AnaSayfa/Accueil/Home » Gündem-Güncel » Cumhuriyet ve Bayramı

Cumhuriyet ve Bayramı

Cumhuriyet ve Bayramı

Cumhuriyet ve Bayramı

 

 

 

 

 

 

 

Neşe ve coşkuyla kutluyoruz.

 

Her yerde Cumhuriyet var ve her yer Bayram yeri.

 

Nevşehir hariç.

 

Çünkü Nevşehir valisi, «başkalarının hak ve özgürlüğü’nü koruma altına almak» için, ‘Bayram’ı yasaklamış.

 

Bu ‘başkaları’ kim diyorsanız, hemen söyleyelim, ‘Cumhuriyet karşıtları’.

 

‘Cumhuriyet karşıtları’nın başını ise AKP çekiyor.

 

Ona bağlı tarikat ve vakıflar.

 

ÖSO, -möso, IŞİD-mışid dahil mi, dahil.

 

Bu Nevşehir valisi, ki bundan on yıl önce bir Bolu valisi vardı o; sonra bir zamanların Adana valisi falan.

 

Kısası seksenbir ilin valisi, kırkbin ilçenin kaymakamı, bilmem ne kadar belediye başkanı…

 

Genel müdür, daire başkanı, müdür ve memur…

 

Diyanet İşleri Başkanı ve milyonlarca imam ve hatip.

 

Jandarma Genel Komutanı ve binlerce jandarma subayı.

 

Genelkurmay Başkanı ve ‘Millî’ Savunma Bakanı.

 

Sözde ‘Millî’, Millî Eğitim Bakanı ve bilmem ne kadar öğretmen.

 

Yüzlerce ‘rektör’ ve ‘dekan’ ile binlerce ‘sözde’ öğretim üyesi.

 

Saymakla bitmeyecek çember sakallı.

 

İşte bunların tümü birden, ‘Cumhuriyet’e karşı olan ‘başkaları’nı oluşturuyor.

 

Doğallıkla ‘Bayramı’na da karşılar ve yasaklayabiliyorlar.

 

Ve ‘Vali’, kendisi de dahil olmak üzere, bu ‘başkalarının hak ve özgürlükleri’ni korumak için yasaklama kararı çıkarabiliyor.

 

Anadolu’da bir söz vardır: «Eşşeğe gücü yetmeyen palanına seğirtir» denir.

 

O nedenle bu ‘vali bozuntusu’na seğirtmenin bir anlamı yok.

 

Çünkü, yukarıdan beri sayıyorum, bunlar tonla..

 

Ee, bu ‘Cumhuriyet’i kuran adam ne demişti?

 

«Türk genci, devrimlerin ve rejimin sahibi ve bekçisidir. Bunların gereğine, doğruluğuna herkesten çok inanmıştır. Rejimi ve devrimleri benimsemiştir. Bunları zayıf düşürecek en küçük veya en büyük bir kıpırtı ve bir hareket duydu mu; bu ülkenin polisi vardır, jandarması vardır, ordusu vardır, adliyesi vardır… demeyecektir. Hemen müdahale edecektir. Elle, taşla, sopa ve silahla… Nesi varsa onunla eserini koruyacaktır.»

 

Hemen anımsadınız değil mi?

 

Bu ‘Bursa Nutku’dur.

Peki, onun ‘sahip ve bekçisi’ dediği ‘gençlik’ nerede?

Onlar şimdi ‘mezar’dalar.

 

Asıldılar, dövüldüler, kovuldular.

 

Yaşamda kalanları ise şimdilerin ‘ihtiyarları’ durumundalar.

 

Belki ‘sürgün’de ve çoğu ‘sürünme’deler.

 

Şimdi kalkıp, bayramınızı kutlamamı mı bekliyorsunuz?

 

Evet.

 

Ama ‘neşe ve coşku’ içinde değil, ‘üzüntü ve acı’ içinde..

 

Görevini tam yapamamış olmanın ‘utancı’ içinde.

 

Bir yerlerde yazmıştım, ‘utanç’, aşağılık insanların yaptıkları şey anlamında değil, ama ‘öfke’sini yaşama geçirememenin bir sonucu da olabilir.

 

Ata’sının kendisine yüklediği görevi yapamamanın ‘utanç’ını duymak da olabilir.

 

«Elle, taşla, sopa ve silahla… Nesi varsa onunla eserini koru»yamamanın sonucu yani.

 

Bayramınız kutlu olsun, öyleyse.

 

Bu ‘öfke’ ve bu ‘utanç’la…

 

 

habiphamza@gmail.com

 

Habip Hamza ERDEM

 

Bizim Anadolu / 29 Ekim 2019

 

 

Share with your friends / Partagez avec vos amiEs / Dostlarınızla paylaşın...
  • 1
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
    1
    Share

Leave a Reply