|
Dr. Yurtçu: "Ararat Türkiye'de gösterilsin!"
HABER
MERKEZİ- Yıllardır Kanada'da özellikle Ermeni savlarına karşı
devinimde bulunan, toplantılar düzenleyen, gazetelere yazı yazan,
radyo ve televizyonlarda konuşan emekli doktor Aydın Yurtçu,
Ararat'ın Türkiye'de de gösterilmesi gerektiğini bildirdi.
Önümüzdeki
günlerde Montreal'de gösterime çıkacak olan Ermeni kökenli Kanadalı
yönetmen Atom Egoyan'ın 'Ararat' adlı filmine
ilişkin Bizim Anadolu'nun sorularını yanıtlayan Dr. Aydın
Yurtçu şunları söyledi: "Basında okuduğum yazılara
göre tek yanlı, daha çok Ermenilerin iddia ettiği davayı savunan
bir film niteliğinde. İşittiğime göre Fransız basını filmi bir hayli
kötülemiş".
Sert
tepki göstermek, bir bakıma filmin propagandasını yapmak olacağını
belirten Dr. Yurtçu, "Ancak filmi gördükten sonra
nasıl bir tepki gösterilebileceğini şimdiden kestirmenin olanaksız
olduğunu" söylerken, "Genel görüşün, filmin daha çok siyasal
amaçlarla, ırkçılığa kadar giden ve yanlış boyutlara kadar ulaşan
bir yönü olduğunun söylendiğini" açıkladı; "Dilerim ki,
herhangi sert bir tepki göstermeyelim. Filmin gösterilmesini engellemek,
yirmi birinci yüzyıla ve uygarlığa yakışmaz" görüşünde
bulundu.
Sözlerine
"Adam ne olursa olsun, istediği kadar Türk düşmanı olsun, Türk
düşmanıysa kahrolsun" biçiminde devam eden Aydın
Yurtçu, "Ama bir sanatçıdır, bir film çevirmiştir.
Ben derim ki, bu film Türkiye'de de gösterilsin" dedi.
Yurtçu konuyla ilgili sözlerini şöyle sürdürdü: "Türkiye'mizde
1915 ve ondan sonra meydana gelen olaylardan herkesin haberi yok.
Bir bilgi kıtlığı var. Biz Atatürk'ün kendi
deyimiyle 'Yurtta sulh, Cihanda sulh' ilkesine inanmış
kimseler olarak hiç kimseye nefret, kin, intikam duygusu beslemedik.
Fakat
bir bakıma da, bilgisiz kaldık. Toplumumuzda olsun, Türkiye'mizde
olsun, birçok kimseler bu konuyu tartıştığımızda pek de olaylardan
haberdar değiller. Gönül ister ki, Türkiye'mizde de bilimin ışığında,
tarihçilerin araştırmasıyla, daha saydam bir konu durumuna gelsin.
Tek yanlı olmayalım onlar gibi. Ve tarihimizi daha iyi bilelim.
Benim düşüncem bu. Ama filmi gördükten sonra belki kaleme davranır,
gazetelere yazı yollarım".
Yönetmen
Egoyan'ın, 'filminin Türkiye'de, İstanbul Film Şenliği'nde
gösterilmesi' umudunu taşıdığını, dolayısıyla konunun tartışılması
dileğine katılan Dr. Yurtçu, bir 'monolog' (tek sesli) olmamasını
istedi. Geçmişte Geceyarısı Ekspresi filminin de Türkiye'de
gösterilmemesinin bir hata olduğuna değinen Aydın Yurtçu, "O
da çok berbat bir filmdi. Düpedüz bizim ulusal kimliğimize, onurumuza
hakaret eden bir filmdi. Ama ne olursa olsun, hapishanelerimizin
durumunu da sergiliyordu. Midnight Express ta 1978'de çevrildi.
Bakın bugün 2001-2002 yılında hapishanelerimizi düzeltelim kampanyaları
başladı. Tabii ki haklı olarak tepkiler gösterdik falan ama, daha
o zaman Türkiye'de gösterilseydi, belki uyarıcı olarak bir işe yarardı.
Belki bu da işe yarar. Ermeniler kendi tezlerini ileri sürüyor.
Biz kendi tezlerimizi ileri sürüyoruz, monolog oluyor, diyalog olmuyor."
dedi.
Daha
önce Ermeni toplumu ile diyaloga girilmeye çalışıldığını belirten
Dr. Yurtçu, Ermenilerin önkoşullu geldiklerini söyleyerek,
sözlerini şöyle sürdürdü: "Biz bundan yaklaşık üç yıl
önce buradaki Ermeni derneklerinin iki başkanını davet ettik, 'oturup
konuşalım' dedik. 'İsterseniz beraberce kiliseye gidelim,
isterseniz beraberce camiye gidelim ya da herhangi bir yerde birleşelim,
ölülerimize dua edelim' dedik ve diyalog kurmaya çalıştık. Fakat
çok önkoşullu olduklarını gördük. 'İlk önce 'jenosidi
/ soykırımı' kabul edin, ondan sonra konuşalım' dediler.
Mesela, onlardan birisi bana 'Diyarbakır'daki evimi bana geri
verirseniz barışırım' dedi. Ben de, Van'da, Bitlis'te yaktığınız
evleri tamir ederseniz, ben de barışırım dedim. Bu tür konuşmalar
oldu. İnisyatif (girişim) bizden geldi. Ancak başarılı olamadı.
Ama biz Kanadalılara Türk Barış Bahçesi'ni yapmakla, öyle sanıyorum
ki, çok olumlu bir mesaj vermiş olduk".
Batı'nın
çifte standardı ve dönem dönem bazı çözülmüş konuları ısıtıp Türkiye'nin
önüne yeniden getirdiği; bir zamanlar ambargo, Kıbrıs konusu, Asala,
PKK gibi konuları uluslararası ortamda Türkiye'ye karşı bir baskı
aracı olarak kullandığı görüşlerine yönelik ise Dr. Yurtçu
şunları söyledi:
"Efendim, dostumuzun çok olduğunu söyleyemeyiz. Üzülerek
söylüyorum. Fakat bizim de inandığımız, haklı olduğumuz davalar,
olaylar var. Esas mesele bunların gerektiği gibi, yeterli biçimde
duyurulmasıdır. Bu duyurma olaylarının pek başarılı olmadığı kanısındayım.
Ben, bende adresi olanlara ve Turkish Forum'un 180 bin adresine
gönderdiğim imeyilde (elektronik ileti) devlet, basın ve yurtdışında
yaşayan toplum arasında bu konuların ayrıntılı bir biçimde tartışılması
önerisinde bulundum. Şöyle böyle 5-6 olumlu yanıt aldım. Sonrası
ne olur bilemiyorum. Fakat Toronto'da sayın Demir Delen bir bilgilendirme
konferansı düzenliyor. Onu da alkışlıyorum. Gönül ister ki, Montreal'de
de böyle bir şey düzenlensin. Ben bu konuda gönüllüyüm. Yılmaz Ekin'e
Mehmet Sözen'e de bildirdim. Böyle bir şey düzenlerlerse gönüllü
olarak gidip oralarda da konuşabileceğimi bildirdim".
Geçtiğimiz
yıllarda Avrupa'da başlayıp ABD'ye de yansıyan Türk ve Ermeni toplumları
arasında iletişim kurulmaya çalışıldığını belirten Dr. Aydın
Yurtçu, "Ancak yine Ermenilerce önkoşul öne sürüldüğü için
oluşumun başarılı olamadığı"nı, bu arada, "Yeni
bir diyalogun başlamasına da olumlu baktığını" sözlerine
ekledi.
Kasım
2002
|