AnaSayfa/Accueil/Home » Gündem-Güncel » AKP Pusulam Kaymasın Diye

AKP Pusulam Kaymasın Diye

AKP Pusulam Kaymasın Diye

AKP pusulam kaymasın diye…

AKP pusulasını kaydırmamak için zarftaki pusulanın birinin seçimini yapıyor 23 Haziran’da 20 TL’lik siyaset adına…

 

 

 

 

 

Evet;

Yapılan başkanlık seçimi değil, zarfın içindeki bir pusulanın seçimidir. AKP bu pusulayı kazanamaz ise pusulası kayar…

23 Haziran’da Koala performanslı Binali’nin şansı sizce nedir?

Şansını artırmak için, Fox TV, İsmail Küçükkaya moderatörlüğünde Binali ve İmamoğlu 16 Haziran 2019 gecesi karşı karşıya geldi.

Bence;

Bir brifingde, dahası Karayolları Güvenlik Kuruluna verdiği brifingde; “İDO adına üretilen ‘Hızlı Deniz otobüslerini’ üreten ülkeler kullanmazken siz neden 7 tane birden aldınız?” soruma yanıt veremeyen, o dönemin, R.T.Erdoğan dönemi İDO Gn. Müdürü Koala performanslı Binali’nin, İmamoğlu karşısında hiç şansı yok; tek umudu oyuncuları… Yine de, o yavaşlığıyla aradaki farkı kapatamaz…

Moderatör bir ara Binali’yi kurtarma seansına geçti geçmesine de kurtaramayacağını anlayınca vaz geçti; çünkü Binali; bina okumaya döne döne yine okumaya başladı… İmamoğlu başarılı değil, çok-çok başarılıydı. Özellikle, 20 TL’lik siyasetçiyi örneklemek için; bütün 20 TL’yi çıkarıp; “Bunun içinde 1 adet 5 TL sahte imiş ve bu yüzden 20 TL’yi iptal ettiniz, bunu nasıl anladınız?..”

vurgulu siyaseti müthişti… Binali bey, eğer siyasetin Cinalisi olsa, 4 adet 5 TL çıkarır ve derdi ki; “Kardeşim bunların toplamı 20 TL eder, işte bunlardan bir tanesi sahte ve o bir tane iptal edildi, anladın mı!?..” der ve anında öne geçerdi; dahası, aklı karışmış cahil kitlesini çekerdi kendine. Yani; her şey çok güzel olacak derken, her şey çok kötü olabilir ve de İsmail Küçükkaya Binali’nin “Onla

görüştü, benle görüşmedi” küskünlük bazında bu kadar başarısız olmazdı… Bu; İmamoğlu karşısındaki Binali’nin ne denli yetersiz-boş olduğunun kanıtı… Ki bir ara o boşluğa vurgu da yaptı, İmamoğlu… Doğru, Binali’nin aklına gelmiş olsa 4 adet 5 TL’yi nerden bulacak? Bulmasına gerek yok, m-izah ederdi. Benim bu düz değil dümdüz mantıklı, siyasi algıya tecavüz eden siyasi hilemi

yuttururdu… İşin ilginç yani bir zircahil benim bu dümdüz mantığımı alarak video çekip Youtube’e koyması ve 250 bin kişinin tıklaması.

Bunların onda biri oyları tıklamaz, tıklayanların çoğu şahsın aptalca iddiası…

Burada antrparantez açmak isterim; [[Son birkaç gündür, AKP düşmanı gözüken ve her deminde AKP’yi eleştiren Fatih Portakal nedense İmamoğlu üzerine gider oldu, hem de ısrarla. İmamoğlu Ordu valisine küfretmiş. Be kardeşim, sabah akşam küfredenleri öteleyip İmamoğlu’nun düşük dozajlı -ki küfrün düşük dozajı olmaz, doğru- küfrünü ısrarla neden tekrarlıyorsun… Bu duruşunuz

bendeki bastırılmış komplo teorimi tetikledi, “İtina ile AKP’ye muhalefet yapılır” teorimi. Doğrusu; Fox ve Sözcü gazetesi acaba AKP’nin, “demokrasi var” katı gözüken yalanının projesi mi?”

Binali cephesi, her şeyi ile kaybetme sürecine girince, Ordu Valisine küfrettiği ve özür dilemesi gerektiğini gündeme getirir oldu.

Getiren kişi de tepedeki kişi. İyi de bu kişi değil miydi; çiftçiye; “Ananı da al git buradan” diyen, Şehitlere kelle diyen, Devlet Bahçeli’ye ve Fatih Portakal’a zürriyetsiz diyen; kendisi neden özür dilemeyi aklına getirmedi? Bırakın bunu; Mehmet Cengiz denen kişinin milletin ….koyayım diyen küfrü için özür diletmedi…

Tamam, Fox TV ve Sözcü tüm bunları gündeme getirdi getirmesine de, çok küçük nüanslarla büyük etki yaratan zamanlamalara neden dikkat etmeyip adeta karşı tarafa avantajlar servis ettiler?! Örneğin; Portakal’ın sürekli İmamoğlu’nun küfür ettiğini ısrarlayıp, adeta Erdoğan’a ısmarlaması. İsmail Küçükkaya’nın otelde İmamoğlu ile görüşmesi ve danışmanlarıyla tartışması, Binali ile baş başa görüşülmemesi ve danışmanlarıyla diyalogların geliştirilmesi; bunlar bana karşı tarafın şeytansı kurguları gibi geldi… Gerek Portakal, gerek moderatör TV ekranında rahat değiller. Misyonları demokrasi mi, yoksa kurgusal siyasi rant mı anlamak zor… İşte bu açmazları işlemek için Erdoğan sahaya inecek ve sesini yükseltecektir….

Evet; Binali Yıldırım ile Ekrem İmamoğlu; 31 Mart 2019 İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı için yarıştılar. Yarışı İmamoğlu 14 bin İstanbullu ile seçimi önde bitirdi. Devreye YSK girdi ve eski kararlarını hiçe sayarak, dahası Anayasa’yı çiğneyerek seçimi iptal etmedi, zarfın içindeki 4 pusulanın birini, yani İmamoğlu ve Binali oylarını belli edecek olan pusulayı iptal etti. Çünkü o sahte imiş ve 23 Haziran’da seçimi yapılacak. Neymiş efendim oy çalınmış. İyi de kim çaldı? Ses yok. Fakat sürekli çalındı, çalındı çığlığı… Kim çaldı, yine ses yok, sonunda lafın gelişi öyle söylediklerini söyleyenler, dahası söyletenler; daha dahası; R.T.Erdoğan ve D.Bahçeli,

anladılar ki İstanbul seçimini almak çok zor. Bu işin sorumluluğunu Binali’ye bırakalım diyerek, saldılar çayıra. Allah kayıra…

Seçim siyaseti bir yana, siyaset biliminin akıl ve hafızasının almayacağı bu siyasi kararın özünde İstanbul rantını kaybetmemek. Düşünün, İstanbul devlet bütçesinin neredeyse % 41’ini oluşturuyor. Vesselam kısa kelam; Türkiye ve AKP ekonomisinin kalbi İstanbul’da atıyor. Burayı kaybetti mi; Genel Seçimi kaybedecek, çünkü asalaklarını besleyemeyecek….

Ve diyorum ki; İstanbul Başkanlığı için yapılacak pusula seçimini kazanamaz ise, AKP’nin pusulası kayar… Ve elinden geleni asla ardına, dahası İmamoğlu’na bırakmayacak…

Fakat bu riske giremez. Girmemelidir de, çünkü ve de aksi taktirde R.T.Erdoğan bırak oyu, ardında bir kişi bile bırakmaz; her şeyini kaybeder ve tarih sayfasının tüm harflerini siler…

 

 

evesbere@mynet.com

 

Tüm Yazıları»

 

Şevket Çorbacıoğlu / Bizim Anadolu / 20 Haziran 2019

 

Share with your friends / Partagez avec vos amiEs / Dostlarınızla paylaşın...
  • 1
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
    1
    Share

Leave a Reply