AnaSayfa/Accueil/Home » Tüm Haberler » Doğa İnsan ve Ahenk

Doğa İnsan ve Ahenk

Doğa İnsan ve Ahenk

Doğa İnsan ve Ahenk

İnsan diğer varlıkların acımasız yok edicisi olduğu sürece sağlık ya da barış nedir bilmeyecektir. İnsanlar hayvanları katlettiği sürece birbirlerini öldürecekler. Cinayet ve acı tohumları eken, sevinç ve sevgi biçemez.” Pisagor

 

 

 

 

 

 

Hayat bir ahenkten ibarettir.

Kainat uyum üzerinde devamlılık gösterir…


Yunan filozof ve sayıların babası olarak kabul edilen Pisagor, dünyanın yuvarlak, her gezegenin bir ekseni olduğunu ve gezegenlerin bir merkezi noktada döndüklerini, dönerken ses çıkarttıklarını söyler ve aynı zamanda kainatın bu seslerle ritmik bir uyum içinde olduğunu savunur.


Pisagor’un, kainatın ses düzeneği, müzik ve matematik arasında 2500 yıl önce kurduğu bağ ve ispatladığı formüller, bugün de hem teoride hem de pratikte geçerliliğini koruyor…


*Dikkatle gözlemlersek, doğanın her yerinde, büyük bir ahenk içinde devam eden ritim ve melodi beraberliği olduğunu farkederiz.

*Yağmur yağarken, rüzgâr olduğunda, toprak canlandığında, sular kabardığında, ateş çıktığında…


Doğada bildiğiniz gibi, özellikle göçmen kuşlar gökyüzünde yol alırken genellikle “V” harfi şeklinde uçarlar… Bu uçuş sırasında her kuşun bir görevi olduğu tesbit edilmiştir.

Güçlü olan kuşlar uç kısıma geçerek havayı kırar, zayıf olan kuşlar ise arka arkaya dizilerek oluşan olumsuz şartlardan daha az etkilenir.

Ayrıca enerji tüketimleri azalır ve uçuş şekillerinin açısıyla her kuş diğer kuşun kanadını rahatlıkla takip eder…

Bu takip, sürüdeki kuşlar arasında iletişim ve uyumu kolaylaştırır…

*Bitkiler, çiçekler ve Ağaçlar da doğada boy gösteren, toprakla olan uyumun örneğidir. Tohum toprakla buluşur, kök salar, güçlenir ve yukarı doğru sürgün veren dallarıyla büyüyerek gelişir. Bitki ve ağaçlar büyümesi sırasında ihtiyacı olan su ve minarelleri topraktan sağlarken, karbondioksit gazını ise havadan karşılarlar.


*Yabani hayvanlarında (müdahale olmayan doğal ortamlarında) karada ve suda yaşamda kalmaları için verdikleri mücadele cinslerine göre farklılık gösterir. Her birinin yaşamsal taktiği, kuralı ve matematiksel hesabı sözkonusudur.*


“Kusursuz” işleyen ve çalışan bir insanın vücudunda da aynı uyum ve ritim hakimiyeti vardır.

Şu anda okuduğunuz bu yazıyı gözlerinizle takip edip içinizden de okurken beyin devreye girer ve okuduğunuzu idrak etmeye başlarsınız.

Bu arada çay ya da kahve yudumluyorsanız tat alma duyunuzla sıcak, soğuk, şekerli, şekersiz, acı ayırımları yaparsınız derken;


Tam da bu esnada müzik çalarınızdan bir şarkı, geçmişten gelen melodilerle oturduğunuz odayı sarar ve işitme duyunuz, beyin sinyallerinizle duygularınızı tetikleyebilir.

Ve gözyaşı bezleriniz çalışmaya başlar.

Ya da kimbilir, belki duygularınız fazlasıyla baskın çıkar, okuduğunuz bu yazıyı bir kenara atar, kendinizi müziğin ritmine bırakarak dans etmeye başlarsınız…


Bütün bu davranış ve hareketler kendiniz, vücudunuz ve duygularınız arasındaki bağ ile ortaya çıkar.


Kendinizi ne kadar iyi tanırsanız o derece de kendinizle barışık yaşar, o ölçüde de uyumlu, huzurlu ve mutlu olursunuz.


Pisagor’a göre kişi “çevre ile olan uyumu aramadan önce kendisiyle barışık ve uyumlu yaşamayı bilmelidir” der ve devam eder:


“Kendisiyle yalnız kalamayan diğerleriyle bütünleşemez.

Dolayısıyla birey önce kendini bulmalı ve tanımalıdır.

Sevgi, saygı, iyi niyet, hoşgörü önce bireyin kendi içinde olmalıdır ki, bunu karşındakine verebilsin ve aynı duygular olarak bireye geri dönsün.

Sebep her ne olursa olsun tüm arzu ve istekleriniz, düşünceleriniz, herhangi bir şeyi yapmak istemeniz ya da istememeniz, inanmanız ya da inanmamanız kendinizle olan uyum ve ahengin ortaya koydugu sonuçlardır.

Bu aile ilişkilerinde de, çalışma hayatında da, okulda da, bire bir ilişkilerde de, arkadaşlık ve dostluklarda da böyledir ve kişi hep bu uyumun peşindedir.

 

*

 

 

 

 

Bir adam ve oğlu ormanda yürüyüş yaparlerken oğlunun ayağı takılır ve yere düşer. Düşme sırasında canı yanan çocuk, “ahhh” diye bağırır.
İleride bir dağın tepesinden “ahhh!” diye bir ses duyan çocuk birden irkilir.

Merakla “Sen kimsin” diye bağırır, aldığı cevap: “Sen kimsin?’’ olur. Çocuk aldığı bu cevaba kızıp: “Sen bir korkaksın!” diye tekrar bağırır. Dağdan gelen ses: “Sen bir korkaksın” olur.


Çocuk babasına dönerek “Baba ne oluyor böyle” diye sorar. “Oğlum” der adam, “Dinle ve öğren!’’


Baba dağa dönerek, “Sana hayranım” diye bağırır. Gelen cevap: “Sana hayranım” olur… Baba tekrar bağırır, “Sen muhteşemsin!” Gelen cevap: “Sen muhteşemsin!” olur ve çocuk daha çok şaşırır ama hâlâ ne olduğunu anlayamaz.


Babası; oğlum insanlar buna “yankı” derler, ama aslında bu “yaşamdır”.

Yaşam daima sana senin verdiklerini geri verir.

Yaşam yaptığımız davranışların aynasıdır. Daha fazla sevgi istediğin zaman daha çok sev!

Daha fazla şefkat istediğinde, daha şefkatli ol! Saygı istiyorsan, insanlara daha çok saygı duy! İnsanların sabırlı olmasını istiyorsan sen de daha sabırlı olmayı öğren!”


*İnsanların yaşamlarını sürdürürken, hayatın içindeki diğer canlıların doğayla olan gizli bağını keşfederek, aralarındaki uyumun bilincine varmalarını ve bu bütünlüğe zarar vermeden huzurla yaşamayı öğrenebilmesi dileğimle…


İçTen

 

 

ictenicten@hotmail.com

 

Tüm Yazıları»

 

 

İçten Külünk / Bizim Anadolu / 07 Şubat 2019

 

Share with your friends / Partagez avec vos amiEs / Dostlarınızla paylaşın...

Leave a Reply