TOPLUM HABERLERİ

 

Türkiye'den Kanada'ya bir koltukta bir çok karpuz ve Perran Öncel

ÖMER F. ÖZEN

O Türkiye'de emek vermenin ve sürekli başarının ardında koşmayı amaç edinmiş. Kendini bildi bile çalışıyor. Kuzey Amerika'ya bir biçimde düşen Perran Öncel yurdumuzda her adımda büyük bir gereksinim olarak kullanılan kolonyalı mendili tanıtmaya çabalıyor.

Kullanılan kâğıt özel, koku özel, içerik mikroptan arınmanın ve serinlemenin olmazsa olmaz koşulu. Ülkemizin bu güzel ürününü Kuzey Amerika'ya tanıtmaya çalışan Perran Öncel'i yakından tanıyalım.

- Perran Hanım, sizin Türkiye'den gelen önemli bir girişimciliğiniz var. Bize onu anlatır mısınız?
- Evet, gerçekten de benim bir girişimciliğim var ve bazan bu benim başıma iş de açabiliyor. Buraya gelmeden önce ayrı ayrı sektörlerde üç ayrı işim vardı. Birincisi, uzun senelerdir eğitim sektöründeyim. 'Hergün Eğitim Merkezi'nin kurucusuyum. İki ortaktık. İki katla başladık, beş kata kadar çıktık, tüm binaya yayıldık. Eğitim Merkezimiz Kadıköy Mühürdar Caddesinde. Ancak, Kanada'da olmam dolayısıyla oradaki ortaklığımdan ayrılmak durumunda kaldım. İkincisi, Uldo Maden Şirketi diye bir şirketimiz var. Orada da maden araştırma üzerine çalışıyoruz. Devletle çalışıyoruz. Maden derken, mermer üzerine olduğunu söyleyeyim. İki maden ocağımız var. Afyon bölgesinde. Biri de.... aslında anlatmamak gerek bunları ya; çünkü deli derler adama, çamur üstüne.

- Çamur? Şunu bir açsak. Çamur madeni... Oldukça ilginç..
- Gökçe Ada'da çamur üstüne. Çamur ise, güzellik çamuru. Bir adı da kil bilindiği gibi. Ama sonuçta bir tür çamur kuşkusuz. Şu anda burada olmam dolayısıyla proje aşamasında, geliştirmem gereken bir olgu bu. Biliyorsunuz, şimdilerde her şey doğallığa dönüyor. Burada mı kalacağım, yoksa Türkiye'ye mi gideceğim ikilemi içinde olduğumdan, şu anda bekleme aşamasında olan bir tasarı bu. Ama bunu geliştirmek istiyorum. Ocağın her türlü yapılabilirlik çalışmaları, kalite kontrolü falan yapılmış durumda. Sadece tesis kurup işe başlanacak. Tüm ülkelerden alıcı bulunabilir. Ama bunun için benim işin başında, Türkiye'de olmam gerek.

- Sizi engelleyen ne?
- Türkiye'de olmam da küçük oğlumun yanında olmam demek. Oraya gidip bunları yapabilmek için de burayı örgütlemek lazım. Burayı daha oturtamadım. Benim durumum belli. Bunların yanında bir de sigorta şirketim vardı. Adı sigorta şirketi ancak, Alman Konsolosluğu'nun yanındaydı ve o nedenle de biz vize danışmanlık işleriyle de uğraşıyorduk. Durum böyleyken, yanımda çalışan bir kişiye Kanada için vize alamadım, o da ayrı bir konuydu tabii... (gülüşmeler)..

- Biraz Türkiye yaşamınızdan söz etseniz…
- Uldo AŞ'yi saymazsak, ötekiler hizmet sektöründe çalışan şirketler. Benim özgeçmişimde sadece çalışmak, çalışmak ve çalışmak var. Başka bir şey yok. Kendimi bildim bileli çalışırım. Tabii bu arada evlendim ve hayatımda en güzel iki şeyi de yaptım, iki çocuk doğurdum. Onlarla gurur duyuyorum. Adları Ulaş ve Doruk. Ulaş büyüdü ama, Doruk daha 13-14 yaşlarında ve onun yanında olmak istiyorum. Şimdi burada da iş oturmaya başladı. İnsanlar burada olduğum için güveniyorlar ve sipariş veriyorlar. İki arada bir derede olduğum için işim biraz zor. Hem orada olmak istiyorum hem de burada olmak zorundayım. Kolay değil elbette. Aslında benim güvenilebilecek bir ortağa ihtiyacım var.

- Ortak derken? Buradaki ıslak mendil üreten kuruluşunuz için mi ortak arıyorsunuz?
- Evet. Tabii ortak olabilecek kişi para da koymak zorunda. Hem dil bilecek, hem çekip çevirebilecek biri olması gerekiyor.

Bu iş çok iyi gelişecek burada, inanıyorum. Ben bu halimde ABD'de üç ayrı otelden sipariş aldım. Çevreyi ve dili bilmek çok çok önemli kuşkusuz. Onun için benim gibi çalışabilecek birine ihtiyacım var.

Böyle bir durumum var işte. Küçük oğlum buraya gelmek istemiyor, ben de onun yanında olmak istiyorum. Orada da işlerim olduğundan bölünüyorum. Orada işim olmasa, oğlum da buraya gelebilse, belki burada oturup daha yoğunlaşarak üstüne düşebilirim işin. Ama öyle değil. Bir orada olmak zorundayım bir burada...

- Peki niyetiniz Montreal'de mi çalışmak?
- Ben buradan Amerika'ya açılmak istiyorum. Ve bu iş iyi bir gelecek vaat ediyor, biliyorum. Benim şu andaki dil düzeyimde ve çevreyi bilmez haldeyken yaptığım işleri göz önünde tutacak olursam, bu kolonyalı mendil işinin çok daha iyi geleceği olduğuna inanıyorum.

Ama sanırım olayı zamana bırakmak gerek. Zaman her şeyin ilacı.

Perran Öncel başarmayı kafasına koymuş. Öyle ya da böyle başarmak zorunda. Felsefesinde bir iş kadını olarak başarmaktan başka bir şey yok. Başarmayı istemek güzel bir şey. O da onu yapıyor.

İş kadınlarımız dünyaya açılıyor. Perran Öncel'in başarılarının devamını diliyoruz...


Şubat 200
8