AnaSayfa/Accueil/Home » Gündem-Güncel » Genç Türkler Edmonton’da ışık saçıyor

Genç Türkler Edmonton’da ışık saçıyor

Genç Türkler Edmonton’da ışık saçıyor

Genç Türkler Edmonton’da ışık saçıyor

Genç Türk Felsefesi çağcıllaşmanın, ilerlemenin açkısı…

 

 

 

 

 

 

 

 

Ömer F. Özen

Edmonton’da bir avuç güzel kişioğlu ve kızı var, dünyayı daha yaşanır bir biçimde gelecek kuşaklara bırakmak isteyen…

Ellerinden geldiğince sağlıklı bir örgütlenmeye giderek toplum için çok boyutlu çabalara girişiyorlar.

Yaşadığımız evrenin toplu bir üyesi olarak Türkleri öteki topluluktan ayırmak düşünsel olarak olanaksız; her toplumda olduğu gibi eğitim, çevre, edinilmiş ekinsel değerler, kişisel çıkar ve yeğlemeler elbette ki baskın çıkıyor doğal olarak. Dolayısıyla örgütlenmelerde değişik yaklaşımlar da baş gösteriyor. Hangi büyüğümüz demişti; ‘bir yerde herkes aynı düşünüyorsa, orada kimse düşünmüyor demektir’…

Dolayısıyla toplumun çeşitliliği, o toplumun devingenliğini de gösterir. Daha sağlıklı bir toplum olmanın temellerini atar. O temeller üzerine kurulan daha sağlam olur. Çünkü daha önce edinen deneyimler ışığında eksiklikler, yanlışlıklar görülür, onların yinelenmemesi için daha çok bir çaba içine girilebilir.

Edmonton’daki örgütlenmeye de böyle bakmak gerekir.

Edmonton’da kurulan Kanada Genç Türkler Vakfı da bu çerçevede toplum üyelerinin yaşadığı ülke gerçeklerinden kopmadan daha iyi, sağlıklı kuşaklar yetiştirmenin kaygısına düşmüş, güzel eylem ve etkinliklerde bulunuyor.

 

Kanada Genç Türkler Vakfı’ndan Hakan – Çiğdem Özdemir, Dr. Talip Talibi ve Başkan Dilara Yegâni sanatçı İlham Gencer ile birlikte.

 

Doktor Talip Talibi anlattı

 

Bu arada küçük bir Edmonton Türk toplumu tarihini Dr. Talip Talibi’den dinleyelim.

İşte sorduklarımız ve Dr. Talibi’nin anlattıkları:

 

– Bize biraz Edmonton’a gelişinizi ve buradaki örgütlenmeyi anlatır mısınız?

 

Dr. Talip Talibi:

– Kanada’ya 1962’de Amerika’dan geldik. İki seneliğine geldim ben buraya. Geri dönecektim. Kanada daha çok Avrupa’ya benzediği için, burada kalmayı tercih ettik. Bir de diyorduk ki, Türkiye’ye daha yakın. Doğrudan doğruya Edmonton’a geldim. Ben tıbbiyeli olduğumdan gelmek için müracaat ettim; Montreal, Vankuver, Edmonton; ilk defa Edmonton’dan kabul geldiği için, öbürlerini beklemeden buraya geldim.

 

– Geldiğiniz dönemde Türk var mıydı burada?

– Burada o zaman 10-15 Türk ancak vardı. Bir de tek bir kadın hekim vardı. Başka Türk yoktu o zamanlar.

 

– Örgütlenmeye nasıl başladınız?

– Bizim Pittsburg’dayken de bir derneğimiz vardı. Burada da Türkler çoğalmaya başlayınca; ekseriyetle Çorum’dan gelmişlerdi, tabii gelenler eşini dostunu, akrabasını getiriyor. O zamanlar buraya gelmek daha kolaydı. Türklerin sayısı birden bire arttı. 100 oldu, 150 oldu. O zaman dedik bir dernek kuralım. Tabii bu bir on sene sürdü. Ancak 70’lerde oldu. Derneği kurduk. Ben ilk defa bir toplantı yaptım. 100 kişi falan geldi toplantıya. Küçük bir ofis tuttuk. İlk işimiz, 6 tane derslik aldık ki, çocuklara Türkçe öğretelim. Orada böyle başladık. Ofisin altında gömlek yapan bir abi vardı, o da bize yardımcı oldu hoca olarak. Ve Türkçe derslerine başladık. O zamanlar toplantıdan ziyade Türkçe öğretmek gayesiyleydi. Tabii daha sonra Türk sayısı artınca, artık bu 80’lerde oluyor; petrol rafinerileri falan açılınca Türkler çoğalmaya başladı. Sayı sekiz yüze, dokuz yüze çıktı. İşte bu arada bazı münakaşalar da çıkmaya başladı. Türkler böyle münakaşa çıkarmayı severler. 1982-84 senelerinde derneği durdurduk. Çünkü muazzam kavgalar çıkıyordu. Biz de kendi aramızda mektep işlettik, 5-6 talebeyle… Ve dernek hiç çalışmadı. Biz derneği yeniden canlandırdık 1985’te.

 

‘Derneğin gelişmesi için binası olması şart!’

 

O zaman ben şunu söylediydim; bir derneğin ilerisi için, ilerleyebilmesi için bir binası olması şart. Bir nevi temel. Biz bina alımı için sağa sola bakmaya başladık. Derken, benim bir hastam vardı, ufak bir atölyede çalışıyordu. Dedi ki, çalıştığım şirketin kent merkezinde bir ofisi var, satıyorlar. Kaç para diye sordum. 300-310 bin dolar olduğunu söyledi. Biz buna 210 bin falan versek nasıl olur diye pazarlık ettim. Anlaşılır dedi. Ve biz orayı 210 bin dolara aldık. Kredili (mortgage) aldık tabii. 10 bin dolar ön ödeme yaptık. Altında de yer vardı, orası için de kiracı tuttum. Aylık 2000 dolar ödüyordu kiracı. Bina kendi kendisini ödüyordu. Altında ayrıca spor yapacak yer de vardı. Orada spor yapar, toplantı yapar, milli bayramlarımızı falan kutlardık. Dini bayram yoktu o zamanlarda pek, daha sonra yükseldi. Tabii Türkler gelince daha fazla, büyüdü büyüdü… Ben istiyordum ki, bir sergi ortamı kurayım ve Türk sanatlarını tanıtalım. O da olmadı. Böyle devam etti. Ben Efe’yi getirdim, o çalıştığı yerden ayrılmıştı. Sekreter olmasını istedim. Efe geldi, daha çok dini işlerde çalıştı.

 

– Sözünü ettiğiniz dernek binası bugünkü dernek binası mı?

 

– Hayır. Bizim dernek binası değerli bir yerdeydi. Efe bu binayı dini işlerde kullanmak için almak istedi. O binayı göstererek bu binayı aldılar. Burası eski bir mektepti. Bir de çocuk bakım evi vardı, onun da kirasıyla binanın aylık ödemesi yapılıyordu. Böylece ellerine iyi bir para geçiyordu. Bir yandan kira geliyordu, 6000 dolar kadar, öte yandan bingo, casino gelirleriyle dernekte para birikiyordu.

 

Emine Süleymanoğlu, Vankuver Başkonsolosu Anıl Bora İnan, Başkan Dilara Yegâni, Dr. Talip Talibi ve Edmonton Fahri Başkonsolosu Kenan Tan birlikte.

 

– Anlaşılan şu andaki bina sizin dernek binanız ve sizin emeklerinizle edinilmiş gelirlerle alınmış. Şu andaki Genç Türkler Vakfı olarak o binadan yararlanma olanağınız yok mu? Sonuçta sizlerin sayesinde olmuş…

 

Genç Türk Vakfı çok sonra. Şimdi onlar o eski binayı 2002’de sattılar. 210 bin liraya alınmıştı o bina bizim zamanımızda. Ve o bina 1 milyon 200 bine satıldı. Yani bir hayli artmıştı kıymeti. Tabii dernek birden bire zengin oldu. Oradan alınan para hâlâ devam ediyor, harcanıyor. Birçoğu tabii bu yeni binaya tamir için gitti. Yaklaşık yarım milyon harcadılar binaya. Gerisi sağa sola, yemeklere falan harcandı. Bunlar tabii 2007-2008… 2008’den sonra idareciler biraz akıllarını kaybettiler. Ve hiçbir seçim yapmadılar. 2008’den 2014’e kadar hiç seçim olmadı. Ve burayı ‘dictatorial’ biçimde istedikleri gibi kullandılar. Bununla beraber her yıl hükümete gönderilmesi gereken ‘financial’ raporlar da gönderilmedi. Burada bizim de kabahatimiz var tabii, hiç ilgilenmedik dernekle. Sonra bir gün hükümete telefon ettim, bu dernek ne vaziyette diye. Nisan ayı idi. Bana dediler ki, ‘June’, Haziran, dediler, ‘June 15’te kapatıyoruz’. ‘Hiç bir şey göndermediler’. ‘They don’t exist’, yoklar. Bu çocuklar bütün paraları kullanıyorlar. ‘Without any authority’, her hangi bir yetki olmadan… Ve hükümet biz burayı kapatacağız, dedi. Ben bunu duyunca Efe’yi çağırdım, kendisine sordum: ‘What’s happening?’, Neler oluyor? O da bana dedi ki, ‘ben kapatıyorum’ dedi. ‘Yeni bir dernek kurdum; ‘Turkic Society’; ve eski derneğin bütün mallarını alacağım, oraya aktaracağım’.

Ve böylece eski üyelerden kırk beş kişi toplayarak ‘meeting’, toplantı yaptık ve kendimizi transitor, ‘kayyum’ ilan ettik. Kayyum ilan ettik ki, derneği alalım, kurtaralım, idare edelim. İşte Hakan (Özdemir) geldi, Sinem (Şenol) Hanım geldiler…. Ve ‘dictatorial’ bir idareyle biz derneği kurtardık. Yoksa her şeyi kaybedeceklerdi. Yeniden canlandı dernek ve yeniden alakadar oldu insanlar. Çünkü şimdi doğru yola gidiyoruz. Bu arada yeni seçim oldu. Biz iki sene sonra kayyum kurumunu kapattık. Seçim oldu ve dini arkadaşlarımız idareyi ele aldılar. Onlar daha ziyade dini faaliyet yapmak için cami falan yapmaya kalktılar.

Biz düşündük ki, burada diğer Türkler de var, ki onlar daha ziyade Türk diye geçiniyor. Müslüman diye geçinmiyorlar. Onun üzerine dedik ki, biz başka bir dernek kuralım. ‘Canadian Young Turks Foundation’, Kanada Genç Türkler Vakfı; mainly to celebrate our milli bayramlarımızı kutlamak üzere… Birlik beraberliğimizi korumak, to help Turkish students in Turkey and have a monthly meeting to discuss certain subjects and have a meeting, her ay bazı konular üzerine konuşmak üzere toplantılar düzenlemek ve Türkiye’deki öğrencilere yardımda bulunabilmek için. To put the people together with education, insanları eğitim çerçevesinde bir arada tutabilmek için… ‘That’s to go…’

Tabii bizim öyle muazzam bir paramız yok. ‘It is all the sponsorship’, bunlar ancak katkıda bulunularak gerçekleştirilebiliyor. Tabii bunların izinlerini falan alacağız ve bir iki üç sene sonra ‘financially’, parasal olarak daha iyi (durumda) olacağız. Daha ziyade ‘sponsorship’lerle Türkiye’deki öğrencilere yardım edeceğiz. ‘Getting involve in education of the membership, even getting involve commercially’, (Üyelerin eğitimle; ve sadece eğitim değil, ticaretle de ilgilenmesiyle). Ve bu bakımdan şanslıyız ki, Vancouver’da Başkonsolosumuz var, bize yardımı olabilir.

 

– Bildiğiniz gibi insanların küçük bağışlarıyla bu etkinlikler pek düzenlenemez. Dernek bazı etkinlikler yapıyor. Anlaşılan binanın değerlenmesiyle derneğin parası olmuş oldu. Ancak bu paranın harcanmış olduğunu belirtiyorsunuz. Peki tüm etkinlikleri yapmak için para nereden geliyor? Başka bir kaynak mı var?

– Hayır, öbür, ilk binanın yeri değerliydi. Orası satıldı. Harcandı falan ama, oradan yine de 300 bin dolar falan kalıyor.

 

Kanada Genç Türkler Vakfı Başkanı Dilara Yegâni.

 

‘Laik çağdaş bir dernek kurmak istedik’

 

Araya Kanada Genç Türkler Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Dilara Yegâni giriyor:

 

Dilara Yegâni: – (Ayrıca) Casino’da hizmet veriyorsunuz, oranın gelirinden bir pay derneğe aktarılıyor. Sonra orada bir daycare (çocuk bakımevi) var, oranın kirası vb…

 

 

– Sizinle devam edelim dilerseniz.

 

– Adım Dilara Yegâni, İstanbul’dan. Gelmemizin sebebi Talip abi. Benim eski eşim onun yeğenidir. Ben Sultanahmet Ticari İlimleri bitirdim. Sonra İşletme Fakültesi’ni bitirdim. MBA degree’m var. Birkaç seneliğine geldik fakat, kaldık. 35 sene Tales’ta çalıştım. Carrier’im orda ‘Corporate Business’. ‘Telecom background’um var. Daha çok beş-altı yönetim kurulunda üyeyim. ‘Women’s Council, Violence Against Women And Children, Centre For Immigrant Women. Edmonton Legal Society’ gibi, bütün bunların yönetim kurulundayım. Burada bir üniversitede ‘diversity’ (çeşitlilik) konusunda ders veriyorum. Onun dışında başka bir konuda danışmanlık yapıyorum. Türklerle de yakın ilişki içindeyiz. Fakat TCS’le (Turkish Canadian Society) bir ilgim yoktu. Ne zaman ki kayyum heyeti kuruldu, Talip Abi beni, Hakan’ı, bizim bu küçük grubumuzu kurdu ve bu derneği hukuki, finansal yönden canlandırmak için vazifeye geldik. Beni de Chair (woman) (başkan) yaptılar. Bir sene orada çalıştık. Tüm hukuki gereksinimleri yerine getirdik. Bi de finansını düzelttik. Benim gayem ‘secular’ bir dernek kurmaktı. Çünkü derneğin asıl vasfı sosyaldır, kültüreldir. Onun için de biz dini ayırdık. Başka bir dernek daha kuruldu ki, o işlemleri, o hesabı, o finansalı oraya vermek; bizim planımız o şekildeydi. O şekilde uyguladık. Fakat biz yönetimden çıktık, tabii ki seçimlerle, yeni yönetime devrettik idareyi. Ondan sonra kendileri devam ediyorlar. Onların yönetiminde bizim bir şeyimiz (etkimiz) yok. Fakat Talip Abi orada ‘honorary’ (fahri) member’dır, (üyedir) ‘lifetime’ (yaşam boyu) ‘member’ olduğu için, o katılıyor. Hem de ‘advisor’ (danışman)’lık yapıyor ve çok da yararlı oluyor. Onun için o dernekle hiçbir finansal bir bağımız yok. Onların gelir kaynakları hâlâ devam ediyor. Bir ‘Casino’ müracaatları var. Çünkü ‘Casino’ haklarını da kaybettiler hukuki yükümlülüklerini yerine getirmedikleri için. Ayrıca bir durum daha var; dini yöne eğilirseniz ‘Casino’ (görevi) alamazsınız. Onun da yapılması gerekir. Onun için onu idare etmeleri gerekir. Ama orada bir ‘Daycare’ (çocuk yuvası) var. Oradan gelir sağlayabiliyorlar.

Vankuver Başkonsolosu Anıl Bora İnan, Dr. Talip Talibi ve Başkan Dilara Yegâni birilkte.

 

Bizim kendi yönetimimiz var ‘Canadian Young Turks Foundation’ (Kanada Genç Türkler Vakfı) olarak. Biz iki üç yıllık bir stratejik plan hazırladık. O stratejik planımıza göre ‘vision’umuz, ‘mission’umuz, ‘mandate’imiz hepsi belirli. Yönetim kurulunda çalışanlar belirli. Vazifeleri belirli. Üye sayımız az. Fakat daha yükseltmeye çalışıyoruz. Ama bizim ‘position’umuz, Alberta biraz ‘bluecolour(?)’ Türklerin olduğu bir ‘province’tır. Her eyaletin değişik özellikleri var. Biliyorsunuz burada petrol ve ‘resources’, bütün Alberta zaten biraz öyledir. Buraya gelen Türk grup da daha çok çalışıp hem müteşebbis hem de ‘trade statesman’ çalışan insanlar. Bi de ayrıca üniversite grubu ve bir de daha çok ‘business’ grubu var. Bunlarda aynı ortak kutlamalar, ortak diyalog yok maalesef. Ve biz o konuda bir boşluk gördük, ‘Turkish Society’i düzeltip aynı zamanda da tekrar bir kuruluş kurup Türk bayramlarını ortaya çıkarmak. İkinci olarak da benim kişisel hedefim Edmonton’da Türkleri tanıtmak. Kanada’ya Atatürk’ün kurduğu Türk kişiliğinde, çağdaş, modern, ‘secular’, hem kadın haklarını koruyucu olarak, öyle bir Türk imajını Edmonton’a tanıtmak. Bunun için de bir ‘multicultural’ olarak aktivitelerimiz var. ‘Young Turks’ ismini seçmemizin sebebi zaten, ‘forward thing’, ilerici düşünmek. ‘Status quo’yu kabul etmeyen, yani böyle olmayı kabul etmeyen, cesur, ileriye dönük, atılımcı bir kişilik yaratmak bu organizasyonda. Ve onu yaparken de, ‘multicultural’ özelliğimiz çok önemli. Ondan sonra ‘debate’, bilgi, kültür; o çok önemli. Tarih çok önemli. Aynı zamanda eğitim.

 

Bir de topluma yararlı olmak zorundayız. Kuruluşumuzun sebebi vermek. Topluma vermek. Hem içinde bulunduğumuz topluma vermek hem de Türkiye’ye vermek. Bunu ne şekilde yapabiliriz? Burada insanları bir araya getiriyoruz. Onlarla politik, sosyal konularda ‘debate’ler yapıyoruz. Senelik konuşmacı serimiz var. Geçen sene Kanada Federal Hükümetten ‘Infrastructure’ Bakanını getirdik. Ondan sonra İsrailli iki konuşmacı getirdik. İsrail, Arap konularını açığa çıkarmak için.”

 

Başkan Dilara Yegâni bayrak çekimi töreninde konuşma yaparken.

 

Kanada Genç TÜrkler Vakfı Türkiye’de öğrencilere burs veriyor

 

Kanada Genç Türkler Vakfı sorgulayan, toplum bireylerini kabuklarından çıkarıp yaşadıkları çağ ve ülke gerçekleri içinde yeni kuşakların kendilerini yitirmeden sağlıklı bir birey ve toplum üyesi olarak yetişmeleri için büyük bir çaba içerisine girmiş durumda.

Edmonton’da hem ülke, kent, çevre yönetiminde söz sahibi bireyler olarak, hem ülkemiz ekinsel değerlerini ve toplumun eksikliklerinden çok ortak değerler çerçevesinde çağcıl, konukseverlik yüzünü de değişik toplum kökenlilere, başta Kanada genel toplumu içinde, tanıtıyorlar.

 

Edmonton’da 29 Ekim Cumhuriyet kutlaması çerçevesinde göndere bayrak çekilirken.

 

Bunun yanında ellerinden geldiğince Türkiye’de, özellikle üniversite öğrencilerinin eğitimlerine katkıda bulunmak amacıyla bir burs izlencesi yönetiyor ve ta Kanada’dan yardımda bulunuyorlar.

Burada saygı duyulası bu girişimlerinden ötürü Kanada Genç Türkler Vakfı yöneticileri, üyeleri, Dr. Talip Talibi, Dilara Yegâni, Hakan – Çiğdem Özdemir ve daha nice dostları saygıyla esenliyor ve kendilerini kutluyor, bu uğurda yolları açık olsun diyorum…

 

 

Edmonton yolculuğumuz sürecek….

 

Daha çok görsel için lütfen aşağıdaki fotoğrafı imleyiniz:

 

Edmonton Türk toplumundan görseller

 

Ömer F. Özen / Bizim Anadolu / 10 Mart 2018

 

Paylaşın, dostlarınızın da haberi olsun…

 

 

Share with your friends / Partagez avec vos amiEs / Dostlarınızla paylaşın...
  • 1
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
    1
    Share