AnaSayfa/Accueil/Home » Yazarlar » Bir Recep Fıkrası

Bir Recep Fıkrası

Bir Recep Fıkrası

Bir Recep Fıkrası

Okulda yașlı bir ağabeyimiz vardı.


Ağabey de değil, ‘Dayı’ derdik kendisine; Ali dayı.

Ali dayı dersleri anlamakta zorlanırdı ama umudunu da yitirmezdi.

« Oğlum, derdi Ali dayı, kapıya eșșeği bağlasan dört yılda mezun olur ».
Bizim Recep’in de dört mü beș mi yılda mezun olduğunu bilemem.
Ama üç çarpı dört yıldır ‘Bașbakanlık’ makamına bağlandığına göre, ‘mezun’ olmaması için bir neden yok demektir.
‘O kadar da…’ değildir, değil mi ama?
Amerika’nın üzerine çizgi çektiğini biliyordur en azından.
AB nezdinde de sıfırı tüketmiș durumda.
Ne Sarkozy ne de Berlusconi var yanında..
İspanya Bașbakanı, neydi o José Manuel Barosso, șu Avrupa Komisyonu bașkanı, bizim Recep’le fotoğraf çektirir mi hiç bugünlerde.
Șimdiki dostları, Suudî kralı Abdullah, Katar emiri Tamim ben Hamad Al Thani, Birmanya (Myanmar) lideri Thein Shein mi Shwe Mann mı yoksa Singapur cumhurbașkanı Tony Tan Keng Yam mı ne?
Dünyadan ve ülkesinden bu denli ‘kopmuș’ biri var karșımızda.
Ama, dünyayı değilse bile Orta-Doğu’yu parmağına takmıș oynatıyor.
Sen kalk Putin’le Türk gazı projesini ‘Tukish Stream’ imzala.
ABD’nin Avrupa ve Orta-Doğu’ya ilișkin tüm ‘statejik planları’nı alt-üst et.
Çin’le ‘stratejik anlașma’ arayıșlarına giriș.
İȘID’a savaș ila etmekle kalma, PKK’ya da ömründe görmediği bir ‘darbe’ vur.
Türkiye’nin ‘salak solcuları’ ile ‘sahte devrimcileri’ni darbe diye hoplat.
Yarın, yeniden ‘kardeșim Esad’ demeyeceğinin garantisi olmasın.
ABD’li ve Batı’lı stratejistlerin dudağı uçuklasın.
Boșuna megaloman ya da benzer tanımlamalar yapıyorlar aslında.
‘Liderlik mektebine’, ne diyordu Ali dayı, dört yıl bağlasan yeter.
Hele Karadenizli ise..
Ne ki, mademki Karadenizlidir, bir yanıyla Temel öte yanıyla Emine öyküsüyle sonlanmak durumundadır.
Temel ile Emine nișanlıdırlar.
Birgün arkadașları, Recep’in kahvesindeki köșesinde, Temel’i canı sıkkın bir biçimde oturur bulurlar.
– Hayrola Temel, ne bu surat, ne oldu?
– Sormayın a dostlar, Emine’mi yitirdim.
– Nasıl olur, o da sana hayran idi.
– Öyle idi. Amma bulușmak için ben derenin öte yanından bir kuru sıkı atardım, o da koșar gelirdi. Șimdi av mevsimi bașladı. Hangi köședen bir silah sesi gelse Emine de o yana seğirtip duruyor. Artık benim kurusıkımın sesine geldiği yok.
Demem o ki, bizim Recep ‘mezun’ olmaya olmuștur ama Orta-Doğu’da da ‘av mevsimi bașlamıș’ bulunmaktadır.
‘Açılımcı Emine’, Emine Ayna da denilebilir, Figen Yüksekdağ da…
‘Bizim Selo’ da olabilir, Pervin Buldan da…
Bunlar nerede ‘silah sesi duysalar’ oraya seğirtebilirler.
Bizim Recep de Temel misali, o güzellemeler yazdığı, açılımlar açtığı Emine’ler, Figen’ler ve Pervin’lerini yitirebilirler.
CHP’nin yeni Emineleri, Selin Sayek Böke’leri dahil.
Bunların kulağı, sağdan soldan gelecek ‘pat’ sesinde…
Türkiye diye bir dertleri yok da denilebilir.
Hoș Recep’in de kendisinden bașka bir gailesi.
Sözün kısası, tam bir ‘Karadeniz Fıkrası’na dönüștü ‘Memleketin hali’.
Çözebilirsen çöz gayri…

 

Habip Hamza Erdem / Bizim Anadolu / 29 Temmuz 2015

Share with your friends / Partagez avec vos amiEs / Dostlarınızla paylaşın...
  • 1
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
    1
    Share