AnaSayfa/Accueil/Home » Gündem-Güncel » Benim Suçum yok, Kışkırttılar

Benim Suçum yok, Kışkırttılar

Benim Suçum yok, Kışkırttılar

Benim Suçum Yok, Kışkırttılar

Benim suçum yok, kışkırttılar… Şu korona günlerinde farklı bir şeyler yapalım dedim.

 

 

 

 

 

 

Biliyorum; şu yeni tür koronavirüsüyle ilgili farklı komplo teorileri var. Evrenin değişik yörelerinde kişioğlu ve kızları farklı davrandıkları gibi, ülke yöneticileri de bu doğal ya da yaratılmış krizle ilgili değişik davranış içindeler.

İnsan doğası işte; kimi toplum çıkarlarını öne çıkarıp toplumsal devlet anlayışıyla yurttaşın sağlığıyla ilgilenirken, kimileri de bu krizi nasıl fırsata çevirebiliriz diye düşünebiliyor.

Kimileri, adı lazım değil, bitakım iktidarlarla var oldukları ve onlara kene gibi yapıştıkları için artık açıktan, bu çarpık düzenin hukuksuzluklarını dile getirenlere yönelik tehditler savurabiliyor; ve ne yazık ki bu kendini bilmezler herhangi bir koğuşturmaya bile uğramayabiliyorlar. Ama gerçekleri yazan gazeteciler zindanlara atılıyor.

Bunları günlük olarak izliyorsunuz; günceli size anlatmak istemiyorum.

Biz ne olursa olsun, kafa sağlığımızı koruyarak bu kâbustan uyanacağımız günleri bekliyor ve bu arada mücadelemizi sürdürüyoruz kuşkusuz…

 

Suçum yok, beni başkaları kışkırttı, ben de yapayım dedim bişeyler…

 

 

Bu mücadele içinde farklı nenlerle de uğraşalım dedik.

 

Kişioğlu ve kızları bu koronavirüslü günlerde değişik eylem ve etkinliklerde bulunurken, ben de size Ömer Özen’in pek bilinmeyen yönlerini topluma açayım dedim.

 

Bilen biliyor kuşkusuz; yıllar önce bizim yazar dostlarımızdan Ayşenil Hanım bir söyleşisinde ‘ifşa etmiş’, sulu yemeklerden tutun, ev kadayıfı deneyimimi bile okurlarla paylaşmıştı.

 

Bu söz ettiğimin üstünden en azından 20 yıl geçmiştir elbette…

 

 

Dedim ya, beni kışkırttılar; baktım herkes bişeyler yapıyor ve evde kalırken değişik yöntemlerle çevrelerine yardımda bulunuyor; ben de size 5 dakika poğaçası yapayım dedim.

 

 

Buyrun, beş dakika poğaçası…

 

 

5 Dakika Poğaçası

 

 

Adına 5 dakika poğaçası deniyor ancak, öyle beş dakikada hazırlayıp yiyemiyorsunuz.

Neden 5 Dakika Poğaçası dendiğini de anlayabilmiş değilim doğrusu.

Neyse efendim; ben size nasıl yapılacağını yazayım, siz de bu korona günlerinde hem bir hareket yapmış olursunuz hem de ağzınıza layık kendi elcağızınızla yapmış olduğunuz poğaçalarınızı yemiş olursunuz.

Bu 5 Dakika Poğaçası için mayaya gerek yok. Üstü kıtır içi yumuşak olacak.

 

 

Kıtır kıtır poğaçalar

 

 

Neler gerekli?:

 

75 gram eritilmiş tereyağı. (Ben margarin kullanmıyorum.)

Yarım çay bardağı sıvı yağ (ben bitkiözü yağı (Frenkçesi ‘vejetal’) kullandım. Zeytinyağı kokusu itibarıyla biraz ağır geliyor bana. Elbette herkesin ağız tadı farklıdır. Kendi ağız tadınıza göre karar verin lütfen.

1 tatlı kaşığı tuz. (Bunu da kendi ağız tadınıza göre karar verin)

1,5 paket kabartma tozu (Ben paket kullanmadım, iki yemek kaşığı kullandım). (Frenkçesi Baking powder ya da Levure)

2 yumurta (Birisinin sarısı poğaçaların üzerine sürülecek)

2 dolu yemek kaşığı yoğurt

3,5 – 4 su bardağı kadar un

İçine istediğiniz malzemeyi koyabilirsiniz (çekirdekleri çıkarılmış zeytin ya da zeytin ezmesi, beyaz peynir, kaşar peyniri vb).

 

Ağzınıza layık…

 

 

Yapılışı:

 

Tereyağını kısık ateşte yakmadan eritiyoruz (mikro dalgada da eritilebilir). Sonra bunu yoğurma kabına alıyoruz. Üzerine sıvı yağ ve yoğurdu ekliyor ve çırpıyoruz. Sonra yumurta ve tuz ekliyor ve yine çırpıyoruz.

Ardından yavaş yavaş un eklemesi yaparak kabartma tozunu ekliyor ve bir güzel yoğurup yumuşak bir hamur elde ediyoruz. Bu hamurdan küçük mandalina kadar parçalar koparıyor yuvarlıyoruz, sonra yassılaştırıp içine istediğimiz malzemeyi koyuyor, kapatıyoruz. (Dilerseniz sade de yapabilirsiniz, size kalmış artık) ve efendim daha önce parşömen kâğıdı (yağlı değil) sermiş olduğumuz tepsiye diziyoruz. Üzerlerine yumurta sarısı sürüyor ve biçim vermek için çatalla çiziyoruz. Sonra da önceden ısıtılmış 205 C (400 F) derece fırında 15-20 dakika kadar pişiriyoruz.

Pişirdikten sonra fırından çıkarıp üzerine temiz bir bez örtüyor, içini çekene kadar dinlendirip masaya getiriyoruz.

 

Poğaçalar; ve de efendim yanında bir demli çay…

 

 

Ehh, yanında bir demli çay da fena olmaz değil mi?

Yarasın efendim….

 

Daha kıtır isterseniz içine 1 kaşık sirke koyabilirsiniz diyorlar. Ben yapmadım, nasıl olduğunu bilmiyorum. Bu biçim benim ağız tadıma göre uygun oldu…

 

***

 

Bu arada, Genco Erkal’ın bugünler için paylaşmış olduğu oyunlarla da korona günlerinizi değerlendirebilirsiniz:

 

 

Klasik müzikseverler için Gülsin Onay’ı önerebilirim:

 

 

1970 yapımı, Dustin Hoffman’ın başrolünü oynadığı çok önemli bir film, Küçük Dev Adam (Little Big Man)’ da önerdiklerim arasında:

 

 

 

o.ozen@bizimanadolu.com

 

Tüm Yazıları»

 

Ömer F. Özen / Bizim Anadolu / 17 Mayıs 2020

 

 

Şu haber ve yazılarla da ilgilenebilirsiniz:

 

 

 

Share with your friends / Partagez avec vos amiEs / Dostlarınızla paylaşın...
  • 1
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
    1
    Share

Leave a Reply