|
Onuncu yılında SİSO kapılarını Bizim Anadolu'ya
açtı.
Hamilton'da
göçmenin yuvası var
ERTAN
GÜN / HAMİLTON
Hamilton'da
göçmenlerce kurulan, on yıldır göçmenlere herhangi bir ayrım gözetmeden
hizmet veren SİSO'nun Azeri kökenli Genel Yöneticisi Morteza
Jafarpour ile yazarımız Ertan Gün konuştu.
İran
ve Türkiye'yi neden terketmek zorunda bırakıldınız?
-Türkiye'ye
okumaya gittiğimde, İranlı arkadaşlarımla "insan hakları"
ve "Humeyni rejimine karşı" çalışmalarımız vardı. Tıp
Fakültesi 2. sınıf öğrencisiyken İran'a gittim. Orada tutuklandım
ve 3 yıl hapis yattım. Türkiye'ye döndüğümde, öğrenci affından yararlanarak
okulumu bitirdim. Türkiye'de, İran ajanları tarafından sürekli "göz
hapsinde" idim. Pasaportumun süresi dolmuş, Türkiye "oturma
ve çalışma izni" vermiyordu. İran Konsolosluğu pasaportumu
yenilemem için, İran'a gitmem gereğini öne sürüyordu. Türkiye'de
çalışamayacaktım, İran'a dönersem, uzun yıllar hapiste kalabilirdim.
Sonunda İstanbul - Aksaray'daki bir pasaport şebekesine 14.000 Amerikan
doları karşılığı, Suudi Pasaportu hazırlatarak, Kanada'ya geldim.
O gün bugündür Hamilton'da yaşıyorum.
Kanada'ya
geldiğinizde Doktorluk yapmayı düşünmediniz mi?
-O
dönemler araştırdım. Malesef buradaki sistem yabancı uyruklu doktorlara
pek şans tanımıyor. Yabancı doktorların başarmamaları için herşeyi
yokuşa sürüyorlar.
Bunun
nedenleri nedir?
-Burada
çalışma izni veren kurum, doktorların kendisinden oluşuyor. Türkiye'deki
" Tabipler Birliği" gibi. Bu kurum burada çok güçlü ve
kendi çıkarlarını koruyor. Yabancı üniversitelerden gelen doktorların
çalışması durumunda buradaki sistem çöker, diye düşünüyorlar. Düşünsenize,
Türkçe ve Farsça bilen biri olarak muayenehane açtığımı! Tüm Türkler
ve Ortadoğulular bana gelecekler ve Kanadalı doktorlar iş kaybına
uğrayacaklar. Hamilton'da şu anda 250 civarında yabancı uyruklu
doktor var, hepsi farklı işler yapıyorlar.
Peki
bu kişiler ne olacak, meslekleri kör olup gidecek mi?
-Maalesef,
yeniden okumadıkları sürece kör olup gidecek. Bu bir çıkmaz sokak.
Ben doktor olmak için çok mücadele verdim. Ama sonra anladım ki
bu mücadeleyi sürdüremiyorum; ben de doktorluğun peşini bıraktım.
Mutlaka geçmişe saplanıp mutsuz olmaktansa, "Kanada koşullarında
ne iş yapabilirim"in hesabını yapmaya başladım.
Tıp
öğreniminden sonra, sosyal bir kurumda çalışmak sizin için zor olmadı
mı?
-Hayır,
ilgi alanım yine insan. İnsanları sevdiğim için, şu anda yaptığım
işi de çok seviyorum. Sonuçta her iki işte de, insanları hayata
kazandırmak için çaba sarfediyoruz. Yine insanlarla iç içeyim, hatta
daha da fazla. Göçmenlere, yeni gelenlere yardımcı oluyorum. Onlara
kendimi bağlı buluyorum. Dünyanın farklı ülkelerinden ilginç ve
renkli insanlarla tanışıyorum. Değişik insanların getirdiği hayat
tecrübelerinden faydalanıyorum. İnsanlarla bütünleşmekten mutlu
oluyorum. Bu işimi o kadar benimsedim ki, hayatımın bir parçası
oldu. Bugün bana "buyurun doktorluk diplomanız, muayenehane
açın" deseler, gidip açmam.
Doktorluk
yapamayınca SİSO'da mı işe başladınız?
-Benim
geldiğim zaman SİSO henüz kurulmamıştı. Yaşamımı sürdürmek için
para kazanmam gerekiyordu. 3,5 yıl pizza dağıtıcılığı yaptım. İnsan
yeni bir yaşama başlarken büyük zorluklar çeker, geriye gider. Ama
bunu "gerilemek" olarak algılamamak lazım. Bir çukurdan
daha ileriye sıçramak için "gerilmek" olarak düşünmek
lazım. Bunu göçmen ve mülteci olarak geldiğimiz zaman, çok iyi kavramalı
ve düşünmeliyiz. "Kabul" den hareket etmeliyiz. Ben buraya
geldiğimde doktordum ve yarından itibaren de doktor olacağım, diye
koşullanırsak "hiçbirşey" olamayız. Bunun için, insanlara,
topluma ve kendimize faydalı olmanın başka yollarını aramalıyız.
Bize
SİSO'nun işleyişi hakkında bilgi verir misiniz?
-Biz
özel değiliz, devlete de bağlı değiliz. Özerk bir kuruluş diyebilirsiniz.
Yaptığımız hizmetler karşılığı, Kanada devletinden ve farklı fonlardan
ödenek alıyoruz. Göçmenlerin ve mültecilerin (sığınmacıların) Hamilton
bölgesinde yerleşmeleri, iş bulmaları, okula gitmeleri için yardımcı
oluyoruz.
SİSO'nun
Politik bir çizgisi var mı? İlkeleri nelerdir?
-Biz
politize (siyasi) bir kuruluş değiliz. Ayrım yapmaksızın tüm mülteci
ve göçmenleri temsil ediyoruz. SİSO, insan haklarını savunan, sosyal
adalete ve eşitliğe dayalı, tüm fikir ve inançlara saygılı, ilerici,
demokrat bir kuruluştur. Bu çerçevedeki her hareketi de destekler.
Biz insanların şekilleriyle veya kafasının içindekilerle değil,
hayatlarıyla ilgileniyoruz.
SİSO
ne zaman kuruldu ve kuruluşunu hazırlayan etkenler nelerdi?
-SİSO
resmen 1993 yılının ocak ayında kuruldu. 1991ve 1992 yıllarında
Hamilton'a çok göçmen geliyordu. Federal Devlet, onlara hizmet vermenin
yollarını arıyordu. Devlet, gerekli birimlerden bu konuda bir araştırma
yapmasını istedi. Bu araştırmadan çıkan sonuç, göçmenlerin-mültecilerin
hizmet ve bilgi alabileceği bir kurum olması gerçeğini ortaya çıkardı.
Yetkililer, böyle bir kurumun yönetilmesinin göçmenler tarafından
olmasını uygun görüyordu. Biz 5 arkadaş böyle bir oluşuma gönüllü
olarak katıldık.
Sizin
konumunuz neydi o dönemler?
-O
dönem ben yeni mülteciydim. Böyle bir kuruma, ben de katılımcı oldum.
Çünkü o dönemler İranlıların çoğunluklu geldiği bir dönemdi. Benim
İngilizce, Farsça ve Türkçem vardı. Bu kurumun kurucuları arasında
yer alarak, 5 yıl gönüllü görev yaptım. Aynı zamanda, Yönetim Kurulu
üyesiydim. Türkçe ve Farsça çevirmenlik yaptım. Yeni gelenlerin
resmi dairelerdeki işlemlerinde "gönüllü" olarak yer aldım.
SİSO'ya
nasıl Genel Müdür oldunuz?
-SİSO'nun
kurulduğu dönemler, akşamları pizza dağıtıcılığı yapıyor, gündüzleri
de SİSO'da çalışmalara yardımcı oluyordum. SİSO'daki işimi sevdiğimden
kendimi bu yönde geliştirmek için, Mohawk Kolej'de kurslara gidiyordum.
Çünkü inanıyordum ki, bu iş benim hayatımın bir parçası olacak.
Zaten sevdiğiniz bir işte çalışıyorsanız, yaşamınız boyunca hiç
çalışmamış gibi olursunuz. Ben pizza dağıtıcılığı yaparken, patronum
benimle dalga geçiyordu; "senin elin neşter tutmuş, soğanları
daha iyi kesersin, kursa gidip de ne yapacaksın" diyordu. Yönetim
bilimi, toplumbilim ve insan psikolojisi konularında sertifikalar
aldım. 5 yıl sonra SİSO'da kadro açılınca, ben de başvuruda bulundum.
Bir çok kişi arasından seçildim. 5 yıllık gönüllü çalışmam ve bu
işle ilgili kurslar görmem, işe alınmamda en büyük etken oldu. 3
yıl sonra, o dönemki Genel Müdürümüz SİSO'dan ayrıldı. Bu kadroda
sınav açıldı. Sınavlar sonucunda, başvurular içinde beni uygun gördüler.
Son 4,5 yıldır SİSO'nun Gn. Md.'lüğünü yapıyorum.
SİSO'nun
ilk kurulduğu yer burası mı?
-İlk
kurulduğumuz yer, ufacık bir odaydı. Biz o zamandan beri 2 kez yer
değiştirdik. 1,5 sene önce de 10.000 dolar kira vererek buraya taşındık.
SİSO başladığı zaman, bizim 5 elmanımız vardı. Şu anda 50'ye yakın
kadrolu ve sözleşmeli elemanlarımızın yanı sıra, 800 kişilik gönüllü
çalışanımız var.
SİSO
olarak, yaptığınız tüm hizmetlerin karşılığını fonlardan ve devletten
mi alıyorsunuz?
-Hayır,
kendi gelirlerimiz de var. Biz 5 yıl önce bir "çevirmenlik
programı" oluşturduk. Devletten bu konuda hiç yardım almadık.
Sosyal servislere, avukatlara, doktorlara ve diğer ticari kuruluşlara
45 dilde çevirmenlik hizmeti pazarlamak istedik. Gönüllü çevirmenlerimizle
gittiğimiz bu işyerleri, önceleri para vermek istemediler. Mücadele
ederek profesyonel çevirmen kadromuzu kabul ettirmeyi başardık.
Hastane, eczane, avukat ve işyerleriyle konuşarak böyle bir gereksinim
olduğunu ortaya çıkardık. Çevirmenlerimiz yardımıyla, bu kişilerin
işlerini daha hızlı yapmalarına etken olduğumuzu kanıtladık. Daha
etkin olmalarını ve iyi sonuçlar almalarını sağladık. Bugün bizim
750 sözlü, 250 yazılı çevirmenimiz var.
Yazılı
olanlara örnek verebilir misiniz?
-Okul
diplomaları, evlilik cüzdanları, sertifikalar, kimlikler vb.
Yazılı
çevirileriniz, noter çevirisi gibi kabul görüyor mu?
-Tabi,
tabi. Bizim çevirimizin doğruluk derecesini tüm kurumlar kabul ediyor.
Yani,
bir kişinin okul diplomasını İngilizceye çevirdiğiniz zaman, Kanada'daki
üniversitelerde kabul görüyor mu?
-Elbette
kabul görüyor. Ancak o kişinin kendi ülkesinde bitirdiği üniversite,
Kanada'daki üniversitenin kabul ettiği bir üniversiteyse hemen onaylıyor.
Yani bizim çevirimizin resmiyeti genel kabul görüyor. Eğer karşıdaki
kurumun ilkeleriyle de örtüşüyorsa bir sorun kalmıyor.
Sürücü
belgelerini de çeviriyor musunuz?
-Hayır,
o konuda bizim çevirmenlerimiz sertifikalı değiller. Ama bu konuda,
her dilde sertifikalı kurum ve kişilere yönlendiriyoruz. İnsanların
Toronto'ya, Ottawa'ya gitmeleri yerine, Hamilton'da bu işi yapabilmelerini
sağlıyoruz.
Resmi
dairelere de sözlü ve yazılı çevirmenlik yapıyor musunuz?
-Elbette,
bu her yer için geçerli. Biz bu işten para kazanıyoruz. 5 sene önce
yılda 3500 dolar kazanmışken, son sene 450.000 dolar çeviri geliri
sağladık. Bu paranın bir kısmını gönüllü çevirmenlerimize dağıttık.
Niye bunu örnek veriyorum? Göçmenler bir araya gelerek, gönüllü
bir iş yaparak ve azmederek büyük bir başarıya imza attılar. Bu
oluşum şimdi Kanada'da "Model" olarak ele alınıyor. Diyorlar
ki: "Devlete yük olmadan, kendi gelir ve gider dengelerini
ayarlıyorlar"
Kendi
gelir-gider dengesini ayarlayarak, devlete yük olmayan her kurum
örnek midir, sizce?
-Sadece
o kadar değil tabi ki. Biz işsiz göçmenlere, iş ortamı sağlayarak
üretime de katkıda bulunuyoruz. Kimi insan ek iş olarak, kimi insan
asıl iş olarak çalışıyor. Verdikleri hizmet çerçevesinde, kimisi
1500 dolar, kimisi 150 dolar kazanıyorlar. Devlete vergi veriyorlar.
Aynı zamanda, son yıllarda SİSO göçmenlere verdiği hizmetlerden
dolayı başarılı olmuş ve kurum olarak gittikçe büyümüştür. Göçmenlere
verilen hizmet ve Kanadalılarla tanıştırmak konusunda, hem göçmenlere
hem de Kanada'ya faydalı olmuştur. Göçmenlerin yeteneklerinin Kanada'da
üretime dönüşmesi ve eğitim, kültür, iş bilgisi katkıları azımsanmayacak
kadar çoktur.
Çeviri
gelirleriniz dışında, başka kaynaklarınız nedir ?
- Biz
her yıl, devlet ve özel kurumlarla sözleşme yapıyoruz. Örneğin devlet,
"Biz bu yıl iş bulma ve yerleştirme ile ilgili program yapmak
istiyoruz" diyor, bize o programın çerçevesini veriyor. Biz
de bu programın nasıl sonuçlar verebileceğini, kaç kişiye yardımcı
olunabileceğini söylüyoruz. Bu bilgiler çerçevesinde, insanların
iş bulmadaki başarı oranlarını rapor ediyoruz. Programı uygulamamız
kabul edilirse, devlet birimleri ile sözleşme yapıyoruz, ona göre
altyapımızı hazırlayarak eleman alıyoruz.
Devlet
birimleri olarak sözettiğiniz kurumları biraz açabilir misiniz?
-Devlet
birimleri içinde, aşağı-yukarı bizim 15 civarında kaynağımız var.
Federal devlet, insan kaynakları, göçmen dairesi, Ontario hükümeti,
Hamilton Şehir Fonu, ilk aklıma gelenler.
SİSO'yu
denetleyen bir kurum var mı?
-Bizim
10 kişilik bir yönetim kurulumuz var. Bu 10 kişinin hepsi, SİSO'da
gönüllü çalışıyorlar. Hepsi kendi işlerinde başarılı insanlar. Dört
üye, MC Master Üniversitesi'nde profesör, birisi emniyet örgütünde,
diğerleri de devlet birimlerinde çalışıyorlar. Öncelikle ben Genel
Müdür olarak onlara cevap veriyorum. Programlarımızı, gelir ve giderlerimizi
öncelikle onlar denetliyorlar. Ayrıca, bize para veren kurumlar
da bizi denetliyor.
SÜRECEK
Ekim
2002
|