|
Dünya Emekçi Kadınlar Günü'nde kadın gerçekleri
 |
| Sibel
Ataoğul. |
HABER MERKEZİ
- Gazetemizin
McGill Üniversitesi Türk Öğrencileri Derneği'nin
işbirliğiyle düzenlediği 8 Mart Dünya Kadınlar Günü
etkinliği 7 Mart Pazar günü üniversitenin Lev-Bukhman salonunda
gerçekleştirildi.
Sunuculuğunu
gazetemiz yazarlarından Duygu Sancak'ın yaptığı etkinlikte,
McGill Üniversitesi Türk Öğrencileri Derneği Başkanı Esra Yarar
açılış konuşmasını yaptı.
Gazetemiz Genel
Yayın Yönetmeni Ömer Özen etkinlikte yaptığı kısa konuşmasında
toplumsal hareketlerde ve örgütlenmelerde kadınların önemine değindi,
insanlığın daha iyi bir düzeye gelmesinde kadınların toplumsal gereksinimlerinin
düzeltilmesinin olmazsa olmazlardan olduğunun altını çizdi.
Etkinliğin konuşmacılarından,
Kebek'in etkin toplumsal öncülerinden olan Kebek Dayanışma Partisi'nin
Mercier Bölgesi sözcüsü Avukat Sibel Ataoğul, yaptığı konuşmasında
Kebek ve Kanada'da kadının durumu hakkında bilgiler verdi.
 |
| Dr.
Aydın Yurtçu yaptığı konuşmada annesi Sıdıka Hanımın Cumhuriyet'in
ilk milletvekili aday adaylarından olduğunu söyledi, Sıdıka
hanıma verilen aday adayı belgesini gösterdi konuklara. |
"Alınacak
daha çok yolumuz var" diyerek konuşmasına başlayan Sibel Ataoğul,
sözlerini şöyle sürdürdü: "Kebek'te geçen yıl basın-yayının
işlediği konulara bakacak olursak, yılın Kadın Yılı olduğu sanısına
kapılırız. Gerçekte kadından oldukça çok az söz edildi. Örneğin,
kadının erkeğe göre ortalama % 68,6 kazandığından, bunun da 1981
yılında kazandığından çok daha aşağılarda olduğundan söz edilmedi.
Kadının 5 kez daha çok eviçi şiddet kurbanı olma riski bulunduğundan
da söz edilmedi. Kadınların siyaset sahnesinde hâlâ önemli ölçüde
azınlıkta olduğundan bile konuşulmadı.
 |
| Esra
Yarar etkinliğin düzenlendiği odanın kapısında afişi gösteriyor.
Fotoğraf: Mehmet Emin Işıkalp. |
Eğer kadından
konuşulduysa, bilinmeyen ve kuşkulu olarak tek bir tür kadından
konuşuldu; o da Müslüman kadın. Bu Müslüman kadın da herhangi bir
Müslüman kadın değildi; görünür olan, inancını başında taşımaya
cesaret eden Müslüman kadın. Bazı yorumculara göre kendisi için
düşünme yetkinliği olmayan, ailesinden, kocasından kurtarılması
gereken kadın. Kebek'e gelmeden önceki yaşamına yönelik olanlar
da içinde olmak üzere, kendisine tüm dinsel eleştiriler de getirildi.
Bir anda,
dünyadaki kadına zulmün temsilcisi oldu; sanki sadece o, Kebekli
kadınların daha az kazanmasının, daha çok şiddete uğramasının ve
erkeklerden daha az temsil edilmesinin sorumlusuydu. Kendisine başında,
vücudunda ve yüzünde taşıdığının bir yasaklama ve kadının özgürleşmesine
ve varlığını tehdit ettiği söylendi; halbuki cinsellik çıplaklıkta
olduğu gibi örtünmede de aynı ölçüde bulunur."
 |
| 8
Mart Kadın Günü'nün düzenleyicilerinden bir kısım birlikte görülüyor:
Gizem Özdemir, Esra Yarar, Duygu Sancak, Ömer Özen ve Sibel
Ataoğul. |
Son yirmi yılda
Kebek'te kadın hareketinin gözle görülür biçimde kazanımlarının
olduğuna dikkat çeken Ataoğul, bunların 'eşit ücret',
'evlilik/birliktelik', 'doğrudan nafaka bağlanması', 'ebeveyn sigortası'
yasalarının çıkarılmış olması, bir 'kadın sorunu politikası'
ve 'kadın göçmenlerin eşleri tarafından kefil olmalarının
süresinin kısaltılması' yönünde olduğunu, tüm bulanlara
karşın yapılacak daha çok şeyin olduğunu belirtti.
 |
| Günün kahramanları
Gizem, Duygu ve Esra. |
Dünyadaki neo-liberal
siyasetin sonucu olarak kadın haklarının günden güne daha da kötüye
gittiğine değinen Sibel Ataoğul, tüm bu dünya siyaseti içinde
Harper hükümetinin de iktidara geldiği günden beri kadının
durumunu sarsıcı kararlara imza attığını, kadınların aleyhine milyarlarca
dolar ödenek ve desteği ortadan kaldırdığını, eyaletlere sağlık,
çocuk eğitimine yönelik yardımları kestiğini bildirdi.
Sibel Ataoğul,
Harper hükümetinin kadın bakım evlerine ve kadın sivil toplum
örgütlerine yönelik destekleri de kestiğini, bunların bir parçası
olan çocuk eğitimine verilen desteğin kesilmesi nedeniyle, Kanada'nın
çocuk eğitimine başlama izlencesinde ABD, Belçika, Danimarka, İsveç,
İtalya ve İngiltere'nin de gerisine düştüğünü söyledi.
Tüm bu gerçekler
ışığında bu yıl kadın gününü kutlamak gibi bir lüksün olamayacağının
altını çizen Ataoğul, öğrenci, kadın, erkek herkesin bu konularda
el ele verip haksızlıklara karşı çıkmasını istedi.
 |
| Gizem
Özdemir. |
McGill Üniversitesi
öğrencilerinden Gizem Özdemir ise yaptığı konuşmada Türkiye'de
kadınların özellikle Cumhuriyetle edinmiş oldukları hakları dile
getirdi.
Gizem Özdemir,
Ulu Önder Atatürk'ün gerçekleştirmiş olduğu devrimlerle Türkiye'ye
demokratik, laik bir düzeni yerleştirmiş olduğunu, Türk kadınının
da bu özgürlükler çerçevesinde yurttaşlık hakları kazandığını, Türk
kadınının bir çok Batı ülkesinden çok önceleri seçme ve seçilme
hakkını kazandığını; ve bugün kendini özgür bir kadın olarak hissedebiliyorsa,
bir Türk kadını olarak bunu laik Cumhuriyetin kurucusu Mustafa
Kemal Atatürk'e borçlu olduğunu bildirdi.
Konuşmalardan sonra Şener Şen, Meltem Cumbul ve Timuçin Esen'in
başrollerini paylaştığı Yavuz Turgul'un Gönül Yarası
adlı filmi gösterildi.
Etkinlik sonu
küçük bir kabul verildi.
Mart 2010
|