|
Kanada'da
Bir Sağlık ve Adalet Uyuşmazlığı
M. ALİ SULUTAŞ
OTTAVA -
Burma'da olup bitenleri değilse de, Kanada'nın sonbaharını anlatmak
isterdim. Doğanın her an değiştirdiği renkli giysilerinden, o giysilerden
kopup soluduğumuz havada özgürce dolaşan ve alerjiyi tetikleyen
'polen'lerden sakınma gereğine değinmek isterdim. Kanada'nın
da içinde bulunduğu ve NAFTA olarak tanımlanan Kuzey Amerika Serbest
Ticaret Anlaşması'nın 20. yıldönümünde gelinen noktalardan söz etmek
isterdim. Kanada'yı arka bahçeleri gibi gören Amerikalılarla Kanadalılar
arasındaki ABD dümen suyunda gidip gitmeme yarışından, Kanada Dışişleri
Bakanı Maxime Bernier'nin BM'de yaptığı konuşmadan dem vurmak isterdim.
Ottawa'daki
Bay, Bank, Elgin caddelerinden, Elgin üzerindeki 'Annedale' binasından,
'Hava Java' (Hava Cava) adlı (cafe) kahvehaneden ve burada,
"have a cup of coffe" (bir fincan kahve içiniz) sözünün
nasıl olup da 'Hava Java'ya dönüştüğünden söz etmek isterdim.
Yeni kuşakların kendi dillerine ne kadar kötülük etmekte olduklarından
yakınmak isterdim. Ama!..
1 Ekim Pazartesi
günü bütün Kanadalıların 20 yıldır bekledikleri ve 18 ay süren mahkemeleşme
sonunda verilecek adalet kararına odaklandığı, yoğun bulutlu, zaman
zaman yağışlı ve nemli bir öğleden sonra Ontario Eyaleti Yüksek
Mahkemesi'nden beklenmeyen bir karar çıktı geldi. Bayan Yargıç Mary
Lou Benotto beklenen kararı açıklıyor: Zanlıların beratına…
Zanlı sağlık
sorumlularının cezalandırılacağını bekleyen çoğunluğu düş kırıklığına
uğratan bir karar çıkmasıyla ortalık karıştı. Karıştı dediysem yanlış
anlaşılmasın, herkes özgürce ve gözünü budaktan sakınmadan görüşünü
ortaya koydu, radyolarda, televizyonlarda, gazetelerde…
Başlıklar, 'Doktorlar
kan skandalından aklandılar', 'Zanlılar berat ettiler', 'Hayatlar
alt üst oldu', 'Olanlar ölenlere, sakat kalanlara oldu' türünden
ve acımasızca adaletin yerini bulmadığı yönünde çıkışları ortaya
koyuyordu…
Her şey 1980'li
yılların başlarında başlamış. ABD'li Armour Pharmaceutical
Company adlı ilaç şirketinden temin edilen kan ve kan ürünlerinin
AIDS mikrobu HIV taşıması ve bu ürünlerin Kanada Kızılhaç (Kızılay
benzeri) kurumunun ve Kanada Sağlık Bakanlığı'nın doktorları tarafından
kullanıma olur vermeleri sonucu olaylar patlak vermiş. Bu mikroplu
kan ve kan ürünlerini kullanan 20,000 dolayında hasta 'AIDS' veya
'hepatitis C' hastalığına yakalanıp ya ölmüş ya ıstırap çekmiş ve
çekmekte. Allah kimsenin başına vermesin…
Kasım 1985'te
Kızılhaç kanları ve ürünlerini denetlemeye başlamış. Aralık 1989'da
Kanada Federal Hükümeti HIV mikrobu taşıyan, kan alan 1250 kişiye
150 milyon dolar tazminat ödeme kararı almış. Temmuz 1993'te bir
federal sağlık yetkilisi kan ürünlerinin HIV taşıdığını Federal
Hükümetin Temmuz 1984'ten beri bildiğini açıklamış. Eylül 1993'te
bütün eyalet hükümetleri HIV taşıyan kandan etkilenenlere tazminat
ödemeye başlamış. Mart 1998'de federal ve eyalet sağlık bakanları
1986 ile 1990 yılları arasında mikroplu kan kurbanlarına federal
ve eyalet hükümetlerinin 1.2 milyar dolar tazminat ödemeyi kabul
etmişler. Mayıs 1998'de Ontario eyalet hükümeti, federal-eyalet
tazminatından yararlanmayanlara da tazminat ödeyeceğini açıklamış.
Haziran 2001'de Ontario Kızılhaçı öncülüğünde başlatılan ve mikroplu
kandan 1986'dan önce ve Temmuz 1990'dan sonra etkilenen hepatitis
C mağdurları için öngörülen 79 milyon dolarlık tazminatın ödenmesini
Ontario savcısı onaylamış.
Savcının 65
sayfa tutan kararı, "Zanlılar akla uygun, sorumlu ve
profesyonelce davranmışlardır. Belgeler bu zanlı doktorların ve
ilaç firmasının suçlu olduğunu desteklemediği gibi onları temize
çıkaran içerik taşımaktadır. Bütün yaşananlar çok trajik. Daha trajik
olanı da suçun yükleneceği bir kişi ya da kurumun bulunamayışıdır..."
Adalet, "zanlılar
suçsuzdur" diye sonuçlandı; ama halkın vicdanı bu kararı
onaylamadı...
Kasım 2007
|