz inançları çıkarları için araç kılarak
sömürenler dindar olamazlar. Özgür düşünce ve özgür inancı sağlayan
Atatürk'e dil uzatanların hiçbir değeri yoktur. Atatürk'ün Türklüğe
ve Müslümanlığa kazandırdıklarını yadsıyanlar kendilerini bilmeyenlerdir.
Bir papaz, "Avrupa'daki camilerde ezan okutulmuyor. Atatürk
olmasaydı camilerinizde belki namaz kılardınız, ama asla ezan duyamazdınız"
diyerek dine katkısını överken Atatürk'ü din düşmanlığıyla suçlayanların
söyleyecek başka şey bulamadıkları bir gerçektir. "İstiklâl
Mahkemeleri, öldürmeler, mezar taşlarını kırdırmak, resmi ideoloji,
resmi tarih, taşınmaz edinmeler" gibi savlarla saldırıda bulunanlar,
kendi kişisel bozukluklarını yansıtmaktadırlar.
Kendi
dinini özgürce yaşamayı sağlayan, ezan okunacak minareyi, namaz
kılınacak camiyi koruyup kollayan Atatürk'ü yerip yalancı din sömürücülerini
övmenin anlamsızlığı açıktır. Siyasal nedenlerle aşırı hoşgörü,
demokrasiyi yozlaştıran ödünler sürerse yarınlarda büyük bedeller
ödenmek zorunda kalınabilir. Kimsenin namazına, orucuna, camisine
engel olunmazken... Kimse bu nedenlerle kınanmazken... Tersine,
devlet desteği verilirken... Azınlıklar bile yakınmazken... İnsanlık
ve ulusal varlığımız için zorunlu laikliği getirenlerle savunanları
hedef göstermek, bu nedenle ölümlerden söz etmek, terbiye ve insan
dışı sözcükler kullanmak, yalanı ve çirkinliği seçmek hangi dinle,
mezheple bağdaşır, böyle insanlık olur mu? Demokratik haklardan
yararlanıp değişik görünüm ve nedenlerle us ve bilim dışı yolları
izleyerek, hukuku ve demokrasiyi tanımayarak, köktendincilik ve
sömürücülükle din devleti kurma düşleri gerçekleşemez. Türkiye;
aydınlığı, us ve bilim yolunu ulusal egemenlikle demokrasiyi seçmiştir.
Ulusta olan egemenlik, başta güçte, bir kimsede olamaz.
Atatürkçülük
(Kemalizm), Atatürk'ün özetlediği ve simge durumunda yansıttığı
düşün demeti, ilkeler toplamıdır. Dogma değildir. Türkiye'yi Türkiye
yapan, bize özgü, özgün kökten değişimin ve dö-nüşümün çizelgesidir.
Özel öğretimiz olan Atatürkçülük / Kemalizm, Türkiye aydınlanmasıdır.
Ulusal aydınlığın kaynağıdır. Atatürkçülüğü ve laikliği bir tanımla
sınırlamak, bu değerleri kalıplaştırmak, açılımlarını yasaklamak
ve daraltmak olur. Din ve ırk öğelerini dışlayarak bireylerin eşitlik
ve özgürlüğünü, ortak değerleri savunan Atatürk milliyetçiliği olarak
da anılan ULUSÇULUK; demokrasiyi amaçlayan, ulusal egemenliği ve
halk yönetimini gerçekleştiren CUMHURİYETÇİLİK; düşünce ve inanç
özgürlüğünü güvenceye alarak hukuk kurallarıyla yönetimi ve uygar
yaşamı ilke edinen, her alanda bilimin aydınlığını, usun öncülüğünü
ve insanın yüceliğini gözeten, dinlere karşı olmayıp bu özgürlüğe
siyasal amaçlı ya da olumsuz yaklaşımı aykırı bulan LAİKLİK; her
tür ayrıma ve ayrımcılığa karşı çıkarak genelliği, eşitliği, toplumcu
anlayışı öne alan HALKÇILIK; çok büyük kaynak ve olanak isteyen
işlerle, çok önemli konularda devlet katkısını amaçlayan, özel girişime
karşı olmayan DEVLETÇİLiK; coşkuyu, devingenliği, sürekli kendini
yenilemeyi, bilimsellik ve çağdaşlığı öngören DEVRİMCİLİK, Atatürkçülüğün
özetlenen kimi ilkeleridir. Hepsi insanlık, uygarlık, çağdaşlık,
mutluluk, esenlik, barış, dostluk ve başarı içindir. Yaşamın getirdiği
bu ilkeler, soylu bir anlayışın ve şanlı bir yürüyüşün yollarıdır.
Türk
Devrimi'nin temelini oluşturan Atatürkçülük ilkeleri ALTI OK' la
sınırlanamaz. O'nun buyrukları, önerileri hepsi birer altın oktur.
Atatürk ve Atatürkçülük birbirinden ayrılamaz. Atatürk ve Atatürkçülük,
bağımsızlık, özgürlük, egemenlik, insanlık, barış, demokrasi, çağdaşlık,
aydınlanma, adalet, namus ve onur demektir. Türkiye demektir. Atatürkçü
olmak, en başta insan olmak, adam olmak, yurtsever olmaktır. Atatürk
ölmüştür. Atatürkçüler de ölecektir, öldürülmüşlerdir de. Ancak
bir düşünce ve görüş olan Atatürkçülüğü hiç kimse öldüremez.
Herkes
Atatürkçü olamaz. Atatürkçülük sözle "Ben Atatürkçüyüm"
demekle olmaz. Bu onuru herkes, her omuz taşıyamaz. Ahlâksız, yalancı,
ikiyüzlü dönek ve çıkarcı asla Atatürkçü olamaz. Atatürkçü / Kemalist
beyin ve yüksek birlikteliği Atatürk ilkeleriyle saygın yurtseverdir.
Rozet takmakla, nutuk atmakla, resim asmakla Atatürkçü olunamaz.
Atatürkçülere saldırıp bölücülük yapanlar, sahte Atatürkçülerdir.
Oy
avcılarının, siyaset-ticaret-tarikat üçgenindeki inanç sömürücü
ve oyuncularının madrabazlığını Atatürk inancı, Atatürk yüreği,
Atatürk kafası, Atatürk direnişi ve Atatürk coşkusuyla, Atatürk
bilinciyle, Atatürk yurtseverliğiyle etkisiz kılacağız. Gücümüz
Atatürk'tür. Üstün nitelikli, gerçekçi Atatürk'ü yaşatan Atatürkçülük,
Türkiye gerçeğidir. Müdafaa-i Hukuk ruhunun coşkusu, Kuvayı Milliye
ateşinin canlılığıdır.
Ülkemiz
ve ulusumuz Atatürk'le onurlanmıştır. Kendini bilenler, mutluluğunu
kimlere borçlu olduğunu unutmayanlar için Atatürkçe düşünmek ve
yaşamak, Atatürkçü olmak en yüce onurdur. Tam bağımsızlık, özgürlük
ve ulusal egemenlik temelinde doğmak ve sonsuza koşmak Büyük Türk
ulusunun erdemidir.
Ne
mutlu Atatürk'ü olanlara ve Atatürkçü olanlara!
Temmuz
2002
|