|
Bu 'Yedi Düvel' Anayasasıdır!
 |
| BANU
AVAR |
Kim istiyor
bu anayasayı?
Yarsav Yönetim
Kurulu bir açıklama yaptı. Açıklamada, 'Anayasa değişiklikleri konusunda
Anayasa Mahkemesi'nce son derece tartışmalı bir karar verilmiştir'
dendi. Anayasa Mahkemesi, yargıya ve hukuk devletine yönelik saldırıda
sessiz kalmıştı. Anayasa Mahkemesi, 'yargı üzerinde kurulacak baskı,
abluka ve çirkin oyunlarla sonuç almayı hedefleyenleri' bu kararla,
güçlendirmiş, cesaretlendirmişti.'
Bu millet 2
ay sonra Referanduma gidiyor. Referanduma karşı çıkanlara 'Ey halk,
bakın halkın egemenliğini istemeyenler var!' söylemi kullanılıyor.
Her türlü imkân ve türlü çeşit düzenekle uyuşturulmuş ve çaresiz
bırakılmış bir halka, 'Bak ben seni adam yerine koyuyorum! Sandığa
davet ediyorum!' deniyor.
Halk detaylarını
bilemediği bir kargaşanın ve ekranlardaki kargaların sesleri arasında
bir halkoylamasına daha gidiyor…
İşte bu, 'sistemin'
fotoğrafıdır!
Nedir 'sistem'in
derdi?: Asya'nın kilidi, Türkiye'yi, Batı çıkarlarına göre şekillendirmek.
O zaman, ekonomi de, siyaset de, kültür de, savunma da, HUKUK da
bu 'sistem' çerçevesinde şekillenecek!
Oyunun kuralı
bu. Bence bunu bilmek yeterli!
Batıda eller
havada!
Şimdi önümüzde
referandum var!
Acaba kim neyi
oylayacağından haberdar?
Neyi oyladığımızı
en ince detayına kadar bilenler var: Onlar, Batılı uzmanlar!
Bakın şimdiden
ellerini oğuşturup bizi alkışlıyorlar!
Merkel'den AB
konseyi yetkililerine, ABD'nin derin devlet sözcülerine kadar herkesin
elleri havada…
Financial Times'dan
Delphin Strauss, 'Geri kalan anayasa değişiklikleri de yavaş yavaş
gündeme gelecek…' diyor. Muhtemelen bunun için halkın 'umudunun'
arttığı yeni bir hükümet beklenecek. Geçmişte böyle olmuştu. 'Altın
vuruş' için politik psikoloji çalışmaları devreye girecek.
Tüm toplantılarda
verdiğim bir şablon vardır: Şimdi onu sizinle de paylaşayım.
Gittiğim 82
ülkenin büyük bir çoğunluğunda hep aynı şablon uygulanmıştı: Önce
başa, Batının besleyip yetiştirdiği 'seçilmiş' kişiler getiriliyordu.
Sonra onlara ANAYASAL değişikler için emirler veriliyordu. (Önce
Yugoslavya ardından Bosna ve diğer balkan ülkeleri harika örneklerdir).
Kıskaca alınmış
politikacı, emir çerçevesinde, bir gecede 15er 25er yasa değiştirip/çıkartıp,
kendi ülkesini batı çıkarları doğrultusunda, soydurup soğana çeviriyordu.
Bu arada cebi inanılmaz oranda doluyordu. Dünya sıralamalarında
ilk ona giriyordu.
ÖZELLEŞTİRME
kurallara bağlanıyor, halkın nesi var, nesi yoksa çokuluslu şirketlerin
oluyordu. Eşzamanlı olarak medya tümüyle bir uyuşturma makinesine
çevriliyor, ÖZEL TV'ler bunu en mükemmel biçimde gerçekleştiriyordu.
Psikolojik savaş
makineleri önce yavaş sonra hızlanarak ülkeyi etnik ve dini temelde
bölmek için bu medyayı kullanıyordu. Ardından iç savaş çıkıyor ve
Birleşmiş Milletler askerleri -aynı Amerikalı general Odierno'nun
dediği gibi- tarafları yatıştırmaya geliyordu. BM askerleri, geldikleri
petrol gaz bölgelerine, el koyup o coğrafyada 'kukla devletçikler
yaratıyorlardı.
Böl ve Yut kitabımda
bunun onlarca örneğini okuyabilirsiniz.
Anayasa değişiklikleri,
referandumlar bu genel şemanın detaylarındadır...
Bizi bu detaylarda
boğarlar! Halk anlayamadığı bir dizi kelime arasında kaybolur. Parti
kapatma yasası, HSYK, Anayasa Mahkemesi üyeleri sayısı... Sokaktaki
adamın ilgi alanı dışındadır… İşsizdir, açtır, hastadır, sadece
1 oyu vardır.
Bu arada yargı
biter, Anayasa Mahkemesi silikleşir, iktidarlar büyür, dokunulmazlık
artar, Washington ve Brüksel'den vesayetli seçilmişler, sömürge
valilik görevlerinde adım adım ilerlerler... Taltif edilirler ya
da sokağın nabzı aşırı yükselirse, patronları tarafından yeni bir
'umut hükümetle' yer değiştirilerek 'nadasa çekilirler'.
Bu 'Yedi Düvel'
Anayasasıdır!
Hatırlayın,
kim Anayasa değişikliği paketini gündeme oturttu? İktidar elbet
diyeceksiniz. Sadece o mu?
Avrupa ve Amerika'nın
politik çeteleri yıllardır, 'Türkiye'nin artık Türkiye olmayacağı
bir Anayasa' istiyor…
İlk tartışmalar
başladığında Profesör Ergun Özbudun adı ortaya çıkıyor..
Prof. Özbudun
hazırladığı Anayasa taslağında, 'devletin ülkesi ve ulusuyla bölünmez
bütünlüğünü korumanın, Türk ulusunun bağımsızlığını korumanın, devletin
amaç ve görevleri arasından çıkarılması' teklifini getiriyor.
'…Ulus devletten
şehir devletçiklerine, eyalet sistemine geçişin önünde hiçbir anayasal
engel kalmamalı', "Türk Yurttaşlığı Kavramı kalkmalı!"
diyor.
Kimdir Prof
Özbudun?
Prof. Özbudun
ve ekibindeki birçok kişi, Amerikan derin devletinin kuruluşlarıyla
bağlantılılar. International Republican Institute (IRI), National
Endowment for Democracy (NED) ve National Democratic Institute (NDI)
ve dünyaya yön veren Huntington ve Brzezinski'lerin yakınındaydılar.
Türkiye'ye Anayasa
taslağı hazırlayanlar. 'Avrupa Konseyi Demokrasi Komisyonu' ile
de içli dışlıydılar. Demek ki onlar fasaddılar. Arkalarında dağ
gibi bir küresel güç var!
O, dağ gibi
güç uzun zamandır Türkiye'ye 'ANAYASA DEĞİŞMELİ!' mesajını dayatmıştı.
Şimdilik istenen Anayasal değişim tam olarak gerçekleştirilememiştir.
Arslan Bulut'un dediği gibi, 'rejim fiilen değiştirilmiştir' ama
kılıf yavaş yavaş geçirilecektir..
Amerikalı Türkiye
'uzmanı' Henri Barkey, Eylül 2009'da BBC'ye verdiği demeçte, 'Sayın
Özbudun'un dediği gibi, 1982 yasasının derhal değişmesi lazım!'
demiştir. 'Hükümet, Kürt kelimesini kullanmayarak, süreci "Demokratik
Açılım" olarak tanımlıyor. Bu uygundur. Ama 'Demokratik açılım',
bu Anayasa değişmeden yapılamaz' diye eklemiştir.
Demek ki Anayasal
değişikliklerin en önemli yanı şu malum 'Kürt meselesi'dir.
8 Temmuz 2010'da
AB Komisyonu sözcülerinden Espuny de, 'Türkiye, 'AB yolunda ilerlemek
için, 12 Eylüldeki referandumda anayasa değişiklik paketini kabul
etmelidir!' buyurabilmiştir.
Ana hedef bellidir.
Türkiye soğuk suya atılacak kurbağadır. Altına ateş yakılacak su
ağır ağır ısınacak, kurbağa rehavet içinde öbür dünyayı boylayacak…
Güneydoğu tüm zenginliğiyle küresel çetenin elinde oynattığı bir
yönetimin olacak!
Zaman daralmaktadır!
Böylesi devasa
bir plan karşısında, Türkiye'nin iktidarı ve muhalefeti, zaman zaman
esip gürlemeler dışında 'AB'nin yolunda', 'Batının ekseninde' olduklarını
her platformda beyan ediyorlar.
Göçen bir iktidar,
bir yerlere süpürülmemek için verilen görevleri can havliyle yapmaya
çalışıyor. Peki, Anayasa teklifine 'hayır' diyenler, iktidara gelirlerse
/ geldiklerinde 'AB /ABD yolunda' dayatılan Anayasayı nasıl geri
çevirecekler? Referandumdan 'HAYIR' çıktığı zaman, 'Batı yolunda'
kalarak, nasıl batıya karşı gelecekler?
Batının dayatmaları
100 yıldır aynı. 'Bir Kürdistan kurulmalı. Petrol coğrafyasına oturtulmalı!
Türkiye fazla büyük, parçalanmalı! Bu coğrafyada Türk kalmamalı!'
'Bu topraklarda
yaşayanların hepsi Ermeni, Kürt, Çerkez, Pontus, Süryani Alevi ..
olduğunu anlamalı!'
Artık zaman
sıkıştı! Herkesin safı belli.
Anayasa dayatması,
turnusol kâğıdıdır! Ve iktidarın söylediği gibi 10 genel seçime
bedeldir!
Ey ahali duyduk
duymadık, okuduk anlamadık demeyin! Görevimiz duymak, anlamaktır,
anlatmaktır.
Ona göre 12
Eylül'de tavrımızı almaktır.
Ve ondan sonrasına
da iyi hazırlanmaktır…..
Banu AVAR
banuavar@superonline.com
www.banuavar.com.tr
Temmuz 2010
|