AnaSayfa/Accueil/Home » Tüm Haberler » CHP ve HDP son gelişmelerde daha akil, diğerleri ise..

CHP ve HDP son gelişmelerde daha akil, diğerleri ise..

CHP ve HDP son gelişmelerde daha akil, diğerleri ise..

CHP ve HDP son gelişmelerde daha akil, diğerleri ise sakil…

İnsanlarımız ‘evrensel barışın inşasını engelleyen’ Türk ve Kürt milliyetçiliğini, etnik ayrışmayı, din ve mezhep ayrılığını istemiyor.

 

Evet; öncelikle kafalarımızdaki IŞİD duruşunu ve de PKK duruşumuzu silmeliyiz; salt iktidar ve siyasi liderler olarak değil, yazan ve çizen olarak.

Örneğin, başörtüsü değil de türban sevdası ile adeta çaput demokrasisini besleyen Ahmet Hakan, Suruç katliamı çıkınca kendisi de izne çıktı ve IŞİD katliamı hakkında tek kelime etmedi.

İzin dönüşü IŞİD katliamına değineceğine IŞİD üzerinden, düşündürücü PKK eylemlerini baz alarak Selahattin Demirtaş’ı eleştirmeye başladı. İnsan hiç değilse, kendisinin de tuhaf bulduğu; “Terör araştırılsın” diye CHP tarafından verilen önergeye HDP de araştırılsın derken, Meclis’te AK Parti ile MHP oylarıyla önergenin reddedilmesi için bir şeyler söyler. Özellikle barış sürecinde, R.T.Erdoğan’ın salt MHP gibi HDP ve CHP düşmanlığı yapması ve de Ahmet Davutoğlu’nun AKP’si ile, MHP’nin değil de CHP’nin koalisyon kurmaya çalışmasıyla ilgili bir şeyler söyler… PKK’ya ağır darbe (260 öl 400 yaral) vurulurken IŞİD’a hafif bir darbe bile vurulmayış kakkında bir şeyler söyler…

Diyor ki dönüş sonrası yazısında; Kesin kararım şu: “Hiç gazete okumayacağım, hiç televizyon izlemeyeceğim.” İlk günden bu kararı uygulamaya başladım. Uzaklara gittim. Fişi çektim.

19 Temmuz 2015 günü Suruç’ta patlama oluyor, Ahmet Hakan 21 Temmuz 2015’te “Biraz arınmak için bana müsaade” diyerek izne ayrılıyor…

Fişi mi çektin, yoksa sen kendini mi çektin? Pardon, arındın mı; nelerden?

Ben, aşağıdaki yaşananların iyi okunması ve sorgulanması ve de halka anlatılması gerektiğini düşünüyorum:

Erdoğan’dan, “Suruç katliamını Saray’a bağlı gladyo örgütü yaptı” diyen Demirtaş’a: “Terbiyesizce ifadedir. Bu şahıs, 50 kişinin öldüğü 6-7-8 Ekim Kobani katliamının baş sorumlusudur. Bugüne dek dokunulmazlık zırhı altındadır. Abisi malum dağda yetişmiş, kendisi de fırsatı bulduğunda herhalde oraya koşar…” der demez;

Demirtaş hakkında süreç işletiliyor. Eğer dava açılırsa Demirtaş’ın 24 yıl kadar hapsi istenecek. Yetmedi; CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, CHP Genel Başkan Yardımcısı Haluk Koç, CHP Genel Sekreteri ve İstanbul Milletvekili Gürsel Tekin, CHP İstanbul Milletvekili Aykut Erdoğdu, CHP Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı, HDP Grup Başkanvekili Pervin Buldan ve HDP Şırnak Milletvekili Faysal Sarıyıldız ve de CHP Tokat Milletvekili Orhan Düzgün’ü merdiven boşluğuna atan AKP Osmaniye Milletvekili Suat Önal (büyük olasılıkla neden tüm CHP’lileri merdiven boşluğuna atmadığı için dokunulmaya çalışılıyor) hakkındaki yasama dokunulmazlığının kaldırılmasına ilişkin Başbakanlık tezkereleri Meclis’e ulaştırılıyor.

Dikkat ettiniz mi, aralarında AKP’li milletvekili de var. Merdiven boşluğu canavarı ile AKP tarafsızlığını kanıtlama peşinde, insanların algılarıyla adeta alay edercesine.

Tüm bu gelişmeler gösteriyor ki, R.T.Erdoğan erken seçim kurgusunda; eğer ki D.Bahçeli’ni siyasilerin ve halkın kimyasını bozan görece duruşunu kendi lehine rehabilite ederse. Bana göre zor, çünkü Bahçeli doğru yaptığına inanan ve olası bir erken seçimde herkesten oy alacağına inanıyor; herkese göndermeler yaparak ve de HDP’i vaz geçilmez düşman ilan ederek… Kendilerini de ülkenin vazgeçilmez doğrusu…

MHP lideri Devlet Bahçeli konuşuyor: “AKP-MHP tabanı birbirine yakınmış. Nasıl yakın? İçinizde badem bıyıklı kapitalistler var mı? 12 yıllık badem bıyıklı kapitalistlerle, yoksulluk içerisinde işsizi çok olan MHP’liler nasıl birbirleriyle yakındır diyebilirsiniz. Hırsızı istemiyoruz. Türk milleti adına MHP evsahibi ise evsahibi ile evi soymaya gelen hırsızı nasıl birbirine yakın olarak nitelendirirsin? 17-25 Aralık dosyası yeniden açılacak. Hırsızlardan hesap sorulması için Bilal oğlan dahil herkes yargıya gidecek… Anayasa’nın ilk 4 maddesinden taviz yok. Üniter yapı, toprak bütünlüğü, başkent Ankara, dilimiz Türkçe. Çözüm Süreci çöpe atılacak. Bu tekliflerimizi kabul ediyorsanız, bir protokole bağlıyorsanız o zaman taşın altına değil elimizi, gövdemizi bile koyarız. AKP, bu şartları kabul ederse, Türk milletinin en mukaddesi olan ve milletin huzurunda Kuran’a el basar mısınız? MHP, basar ve basacaktır.”

Peki nasıl oluyor da; CHP’nin verdiği “Terör araştırılsın” önergesini AKP ile TBMM’inde reddetmesinde görüldüğü gibi koalisyon ortaklığı izlenimi veren harekette bulunabiliyor? Niçin bu ortaklık fiili koalisyon hükümetine dönüşmüyor da; Bahçeli adeta, kendisiyle ve ülkemizin bugünkü kaotik yapısıyla alay edercesine “AKP-HDP veya AKP-HDP-CHP koalisyonu çözüm koalisyonudur” diyor?

MHP’nin bu duruşu AKP’yi, doğrusu R.T.Erdoğan’ı ve kendisini adeta yok etme sürecine sokuyor. R.T.Erdoğan da buna dişlerini sıkarak ‘bir umut hesabıyla’ sabrediyor, perakende AKP yanlısı duruşlarıyla ona selamlar gönderiyor… MHP, kesinlikle şehitler üzerinden oy devşirmekten vazgeçmelidir. Dahası, yeniden ortaya çıkarılan PKK saldırılarını siyasi ranta dönüştürme duruşundan ve de salt kendisi yurtsevermiş megalomanlığından vazgeçmelidir…

Bu süreçte en az yıpranan CHP’dir; soğukkanlı, sakin, kavgasız ve sessiz. Kırmızı plakalardan çok, Türkiye’nin ‘kırmızı çizgilerine’ duyarlı…

İşte, dikkat edilmesi gereken bu kırmızı çizgilerdir. Bunun başat olanı da bellidir. Bunun yok edilmesi için en sağlıklı koalisyon HDP destekli CHP-MHP koalisyonudur.

Niçin “CHP-HDP ve MHP” koalisyonu olmasın ki?! İnsanımız 15 Ağustos 1984’ten bu yana yaşanan Türk ve Kürt milliyetçi duruşlardan bıkmanın ötesinde, tahammül edemez noktaya geldi… Evet, insanlarımız ‘evrensel barışın inşasını engelleyen’ Türk ve Kürt milliyetçiliğini, etnik ayrışmayı, din ve mezhep ayrılığını istemiyor. Bu nedenle; Gezi Halk Hareketiyle tepki koydu. Gezi Halk Hareketi; ‘disipline edilse idi, doğrular enjekte edilse sadece Türkiye’de değil, Dünyada ses getirecek’ bir yol çizerdi ve küresel ve de ulusal beyleri fazlasıyla ürkütürdü…

Neden görmüyoruz; din, mezhep ve etnik ayrışımın ve ırk savaşının 21. yüzyıl evrenselliği dışında kalacağını? Neden algılamıyoruz; 21 yüzyılın tüm düşünsellikleri harmanlayan bir ideoloji yaratacağını? Bunun öncülüğünü, gezegenimizde biz yapsak ne kaybederiz. Gezi Halk Hareketi ile başladık, sonunu getirtmedi küresel ve yerel efendiler…

Evrensel barışı inşa etmemizin neresi sakıncalı ve ödün vermektir ki?

 
ŞEVKET ÇORBACIOĞLU
evesbere@mynet.com
sevket-che@hotmail.com.tr
GSM: 0506 609 00 32

 

Tüm Yazıları»

Şevket Çorbacıoğlu / Bizim Anadolu / 04 Ağustos 2015

 

 

 

– *** –

Share with your friends / Partagez avec vos amiEs / Dostlarınızla paylaşın...
  • 1
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
    1
    Share