|
Rus
belgeliklerinde Taşnakların Müslümanlara zulmünü kanıtlayan yeni
belgeler bulundu
Rusya'da
yeni kitabı yayınlanan İstanbul Üniversitesi Atatürk İlkeleri ve
Devrimleri Enstitüsü Araştırma Uzmanı Mehmet Perinçek, konuyla ilgili
Novosti.az haber ajansından Gülnara İnanç'a konuştu.

"Rus
Devlet Arşivlerinden 120 Belgede Ermeni Sorunu" adıyla
yayınlanan kitapta Mehmet Perinçek sözde Ermeni Soykırımı'nın
Batı emperyalistlerin dayattığı uluslararası bir yalan olduğunu
bir kez daha gözler önüne seriyor. Söyleşide Gülnara İnanç'ın
soruları ve tarihçi Mehmet Perinçek'in yanıtları şöyle oldu:
- Moskova'da
sözde Ermeni soykırımıyla ilgili bir kitabınız yayımlandı. Araştırmanız
hangi kaynaklara dayanıyor?
- Önce şunu belirtmek isterim ki, kitabın yazarı aslında ben değilim.
Bu kitabın sayfaları, seneler önce Çarlık ve Sovyet Rusyası'nın
en üst düzey siyasi, idari ve askeri yetkilileri ve hem Taşnak hem
de Sovyet Ermenistanı'nın önde gelen liderleri tarafından kaleme
alınmış. Yani bu kitabın yazarları, Mehmet Perinçek'ten çok
Ermenistan'ın ilk başbakanı ve Taşnak Partisi'nin kurucusu Kaçaznuni,
Ermeni devlet adamları Mikoyan, Myasnikyan, Boryan, Karinyan,
Çarlık ordularının komutanları Yudeniç, Bolhovitinov, Odeşelidze'dir;
Çarlık askeri mahkemelerinin savcıları ve yargıçlarıdır; Girs
gibi Çarlık diplomatları, Lenin, Stalin, Orconokidze, Kirov,
Frunze gibi Sovyet liderleridir. Tabii bir de bunlara dönemin
Rus ve Ermeni bilim adamlarını da eklemek gerekir. Bana düşen ise
sadece arşivlerin ve kütüphanelerin tozlu raflarında duran bu sayfaları
10 seneyi aşkın bir çalışma sonucunda bulmak olmuştur.
Kitaptaki
belgeler, Rusya Federasyonu'nun en önemli arşivlerinde (Rusya
Askeri Tarih Devlet Arşivi (RGVİA), Rusya Toplumsal Siyasal Tarih
Devlet Arşivi (RGASPİ) ve Rusya Federasyonu Devlet
Arşivi (GARF) ve kütüphanelerinde yapılan titiz bir çalışma
sonucu gün ışığına çıkarılmıştır. Her belgenin altında mutlaka hangi
numaralarla arşivde kayıt altında bulundukları ve kaynakları gösterilmiştir.
Ayrıca birçoğunun orijinal belgesinin fotoğrafı da kitapta basılmıştır.
Şunun da altını
çizmek gerekir ki, yorumsuz olarak yayımladığımız bu belgeler, istisnai
örnekler değildir. Elimde aynı olguları saptayan bir kaç bin sayfa
belge bulunmaktadır. Bunların içinden Ermeni meselesini değişik
açılardan ele alan, her çıkan olguyu okuyucunun kafasında canlandıracak
örnekler seçilmiştir. Dolayısıyla bunlar, cımbızlanarak seçilmiş
değil, arşivlerin genel havasını yansıtan belgelerdir.
Bu belgelere
göre soykırım değil, karşılıklı bir kırım yaşanmıştır. Bu karşılıklı
kırımı emperyalist devletler ve Taşnaklar kışkırtmıştır, Türkiye
ise buna karşı bir meşru müdafaa eylemi içinde olmuştur.
"Hiçbiri
Türkiye kaynaklı belge değil"
Yazarının Türk
olmasının dışında, kitapta Türkiye kaynaklı hiçbir belge yer almamaktadır.
Ne Osmanlı ne de Cumhuriyet arşivlerinden, ne de Türkiye'de yayımlanmış
eserlerden tek bir satır dahi yoktur.
- Rus
kaynakları, Birinci Dünya Savaşı döneminde Ermeni meselesiyle ilgili
araştırmalarda neden en önemli kaynaklar içerisinde yer alıyor?
- O dönemde Ermenilerin büyük bir çoğunluğu Osmanlı ve Çarlık topraklarında
yaşıyordu. Dolayısıyla Çarlık Rusyası, bölgenin ciddi devlet geleneğine
sahip kuvvetlerinden biri olarak 19. yüzyıl ortalarından 1917 yılında
yıkılana kadar 1915 tehcirinin öncesi ve sonrasını ayrıntılarıyla
kayda geçirmiştir. Diğer taraftan Birinci Dünya Savaşı sırasında
Çarlık orduları, Kafkasya Cephesi'nde savaşan bir devlet olarak
Ermeni meselesiyle ilgili bütün olaylara en yakından tanıklık eden
devlettir. Bölgeye gönderilen Batılı yetkililerin ve misyonerlerinin
gözlemleri, emperyalist emellerini bir kenara bıraktığımızda dahi,
"kişiselliği" aşamazken, Rusya devlet olarak
olayları gözlemlemiştir.
Bu sebeple Rus
arşivlerinde, Çarlık Rusyası'nın, en üst düzeydeki yetkilileri tarafından
imzalanmış birçok "çok gizli" raporlar ve
yazışmalar bulunmaktadır. Özellikle raporlar ve iç yazışmalar, devlet
yetkililerinin gerçeği belirlemeye yönelik samimi değerlendirmelerini
içermektedir. Çünkü bunlar, kamuoyu yaratmaya yönelik propaganda
malzemesi değil, dediğimiz gibi "çok gizli" kayıtlı
belgelerdir.
Diğer taraftan
Ermeni devlet arşivlerindeki çok sayıda önemli belge bugün araştırmacılara
kapalıdır. Ancak o belgelere Rus devlet arşivleri üzerinden ulaşma
imkânı vardır. Çünkü Ermenistan hem Çarlık hem de Sovyet zamanında
Moskova'ya bağlı bir toprak parçası olduğundan, oradaki belgelerin
ciddi bir kısmı Rus arşivlerinde de bulunmaktadır.
- Dünyayı
paylaşan kuvvetler, Ön Asya'da Ermeni halkına nasıl bir rol biçtiler?
- Doğu'nun paylaşılmasında rekabet halinde olan Rusya ve Avrupa,
Ermenileri kimin kullanacağı konusunda da yarışmışlardır. Ancak
20. yüzyılın başında kontrol esas olarak İngilizlerin eline geçmiştir.
Rus yetkililerinin yazdığı raporlar, özellikle İngilizlerin Ermeni
meselesindeki kışkırtmalarını ortaya koymaktadır. Yetkililerin saptamalarına
göre, bu yöntemlerle bir yandan Türkiye ile Rusya'nın arasını açma
amacı güdülmüş, öte yandan Osmanlı Devleti içindeki merkezkaç kuvvetleri
desteklenmiştir. Böylece Osmanlı topraklarını paylaşmak amaçlanmıştır.
Birinci Dünya
Savaşı sırasında ise Osmanlı tebaasına ait Ermenilere Türkiye'yle
savaşan ülkeler tarafından şu misyon yüklenmiştir: Ermeniler, cephe
gerisinde ayaklanma çıkararak Türk ordusunu zaafa uğratacaktır.
Bu birinci görevdir. İkincisi ise oluşturulan Ermeni gönüllü birlikleri
yoluyla Türk ordusunun savunma hattını yararak düşman ordularının
işgalini kolaylaştırmaktır. Ayrıca bu temelde Rus yetkililerinin
yazdığı sayısız rapor vardır. Geniş örnekleri kitapta yer almaktadır.
Ayrıca her iki
görevin yerine getirilmesinde Türkiye Ermenileri aktif rol oynamıştır.
Mesele birkaç Taşnak teröristinin işinden ibaret değildir. Gönüllü
birliklerin oluşturulmasına ve ayaklanmalara ne yazık ki geniş Türkiye
Ermenisi kitleler katılmıştır. Arşivler, düşman ordularına hizmet
etmek ve Türkiye'ye karşı gönüllü birliklerde savaşmak için Türkiye
Ermenilerinin yabancı yetkililere başvurularıyla doludur. Osmanlı
uyruklu aydınlardan ve doktorlardan üniversite öğrencilerine ve
sıradan köylülere kadar binlerce Ermeninin listeleri arşivlerde
isim isim mevcuttur. Bu belgeler, tehdidin ayrılıkçı örgüt yönetici
ve militanlarıyla sınırlı olmadığını göstermesi ve tehcirin nedenlerini
açıklaması bakımından önemlidir.
Mesela Ermeni
devlet adamı Boryan, Ermenilerin Van ayaklanmasını değerlendirirken
askeri harekâtın cephe gerisinde on bin kişilik bir kitle devlete
karşı ayaklanma çıkardığı zaman devlet iktidarının ve devlet adamlarının,
meşru müdafaa adına sorumlu önlemler alması gerektiğini belirtir.
Boryan bu hallerde, ayaklanmayı bastırma imkânlarını arayıp
bulmak ve kendi devletini korumak gibi önemli bir görevin ortaya
çıkacağını söyler. O zaman Boryan'a göre "amaç,
aracı haklı kılar" ilkesi devreye girer.
Boryan
ardından, "Ermenilerin ayaklanması, onların tarihi ve
hukuki hakkıdır. Eğer devlet, halk ayaklanmasını sert bir şekilde
eziyor ve ayaklananları bastırıyorsa, bu da onun tarihi ve hukuki
hakkıdır" ifadesini kullanır.
Menşevik Gürcistanı'nın
Toprak Bakan Yardımcısı Karibi de, "Avrupa'da
hangi medeni devlet, Türklerin içinde bulunduğu durumla karşı karşıya
gelse aynı tedbirleri alırdı" sözlerini sarf etmektedir.
"Ermenistan
yapılmak istenen topraklarda Müslüman nüfus Ermenilerin beş katı"
- Birinci
Dünya Savaşı döneminde Büyük Britanya, bu coğrafyada Kürdistan ve
Ermenistan kurulmasını öngördü. Bölgede Ermeni devleti nasıl ortaya
çıktı?
- Şimdi bu meselede önemli olan nokta şu: Büyük Ermenistan projesinin
kapsamına giren Osmanlı topraklarında Müslüman nüfus Ermeni nüfusun
5 katı. Bunu ben söylemiyorum. Kitapta örneklerini verdiğim Çarlık
ve Sovyet kaynakları söylüyor. Dolayısıyla Balkanlar'da ve Ortadoğu'da
Osmanlı İmparatorluğu'ndan ayrılıp bağımsızlığını ilan eden devletlerle
Büyük Ermenistan projesi arasında çok ciddi bir fark var. Kitapta
yer verdiğim belge ve kaynaklar bu projenin haklı temelinin bulunmadığını,
ancak emperyalist devletlerin yardımıyla bölgeyi kan gölüne çevirerek
gerçekleşebileceğini belirtiyorlar. Gerçekten de bu proje uğruna
bölge emperyalist devletlerin kışkırttığı çok ciddi kırımların yaşandığı
bir alana dönmüştür.

"Taşnaklar
800 bin Kürdü imha etti"
Bakın ilginçtir,
Türk iktidarına karşı savaşan, ayrılıkçı ve hatta Ruslarla işbirliği
yapan Kürt aşiretleri dahi Taşnak çetelerinin kırım politikasının
kurbanı olmuştur. Çarlık Rusyası'nın generalleri, Taşnaklar yüzünden
Kürtleri Türklere kaptırıyoruz diye yakınmaktadır. Yine kitapta
yayımladığım üzere Taşnak kaynakları Birinci Dünya Savaşı sırasında
800 bin Kürdün imha edildiğini ifade etmektedir.
- Bu devlet,
bölge politikasında nasıl bir rol oynamalıydı?
- Lenin ve Stalin gibi Sovyet iktidarının en üst düzey
önderleri, Ermeni Bolşevik teorisyenleri, Ermeni meselesinin özüne
ilişkin birçok saptamada bulunmuşlardır. Yazışmalara, raporlara
yansıyan bu saptamalara göre Ermeni meselesi, emperyalist devletler
tarafından Türkiye'nin paylaşılmasında bir araç olarak kullanılmıştır.
"Emperyalizmin
taşeronu Taşnaklar"
Sovyet önderleri,
Taşnak Ermenistanı'nın İngiliz politikası gereği devrimci Türkiye
ile Sovyet Rusya arasına bir duvar ördüğünü ve Birinci Dünya Savaşı
sonrasında da emperyalizmin bölgedeki taşeronlarından biri olduğunu
saptamışlardır. Taşnak Ermenistanı, Batı'nın Doğu'daki planlarını
gerçekleştirmede bir üs görevi görmüştür.
"Taşnaklar
etnik temizlik yaptı"
Sovyet belgeleri,
Taşnakların yaklaşık bugünkü Ermenistan sınırları içinde yaptıkları
etnik temizliği de kanıtlamaktadır. "Saf"
milli bir devlet kurma adına Müslüman nüfusun önemli bir kesimi
Taşnak iktidarı tarafından ortadan kaldırılmıştır. Ayrıca Kilikya
olarak adlandırılan Adana, Maraş bölgesinde de Fransızların himayesi
altında sistematik olarak Müslüman nüfus kılıçtan geçirilmiştir.
Ermeni nüfus
da Taşnak diktatörlüğünden payını almıştır. Ermeni halkının Taşnak
zulmüne uğradığı Sovyet belgelerince saptanmaktadır.
Sovyet arşiv
belgelerinin açık bir şekilde kanıtladığı üzere Ermenistan'da, Türk
Ordusu'nun ve Kızıl Ordu'nun askeri işbirliği sonucunda Taşnak iktidarına
son verilmiş ve Sovyet iktidarı kurulmuştur. Bugün soykırım olarak
adlandırılan Türk Ordusu'nun Ermenistan üzerine harekâtı, en üst
düzeydeki Sovyet yetkilileri tarafından desteklenmiş ve ilerici
bir hareket olarak değerlendirilmiştir. Türkiye'nin bu harekâtı,
vatan savunması kapsamında görülmüştür.
Bugün Ermeni
şoven milliyetçilerinin en az Talat ve Enver paşalara
yönelik olduğu kadar Sovyet liderliğine de saldırması bu yüzdendir.
Rusya Ermeni Birliği, Ermeni Soykırımının Koruyucuları ve Suç Ortakları
başlıklı bir kitapta bu yöndeki belgeleri derlemiş ve Leninleri,
Stalinleri sözde Ermeni soykırımının suç ortakları olarak
değerlendirmiştir. Ermeni diyasporası, siyaset ve bilim çevreleri,
"Ermeni soykırımında" Rusya'nın Türkiye ile eşit
sorumluluğa sahip olduğunu vurgulamakta, bu içerikte yayınlar çıkarmakta,
toplantılar düzenlemektedirler. Burada altını çizmek gerekir ki,
bazı Ermeni çevreleri Sovyet devleti üzerinden Rusya'yı mahkûm etmek
peşindedirler.
"Kafkas
Ermenileri Türkiye Ermenilerini emperyalist işbirliğine zorladılar"
- Ermeni
milliyetçiliği nasıl doğdu ve özellikleri nelerdi?
- 1915 olaylarına giden süreci anlamanın en temel noktalarından
biri de Ermeni milliyetçiliğinin doğuşu ve özelliklerinin incelenmesidir.
Çarlık belgeleri, Ermeni milliyetçiliğinin Batı'nın ve Çarlık Rusyası'nın
özellikle 19. yüzyılda başlayan Ermenileri Türkiye'ye karşı kullanma
tasarımlarına paralel olarak geliştiğini göstermektedir. Yani Ermeni
milliyetçiliği dışarıdan gelen bir düşmana karşı değil, dışarıdan
gelen düşmanla işbirliği içinde bölge halklarına karşı doğan bir
hareket olmuştur. Özellikle arşivlerde yer alan o döneme ait Ermeni
yayınları ve belgeleri, Ermeni milliyetçiliğinin işbirlikçi, ırkçı
ve saldırgan köklerini net bir şekilde ortaya koymaktadır. Kafkasya'daki
Ermeni aydınları, daha 19. yüzyılın sonlarında emperyalist devletlerle
"işbirliği" içinde bağımsız bir Ermeni devleti
kurmanın hayaline kapılmışlardır ve bu fikirlerini Türkiye Ermenilerine
zorla aşılamaya çalışmışlardır.
"Ermeni
Milliyetçiliğinin Babası Artsruni'ye göre Türkler yeryüzünden silinmelidir"
Bu
çerçevede Ermeni milliyetçiliğinin ilk teorisyenlerinden G. Y.
Artsruni'nin fikirleri ve hareketi oturttuğu temel büyük önem
taşımaktadır. Artsruni, bir taraftan emperyalist Batılı devletleri
bölgeye müdahaleye çağırırken, diğer taraftan Türk ve Kürtlere karşı
ırkçı yaklaşımlarda bulunmaktadır. Ermeni milliyetçiliğinin babasına
göre Doğu sorunu arî ve semit ırkların Turanî, Türk ırklarına karşı
mücadelesidir. Türk ırkı yeryüzünden silinmeden bu sorun asla çözülmeyecektir.
Dünyadaki temel
çelişmeyi ve Ermenilerin özgürleşmesini arî ve semit ırklarla turan
ırklarının mücadelesine bağlayan Artsruni'ye göre doğa, bütün
halklara aynı yeteneklere sahip beyin vermemiştir. Türklerin ve
Kürtlerin dilleri, kültüre ve medeniyete eğilimleri yoktur. Dilleri
vardır, ancak çok geri ve ilkeldir. Bu yüzden insanlığın genel mutluluğu
için kültüre yatkınlığı olmayan halklar, kültürlü halklar tarafından
yutulmalı, güçlü halkların etrafında toplanmalı ve sonunda onlara
karışmalıdır. Ermeniler olmasa Türkler aç kalacaktır, Kürtler yarı
vahşidir ve her an sizi arkanızdan vurabilir. Artsruni'nin bu türden
yaklaşımlarına birçok başka örnek verilebilir. Ayrıca belirtmek
gerekir ki, Artsruni, bugün de Ermeniler tarafından Ermeni milliyetçiliğinin
kurucularından biri olarak kabul edilmektedir. Yani alelade ya da
istisnai bir şahsiyet değildir. Dönemin Ermeni edebiyatına baktığımızda
da aynı sonuçlarla karşılaşıyoruz. Çizilen Türk ve Kürt tipleri
tamamen Ermeni milliyetçiliğinin ırkçı bakışından kaynaklanmaktadır.
"Ermeniler
emperyalizmle zehirlenerek Müslüman komşularına karşı kışkırtıldı"
Anadolu'da basit
komşuluk tartışmaları dışında Müslüman nüfusla beraber uyum içinde
yaşayan Ermeniler, 19. yüzyılın sonunda bu fikirlerle zehirlenerek,
komşularına karşı emperyalist devletlerin çıkarları adına kışkırtılmıştır.
1915'in acı olaylarının zemini bu şekilde döşenmiştir.
"Ermeni
Sorunu Türkiye ile Türkiye'yi paylaşmak isteyen emperyalizm arasında
bir sorundur"
- Batı'nın
Ermeni milliyetçiliğinin doğuşunda ve gelişiminde oynadığı rol nedir?
- Ben, her zaman şunu söylüyorum: Ermeni meselesi, Türklerle Ermeniler
arasında olan bir mesele değildir. Mesele, Türkiye'yle Türkiye'yi
paylaşmak isteyenler arasında bir meseledir. Tarihte de bu böyleydi,
şu an da böyledir. Bakınız, birçok Ermeni bunun muhasebesini yapmış
ve emperyalist devletlerin planlarında rol oynamanın Ermeni halkına
ve bölge halklarına büyük felaket getirdiğini belirtmiştir. Ermenistan'ın
ilk başbakanı ve Taşnaksutyun'un kurucusu Kaçaznuni, çok önemli
bir özeleştiri yapmaktadır. Batılılar tarafından nasıl kandırıldıklarını,
sömürgecilerin çıkarları adına kendi halklarını ateşe attıklarını,
Türkiye'nin aldığı tedbirlerde haklı olduğunu, vatan savunması verdiğini,
bütün suçların kendilerinde olduğunu ve intihar etmekten başka bir
çareleri kalmadığını uzun raporunda anlatmaktadır.
Batılı devletler
bölgede karşılıklı kırımı ateşleyerek herkese büyük acılar yaratmışlardır.
Bir trajedi yaşanmıştır, doğrudur. Ama bu trajedinin sorumluları,
Ermenileri kullanma politikası güden emperyalist devletler ve onların
planlarına alet olan Taşnaklardır. Bu tespit, Rus ve Ermeni devlet
adamlarına aittir. Belgeleri kitapta var.
Dolayısıyla
bugün de Batı'nın müdahalesini bertaraf etmeden bizlere rahat yoktur.
Ne Türklere, ne Ermenilere, ne Azerbaycanlılara ne de Ruslara. Bölgedeki
sorunları çözecek ve kalıcı barışı sağlayacak olan da budur.
"Ermeni
çetelerini kullanan Rus komutanlar bile onların yaptığı vahşet karşısında
dehşete kapılmışlardır."
- Araştırma
yaptığınız dönemde Ermeni gönüllü birliklerinin kırım ve yağma politikası
biliniyor. Rus arşivleri bu olguyu kanıtlıyor mu?
- Rus arşivlerindeki
belki de en ilginç belgeler, Ermeni gönüllü birliklerinin katliam
ve yağma politikasını bütün açıklığıyla ortaya koyan belgelerdir.
Çarlık generallerinin ve subaylarının yazdığı yüzlerce rapor ve
Çarlık askeri mahkemelerinin yüzlerce tutanağı ve kararları göstermektedir
ki, Birinci Dünya Savaşı sırasında işgal edilen bölgelerde Ermeni
gönüllü birlikleri Müslüman halka karşı vahşi kırımlara girişmiş
ve mallarını yağmalamıştır. Kitapta yer alan belgelere göre bu uygulamalar
sistemlidir. Ermeni çetelerini kullanan Rus komutanları bile bu
vahşet karşısında dehşete kapılmışlardır. Birçok Ermeni subay ve
asker, bu nedenle Çarlık ordusunun askeri mahkemelerinde yargılanmış
ve idam cezasına çarptırılmıştır.
İlginç değil
mi? Türkiye'yle o sırada savaşmakta olan Rus ordularının askeri
mahkemeleri, Birinci Dünya Savaşı'nın en kanlı çatışmalarının yaşandığı,
yani Türklerden nefret etmeleri gerektiği bir dönemde kendi emri
altında görev yapan Ermeni subay ve askerleri yargılıyor. Kitaba
bu mahkeme tutanaklarından 2 tane örnek koydum ama elimde 700'den
çok sayfa daha Ermeni subayların katliam ve yağma politikasını anlatan
mahkeme tutanakları var. Onları da ayrı kitap yapacağım.
Aslında Çarlık
yetkililerinin bu tavrı anlaşılırdır. Çünkü Rusların işgal ettikleri
bölgelerde Ermeni birliklerinin yaptıkları kırımlar ve yağmalar
düzenin kurulmasını engellemekte ve Çarlık yetkililerini bile rahatsız
edecek boyutlara varmaktadır. Rusya, köklü bir devlet geleneğine
sahiptir. Yağma ve kırım ise ancak kabile devletlerine ait bir olaydır.
Bu katliamların
ve yağmaların tehcirden önce başlaması da ayrıca önem taşımaktadır.
Yani tehcire tepki olarak değildir. Tam tersine bu kırım ve yağma
politikası, tehciri zorunlu hale getirmiştir.
"Taşnaklar
İkinci Dünya Savaşı'nda Nazilerin yanında yer aldı"
- Taşnaklar,
İkinci Dünya Savaşı'nda milyonlarca insanı katleden Nazilerin yanında
yer aldı. Rus arşivlerinde buna ilişkin belgeler var mı?
- Bağnaz Ermeni
milliyetçiliğinin saldırgan ve şoven kökenlerinden bahsetmiştim.
Onun geldiği noktayı görmek açısından bu belgeler çok önemli. Taşnaklar,
Birinci Dünya Savaşı sırasında nasıl yaşadıkları ülkenin düşman
orduları için gönüllü birlikler oluşturduysa İkinci Dünya Savaşı'nda
da aynı şeyi yapmışlardır. Bu sefer Hitler Almanyası'nın yanında
SSCB'ye karşı. Taşnaklar, faşist Alman orduları için gönüllü birlikler
oluşturarak bölge halklarına karşı yeni bir suça imza atmışlardır.
Birinci
Dünya Savaşı'nda Müslüman nüfusa karşı yaptığı katliamlarla
ün salan Dro, İkinci Dünya Savaşı'nda bu sefer
Nazilerin yanındadır. Dro ve Taşnaklar, SSCB'de 18 milyon
insan hayatını bu savaşta kaybederken gamalı haçın (svastika)
önünde Nazi yemini etmektedir.
Sovyet Ermenistanı'nda
da bu konuda kitaplar basılmıştır. Mesela 1987 yılında Erivan'da
çıkan R. A. Martirosyan'ın "Taşnaksutyun Partisi'nin
İkinci Dünya Savaşı Yıllarında Halk Karşıtı Faaliyeti (Antinarodnaya
Deyatelnost Partii Daşnaktsutyun v Godı Vtoroy Mirovoy Voynı)"
isimli kitabına bakılabilir.
Haziran 2011
|